Altay Gündüz – Geçmişe Yolculuk (2010)

Altay Gündüz ‘Geçmişe Yolculuk’ta, 1930’lardan 2000’lere uzanan hayatını, ailesini, arkadaşlarını ve dostlarını anlatıyor.

1927 yılında İstanbul’da doğan Gündüz, İTÜ İnşaat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra mühendislik, müşavirlik ve sigorta eksperliği gibi işlerde çalıştı.

Uzun yıllar Yıldız Teknik Üniversitesi’nde çalışan ve profesör olarak 1994 yılında emekli olan Gündüz, sonraki yıllarda bir gazetede makaleler yayımladı.

Yazar, bir döneme ışık tutan anılarında, İstanbul’un unutulmuş zamanlarını, karartma yıllarını, 2. Dünya Savaşı’nı, Varlık Vergisi’ni, 6-7 Eylül Olayları’nı, dergileri, eski sinemaları, kısacası hayatından süzülüp gelen birçok tanıklığı okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Altay Gündüz – Geçmişe Yolculuk, Yapı Kredi Yayınları, anı, 557 sayfa

Sonia Rossi – Fucking Berlin (2010)

Sonia Rossi ‘Fucking Berlin’de, üniversitede öğrenciyken nasıl fahişe olmaya karar verdiğini ve ardından neler yaşadığını anlatıyor.

Üniversitede sevdiği iki erkek arasında kalan Rossi, çabuk para kazanmanın cazibesiyle fahişelikte karar kılar.

Berlin’in merkezinde öğrenciyken, sayısız müşteriye sahip olan Rossi, eğitimlerini fahişelik yaparak finanse eden genç kızların dünyasına iniyor.

Online striptizci olarak sektöre adım atan kadın, masörlük ve ardından da fahişeliğe adım atmış ve uzun yıllar farklı genelevlerde çalışıp, fahişeliğin birbirinden farklı aşamalarını deneyimlemiş.

Rossi bu esnada, yaşadığı acı tatlı olayları bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Sonia Rossi – Fucking Berlin, çeviren: Yasemin Bettina Neubauer, Labella Yayın, anlatı, 254 sayfa

Gülten Dayıoğlu – Yaşadıklarım ve Düşlediklerim (2010)

‘Yaşadıklarım ve Düşlediklerim’, yazdığı romanlarıyla birden fazla kuşağın yetişmesinde katkısı olan Gülten Dayıoğlu’nun anılarından oluşuyor.

Elli yıla yaklaşan yazın hayatı ve yetmiş iki kitabıyla Dayıoğlu, her zaman en çok okunan çocuk yazarlarından biri oldu.

Yazar bu kitabında, kitaplarının yazılış süreciyle ilgili kendisine en çok yöneltilen soruları ve hayatına dair bilinmeyenleri, akıcı bir üslupla okurlarıyla paylaşıyor.

Dayıoğlu kitabında, yazmayla ilişkisinin başlayışını, 1963’te ilk yayınlanan ‘Bahçıvanın Oğlu’yla beraber peş peşe eserlerinin yayınlanışını ve hayatı boyunca tanık olduğu ilginç olayları, kuru bir zaman dizgesine de bağlı kalmadan ve canlı tasvirlerle anlatıyor.

  • Künye: Gülten Dayıoğlu – Yaşadıklarım ve Düşlediklerim, Altın Kitaplar, anı, 316 sayfa

Hande Suher – “Kamu Yararı”nı Öncelikli Gören Bir Yaşam Öyküsü (2010)

Elimizdeki kitap, Türkiye’nin ilk kadın şehir planlamacılarından Prof. Hande Suher’in anılarından oluşuyor.

1929 yılında dünyaya gelen Suher, İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehircilik Kürsüsü’ne asistan olarak katıldığı 1951 yılından itibaren, yarım yüzyılı aşkın bir süre, Türkiye’nin şehircilik eğitimine ve mesleğine katkıda bulundu.

İdealist bir kuşağı temsil eden, aynı zamanda İTÜ’nün Mimarlık Fakültesi Dekanlığı görevini seçimle kazanmış ilk kadın dekanı olan Profesör Suher anılarında, eğitim-öğretim yıllarını, ailesi ve özel yaşamını, şehircilik ve mimarlık mesleklerine dair düşüncelerini, İstanbul Teknik Üniversite’ye olan sonsuz sevgisini ve emeklilik hayatının kendine has yönlerini bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Hande Suher – “Kamu Yararı”nı Öncelikli Gören Bir Yaşam Öyküsü: İnsanlar Anıldıkça Yaşar, YEM Yayın, anı, 398 sayfa

Peter Tudebodus – Birinci Haçlı Seferi (2019)

1096-1099 yıllarını kapsayan Birinci Haçlı Seferi, 1071 Malazgirt Savaşı’nı kazanarak Anadolu’ya giren Türklerin önünü almak amacıyla başladı.

Türklerin ilerleyişini durduramayan Bizans İmparatoru I. Aleksios 1095 yılında Batı Avrupa’dan yardım istedi.

Papa II. Urbanus’un çağrısı ve Keşiş Pierre’in (l’Ermite) ateşli vaazları ardından toplanan Birinci Haçlı Ordusu Avrupa’yı kat ederek “Kutsal Topraklar”a doğru ilerledi.

Onları kendi içinde bölünmüş durumdaki bir İslam dünyası karşılayacaktı.

Bu bölünmüşlükten ve özellikle ağır süvarilerinin şaşırtıcı gücünden yararlanan Haçlılar, hiç beklenmedik zaferler kazanarak Filistin’e kadar indiler ve sonunda Kudüs’ü aldılar.

Birinci Haçlı Seferi’nin en büyük önemi, Doğu ile Batı’nın birbirleriyle sadece savaşmakla kalmayıp, ilk kez bu boyutta tanışmalarına da sahne olmasıydı.

Bu tarihi seferin öncesinde yaşananların sağlam bir fotoğrafını çeken elimizdeki muazzam tarihi kaynak ise, sefere bizzat katılmış papaz Peter Tudebodus’un anılarını sunuyor.

Tudebodus, Papa’nın Kutsal Savaş çağrısından Avrupa’dan İstanbul’a gelişlerine, İznik, Antakya ve en önemlisi İstanbul’un görkemli havasının Haçlıların gözlerini nasıl kamaştırdığından Türklerin savaşma becerilerine kadar pek çok konuya dair izlenimlerini paylaşıyor.

Bu tanıklık, Birinci Haçlı Seferi öncesinde Avrupa’nın, Bizans İmparatorluğu’nun ve İslâm coğrafyasının genel durumunun nasıl olduğunu, Haçlıların Türklere ve Müslümanlara bakışının nasıl olduğunu ve Bizanslılar hakkında ne düşündüklerini aydınlatmasıyla önemli.

Tudebodus ayrıca, Haçlıların Antakya’da nasıl yok olmanın eşiğine geldiklerini, burada ölümle burun burunayken kaçma planları yaptıkları sırada birden nasıl Kudüs kapılarına kadar dayandıklarını ve tarihin utanç sayfalarından biri olan Kudüs katliamını, tüm ürpertici ayrıntılarıyla anlatıyor.

  • Künye: Peter Tudebodus – Birinci Haçlı Seferi: Bir Tanığın Kaleminden Kudüs’e Yolculuk, çeviren: Süleyman Genç, Kronik Kitap, tarih, 224 sayfa, 2019

Anne Frank – Arka Ev’den Hatıralar ve Hikâyeler (2016)

Günlükleriyle dünya çapında meşhur olmuş, trajik sonuyla pek çok insanı üzmüş Anne Frank’tan hikâyeler, masallar ve bir roman taslağı.

Adını, saklandıkları arka evden alan ve Frank ailesinin buradaki gündelik yaşamından da ayrıntılar sunan kitap, Frank’ın özgün hayal gücüne farklı bir kapı aralıyor.

  • Künye: Anne Frank – Arka Ev’den Hatıralar ve Hikâyeler, çeviren: Gül Özlen, Sel Yayınları, öykü, 168 sayfa, 2019

Norbert von Bischoff – 1930’larda Ankara (2016)

1933’te Ankara’da Avusturya Büyükelçisi olarak görev almış Norbert von Bischoff’tan, Cumhuriyet Ankara’sına dair değerlendirme, gözlem ve öngörüler.

Osmanlı’nın yıkılışından sonra Cumhuriyet’in kuruluşu, Atatürk dönemindeki önemli reformlar ve gelecekte Türkiye’yi bekleyen temel sorunlar, kitabın konuları arasında.

  • Künye: Norbert von Bischoff – 1930’larda Ankara, derleyen: Necip Azakoğlu, Tarihçi Kitabevi

Tahir İlyasi – İstanbul Hatıratı 1922 (2019)

Tahir İlyasi, 1922 yılında Sovyetlerin görevlendirmesiyle İstanbul’a gelmişti.

Bu dönem, İstanbul’un işgal altında olduğu, bunun yanı sıra Anadolu’da kıyasıya bir mücadelenin sürdüğü bir dönemdir.

Üç ay burada kalan İlyasi’nin bu süreçteki deneyimlerinden oluşan bu kitap, dönemin İstanbul’u ile Anadolu’da yaşanan mücadelenin şehre yansımaları hakkında nadide bir kaynak.

Kitap, İstanbul’daki gündelik hayat ve Anadolu’da yaşanan mücadele hakkında ilginç ayrıntılar barındırdığı gibi, daha önce İstanbul’a göç etmiş Kazan ve Kırım Tatarlarının yaşamlarına da ışık tutuyor.

Arzu Kılınç’ın bulup çevirdiği hatırat, dönemin gazetelerinden ilgili haberlerle zenginleştirerek hazırlanmış.

  • Künye: Tahir İlyasi – İstanbul Hatıratı 1922, hazırlayan: Arzu Kılınç, Kırmızı Kedi Yayınevi, anı, 168 sayfa, 2019

Gülten Kazgan – Bir İktisatçının Tanıklıkları (2010)

Gülten Kazgan ‘Bir İktisatçının Tanıklıkları’nda, iktisatçı olarak mesleğe ilk adım atışını izleyen dönemin ve sonrasının hikâyesini, Türkiye’nin yanı sıra diğer ülkelerde yaşanan değişim ve dönüşümler paralelinde anlatıyor.

Kazgan, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne 1946 yılında öğrenci olarak birinci sınıfa başlamış.

Anılarını İktisat Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarıyla başlatan Kazgan, 2006 yılı sonuna uzanan 60 yıllık sürede yaşadığı olaylardaki tanıklıklarını ve karşılaştığı kişiler hakkındaki görüş ve değerlendirmelerini paylaşıyor.

1946’da nüfusu henüz 20 milyona varmamış bir Türkiye; fakülte sonrası hayat; 50’li yıllardan 2000’li yıllara uzanan süreçte siyasal, ekonomik ve akademik ortam; yeni dünya düzeni; SSCB’nin dağılması; tek kutuplu dünya ve küreselleşmenin getirdikleri, Kazgan’ın anılarında karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

  • Künye: Gülten Kazgan – Bir İktisatçının Tanıklıkları, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, anı, 320 sayfa

Cüneyd Orhon – Cüneyd Orhon Anlatıyor: Radyo Günlerim (2010)

‘Cüneyd Orhon Anlatıyor’, 1999-2000 ve 2000-2001 yayın dönemlerinde Açık Radyo’da ‘Radyo Anıları’ adıyla yayımlanan uzun dizinin bir bölümü.

Devlet radyosunun tarihine ışık tutmayı amaçlayan programa, çoğunluğu musıkişinas olan kırk üç eski radyocu misafir olmuştu.

İşte Cüneyd Orhon da, bu kırk üç misafirden biriydi. Fakat bu isimlerden Orhon’u ayıran en önemli nokta, program için on altı saat süren uzun bir mülakat vermesi ve radyonun geçmişini anlatırken en ufak ayrıntılara kadar inebilmesiydi.

Bir sohbet havasında hazırlanan kitapta Cüneyd Orhon, devlet radyosu bünyesinde yürütülen Türk musıkisi çalışmalarını ayrıntılı bir biçimde tanıtıyor.

  • Künye: Cüneyd Orhon – Cüneyd Orhon Anlatıyor: Radyo Günlerim, yayıma hazırlayan: Bülent Aksoy, Pan Yayıncılık, anı, 328 sayfa