Bahanur Garan Gökşen – Geç Osmanlı Dönemi Romanlarında Şair ve Şiir (2021)

Kimisi melankolik, kimisi romantik, kimisi rind-meşrep…

Bahanur Garan Gökşen’in bu çalışması, geç Osmanlı dönemi romanlarında şairlerin ve şiirin kendine nasıl yer bulduğunu inceliyor.

Şairlerin karakterleri, hayat tarzları, hayal dünyaları her daim ilgi çekti, bu yüzden de şimdiye kadar pek çok araştırmaya konu oldu.

Şairler, sadece inceleme ve araştırma kitaplarında değil; roman, hikâye gibi kurmaca eserlerde de kendisine yer edindi.

İşte bu çalışma, şaire ve şiire odaklanan romanlar üzerine usta işi bir inceleme.

Geç Osmanlı dönemi romanlarının tüm şair kahramanları, melankolik ya da vatanperver şairler, rind-meşrep şairler ya da geleneğe sadık Divan şairleri ve hatta romantiklerin başarısız taklitçileri, yani müteşairler bu kitapta karşımıza çıkıyor.

Şairlerin şiiri nasıl tanımladığı, Divan, Halk ve Batı şiirine yaklaşımları, dönemlerinin poetik meseleleri, şiirlerini söyleme sancıları, bu zorlu merhalelerin delilik ve narsisizmle olan yakınlığı, bu kitapta ele alınan konular arasında.

Gökşen’in bu çalışması, Tanzimat romanı ‘Cezmi’den Cumhuriyet’in ilk yılında yayımlanan ‘Karanfil ve Yasemin’ ile ‘Zâniyeler’e kadar çeşitli romanlardaki şair izlerinin peşine düşüyor.

  • Künye: Bahanur Garan Gökşen – Geç Osmanlı Dönemi Romanlarında Şair ve Şiir, Vakıfbank Kültür Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2021

G. E. R. Lloyd – Rasyonalitenin Farklı Yüzleri (2021)

Rasyonel dediğimiz şey tam olarak nedir?

Geoffrey Ernest Richard Lloyd’un bu ufuk açıcı kitabı, rasyonelliğin heterojenliğine dair hem kadim (özellikle Yunan ve Çin) hem de modern toplumların bizlere neler öğretebileceğini araştırıyor.

Rasyonalite, düşünce ve davranışların her yerde belirli ölçütler çerçevesinde değerlendirilebileceği, iyi tanımlanmış, insana dair evrensel bir olgu mudur?

Yoksa rasyonel ve irrasyonel yalnızca kültürel yapıların bir ürünü müdür?

Bu çalışma, işte söz konusu iki seçeneğe bir alternatif sunmasıyla dikkat çekiyor.

Evrenselci tez, farklı zaman ve mekânlarda örneklerini bulabileceğimiz sağlıklı insan akıl yürütmelerinin çeşitliliğini göz ardı eder.

Üstelik sıklıkla Avrupa merkezci bir önyargı sergiler.

Aşırı görecilik ise karşılıklı olarak anlaşılmaz evrenlerde olduğumuz sonucuna varma tehlikesiyle yüz yüzedir.

Çoğunlukla antik Yunan düşüncesinden miras aldığımız bazı kavramlar, özellikle Doğa ve Kültür, düz anlam ve metaforik anlam gibi ikilikler eleştirel olarak incelenmedikçe bahsettiğimiz problemler daha da derinleşir.

Felsefeden bilişsel bilimlere birçok disiplinden beslenen bu kitap ise, rasyonalite olgusunu çok yönlü bir biçimde irdeliyor.

  • Künye: G. E. R. Lloyd – Rasyonalitenin Farklı Yüzleri, çeviren: Fırat Kurt, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 200 sayfa, 2021

Carl Schmitt – Roma Katolikliği ve Politik Form (2021)

Roma Katolik Kilisesi, Roma sonrası Avrupa tarihini nasıl etkiledi?

Carl Schmitt yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu önemli çalışmasında, Kilisenin siyasi kudretini merkeze alarak sağlam bir Avrupa tarihi tartışması sunuyor.

Schmitt’in üzerinde yoğunlaştığı tarihi devir, Protestan ve Püriten fırkaların ona muhalefetini tevarüs eden seküler politik ve ekonomik aktörler lehine güç kaybettiği “modern zamanlar”.

Kitabın en dikkat çekici tespiti, kapitalist ekonomi çağında sermayedar patronun ve ona muhalif proleterin ekonomi merkezli dünya tasavvurları şeklindeki tezidir diyebiliriz.

Schmitt, makinenin geleneksizliğini, Protestan tüccarın yersiz-yurtsuzluğunu, hususî mülkiyeti teminat altına alan şahıs hukukunun amme hukukuna galebesini, dinî tecrübenin ve itikadın şahsileşmesiyle her şeyi hususîleştiren kapitalist hayat tarzının irtibatını; Roma Katolik Kilisesinin hâkim olmadığı bir dünyanın tezahürleri olarak meseleleştiriyor.

‘Roma Katolikliği ve Politik Form’, her ne kadar Katoliklik-Protestanlık ekseninde başlı başına bir Avrupa tarihi tartışması sunan önemli bir çalışma.

  • Künye: Carl Schmitt – Roma Katolikliği ve Politik Form, çeviren: Gültekin Yıldız, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 72 sayfa, 2021

Jane Hathaway – Beşir Ağa (2021)

Hadım edilmiş bir siyahi köle olan Beşir Ağa, üç sultanın hareminde görev almış, sarayın ve siyasetin en üst mertebelerine erişmişti.

Jane Hathaway, 1717’den 1746’ya kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun hareminde darüssaade ağalığı yapan ve Osmanlı tarihinde en güçlü hadım ağası olan Hacı Beşir Ağa’nın sağlam bir biyografisini sunuyor.

Kitap, Hacı Beşir Ağa’nın Habeşistan’da başlayan, Osmanlı Kahire’si ve Hicaz’ından geçerek İmparatorluğun başkentine kadar uzanan, yaklaşık doksan yıllık hayat hikâyesini konu ediniyor.

Aynı zamanda birçok şehzadenin eğitiminde de görev almış olan Beşir Ağa, dârüssaâde ağalığı makamında 29 yıl boyunca kalmış, İmparatorluğun siyasi ve askeri meselelerinde rol almış, sadrazamların tayininde bile söz sahibi olmuştu.

Osmanlı tarihi alanındaki parlak çalışmalarıyla bildiğimiz Hathaway, Türkiye’deki araştırmacıların ihmal ettiği, oryantalist yaklaşımların da çokça istismar ettiği bu sıra dışı aktörü, birincil kaynakları kullanarak yeniden inşa ediyor.

  • Künye: Jane Hathaway – Beşir Ağa: Osmanlı Hareminin Baş Hadım Ağası, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Vakıfbank Kültür Yayınları, biyografi, 152 sayfa, 2021

Luc De Brabandere – Homo İnformatiks (2021)

Matematik, bilişim ve mantık disiplinlerini bir araya getiren ‘Homo İnformatiks’, yeni çağın insan türünü ve onun sınırlarını tartışıyor.

Luc De Brabandere, 12 düşünürün fikirlerinden yola çıkarak teknolojinin yakın gelecekte bizim için neleri mümkün kılabileceğini irdeliyor.

Kitabın ilk bölümü, matematik ve mantığın kökenlerine iniyor; bunların neden ve nasıl doğduklarını, evrimleri sırasında hangi önemli aşamalardan geçtiklerini ve çok doğal görünen birleşimlerinin neden olanaksız olduğunu ele alıyor.

İkinci bölümde, bilişim öncesi (pré-informatique) tarihin çok az bilinen ya da hiç bilinmeyen üç dev düşünürüyle tanışıyoruz: Thomas Bayes, Claude Shannon ve Norbert Wiener.

Yazara göre, bu üç düşünürün kuramları bilişimle ilgili fikirlerin ortaya çıkışında, Alan Touring ve Georges Boole’un kuramları kadar önem taşıyor.

Kitabın üçüncü bölümü ise, bizi gelecek hakkında düşünmeye davet ediyor ve sadece teknolojinin bizim için daha neleri mümkün kılacağını değil, aynı zamanda bütün bir toplum için bağrında ne tür zorlukları taşıdığını tartışıyor.

Kitap, yukarıdaki isimlerin yanı sıra, Aristoteles’ten Hârizmî’ye ve Leibniz’den Bertrand Russell’a pek çok önemli ismi bir araya getiriyor.

‘Homo İnformatiks’, internet ve bilgisayarların hızla değişen yenilikçi dünyalarının matematik, mantık ve felsefeye dayanan temellerini tarihsel gelişim süreci içinde ele alan, güzel bir çalışma.

  • Künye: Luc De Brabandere – Homo İnformatiks, çeviren: İlhan Burak Tüzün, Vakıfbank Kültür Yayınları, inceleme, 112 sayfa, 2021

Anna Reid – Leningrad (2021)

Nazilerin 1941’de kuşattığı Leningrad, modern tarihin en uzun süreli ve en yıkıcı kent kuşatmalarından biridir ve Stalingrad Muharebesi ile Berlin Muharebesi’yle birlikte en ağır kayıplarla sonuçlanmış üçüncü kuşatmasıdır.

Anna Reid, neredeyse bir milyon insanın açlıktan can verdiği bu kuşatmadan sağ kurtulmayı başaranlarla da röportaj yaparak kuşatmanın çarpıcı bir fotoğrafını çekiyor.

8 Eylül 1941’de, Hitler’in orduları Sovyetler Birliğine saldırdıktan on bir hafta sonra, Leningrad kuşatma altına alınmıştı.

Alman kuşatması iki buçuk sene boyunca devam etti.

İkinci Dünya Savaşı’nın, tarihçilerin dikkatinden kaçan bu cephesinde, neredeyse bir milyon Leningradlı açlığın pençesinde can verdi.

Yazar, gün yüzüne yeni çıkmış günlükleri, kuşatmayı bizzat yaşamış tanıklarla yapılan mülâkatları, Sovyet devlet belgelerini ve daha birçok çeşitli kaynağı bir araya getirerek okuyucusuna kuşatmanın her bir anını tüm gerçekliğiyle resmeden, etkileyici bir eser sunuyor.

Kitap, savaşı, askeri ya da siyasi tarih dilinden ziyade, insan gözünden göstermesiyle de ayrıca dikkat çekiyor.

  • Künye: Anna Reid – Leningrad: Kuşatılmış Bir Şehrin Trajedisi 1941-1944, çeviren: Özgür Atılım Turan, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 568 sayfa, 2021

Anthony Gottlieb – Aydınlanma Rüyası (2021)

Aydınlanma, Avrupa’nın kültürel coğrafyasında büyük bir zihinsel devrimin adıdır.

Düşünce tarihçisi Anthony Gottlieb, yaklaşık 150 yıllık bir zaman diliminde gezinerek 18. yüzyıl Aydınlanmasını ve 17. yüzyılda bunun tohumlarının nasıl atıldığını çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

Batı düşüncesinin Rönesans’tan sonraki ikinci büyük entelektüel patlaması olan Aydınlanma Çağı’nı ele alan kitap, Galileocu bilimsel devrimin ve kanlı din savaşlarının ardından Descartes, Hobbes, Spinoza, Locke ve Leibniz’in felsefi sorgulamalarıyla temelleri atılan Aydınlanma’nın, sonraki yüzyılda Hume, Voltaire ve Rousseau gibi filozofların tartışmalarıyla Avrupa’da yarattığı dönüşümü kapsamlı şekilde ele alıyor.

Gottlieb’in kitabı, Otuz Yıl Savaşları’ndan Fransız Devrimi’ne uzanan süreçte yaklaşık yüz elli yıllık bir döneme tekabül eden canlı tartışma ortamının harika bir fotoğrafını çekmesiyle bir başvuru kaynağı niteliğinde.

  • Künye: Anthony Gottlieb – Aydınlanma Rüyası: Modern Felsefenin Yükselişi, çeviren: Cansen Mavituna, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 348 sayfa, 2021

Adam Tooze – Çöküş (2021)

1929’daki Büyük Buhran’dan sonra dünyanın yaşadığı en büyük kriz olan 2008 ekonomik krizi, küresel finansal sistemi darmadağın etti.

Ekonomi profesörü Adam Tooze’un bu ödüllü çalışması ise, 2008 küresel ekonomik krizini tarihsel bağlamına oturtan çok önemli bir eser.

Krizin başta Amerika olmak üzere Çin, Rusya ve Avrupa üzerindeki etkilerini inceleyen çalışma, küresel-siyasi gelişmeleri, finans piyasalarında olup bitenlerle ilişkilendirip 2008 krizini tarihsel bağlamına oturtuyor.

Krizlerin nasıl oluştuğu ve küresel boyutta nasıl yayıldığının bilinmesinin, yaşanabilecek yeni krizlere karşı alınması gereken önlemler açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Tooze’un nitelikli çalışması, sermaye akışları, kamu borçları, bilançolar, tahvil-bono getirileri ve daha pek çok verinin istatiksel analinizi içeren tablo ve grafiklerle zenginleştirilmiş.

Kitabın, 2019 yılında Lionel Gelber Ödülü’ne layık görüldüğünü de ayrıca belirtelim.

  • Künye: Adam Tooze – Çöküş: Finansal Krizlerle Dolu Bir On Yıl Dünyayı Nasıl Değiştirdi?, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 576 sayfa, 2021

Alan Macfarlane – İngiliz Bireyselciliğinin Kökenleri (2021)

İngiliz bireyselciliğinin gelişimi kadar, bugünün bireyselleşmiş Anglo-Amerikan yaşam kültürünün kökenlerini daha iyi kavramak için de muhteşem bir eser.

Bizde yıllar önce ‘Kapitalizm Kültürü’ adlı eseri de yayımlanmış Alan Macfarlane, antropoloji ve tarihin çok iyi bir bireşimi olan çalışmasında, geleneksel, kapitalist-öncesi, grup-temelli köylü İngiliz toplumlarını dünyanın farklı toplumlarıyla karşılaştırıyor ve böylece İngiltere’nin ortaçağ feodalizminden Sanayi Devrimine uzanan beş yüzyıllık toplumsal dönüşüm hikâyesini derinlemesine ele alıyor.

Macfarlane, feodal sistemin olgunlaşma çağı olan on üçüncü yüzyıl İngiltere’sinin aile hukuku, toprak rejimi, mülkiyet ilişkileri ve dinsel-toplumsal yapılanma modelinin nasıl olup da uzun vadede Avrupa anakarasından farklılaştığını ve “İngiliz istisnailiği” denen olgunun köklerinin nelere dayandığını araştırıyor.

Bunu yaparken Marx, Weber, Bloch ve Goody gibi birçok tarihsel sosyologla diyaloga giren Macfarlane, İngiliz toplumunda ailenin dönüşümünü, köylülükten kentliliğe geçişi, Aydınlanma ve Sanayi Devrimini hazırlayan koşulları ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Alan Macfarlane – İngiliz Bireyselciliğinin Kökenleri, çeviren: Onur İşci, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2021

Priscilla Mary Işın – Bereketli İmparatorluk (2020)

Osmanlı mutfağının kökenleri ve gelişimi üzerine usta işi bir çalışma.

Daha önce yemek kültürü ve yemek tarihi üzerine yaptığı önemli çalışmalarla bildiğimiz Priscilla Mary Işın, şimdi de Orta Asya Türkleri, Abbasiler, Selçuklular ve Bizanslılar gibi Osmanlı mutfağının temellerini oluşturan gelenekleri çok yönlü bir bakışla ortaya koyduğu bu özgün incelemesiyle karşımızda.

‘Bereketli İmparatorluk’, Osmanlı mutfağının tekdüze olmaktan ziyade, gelişen ve kendini sürekli yenilemeyi başaran bir yemek kültürüne sahip olduğunu gösteriyor.

Kitap, hem bu zengin mutfak kültürünü tanıtıyor hem de Osmanlı yemek kültüründe adab-ı muaşeret kuralları, aşçılar, lokantalar, kanunlar ve gıda ticareti gibi pek çok konuyu aydınlatıyor.

Çok sayıda belgeye dayanmasıyla da büyük önem arz eden ‘Bereketli İmparatorluk’un, tam yüz yirmi renkli görselle zenginleştiğini de ayrıca belirtelim.

Çalışma, Osmanlı mutfak kültürünün, farklı toplumsal kesimlerin birikimini bir araya getirerek sosyal kimliğin inşasına katkı sağladığını ortaya koyuyor.

  • Künye: Priscilla Mary Işın – Bereketli İmparatorluk: Osmanlı Mutfağı Tarihi, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2020