Hasan Ürel – Mahkûm Olduk Netekim (2014)

Bir avukatın 12 Eylül notları. Milli Eğitim Bakanlığı’nda çalışırken darbeden sonra görevden alınan Hasan Ürel, Ankara’da serbest avukatlık yapmaya başlamış.

Askeri mahkemelerde görülen pek çok davada savunma görevi yapmış ve bu esnada hem trajik hem gülünç hem de pes dedirten pek çok olaya tanık olmuş Ürel, bir hukukçu gözüyle 12 Eylül’ün bir panoramasını çiziyor.

  • Künye: Hasan Ürel – Mahkûm Olduk Netekim, Liberte Yayınları

Osman Selim Kocahanoğlu (haz.) – Hatıralar ve Mektuplarıyla Talat Paşa (2008)

‘Hatıralar ve Mektuplarıyla Talat Paşa’, Sadrazam Talat Paşa’nın kaleme aldığı hatıralarından, mektuplarından ve kendisi hakkında kaleme alınmış yazılardan oluşuyor.

Mehmed Talat Paşa, bilindiği gibi, İttihat ve Terakki partisinin kurucularındandı.

Paşa, Meclis Vekilliği, Dahiliye Nazırlığı, Posta Vekilliği ve 1912’de de Sadrazamlık yapmıştı.

Ermenilerin sürgün edildiği Tehcir Kanunu’nun kabul edilmesinde etkin rol oynadığı da, kendisine dair önemli bilgilerden.

Talat Paşa anılarında, tehcir kanunu ve Ermenilerin sürülmesi de dahil, İttihat ve Terakki partisi, partinin önde gelen isimleri ve o dönemdeki siyasî çalışmaları gibi birçok konuyu anlatıyor.

  • Künye: Osman Selim Kocahanoğlu (haz.) – Hatıralar ve Mektuplarıyla Talat Paşa, Temel Yayınları, tarih, 290 sayfa

Ahmet Özhan – Ses, Söz ve Sevgili (2008)

‘Ses, Söz ve Sevgili’, bu yıl sahnelerdeki 40. yılını kutlayan Ahmet Özhan’ın anılarından oluşuyor.

“Sanat, müzisyen için müzikten ibaret değildir. Sanat, hiçbir sanatçı için sadece icra etmekte olduğu alandan oluşmaz. Sanat, iç içe birçok şeyi barındıran, hayata dair birçok şeyi kucaklayan; birinin bitiminde bir diğerinin başladığı zincirleme bir oluşumdur.” diyen Özhan, bu kitabıyla, diğer bir sanat alanı olarak düşündüğü yazıyla kendini anlatmaya koyuluyor.

Din, İslam ve Muhammed; Ramazan hatıraları; kıssalar; Mevlânâ ve Mevlevilik; müzik ve dostluk konularındaki fikirleri, kitapta okurun karşısına çıkan birkaç başlık.

Kitapla beraber, Özhan’ın yorumladığı ilahilerden oluşan bir CD de veriliyor.

  • Künye: Ahmet Özhan – Ses, Söz ve Sevgili, Doğan Kitap, anı, 138 sayfa

Muhsin Kızılkaya – Sen û Ben (2008)

Muhsin Kızılkaya ‘Sen û Ben’de, birebir tanıklıkları ve anıları üzerinden, yaklaşık on beş yıllarının beraber geçtiği, ne yazık ki bir yıl önce aramızdan ayrılan yazar Mehmed Uzun’un biyografisini sunuyor.

Kitabın asıl zenginliğini de, Kızılkaya’nın, Uzun’la yaşadıkları üzerinden, adım adım yazarın biyografisini kurmasıdır diyebiliriz.

Uzun’un yirmiye yakın kitabını yeniden okuyan Kızılkaya, kendi anılarını “ben”, Uzun’un anlatılarından aldıklarını da “sen” başlığıyla anlatıyor.

Böylece ortaya, kuru bir biyografiden öte, anlatıcıların ortak bir metinde buluşup, Mehmed Uzun’a ve onun edebiyatına doğru yola koyuldukları, anılar ve tanıklıklarla zenginleştirilmiş bir metin çıkmış.

  • Künye: Muhsin Kızılkaya – Sen û Ben, İthaki Yayınları, anı, 499 sayfa

Jean de Joinville – Bir Haçlının Hatıraları (2014)

Dokuzuncu Louis’nin düzenlediği 7. Haçlı seferine katılmış, bu esnada esir düşmüş maceracı bir lordun Memlük devleti ve İslam toplumuna dair gözlem ve tespitleri.

Haşîşilerin inançları, Memlüklarda eğitim, Kumanların ölü gömme adetleri ve 9. Louis’in Moğolları Hıristiyanlığa davet edişi bu kitapta karşımıza çıkan ilginç konulardan birkaçı.

  • Künye: Jean de Joinville – Bir Haçlının Hatıraları, çeviren: Cüneyt Kanat, Yeditepe Yayınları

Nurdan Özyılmaz – Uzaktaki Yakın (2014)

28 Şubat’ın izleri, halen tam anlamıyla silinebilmiş değil.

Nurdan Özyılmaz da, bu sıkıntılı süreçte ülkesinden ayrılmak zorunda kalmış bir doktor.

Yazar, başörtülü bir hekim olarak 28 Şubat’ın kendisinde ve çevresinde ne gibi izler bıraktığını, vatanından ayrılığını hızlandıran etkenleri ve ülkeyi felce uğratan bu “postmodern” darbeye karşı tepkilerini paylaşıyor.

  • Künye: Nurdan Özyılmaz – Uzaktaki Yakın, Hayy Kitap

Ferik Ahmed Muhtar Paşa – Kırım Harbi’nde Silistre Müdafaası (2014)

Yirminci yüzyılın başında yayınlanmış elimizdeki eser, o dönem pek bilinmeyen eleştirel araştırma yönteminin başarılı örneklerinden.

Kitap, 1853-56 Kırım Harbi’nde savaşmış Rus, Fransız, İngiliz ve Osmanlı askerlerinin anılarını, tarihçilerin araştırmalarıyla karşılaştırarak sunuyor.

  • Künye: Ferik Ahmed Muhtar Paşa – Kırım Harbi’nde Silistre Müdafaası, hazırlayan: Gültekin Yıldız ve Fatih Tetik, İş Kültür Yayınları

Fausto Zonaro – Abdülhamid’in Hükümdarlığında Yirmi Yıl (2008)

İtalyan ressam Fausto Zonaro, bilindiği gibi, 1891 yılında İstanbul’a gelmiş ve II. Abdülhamid tarafından 1896 yılında Saray Ressamı olarak görevlendirilmişti.

Padişahın Akaretler’de kendisine tahsis ettiği büyük evde atölyesini kuran Zonaro, burada açtığı daimi sergiyle uzun yıllar yerli ve yabancı ziyaretçilere ev sahipliği yaptı.

Padişah devrildikten sonra unvanını kaybeden Zonaro, ülkesine dönmüş, 1924 yılında da anılarını kaleme almıştı.

İşte sanatçının Türkiye’de yaşadıklarının önemli bir halkasını oluşturan bu kitapta, Zonaro’nun İstanbul’a gelişi, burada kaldığı yıllar boyunca yaşadıkları ve tarihsel tanıklıkları yer alıyor.

  • Künye: Fausto Zonaro – Abdülhamid’in Hükümdarlığında Yirmi Yıl, çeviren: Turan Alptekin ve Lotto Romano, Yapı Kredi Yayınları, anı, 384 sayfa

Adile Abbasoğlu – Unutulmaz Anılar (2008)

Adile Abbasoğlu’nun ‘Unutulmaz Anılar’ının merkezinde, Abhazya’nın devlet adamı Nastor Lakoba, eşi Sariya Lakoba ve ailesi yer alıyor.

1935’te Sariya’nın kardeşi ile evlenen Abbasoğlu, o günden itibaren kendini Abhazya’daki politik yaşamın ortasında bulur.

1937 yılında Lakoba zehirlenerek öldürülünce, Abbasoğlu da ailesiyle beraber çalışma kamplarına gönderilir.

İşte bu kitap, ancak 1947 yılında ülkesine dönebilen Abbasoğlu’nun, ülkenin bu önde gelen ailesine ve yaşadıklarına dair anılarını bir araya getiriyor.

Kitap, bu dönemde Abhaz halkının yaşadığı trajedileri anlatıyor.

  • Künye: Adile Abbasoğlu – Unutulmaz Anılar, çeviren: Oktay Çkotua, As Yayınları, anı, 232 sayfa

Simon Arakelyan – Ankara Vukuatı: Menfilik Hatıralarım (2017)

1915 sürecinde, Ankara’nın Hıristiyan Ermeni nüfusunun başına neler geldi?

İşte Ankaralı Katolik Ermeni Simon Arakelyan’ın 1915’te yaşadıklarının bir dökümü olan ‘Ankara Vukuatı’, bu sürece dair bilinmeyenleri aydınlatmasıyla önemli bir tanıklık.

1915 yazında Ankaralı Ortodoks Ermeniler katledilir ve Katolik Ermeniler de sıranın kendilerine geldiğini fark eder.

Sonuçta onlar da, gruplar halinde tutuklanmaya başlanır.

O dönemde Reji idaresinde bir memur olan Arakelyan da tutuklananlar arasındadır ve böylece kötü muamele, saldırılar, açlık ve doğa şartlarıyla mücadele edeceği 122 günlük dehşetli yolculuğu başlamış olur.

Arakelyan’ın yolculuğunda ilk durak Tarsus’tur, rotanın devamı ise, yaşam olasılığının sıfıra yakın olduğu Der Zor çölleridir ve kendisi de buraya gitmekten kurtulmak için kaçmaya karar verir.

Şans, Arakelyan’dan yanadır. Zira zorlu bir mücadelenin ardından kaçmayı, kurtulmayı başarır.

İşte bu kitap, bu zorlu yolculuğun ve kaçışın ayrıntılı bir hikâyesi oluşuyla önemli bir tarihi tanıklık.

  • Künye: Simon Arakelyan – Ankara Vukuatı: Menfilik Hatıralarım, editör: Murat Cankara, Aras Yayıncılık, anı, 352 sayfa