Natalia Adamantidu ve Yeoryios E. Papastratos – Mübadele Öncesinde Şile’de Yaşam (2010)

 

‘Mübadele Öncesinde Şile’de Yaşam’, Natalia Adamantidu ve Yeoryios E. Papastratos’un 1920 öncesi dönemi kapsayan anılarını bir araya getiriyor.

Anılarda, Mübadele öncesi Şile’de gündelik hayat, Şile yerlilerinin denizle ilişkisi, Müslüman ve Ortodoks Hıristiyan Şile halkının birbirleriyle nasıl ilişkiler kurdukları ve Şile ekonomisinin temelleri konularında çok önemli bilgiler yer alıyor.

Kitaptaki anılar, Şile’ye dair duygusal ve sevgi dolu üsluplarıyla da dikkat çekiyor.

Yunanistan’daki Küçük Asya Araştırmaları Merkezi arşivinde bulunan anılar, 1939’dan beri mübadillerle yapılan sözlü tarih çalışmalarının bir parçası.

  • Künye: Natalia Adamantidu ve Yeoryios E. Papastratos – Mübadele Öncesinde Şile’de Yaşam, çeviren: Elisabevet Haritonidis Kovi, Kitap Yayınevi, anı, 200 sayfa

Hıfzı Topuz – Bana Atatürk’ü Anlattılar (2010)

Hıfzı Topuz, yaklaşık altmış yıl önce Akşam’da muhabir, sonra da röportaj yazarı olarak çalıştığı dönemlerde, Atatürk’ü yakından tanıyan kişilerle konuşmalar yapmıştı.

Topuz ayrıca, 1974-75 yıllarında TRT’de çalıştığı dönemde yine aynı amaçla Atatürk’ün yakınlarını ‘Her Hafta Bir Konuk’ programı içinde ekrana getirmişti.

İşte elimizdeki kitapta, Topuz’un konuştuğu ve konuk ettiği kişilerle yaptığı görüşmeler bir bütün halinde okurlara sunuluyor.

Cumhuriyet’i kuranların tanıklıklarının yer aldığı kitapta bunların yanı sıra, Yunan orduları komutanı General Trikupis’in, Kurtuluş Savaşı sonrası esir olduğu zaman Atatürk’le olan konuşmasına dair anlatımları da yer alıyor.

  • Künye: Hıfzı Topuz – Bana Atatürk’ü Anlattılar, Remzi Kitabevi, anı, 167 sayfa

Refik Halit Karay – Üç Nesil Üç Hayat (2010)

‘Üç Nesil Üç Hayat’, Refik Halit Karay’ın Abdülaziz, II. Abdülhamid ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki İstanbul’a dair anlatımlarından oluşuyor.

Burada, Karay’ın yemek sofraları, ramazanlar, kadın-erkek ilişkileri ve sosyal konular gibi, söz konusu döneme dair gözlemleri ve yorumları yer alıyor.

Buradaki anlatımı ilgi çekici kılan hususlardan biri de, her biri kendine has nitelikler taşıyan üç dönemdeki kültürel, sosyal ve siyasal dönüşümleri ortaya koymalarıdır diyebiliriz.

Karay’ın renkli, mizahi ve keyifli bir üslupla kaleme aldığı kitap, 1850’lerden 1900 ve 1940’lara kadar, baş döndürücü bir hızla değişen sosyal yaşantıyı, gelenek ve görenekleri kaleme getiriyor.

  • Künye: Refik Halit Karay – Üç Nesil Üç Hayat, İnkılap Kitabevi, tarih, 230 sayfa

Joan Jara – Victor Jara: Yarım Kalan Şarkı (2010)

Joan Jara ‘Yarım Kalan Şarkı’da, efsanevi kişiliklerden biri olan, eşi Victor Jara’ya dair anılarını bizimle paylaşıyor.

Şilili şarkıcı ve müzisyen Jara, gençliğinden itibaren Şili politik dünyasıyla ilgilenmeye başlamıştı.

İlk albümü 1966 yılında yayımlanan Jara, şarkılarıyla politik çalışmalarını bir arada yürüttü.

Şarkılarında yoksul ve ezilmiş insanların dünyasını tasvir eden Jara, Salvador Allende’yi de desteklemişti.

Fakat müzisyen, general Pinochet yönetimindeki Şili ordusunun 11 Eylül 1973’te gerçekleştirdiği askeri darbeden birkaç gün sonra işkenceyle katledildi.

İşte Joan Jara’nın anıları, Victor Jara’nın devrimci müziğini ve onun trajik yaşamını anlatıyor.

  • Künye: Joan Jara – Victor Jara: Yarım Kalan Şarkı, çeviren: Algan Sezgintüredi, Versus Kitap, anı, 310 sayfa

Selim İleri – Oburcuk Mutfakta (2010)

‘Oburcuk Mutfakta’, Selim ileri’nin yemek-sofra anılarını anlattığı ‘Evimizin Tek Istakozu’, ‘Oburcuğun Edebiyat Kitabı’ ve ‘Rüyamdaki Sofralar’ başlıklı üç kitabını bir araya getiriyor.

Romanları, öyküleri ve gazete-dergi yazılarıyla bildiğimiz İleri, aynı zamanda bir mutfak tutkunu.

Yazarın, mutfak anılarını kaleme getirdiği ilk kitabı ‘Evimizin Tek Istakozu’, yayımlandığı zaman ilgiyle karşılanmış ve bunu, yemek kültürü konulu diğer kitapları izlemişti.

Bu kitaptaki metinler, aynı zamanda yazarın damak tadındaki yetkinliği de ortaya koyuyor.

İleri, çocukluğundan başlayarak yemek ve yemek kültürüne dair tanıklığını ve gözlemlediği birçok ayrıntıyı okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Selim İleri – Oburcuk Mutfakta, Everest Yayınları, yemek, 638 sayfa

Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (2010)

İlhami Algör’ün hazırladığı ‘Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?)’, Dersim 1938’in kara günlerinin üzerine çöktüğü köylerden biri olan Surbahan’dan tanıklıkları okurlarına sunuyor.

Dersim 1937/38’de, harekât komutasının bir ayağının Surbahan köyünde üstlendiğini belirten Algör, sonunda harekât tırpanının bu köyü de biçtiğini ve öldürülen erkeklerin kemiklerinin, Ağbaba Dağı’nın dibinde Zıni Gediği çukurunda; Kısmikör, Mağaçur, Brastik, Galolar, Balıbey köylerinden toplanarak kurşuna dizilmiş komşularının kemikleriyle birlikte tozun toprağın içinde yattığını söylüyor.

Geride kalan kadın ve çocuklar ise, yük vagonlarına tıkılıp batıya sürülür.

Bu aileler, 1947’de çıkan afla köylerine geri dönecektir.

İşte bu muazzam sözlü tarih çalışması, Surbahan köyünden batıya sürülen birkaç ailenin hafızasından hareketle, 1938-1948 aralığında yaşananları anlatıyor.

  • Künye: Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?), hazırlayan: İlhami Algör, Doğan Kitap, anı, 159 sayfa

Bekir Okan – Barak’tan Avrasya’ya (2010)

Okan Üniversitesi’nin kurucusu Bekir Okan ‘Barak’tan Avrasya’ya’ başlıklı elimizdeki kitabında, elli dokuz yıllık hayatından kesitleri, acıları, mutlulukları; Gaziantep’ten İstanbul’a, ardından Avrasya’ya ve dünyaya açılarak gerçekleştirdiği projelerindeki tecrübelerini okurlarıyla paylaşıyor.

Gaziantep Nizip’te dünyaya gelen Bekir Okan, Ankara Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Bölümü’nden mezun olduktan hemen sonra öğretmen olarak çalışmaya başlar.

Bu esnada girişimciliğin kendisine daha uygun olduğuna karar veren Okan, Gaziantep’e dönerek, şehrin ilk üniversiteye hazırlık dershanesini kurar.

Dershanenin başarısı, Okan’ı, inşaat işlerine girmek için cesaretlendirir ve bunun devamında, ticaretin farklı alanlarında, Türkiye ve dünyada birçok başarılı projeye imza atar.

Okan kitabında, hem hayatının dönüm noktalarını anlatıyor hem de deneyimlerini genç girişimcilerle paylaşıyor.

  • Künye: Bekir Okan – Barak’tan Avrasya’ya, Doğan Kitap, anı, 221 sayfa

Ali Bademci – Sarıklı Basmacı: Molla Nâfiz’in Hâtıraları (2010)

Molla Nâfiz, ya da Türkiye’deki adıyla Nafiz Türker, Türkistan’da Enver Paşa’nın Umumi Muhaberat Müdürü’ydü.

‘Sarıklı Basmacı’ başlıklı elimizdeki anılarında, ilk olarak Buhara’da kurtuluş mücadelesini ayrıntılı bir şekilde veren Molla Nâfiz; Âlim Han, İbrahim Lakay ve Ahmed Zeki Velidi gibi, bu dönemin öne çıkan aktörlerini anlatıyor.

Kitabın ikinci bölümü, Basmacılar ve Enver Paşa ilişkisini ele alıyor.

Bu bölümdeki anılar, Enver Paşa’nın Cilligöl Basmacıları’na katıldığı günden ölümüne kadarki dönemi kapsamasıyla önemli bir tarihi belge niteliğinde.

Kitabın son bölümünde ise, Enver Paşa’dan sonra, Doğu Buhara Basmacılığı ve Hacı Sami dönemine dair anılar yer alıyor.

  • Künye: Ali Bademci – Sarıklı Basmacı: Molla Nâfiz’in Hâtıraları, Ötüken Yayınları, anı, 379 sayfa

Derviş Kaptanzâde Ali Necati – İttihad’ın İç Yüzü (2010)

Derviş Kaptanzâde Ali Necati, büyük yolsuzlukların döndüğü Evkaf Nazırlığı’nda iyileştirmeler yapması amacıyla Muhasebe Müdürlüğü’ne atanır.

Ali Necati, burada farkına vardığı yolsuzlukları gerekli mercilere iletmek için mücadeleye girişecek ve bunun ertesinde baskılara uğrayacak, tutuklanacak, yolsuzluk, hakaret ve mürtecilikle suçlanarak sivil ve askeri mahkemelerde yargılanacaktır.

İşte Ali Necati’nin 1912 yılında, İttihatçılar iktidardan düştükten sonra Trabzon’da bastırdığı ‘İttihad’ın İç Yüzü’nde, bir bürokratın yolsuzluklara karşı mücadelesinin, kendi kişisel hürriyetini koruma çabasına dönüşümünün hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Derviş Kaptanzâde Ali Necati – İttihad’ın İç Yüzü, hazırlayan: Kudret Emiroğlu, Heyamola Yayınları, tarih, 272 sayfa

Joachim Sartorius – Prens Adaları (2010)

Alman şair Joachim Sartorius ‘Prens Adaları’nı, Büyükada’da geçirdiği bir sonbahar sırasında kaleme aldı.

“Bu kitap, bir şairin Ada’nın dünyası, manzarası, ışığı ve insanları tarafından nasıl baştan çıkarıldığına dair son derece etkileyici bir aktarım.” diyerek bu mekâna duyduğu hayranlığı dile getiren Sartorius, Bizans, Osmanlı ve cumhuriyetin kuruluş döneminden kalan yapılarda incelemeler yapmış ve adada yaşayanlarla yaptığı sohbetler aracılığıyla Adalar’ın geçmişine dair ilginç ayrıntılara ulaşmış.

Kitapta Sartorius’un, Adalar’ın kozmopolit tarihine dair anlatımlarının yanı sıra, arkadaşları Sezer Duru, Orhan Pamuk ve Ara Güler’e dair hikâyeleri de yer alıyor.

  • Künye: Joachim Sartorius – Prens Adaları, çeviren: Sezer Duru, Everest Yayınları, anı, 95 sayfa