Fırat Kargıoğlu – Giyotine Karşı (2021)

Postmodernizmin Aydınlanma’ya ve bu bağlamda Fransız Devrimi’ne yönelik eleştirisinin muhafazakâr siyaset felsefesindeki kökenleri üzerine nitelikli bir analiz.

Fırat Kargıoğlu, bir anlamda postmodern eleştiriyi muhafazakâr eleştiriyle ilişkilendiriyor, bunu yaparken de postmodernizm öncesine ışık tutuyor.

Kitap üç bölümden oluşuyor.

İlk bölümde, Aydınlanma felsefesi, muhafazakârlık ve postmodernizmin ne olduğu ayrıntılı bir şekilde açıklanıyor.

İkinci bölüm, Fransız Aydınlanmacılığının belirleyici yönü olan kurucu akılcılığın siyasal anlamını aydınlatıyor ve buna yönelik siyasal eleştiriyi analiz ediyor.

Kitabın son bölümünde ise, kimi muhafazakâr ve postmodern düşünürlerin Aydınlanma ve Fransız Devrimi’ne yönelik eleştirileri ele alınıyor.

Kargıoğlu burada, Edmund Burke, David Hume, Adam Smith, Michel Foucault, Richard Rorty ve Chantal Mouffe’un fikirlerini bu bağlamda değerlendiriyor.

  • Künye: Fırat Kargıoğlu – Giyotine Karşı: Aydınlanmacılığa Yönelik Postmodern Eleştirinin Muhafazakârlıktaki Gizil Temelleri, Runik Kitap, inceleme, 211 sayfa, 2021

Klaus Rosen – Kavimler Göçü (2021)

Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla sonuçlanmış kavimler göçü üzerine çok iyi bir giriş.

Klaus Rosen, dünya tarihine yön vermiş bu kanlı hareketliliği başından sonuna izliyor.

Kitapta, kavimler göçünün sebepleri, göçün nerede başladığı ve hangi yöne evrildiği ve baş aktörlerinin kimler olduğu ayrıntılı bir şekilde açıklanıyor.

Aynı zamanda kavimler göçünün tarihyazımında nasıl suiistimal edildiğini de gözler önüne seren Rosen, Roma topraklarını işgal eden kavimlerin çoğunluğunu oluşturan Cermen unsurlara ve Avrupa tarihine vurdukları sarsıcı damgaya odaklanıyor.

Çalışma, MS 2. ile 5. yüzyıllar arasında giderek tansiyonu yükselen çalkantılı süreçte, muharebeler, işgaller, taht iddiaları, iç savaşlar, ittifaklar ve ihanetlerle örülü kargaşa yıllarında Batı Roma’yı yıkılmaya götüren ve Avrupa’da modern ulusların oluşumunun temelini atan bu olağanüstü sürece daha yakından bakmak için harika bir fırsat.

  • Künye: Klaus Rosen – Kavimler Göçü, çeviren: Mehmet Yıldırım, Runik Kitap, tarih, 132 sayfa, 2021

Thomas Junker – Biyoloji Tarihi (2021)

Biyoloji tarihi üzerine kısa ama öz bir çalışma arayanlar, bu kitabı kaçırmasın.

Thomas Junker, biyolojinin antik çağlardaki kökenlerinden Mendel ve Darwin gibi isimlerin katkılarına, oradan modern moleküler biyolojiye uzanarak konuyu geniş bir çerçevede açıklıyor.

Biyoloji, genel olarak canlıları inceleyen bir bilim dalı olarak özetlenebilir.

Modern biyolojinin iki yüzyıllık bir tarihi olsa da, “Yaşamın bir ilkesi var mıdır?” yahut “Canlı varlıkları cansız varlıklardan ayıran şey tam olarak nedir?” gibi soruların geçmişi insanlığın ilk zamanlarına kadar uzanır.

İşte bir yönüyle insanı doğa üzerine düşünmeye iten etkenleri de açıklayan Junker’in çalışması, biyolojinin tarihsel macerası üzerine iyi kotarılmış bir özet.

  • Künye: Thomas Junker – Biyoloji Tarihi: Yaşamın Bilimi, çeviren: Nesip Cihan Akün, Runik Kitap, bilim, 124 sayfa, 2021

Friedemann Shrenk – İnsanlığın Erken Dönemi (2021)

Son yıllardaki fosil bulgular, insanlığın ilk dönemine ait ön insan türlerinde büyük bir coğrafi çeşitlilik olduğunu ortaya koydu.

Özellikle de paleoekoloji alanındaki veri tabanının oldukça genişlemesi sayesinde, ekolojik değişimler ve Afrika’daki insan oluşumunun belirleyici evreleri arasındaki ilişki netleşti.

İşte söz konusu bulgulardan yola çıkan bu önemli çalışma da, insansı maymunlara ve insanların atalarına, dik yürüyüşün oluşumuna, Afrika’daki ilk yayılımlarına, modern insanlığın kökeni ve kültürün başlangıcına yönelik usta işi bir araştırma.

Afrika’da tarih öncesi insan ve ilk insanların kalıntıları üzerinde saha araştırmaları yapan en önemli bilim insanlarından biri kabul edilen Friedemann Shrenk, hem modern paleoantropolojinin nerede ve nasıl çalıştığını ayrıntılı bir şekilde açıklıyor hem de insanlığın biyokültürel evrimine yönelik hipotezlerin nasıl geliştirildiğini ve bu hipotezlerin nasıl test edilebileceğini gösteriyor.

Kitapta, paleoantropolojik bilginin imkânları ve zorlukları, hominilerin kökenleri, Afrika’daki ön-insan ve ilk insanlar, erken insanların dünyayı fethi ve modern insanın ataları ve akrabalıkları gibi pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

  • Künye: Friedemann Shrenk – İnsanlığın Erken Dönemi: Homo Sapiens’e Doğru, çeviren: Özlem Gerguş, Runik Kitap, bilim, 118 sayfa, 2021

Hans Kloft – Antik Çağ’ın Gizem Kültleri (2020)

Antik Çağ’ın gizem kültlerinin ritüelleri neydi, tanrıları kimdi?

Daha da önemlisi, bu kültler tek tanrılı dinlerde varlıklarını nasıl muhafaza etti?

Hans Kloft, İran’dan Mısır’a, Küçük Asya’dan Avrupa’ya geniş bir coğrafyada gezinerek bu kültlerin izini sürüyor, gizemlerini araştırıyor.

Kloft bunun yanı sıra, söz konusu kültlerin kurumsallaşmış dinlerin içinde varlıklarını nasıl muhafaza ettiklerini açıklıyor ve Roma İmparatorluğu’yla beraber hızlı bir şekilde yayılan Hristiyanlığın içinde de izleri görülen bu gizem kültlerinin ritüelleri ile tanrılarını, başka coğrafyalardaki benzerleriyle karşılaştırıyor.

Kitap, insanoğlunun tarihin bilinen en eski zamanlarından itibaren yaşam biçimine göre değişiklik gösteren çeşitli kültlere tapınmasını ve bu amaçla farklı boyutlarda dini tapınaklar inşa edişini zengin bir bakışla izleyen iyi bir dinler tarihi çalışması.

  • Künye: Hans Kloft – Antik Çağ’ın Gizem Kültleri: Tanrılar, İnsanlar ve Ritüller, çeviren: Tuna Akçay, Runik Kitap, din, 112 sayfa, 2020

Abdullah Eryiğit – Yasa-Üstü İnsan (2021)

Yalnızca Raskolnikov değil, kurtarıcılar, tiranlar ve diktatörler de yasayı aşmayı arzular.

Abdullah Eryiğit, Batı tarihinde uzun bir yolculuğa çıkarak insanın yasayla kurduğu ilişkide sınırları nasıl ve ne şekilde zorladığını gözler önüne seriyor.

“Platon’dan Agamben’e Yasa ve Hukuk İkileminde İnsan” alt başlığını taşıyan çalışma, yasaların genel, soyut ve kişilik dışı niteliği ile şahsi durumlar, istisnai koşullar ve hayat arasında kalan boşluktan hareket ediyor ve söz konusu yasal boşluğu incelemesinin merkezine oturtuyor.

Kitabın ilk bölümü, Roma’nın kuruluş miti ile başlıyor, ardından Batı medeniyetinin bir diğer mihenk taşı olan Antik Yunan’ın, yasa-üstü insan hakkında kendine özgü yaklaşımına odaklanıyor.

İkinci bölümde yasa-üstü insan kavramının antik dönemden modern döneme kadar nasıl ve ne ölçüde değiştiği inceleniyor ve bu bağlamda Cicero, Machiaevelli, Bodin ve Hobbes gibi düşünürlerin fikirleri bağlamında egemenin kim olduğu, kişiliği ve hukuk karşısındaki pozisyonu konularını tartışılıyor.

Kitabın üçüncü ve son bölümü ise, modern dönemde yasa-üstü insan kavramının nasıl dönüştüğünü odağına alıyor ve bunu yaparken de Hegel, Kierkegaard, Schmitt ve Agamben gibi dönemin öne çıkan filozoflarının konuyla ilgili fikirlerini serimliyor.

  • Künye: Abdullah Eryiğit – Yasa-Üstü İnsan: Platon’dan Agamben’e Yasa ve Hukuk İkileminde İnsan, Runik Kitap, hukuk, 224 sayfa, 2021

Angeliki E. Laiou ve Cécile Morrisson – Bizans Ekonomisi (2020)

Bizans İmparatorluğu’nun iktisadi faaliyetleri ve imparatorluğun ekonomisindeki etkin gruplar üzerine usta işi bir çalışma.

İki önde gelen Bizans tarihi araştırmacısı, Angeliki Laiou ve Cécile Morrisson, demografi, tarım, imalat ve şehir ekonomisi, ticaret, parasal gelişmeler, devletin rolü ve ideoloji gibi konular bağlamında, Bizans ekonomisini dördüncü yüzyıldan İstanbul’un fethedildiği 1453 yılına kadar inceliyor.

Devletin iktisadi faaliyetleri kadar şehirlerin üretici rolü ve toprak sahipleri, zanaatkârlar, sarraflar gibi imparatorluk ekonomisindeki etkin grupları odağına alan çalışma, aynı zamanda Bizans ekonomisiyle Batı Avrupa ekonomisini kıyaslıyor ve sanayi öncesi dünyada, karma ekonominin en başarılı örneklerinden birinin neden Bizans ekonomisi olduğunu tartışmaya açıyor.

Bilhassa iktisat tarihi, Bizans tarihi ve genel olarak da Avrupa Orta Çağ tarihi çalışanların muhakkak edinmeleri gereken bir kitap.

  • Künye: Angeliki E. Laiou ve Cécile Morrisson – Bizans Ekonomisi, çeviren: Bahattin Bayram, Runik Kitap, tarih, 295 sayfa, 2020

Jürgen Trabant – Dil (2020)

Okumak olağanüstüdür, fakat asıl mucize okumayı da olanaklı kılan dildir.

Romen dilleri profesörü Jürgen Trabant, gündelik hayatta üzerine pek düşünmediğimiz dili ve dilin tarihsel gelişimini anlatıyor.

Kitapta, şu önemli soruların yanıtları veriliyor:

  • Neden farklı diller mevcut ve bu diller hangi yönlerden birbirlerinden ayrılırlar?
  • Dünyanın ortak bir dile gereksinimi var mı?
  • Dil farklılıklarından doğan engeller hangi yöntemlerle aşılabilir?
  • Dilin, konuşma ve yazmanın, onları çevreleyen dünyayla ilişkisi nedir?
  • İnsanlar neden dillerini severler?
  • Sosyal, bölgesel, cinsel unsurların dil üzerindeki etkileri nedir?

Dil üzerine düşünen, dilleri seven ve dilbilim çalışan her okurun kitaplığında muhakkak bulunması gereken bir eser.

  • Künye: Jürgen Trabant – Dil: Söz ve Yazının Gelişimi, çeviren: Rahman Akalın, Runik Kitap, dil, 120 sayfa, 2020

Thomas Junker – İnsanın Evrimi (2021)

Kısa ve öz bir evrimsel biyoloji çalışması.

Biyoloji tarihçisi Thomas Junker, insanın nasıl oluştuğunu çok yönlü bir biçimde ortaya koyuyor.

Tarih boyunca insanın çevre koşullarına nasıl adapte olduğunu izleyen Junker, aynı zamanda “insan doğası” üzerine de derinlemesine düşünüyor.

Kitapta, insanın nasıl var olduğunun yanı sıra, atalarının kimler olduğu; insanların beden yapıları, görünüşleri ve davranışlarının nasıl açıklanabileceği; farklı kıtalar ve ülkelerdeki insanların neden farklı göründükleri; kadınlarda ve erkeklerde boy ve tüylenme gibi özelliklerin neden farklılık gösterdiği; cinsiyetlerin davranışlarının neden birbirinden farklı olduğu; sanat ve kültürün neden var olduğu ve bunun gibi ufuk açıcı pek çok sorunun yanıtı veriliyor.

Kitap aynı zamanda, evrimsel biyolojinin günümüz insanının özelliklerini ne derece başarılı açıklayabildiğini, nerede cevapsız soruların kaldığını ve sınırlarının nerede olduğunu tartışmasıyla da dikkat çekici.

  • Künye: Thomas Junker – İnsanın Evrimi: Bir Varoluş Yolculuğu, çeviren: Nilüfer Epçeli, Runik Kitap, bilim, 122 sayfa, 2021

Josh Cohen – Freud’u Nasıl Okumalıyız? (2020)

Sigmund Freud’un zengin ve bu yönüyle de karmaşık sistemini daha iyi kavramak için çok iyi bir giriş.

Josh Cohen burada, Freud’un bilinçdışı, nevrozlar, ölüm, kompleksler, sapkınlıklar, dil sürçmeleri ve cinsiyet gibi pek çok kavramını açıklığa kavuşturuyor.

Freud’un çalışmalarından kısa alıntılarla zenginleşen çalışma, psikanalitik düşüncenin özünü ortaya çıkarıyor.

Cohen’in kitabı, öncelikle Freud’un keskin bakışları altında iç yaşamın ne kadar zengin, karmaşık ve ilginç hale geldiğini göstermesiyle dikkat çekiyor.

Dolayısıyla çalışma, rüyalarımız, hatalarımız, şakalarımız, kısacası günlük yaşamlarımız üzerine bizi daha sıkı düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Josh Cohen – Freud’u Nasıl Okumalıyız?, çeviren: Ersun Çıplak, Runik Kitap, 120 sayfa, 2020