Memduh Ezine – Aile Günlüğü (2011)

  • AİLE GÜNLÜĞÜ, Memduh Ezine, hazırlayan: Ziver Öktem, Yapı Kredi Yayınları, günlük, 239 sayfa

 

‘Aile Günlüğü’, bir Osmanlı aydını olan Memduh Ezine’nin 1899’dan başlayıp 1937’de sona eren günlüğü. Günlüğüne önemli gördüğü olayları kaydeden Ezine, ailesiyle ilgili bazı notlardan öte, dönemindeki bir Osmanlı memur ailesinin yaşantısını, dönemin sosyal ve siyasal olaylarını birinci elden anlatan önemli bir belgeye imza atmış. Fakat bu günlüğü asıl dikkat çekici kılan husus, çeşitli kaynaklarda farklı ifade edilen Nâzım Hikmet’in doğum gününü kesin olarak belirtmesi. Nâzım Hikmet’in babası Hikmet Bey ile eşi Celile Hanım’ın bir çocuk sahibi olduğunu günlüğüne yazan Memduh Ezine’nin anlatımına göre, Nâzım’ın doğum tarihi 17 Ocak 1902.

Gabriela Adameşteanu – Kayıp Sabah (2011)

  • KAYIP SABAH, Gabriela Adameşteanu, çeviren: Leila Ünal, Yapı Kredi Yayınları, roman, 437 sayfa

 

Gabriela Adameşteanu’nun, Romanya edebiyatının önde gelen eserlerinden biri olarak kabul edilen ‘Kayıp Sabah’ı, ülkesinin 1. Dünya Savaşı’ndan Çavuşesku diktatörlüğünün son yıllarına uzanan dönemini anlatıyor. Bu süreci, üç kuşağın yaşadıkları ekseninde hikâye eden Adameşteanu, karakterlerinin kişisel serüveni ekseninde Romanya yakın tarihinin dönüm noktalarını kaleme getiriyor. 20. yüzyıl Romanya’sının çalkantılı tarihinin bir panoraması olarak okunabilecek roman, renkli kişiliğiyle merkezi bir rol üstlenen Vica Delča adlı karakteriyle olduğu kadar, toplumun farklı kesimlerini temsil eden tiplerin gerçekçiliğiyle de dikkat çekiyor.

Şiir Erkök Yılmaz – Eşekarısı (2011)

  • EŞEKARISI, Şiir Erkök Yılmaz, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 501 sayfa

 

‘Eşekarısı’, Şiir Erkök Yılmaz’ın şu ana kadar yayımlanmış tüm öykü kitaplarını bir araya getiriyor. Yılmaz, burada yer alan ‘Hop Eden Şey’ adlı kitabındaki diyaloglar üzerine kurduğu öykülerinde, insan ilişkilerini yalın ve sıcak bir üslupla anlatıyor; ‘Çiçek Yiyen İnek’teki öykülerinde de, hayatın içinde sorgulanmadan kabul edilen şeyleri ele alıyor. Yazar, yine bu kitaba alınan öykü kitabı ‘İncir Çekirdeği Yanığı’nda da, kimi zaman gerçeküstü kimi zaman da somut hikâyelerle hayatı sorgulamaya koyulmuştu. Elimizdeki kitapta, Yılmaz’ın söz konusu kitaplarının yanı sıra, ‘Uyuyamamak’ ve ‘Enayi Bir Aşk’ adlı öykü çalışmaları da bulunuyor.

Victor-Lucien Tapié – Barok (2011)

 

 

Orta Avrupa sanatı üzerine uzmanlaşmış bir isim olan Victor-Lucien Tapié, ‘Barok’ adlı bu çalışmasında, Barok imgelem ve bu sanatsal duyarlılığın önemli karakteristiklerini anlatıyor.

Barok tarzın ortaya çıkış şartlarını irdeleyerek çalışmasına başlayan yazar, bu bölümde, hâlâ temel bir sorun olarak tartışılan Rönesans ile Barok arasındaki bağı ve modern Avrupa toplumlarında Barokun izlediği gelişim seyrini irdeliyor.

Konuya dair derli toplu bir eser olarak düşünülebilecek kitabında Tapié ayrıca, İtalya, Fransa, İspanya, İber Yarımadası ve Tuna boyu ülkelerinin Barok ve Klasisizm deneyimlerini de derli toplu bir şekilde inceliyor.

  • Künye: Victor-Lucien Tapié – Barok , çeviren: Işık Ergüden, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 143 sayfa

Kâmuran Şipal – Demir Köprü (2011)

  • DEMİR KÖPRÜ, Kâmuran Şipal, Yapı Kredi Yayınları, roman, 106 sayfa

 

Hatırlanacağı gibi Kâmuran Şipal, ‘Sırrımsın Sırdaşımsın’ adlı romanıyla 2011 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanmıştı. Yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Demir Köprü’ ise, Şipal’ın 1998’de yayımlanan ilk romanı. Roman, doğup büyüdüğü kente yıllar sonra dönen bir adamın, uçak yolculuğu esnasında çocukluğuna doğru yaptığı bir yolculuk üzerine kurulu. Kahramanımız, uzun yıllardır yüreğinin derinliklerine gömdüğü çocukluğuna, belleğini zorlayarak ulaşmaya çalışırken, bir anlamda geçmişi ve şimdisiyle de hesaplaşacaktır. Hikâyenin merkezinde de, dokunaklı bir anne-oğul ilişkisi vardır. Bu ilişki, aradan geçen uzun zamana rağmen, eksikliğini her daim hissettirmektedir. Şipal’in, karakterinin bu trajik yolculuğunu, kendine has yoğun ve etkileyici üslubuyla kaleme getirmesi, kitabı ayrıca ilgi çekici kılıyor.

Nergis Yazgan – Avcı Babam ve Ben (2011)

  • AVCI BABAM VE BEN, Nergis Yazgan, Yapı Kredi Yayınları, anı, 212 sayfa

 

Nergis Yazgan’ın kaleme aldığı ‘Avcı Babam ve Ben’, karşıt eğilimlere sahip bir baba ile kızının hikâyesi olarak okunabilir. Nergis Yazgan, babası Şadi Yazgan’ın hayat hikâyesini kaleme getirirken, avcı babası ile doğa koruma çalışmaları yapan kendisi arasındaki çelişkiler üzerinden ilerliyor. Dolayısıyla burada, ava ve avcılığa âşık bir baba ile Doğal Hayatı Koruma Derneği ve Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) gibi sivil toplum kuruluşlarında görevler üstlenmiş kızının öyküsü karşımıza çıkıyor. Yazgan, babasının 104 yıllık renkli hayatını, 19. yüzyıldan 2000’li yıllara uzanarak anlatıyor. Kitap böylece, Erenköy’ün bir zamanların meşhur üzüm bağlarından, Türkiye’nin doğal özelliklerine ve doğa karşısındaki önemli tehditlere; Hitler dönemi Almanyası’ndan 1940’lar Anadolusu’na ve ilginç avcılık hikâyelerine uzanıyor.

Saime Göksu ve Edward Timms – Romantik Komünist (2011)

  • ROMANTİK KOMÜNİST, Saime Göksu ve Edward Timms, çeviren: Barış Gümüşbaş, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 453 sayfa

 

İngilizce ilk baskısı 1999’da yapılan ve Türkçe baskısı yenilenen ‘Romantik Komünist’, Nâzım Hikmet’in yaşamına ve eserine odaklanıyor. Kitap, hapishane koşullarında bile politik cesareti, komünist duruşu ve sanatsal yaratıcılığından taviz vermemiş; bunun yanı sıra ülkesine, halkına, doğaya ve kadınlara tutkuyla âşık bir romantik olan Hikmet’in kapsamlı bir biyografisini ortaya koymasıyla dikkat çekici. Hikmet’in genç bir yurtsever olarak portresini ele alarak başlayan çalışma, onun politik mücadelesine ve sanatının karakteristik özelliklerine doğru yol alıyor. Kitabın önsözleri ise, Yevgeni Yevtuşenko ve Memet Fuat imzalarını taşıyor.

İlham Dilman – Sevgi (2011)

  • SEVGİ, İlham Dilman, çeviren: Ertürk Demirel, Yapı Kredi Yayınları, felsefe, 314 sayfa

 

2003 yılında yaşama veda eden İlham Dilman’ın ‘Sevgi’ başlıklı elimizdeki kitabı, sevginin farklı biçimlerine, farklı veçhelerine ve bunların birbirleriyle ilişkisine odaklanıyor. Sevginin cinsellikle bağlantısı, sevginin önündeki engeller, sevginin hayal kırıklıkları, sevginin bozulup sona ermesi ve engellerle karşılaştığı zaman beraberinde getirdiği varoluş sorunları, kitabın barındırdığı bazı konular. Çalışmayı yetkin kılan hususlardan biri de, sevgi gibi kapsamı geniş ve zengin bir konuyu, Platon, Sigmund Freud, Marcel Proust, Erich Fromm, Søren Kierkegaard ve D. H. Lawrence gibi yazar ve düşünürlerin fikirleri üzerinden izlemesi.

Yücel Kayıran – Felsefi Şiir: Tinsel Poetika

  • FELSEFİ ŞİİR: TİNSEL POETİKA, Yücel Kayıran, Yapı Kredi Yayınları, eleştiri, 529 sayfa

 

‘Felsefi Şiir: Tinsel Poetika’, Yücel Kayıran’ın ‘Felsefi Şiir’ ile ‘Evet, Etik’ başlıklı kitaplarından oluşuyor. Kayıran ilk kitabında, felsefi şiiri, “şiirin gösterdiği ve şiire içkin olan tinsel evrendeki durumundan alan bir şiir,” olarak tanımlıyor. Yani Kayıran’ın deyimiyle bu tür şiir, felsefi söylem veya filozofların ortaya koydukları felsefi bilgiyle oluşturulan şiir değildir. ‘Evet, Etik’ isimli ikinci kitapta ise, bir yandan, günümüz Türk şiirindeki pragmatist zihniyetin eleştirisi sunuluyor, öte yandan da, Türk şiirindeki temel sorunlar irdeleniyor. Kayıran şiirin yapısını incelerken, bir “kamusal varlık” olarak tanımlayabileceğimiz şaire de odaklanıyor.

Peter Ackroyd – Poe: Kısacık Bir Hayat (2011)

  • POE: KISACIK BİR HAYAT, Peter Ackroyd, çeviren: Esin Eşkinat, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 138 sayfa

 

Korku, gerilim ve polisiye türlerinin öncüsü olan Edgar Allan Poe, yaşarken değeri bilinmeyen yazarlardan. Poe’nun hayatı da, karakterlerininki gibi trajik bir sona sahiptir. O da, henüz kırk yaşındayken gizemli bir şekilde ölmüş ve yalnızca dört kişinin katıldığı bir cenaze töreniyle defnedilmişti. İşte yazar ve edebiyat eleştirmeni Peter Ackroyd elimizdeki kitabında, Poe’nun kısacık yaşamındaki dönüm noktalarının izini sürüyor. William Blake, Thomas More, Charles Dickens ve T.S. Eliot gibi isimleri, çağları ve çevreleriyle birlikte ele aldığı biyografileriyle de tanınan Ackroyd burada, Poe’nun çocukluğunu, yetim kalışını, öğrencilik yıllarını, askerliğini, gazeteciliğini, yazarlığını, dergi editörlüğünü, hayatına giren kadınları, yaşadığı skandalları ve hâlâ tam olarak aydınlatılamamış garip ölümünü anlatıyor.