Daniel Quinn – İsmail (2012)

 

  • İSMAİL, Daniel Quinn, çeviren: Selen Çalık, Maya Kitap, roman, 293 sayfa

Daniel Quinn ‘İsmail’ romanında, insanoğlunun doğaya ve kendine verdiği zararları, eleştirel, mizahi ve akıcı bir üslupla anlatıyor. İsmail isimli bir gorilin, gazeteye “Öğretmen öğrencilerini arıyor” başlıklı bir ilan vermesiyle başlayan roman, bu ismin, ilana başvuranları doğa ve insan konularında aydınlatmasıyla ilerliyor. İnsanlığın çevre bilincinden uzak olduğunu söyleyen İsmail, kendini, dünyanın karşı karşıya olduğu felaketlerin vehametini ortaya koymaya adamıştır. Bilge goril, insanlığın yerleşik düzene geçişinden günümüze uzanarak, dünya kaynaklarının tüketimini, savaşları ve çevrenin tahribini anlatıyor.

Natsume Soseki – Gönül (2012)

Japon edebiyatının öncü kalemlerinden Natsume Soseki’nin ‘Gönül’ (Kokoru) romanı, 1914’te yayımlanmıştı.

Roman, üniversite öğrencisi anlatıcısının “Hocam” (Sensei) diye hitap ettiği bir karakterin, aşk ve dostluğa dair ilginç deneyimlerinden oluşuyor.

İçine kapanık biri olan “Hoca”nın, karısı dışında iletişimde bulunduğu tek kişi, daha sonra aralarında büyük bir dostluğun başlayacağı anlatıcıdır.

“Hoca”, bir anlamda günah çıkaracağı anlatıcıya, gençliğinde yaşadığı bir aşkı, aynı kıza aşık oldukları çocukluk arkadaşı K.’yla aralarındaki çekişmeyi ve K.’nın trajik sonu nedeniyle yaşadığı vicdan azabını anlatacaktır.

  • Künye: Natsume Soseki – Gönül, çeviren: Bilal Ünal, Paraf Yayınları, roman, 382 sayfa

Caryl Férey – Zulu (2012)

 

  • ZULU, Caryl Férey, çeviren: Pınar Ercan, İthaki Yayınları, roman, 396 sayfa

Caryl Férey’in Güney Afrika’da geçen ‘Zulu’su, kara büyü, uyuşturucu, siyaset ve ırkçılık arasında gidip gelen bir hikâye anlatıyor. Romanın başkahramanı, Cape Town’daki ağır suçlar departmanında görevli Ali Neuman’dır. Küçüklüğünden itibaren Afrika’ya özgü şiddet ve AIDS gerçeğiyle tanışmış olan Neuman, şimdiyse hayatının en korkutucu deneyimini yaşamaktadır. Beyaz bir genç kızın cesedi bulunmuştur ve işin vahim yanı, kadının bedeni yeni tür, çok tehlikeli bir uyuşturucunun etkisi altındadır. Neuman, bu cinayeti çözmeye çalışırken, ülkesini cehenneme çeviren Apartheid döneminin kalıntılarıyla da boğuşacaktır.

Janet Frame – Bir Başka Yaza Doğru (2012)

 

  • BİR BAŞKA YAZA DOĞRU, Janet Frame, çeviren: Z. Ceyil Özmen, Yapı Kredi Yayınları, roman, 208 sayfa


Janet Frame, yaşadıklarından hareketle yazdığı ‘Bir Başka Yaza Doğru’da, insanlar arasına karışmakta sıkıntı yaşayan, iç dünyası alt üst olmuş Grace Cleave’in hikâyesini anlatıyor. Romanı üzerinde çalışmakta olan Cleave, bir röportaj esnasında tanıştığı Philip Thirkettle’dan bir kartpostal alır. Thirkettle onu, ailesiyle birlikte yaşadığı Relham’daki eve davet etmektedir. Ne var ki, ne seyahat etmek ne de insanların arasına karışmak Cleave için basit mevzulardır. Thirkettle ve ailesini ziyaret etme fikri bir fırtına yaratmış ve Cleave’in dünyadaki yerini sorguladığı, kimlik bunalımı yaşadığı bir süreç başlamıştır.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Budala (2012)

  • BUDALA, Fiyodor Mihayloviç Dostoyevski, çeviren: Mehmet Özgül, Everest Yayınları, roman, 761 sayfa

Dostoyevski, ‘Budala’da, dünya edebiyatının en meşhur karakterlerinden birinin, saralı hasta Prens Lev Nikolayeviç Mışkin’in yaşadıklarını anlatıyor. İsviçre’de bir hastanede tedavi gördükten sonra ülkesine dönen yirmi altı yaşındaki Mışkin, toy, saygılı, iyiliksever, sıkılgan ve saflık derecesinde içtendir. Mışkin’in, toplumca “budala” olarak yaftalanan kişiliği, “normal insanlar”, yani açgözlüler, şehvet düşkünleri, sarhoşlar, kibirliler ve soytarılarla dolu Petersburg’a aykırıdır. Dostoyevski’nin hayatından izler de taşıyan roman, sıra dışı bir karakterin toplumla ve kendisiyle hesaplaşmasına dayanıyor.

Mario Giordano – Deney (2012)

1972’de Stanford Üniversitesi’nde yapılan Zimbardo Deneyi, bir cezaevi simülasyonuna dayanıyordu.

Adını, yürütücüsü Philip G. Zimbardo’dan alan bu sosyal psikoloji deneyine katılan öğrenciler, gardiyan ve tutuklu olarak iki gruba ayrılmıştı.

Okulun, bir hapishaneye çevrilmiş bodrum katına yeleştirilen öğrencilerin, kendilerine verilen rolleri çabucak kabullenmeleri oldukça şaşırtıcıydı.

İşte Mario Giordano, Zimbardo deneyinden esinlenerek bu romanı kaleme almış.

İki kez sinemaya da uyarlanmış roman, insanın otorite ve güç ile ilişkisini, insanların içinde bulundukları koşulların onları nasıl belirlediğini irdeliyor.

  • Künye: Mario Giordano – Deney, çeviren: Regaip Minareci, Sel Yayıncılık, roman, 294 sayfa

Yiğit Bener – Kırılma Noktası (2012)

 

  • KIRILMA NOKTASI, Yiğit Bener, Can Yayınları, roman, 251 sayfa

Türkiye’de yaşanan 17 Ağustos Körfez depreminde, resmi kayıtlara göre yirmi bin kişi öldü. Yiğit Bener elimizdeki romanında, başkahramanı Selin aracılığıyla bu felaketin ve felakete neden olan toplumsal yozlaşmanın bir hikâyesini kaleme getiriyor. Bener’in romanı, depremle birlikte alt üst olan hayatlara tanık olan öğretim görevlisi Selin’in, buna dair bir roman yazmaya karar vermesiyle açılıyor. Selin’in kurgusu, üç ayrı koldan hikâyeyi anlatmaya koyulur. Kısa bir süre sonra yazma deneyimi, genç kadın için büyük bir duygusal çöküntüye ve sistemi baştan sona sarmış devasa çürümeyle bir yüzleşmeye götürecektir.

Carlos Fuentes – Bütün Mutlu Aileler (2011)

  • BÜTÜN MUTLU AİLELER, Carlos Fuentes, çeviren: Zeynep Önal, Can Yayınları, roman, 420 sayfa

 

Carlos Fuentes, elimizdeki romanı ‘Bütün Mutlu Aileler’de, ülkesi Meksika’nın aile yapısını masaya yatırıyor. Fuentes, buradaki öyküleri yoluyla, ülkesinin tezatlarla dolu dokusunu tasvir ederken, aynı zamanda evrensel bir insan hikâyesi de ortaya koyuyor. Roman, Meksikalıların bugününü, kendilerini tanımladıkları kimlik anlayışları eşliğinde izlerken, yetkin bir üslupla, bu kimliğin belirleyici unsuru olan travmaların kökenine iniyor. Roman, ailelerin mikro hayatı ekseninde ve farklı kesimleri temsil eden karakterlerinin bakış açısından, Meksika’nın aile yaşamını, alışkanlıklarını, sınıfsal hiyerarşilerini ve ataerkil yapısını irdeliyor.

Jean-Yves Cendrey – Honecker 21 (2011)

  • HONECKER 21, Jean-Yves Cendrey, çeviren: Z. Canan Özatalay, Everest Yayınları, roman, 209 sayfa

 

Jean-Yves Cendrey, ironik üslubuyla öne çıkan romanı ‘Honecker 21’de, bir yandan otuz yaş bunalımının, öte yandan sıkıcı ve baskıcı iş ilişkilerinin üstesinden gelmeye çalışan Matthias Honecker’in trajikomik hikâyesini kaleme getiriyor. İşinde büyük bir yabancılaşma yaşayan Honecker, depresif bir dünyaya adım atmak üzeredir. Bu esnada, karısı da ona, bir çocuklarının olacağını “müjdeler”. Bu sürpriz, onun gerilimli hayatına, kendini hiç hazır hissetmediği sorumluluklar da ekler. Rüzgârın estiği yöne göre savrulan bir adam haline gelmiş Honecker, patronunun dayatmalarının da arttığı bu dönemde, hayatına dair kritik bir karar almak zorundadır.

Tayeb Salih – Kuzeye Göç Mevsimi (2011)

  • KUZEYE GÖÇ MEVSİMİ, Tayeb Salih, çeviren: Adnan Cihangir, Ayrıntı Yayınları, roman, 136 sayfa

 

Sudanlı yazar Tayeb Salih, yetkin romanı ‘Kuzeye Göç Mevsimi’nde, Batı’da aldığı eğitimden sonra ülkesine dönen anlatıcısının yaşadıklarını hikâye ediyor. Nil kıyısındaki küçük bir köyde geçen roman, anlatıcı ile Mustafa Said ve Said’in karısı Hasna gibi güçlü karakterler ekseninde, köydeki basit yaşamı, köy halkı arasındaki ilişkileri, geleneklerin baskısını ve bireyin bunun karşısındaki özgürlük arayışını anlatıyor. Roman, Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney arasında parçalanmış bu anlatıcının dünyasını ustaca yansıtmasıyla olduğu kadar, bir halkın, sömürge yaşamından sonra yeni bir kimlik arayışına koyuluşunu derinlemesine işlemesiyle de dikkat çekiyor. Salih’in, ilk olarak 1966 yılında yayımlanan romanının, 2001’de, Arap Edebiyat Akademisi tarafından 20. yüzyılın en önemli romanı olarak ilan edildiğini de belirtelim.