Soner Tuna ve Turgay Fişekçi – Çizgilerle Nâzım Hikmet (2018)

Nâzım Hikmet, hem şiirleri hem hakikate ve halka duyduğu sorumluluk duygusu ve hem de duruşuyla iz bırakmış müstesna bir kişiliktir.

Bu kitap da, çok güzel hazırlanmış bir Nâzım Hikmet çizgili biyografisi.

Metinlerini şair Turgay Fişekçi’nin çizimlerini ise Soner Tuna’nın yaptığı çalışma, babası Hikmet Bey ve annesi Celile Hanım’dan başlayarak, Nâzım Hikmet’in doğumundan ölümüne uzanan hayatının baştan sona hikâyesini sunuyor.

Kitap, Otobiyografi adlı şiirinde “1902’de doğdum

doğduğum şehre dönmedim bir daha

geriye dönmeyi sevmem,” demiş Hikmet’in Selanik’te doğumundan Bahriye Mektebi yıllarına, İstiklal mücadelesine katılmak için gittiği İnebolu’da sosyalist fikirlerle tanışmasından Mustafa Kemal’le kesişen yollarına, dönemin Türk şiiriyle giriştiği hesaplaşmadan kendi şiir anlayışını kuruşuna ve cezaevi yıllarından sürgün yıllarına uzanan hayatını adım adım izliyor.

Nâzım Hikmet en az şiirleri kadar etkileyici bir hayat yaşadı.

Nâzım Hikmet’in kimi şiirleriyle de zenginleşen bu kitap, şairin bu sıra dışı hayatının dönüm noktalarını aydınlatmasıyla bir başucu kitabı olmaya aday.

  • Künye: Soner Tuna (Çizgiler) ve Turgay Fişekçi (Metinler) – Çizgilerle Nâzım Hikmet, Yordam Kitap, biyografi, 327 sayfa, 2018

Cem Eroğul – Marksizm ve Birey Sorunsalı (2018)

Marksizmin birey konusunda sistematik bir yaklaşımının olmadığı söylenir.

Başka bir deyişle Marksizm birey hakkında, kapitalizm için geliştirdiği gibi sistematik ve özgül bir kuram geliştirmediği savunulur.

Oysa Lev Vyogtski’den başlayarak Erich Fromm’a, oradan Lucien Séve ve István Mészáros’a, daha güncel örnekler olarak da Bertell Ollman ve David MacNally gibi birçok isim, bu alanda önemli çalışmalara imza attı.

Dolayısıyla Marksizmin, bugüne dek birey konusunda dişe dokunur bir düşünce geliştirmediğini söylemek yanlıştır.

Cem Eroğul’un uzun yıllara yayılan bu çalışması da, Marksizmin birey sorununa nasıl yaklaştığını enine boyuna tartışmasıyla bu alana önemli bir katkı sunuyor.

Marksizmin birey konusunun yanı sıra biyolojik, toplumsal ve psikolojik belirlenmelere nasıl yaklaştığını da irdeleyen Eroğul, ruhumuzu, toplumsallığın bireysel biçimi olarak değerlendiriyor.

Eroğul burada ayrıca, “duygutür” kavramını da geliştirerek alana özgün bir katkı sunuyor.

  • Künye: Cem Eroğul – Marksizm ve Birey Sorunsalı, Yordam Kitap, kuram, 96 sayfa, 2018

İvan Gonçarov – Oblomov (2017)

Bazı romanlar öylesine etkilidir ki, onların gücü gündelik hayatımıza bile sirayet eder.

Aşırı tembel olma hali için oblomovluk tabirini kullanırız ki, bu örnek tam da ne demek istediğimizi karşılıyor.

Bir eserin klasik olması, biraz da bu demek.

‘Oblomov’, İvan Gonçarov’un dünya edebiyatına armağan ettiği, başrolünde, üzerine örttüğü battaniyesiyle hem soğuktan hem de hayatın saçma sapan gerekliliklerinden kaçmaktan başka derdi olmayan, romana adını veren Oblomov’un yaşadığı trajikomik olayları hikâye ediyor.

Yatağında uyuklayarak sonsuz hayaller kurmaktan başka gailesi olmayan orta yaşlı toprak sahibi Oblomov, günün birinde, akıllı ve modern yeni Rus kadınını temsil eden Olga’ya âşık olur.

O dizginlenemez aşk, adeta sertçe esen bir rüzgâr gibi Oblomov’un bu yeknesak hayatını silkelemeye başlar.

Fakat Oblomov sıcak köşelerin, pineklemenin ve tembelliğin adamıdır, dolayısıyla bunun için harcayacak “zamanı” ve enerjisi yoktur.

Gonçarov, eşi görülmemiş bir mizahla bu sıra dışı karakterin başından geçenleri anlatırken, bizi Olga’nın yanı sıra Oblomov’un uşağı Zahar ve işadamı Ştoltz gibi muhteşem karakterlerle de tanıştırır.

Özellikle Oblomov’un uşağı Zahar’la inişli çıkışlı ilişkisi ve aralarındaki enteresan diyaloglar, bize göre romanın en eğlenceli bölümleri.

  • Künye: İvan Gonçarov – Oblomov, çeviren: Nuri Yıldırım, Yordam Kitap, roman, 2017

 

Kolektif – Devrimi Yeniden Düşünmek: 1917 Ekiminin Mirası ve Günümüz (2017)

Marksist çalışmaların önemli dergilerinden Socialist Register’ın bu sayısı, 100. yılına giren Ekim Devrimi’ni ve onun mirasını tartışan muhteşem bir özel sayı.

Özel sayı, Ekim Devrimi’nin tarihsel ve güncel bir perspektifle izini sürerken, radikal solun kazanımlarına, ayrıca Latin Amerika ve Çin deneyimlerine bakmayı da ihmal etmiyor.

  • Marx ve Engels’in devrimci partiye bakışları,
  • Sınıf ve parti ilişkilerinin alabileceği yeni biçimler,
  • Devrimin güncelliği ve devrimci iyimserlik,
  • Ve sosyalizmin 21. yüzyılda karşı karşıya olduğu önemli sorunlar gibi birçok konuyu tartışıyor.

Alanla ilgilenen her okurun hem aydınlanmak hem de arşivlik niyetine kitaplığına koymayı isteyebileceği bir özel sayı.

  • Künye: Kolektif – Devrimi Yeniden Düşünmek: 1917 Ekiminin Mirası ve Günümüz (Socialist Register 2017), hazırlayan: Leo Panitch ve Greg Albo, çeviren: Rafet Koca, Yordam Kitap, siyaset, 272 sayfa, 2017

Taner Timur – Habermas’ı Okumak (2008)

Taner Timur ‘Habermas’ı Okumak’ta, neredeyse tüm disiplinleri kuşatan kuramsal çalışmalarıyla bilinen Alman filozof Jürgen Habermas’ın sistemini konu ediniyor.

Habermas’ı, temel tezleriyle ele alan Timur, filozofun en önemli eserlerinden alıntılarla da kitabını desteklemiş.

Habermas, girift ifadelerden hoşlanan bir düşünür olması nedeniyle, okunması ve yorumlanması zor isimlerden.

Timur’un çalışması, bu zorluğu anlaşılabilir kılması, bunu yaparken entelektüel çerçeveyi geniş tutması ve Habermas’ın temel fikirlerine bir başlangıç olmasıyla ilgi çekiyor diyebiliriz.

Kitap, büyük bir ilginin odağı olmuş bu önemli ismi, en önemli fikirleriyle yeniden düşünmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Taner Timur – Habermas’ı Okumak, Yordam Kitap, felsefe, 283 sayfa

Haluk Yurtsever – Yükseliş ve Düşüş: Türkiye Solu 1960 – 1980 (2008)

Haluk Yurtsever’in, Türkiye’nin sol hareketini eleştirel bir gözle değerlendirdiği ‘Yükseliş ve Düşüş’ü, Türkiye solunu, güçlü olduğu ve düşüşe geçtiği yirmi yıllık zaman diliminde inceliyor.

Türkiye solunun gücünün doruğunda olduğu 1960-1980 arasına odaklanan Yurtsever, bu dönemin karakteristik özelliklerini; Türkiye’nin içinde bulunduğu toplumsal, siyasal ve ekonomik durumu analiz ediyor.

Solun o dönemde kaydettiği gelişmelerin kalıcı izler bıraktığını söyleyen Yurtsever’in çalışması, sıkıntılı bir dönem yaşayan Türkiye soluna, hareketin geçmişte kaydettiği başarıları aktardığı kadar, yanlış yapılanlar ve yapılmaması gerekenler konusunda da bir çerçeve sunuyor.

  • Künye: Haluk Yurtsever – Yükseliş ve Düşüş: Türkiye Solu 1960-1980, Yordam Kitap, siyaset, 332 sayfa

Paul Blackledge – Marksist Tarih Kuramı Üzerine (2017)

Karl Marx, kapitalizmin kalıcı olmadığını, kendisinden önceki köleci ve feodal toplumlar gibi tarihsel bir sürecin olduğunu ve misyonunu üstlenince tarih sahnesinden çekileceğini öngörmüştü.

Paul Blackdale de, bu şekilde özetlenebilecek Marksist tarih anlayışına, yeni siyasal ve toplumsal gelişmelerle değerlendirerek katkıda bulunuyor.

Blackdale, tarihin incelemesini amaçlayan Marksist yaklaşımı anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda Marx ve Engels’in ölümünden sonra başta Lenin, Troçki ve Lukács olmak üzere, Marksist kuramcıların bu yaklaşıma getirdikleri özgün bakış açılarını da kapsamlı bir biçimde ortaya koyuyor.

Yazar bununla da yetinmeyerek tarihin hareketinde yapı ve öznenin etkinliği sorununa dair Sartre ve Althusser arasında geçen tartışmadan günümüzün dönemleştirilmesi konusunda Marksistlerin yürüttüğü güncel yaklaşımlara kadar uzanıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Marx, Engels ve tarihsel maddecilik,
  • Kautsky, Plehanov, Lenin, Troçki, Lukács ve Boris Hessen’in Marksist tarihçiliğe katkıları,
  • Üretim tarzları ve toplumsal geçişler,
  • Sartre’ın mekanik maddeciliğe karşı varoluşçu isyanı,
  • Edward Thompson’da etkin öznenin yeniden vurgulanması,
  • MacIntyre ve Callinicos’ta etkin öznenin sentezi,
  • Postmodern süreçte Marksizm…

Tarih meraklılarının yanı sıra, siyaset bilimine ilgi duyanların ve genel olarak da tüm kapitalizm karşıtlarının muhakkak okuması gereken bir eser.

  • Künye: Paul Blackledge – Marksist Tarih Kuramı Üzerine, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, tarih, 336 sayfa, 2017

Taner Timur – Mutlak Monarşi ve Fransız Devrimi (2017)

1789 Fransız Devrimi, feodal monarşiyi yenilgiye uğratarak dünya tarihinde büyük bir kırılmaya vesile oldu.

Taner Timur da, kısa süre içinde ikinci baskıya ulaşan bu önemli kitabında, Fransız Devrimi’ni yaratan dinamiklere odaklandığı gibi, devrim sürecinde ya da sonra İngiltere ve Almanya’da yaşanan dönüşümleri de ayrıntılı bir perspektifle irdeliyor.

Bu bağlamda mutlak monarşi, aydınlanma, materyalizm, cumhuriyet, sınıf kavgası, terör ve özgürlük, din ve vicdan özgürlüğü gibi kavramları yeniden tartışmaya açan Timur, Fransız Devrimi’ni Batı Avrupa’daki diğer gelişmelerle karşılaştırıyor ve insanlığın aydınlanma serüvenindeki bu önemli durağı hakkında merak edilenleri yanıtlıyor.

“Batı Avrupa’da sermaye birikimi, burjuvazinin doğuşu ve Aydınlanma süreçleri incelenmeden, dün ‘sömürge/yarı sömürge’, bugün ise ‘gelişmekte olan ülkeler’ denilen toplumları anlamak zordur.” diyen Timur’un çalışması, bu süreçte yaşanan tarihsel gelişmeleri bizzat karşılaştırma yöntemini kullanarak irdelemesiyle öne çıkıyor.

  • Künye: Taner Timur – Mutlak Monarşi ve Fransız Devrimi, Yordam Kitap, tarih, 336 sayfa, 2017

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Karamazov Kardeşler (2017)

Dünya edebiyatında çok az roman ‘Karamazov Kardeşler’ kadar güçlü olabilir.

Dostoyevski’nin bu son romanı, Karamazov kardeşlerin görkemli çöküşünü anlatır ve bunu yaparken dini karmaşaları ve ne Doğulu ne de Batılı olmanın yarattığı çelişkileriyle Rus bireyinin muazzam bir tasvirini sunuyor.

Karamazov ailesinden baba ile kardeşler Alyoşa, İvan ve Mitya, birbirinden apayrı dünyalara sahip karakterlerdir ve roman da, bu karakterlerin acımasızca ve adım adım birbirini tüketişinin hikâyesidir.

Hem insani hem de dini bir krizin muhteşem bir üslupla işleyen roman, asla eskimeyecek bir güce sahip.

Yordam Kitap ise, bu klasik yapıtı yeni bir çeviriyle Türkçeye kazandırdı.

  • Künye: Dostoyevski – Karamazov Kardeşler, çeviren: Leyla Soykut, Yordam Kitap, roman, 2 Cilt, 1236 sayfa, 2017

Maksim Gorki – Seyirciler (2008)

‘Seyirciler’, Rus edebiyatının önemli isimlerinden Maksim Gorki’nin on iki öyküsünü bir araya getiriyor.

Gorki’nin 1893-1935 yılları arasında, hayatının farklı dönemlerinde kaleme aldığı bu öyküler, gözleme dayalı olmaları, muhalif nitelikleri ve yazarın özgün anlatım tarzıyla öne çıkıyor.

Kitap, Gorki’nin ‘Şahin Türküsü’, ‘Soytarı’ ve ‘Strasti-Mordasti’ gibi bilinen öyküleri kadar, bazılarına göre yazarın ilk öyküsü olan ‘Yemelyan Pilyay’ gibi daha az bilinen öykülerini de barındırıyor.

Öyküler, Gorki’nin yazı serüveninin önemli birer aşaması olmalarıyla ilgi çekiyor.

  • Künye: Maksim Gorki – Seyirciler, çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu, Yordam Kitap, öykü, 320 sayfa