Süha Tuğtepe – Nişantaşı, Nişantaşı…: Renkli Sinemaskop Yıllar… (2008)

Süha Tuğtepe’nin hoş ve akıcı bir üslupla kaleme aldığı ‘Nişantaşı, Nişantaşı…’, İstanbul’un sosyal tarihinin nitelikli örneklerinden birini sunuyor.

Tuğtepe’nin yaşadığı Nişantaşı, köşe bucağından, mimari özelliklerinden çok, orada tanışılmış, arkadaşlık kurulmuş insanlarla değer kazanıyor.

Kitap bu yönüyle, Nişantaşı ve Teşvikiye caddeleri, kahveleri, tostçuları ve dükkanlarına yer vermesinin yanı sıra, ünlü ve ünsüz, bu semtle özdeşleşmiş birçok insanı da okuyucuyla tanıştırıyor.

Haydar Ergülen’in, “Bunca dostluk biriktiren bir adam kim bilir ne güzel hatıralar da biriktirmiştir,” dediği Tuğtepe’nin şiir tadındaki anıları, okurlarını bekliyor.

  • Künye: Süha Tuğtepe – Nişantaşı, Nişantaşı…: Renkli Sinemaskop Yıllar…, Doğan Kitap, anı, 217 sayfa

Nedret Güvenç – Kendini Arayan Yıldız (2017)

Nedret Güvenç, sesiyle, duruşuyla, tavrı ve oyunculuğuyla en özgün kadın tiyatro, sinema ve dizi oyuncularımızdan.

Kendisi, henüz 14 yaşında bir öğrenciyken tiyatroyla tanışmış ve ondan sonra da bir ömür boyunca tiyatroyla tutkulu bir birliktelik geçirmiş.

Şu ana kadar 200’den fazla oyunda rol almış, pek çok tiyatro oyunu yönetmenliği yapmış Güvenç’in, aynı zamanda öykü ve deneme kitapları da bulunuyor.

İşte Güvenç bu kitabında da, tiyatroyla bir baştan diğer başa kuşatılmış hayatının dönüm noktalarını anlatıyor.

Yazar, İzmir’deki çocukluğundan büyüdüğü çevreye, tiyatroyla ilgilenmeye başladığı zamandan rol aldığı ilk oyunlara, sanat dünyasında tanımış olduğu önemli şahsiyetlerden beraber çalıştığı tiyatrocu arkadaşlarına, hayatının pek çok bilinmeyenini bizimle paylaşıyor.

Güvenç’in 1940’lı yıllardan bugüne uzanan anıları, aynı zamanda Türkiye yakın tarihinin özgün bir fotoğrafını çekmesiyle de önemli.

  • Künye: Nedret Güvenç – Kendini Arayan Yıldız, Ayizi Kitap, anı, 360 sayfa

Afet İnan – Anılar (2017)

Profesör Afet İnan’ın oğlu Arı İnan tarafından hazırlanan bu kitap, İnan’ın hayatının bilinmeyen noktalarını aydınlatmasıyla, özellikle kendisine dair yorumların çokça arttığı bugün oldukça önemli bir işlev üstleniyor.

İnan, ‘Geçen Günlerim’ adını verdiği ve yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan kitabında, bir memur çocuğu olarak ülkenin çeşitli yerlerindeki yaşantısını okurlarıyla paylaşıyor ve böylece dönem Türkiye’sinin toplumsal ve siyasi bir fotoğrafını çekiyor.

İnan burada,

  • Çocukluk ve gençlik yıllarını,
  • Memleketi Doyran’ı,
  • Doğduğu yer Kesendire’yi,
  • Adapazarı, Ankara, Mihalıççık, Biga, Alanya, Elmalı, Aydın, Söke, İzmir, Bursa, İnegöl ve Sinop’ta geçen yaşamını,
  • Mustafa Kemal ile tanışma sürecini,
  • Verdiği Yurt Bilgisi derslerini,
  • Kadın hakları alanındaki faaliyetlerini,
  • Tarih çalışmalarına başlamasını,
  • Türk Tarih Kurumu’ndaki çalışmalarını,
  • Cenevre’deki eğitim yıllarını,
  • Çevresinde bulunmuş insanları,
  • Özel yaşamını,
  • Ve bunun gibi pek çok anısını paylaşıyor.

Afet İnan’ın anıları, hem kendi hayatına hem de bir döneme ışık tutmalarıyla önemli bir tarihi belge.

  • Künye: Afet İnan – Anılar, hazırlayan: Arı İnan, Remzi Kitabevi, anı, 312 sayfa

Hüseyin Özlük – Gözlerimi İstiyorum Komutanım (2008)

Hüseyin Özlük, Güneydoğu’da, bir mayını etkisiz kılmaya çalışırken, mayının patlaması sonucu gözlerini kaybetti.

Kendisinin ‘Gözlerimi İstiyorum Komutanım’ isimli bu anı kitabı da, o süreçte yaşadıklarına yer veriyor.

Özlük’ün yaşadıklarını, bir askerden ziyade bir insan olarak dile getirmesi, kitabı etkileyici kılan başlıca unsur.

“Yeter artık. Bu kanı durdurun. Bana gözlerimi geri veremezsiniz. Bari başkalarına bu acıları yaşatmayın…” diyen Özlük’ün kitabı, bu süreçte yaşadıklarını, olaydan sonraki rehabilitasyon aşamasını ve hayata yeniden tutunabilmek için verdiği olağanüstü çabayı anlatıyor.

Kitap, benzer olayları yaşamış olanlar için moral dayanaklar sunmasıyla da önemli.

  • Künye: Hüseyin Özlük – Gözlerimi İstiyorum Komutanım, Bilgi Yayınevi, anı, 263 sayfa

Adil Okay – 12 Eylül ve Filistin Günlüğü (2008)

’12 Eylül ve Filistin Günlüğü’, 12 Eylül darbesi yapıldıktan sonra Lübnan’a kaçan ve orada İsrail-Filistin savaşına tanık olan Adil Okay’ın, burada bulunduğu bir buçuk yıllık zaman dilimi içinde tuttuğu günlüğünden oluşuyor.

Günlük, kaleme alındığı zaman dilimi içerisinde, hem 12 Eylül darbesini hem de Filistin’de yaşanan savaşı, o zamanlar henüz yirmili yaşlarının ortalarında bir genç olan Okay’ın gözlerinden anlatıyor.

Okay’ın günlüğü, Türkiye’nin sıkıntılı yakın dönemine dair önemli ayrıntılar sunduğu kadar, aynı zaman diliminde, en çatışmalı dönemlerini yaşayan Güney Lübnan’daki Filistin kamplarında yaşananlara dair tanıklığını sunmasıyla da ilgi çekiyor.

  • Künye: Adil Okay – 12 Eylül ve Filistin Günlüğü, Ütopya Yayınları, günlük, 301 sayfa

Süleyman Talay – Yaşamaktan Soğumadan (2017)

Süleyman Talay’ın hayatı, erken yaşlardan itibaren devrime adanmış bir hayat desek abartmış olmayız.

Kendisi daha Batman lisesinde iken Devrimci Liseliler Derneği’nin kuruluşunda yer almış, Türkiye’nin zorlu zamanlar yaşadığı 1980’li yıllarda, Batman ve Siirt’te İlerici Gençler Derneği ve Türkiye Komünist Parti yöneticiliği görevleriyle aktif bir şekilde siyasi çalışmalarını sürdürmüş.

12 Eylül askeri darbesi olunca dokuz yıl siyasi kaçak olarak yaşayan Talay, TKP-TİP birleşmesi ile oluşturulan TBKP’de ve Sosyalist Birlik Partisi’nin (SBP) kuruluş sürecinde yer aldı.

Talay’ın elimizdeki kitabı, kendisinin kişisel ve devrimci hayatını bir baştan ötekine kuşatan anılarından oluşuyor.

  • Batman’daki çocukluk ve okul yılları,
  • Kahvehanelerdeki devrimciler,
  • Bir devrimci olmak için atılan ilk adımlar,
  • İlerici Gençler Derneği’nin kuruluşu,
  • TKP’li yıllar,
  • Moskova’da eğitim amaçlı geçirilen altı ay,
  • Hapishane deneyimi,
  • 12 Eylül askeri darbesi,
  • Yıllarca süren kaçak hayatı,
  • Kürt coğrafyasında zorlu 90’lı yıllar,
  • Vedat Aydın’ın cenazesinde yaşananlar,
  • Küyerel Düşünce Grubu’nun kuruluşu…

Talay’ın sadece siyasi değil, aynı zamanda pek çok kişisel anısıyla da zenginleşen kitabı, aynı zamanda Türkiye yakın tarihinin nitelikli bir tasvirini de yapmasıyla dikkat çekici.

  • Künye: Süleyman Talay – Yaşamaktan Soğumadan, İletişim Yayınları, anı, 223 sayfa

Necati İnceoğlu – Anılarda Yalnızlar (2008)

1930 ve 1940 arasındaki on yıllık süre, Cumhuriyet reformlarının önemli bir bölümünün yapıldığı dönemlerden.

Örneğin 1933 yılındaki üniversite reformu ile Darülfünun İstanbul Üniversitesi’ne dönüşmüş, Güzel Sanatlar Akademisi geleneksel anlayıştan vazgeçip modern olana yüzünü dönmüştü.

Bu kitap bağlamında, o yılların en önemli ayrıntısı ise, İTÜ Mimarlık Fakültesi’nin temellerinin atılmasıydı.

İşte Necati İnceoğlu’nun ‘Anılarda Yalnızlar’ı, bu kurumun ilk dönemlerine tanık olan isimlerin anılarından oluşuyor.

Harika Söylemezoğlu, Prof. Kemal Ahmet Arû, Prof. Doğan Erginbaş, Bülent Çetinor, Doğan Tekeli, Radi Birol, Prof. Doğan Kuban, İnceoğlu’nun o dönemi konuştuğu isimlerden birkaçı.

Türkiye’nin o döneminde mimarlığın içinde bulunduğu şartlar, İTÜ Mimarlık Fakültesi’nin kurulmasının hemen ertesinde parlak bir dönem yaşamaya başlayan modern mimarlık, İnceoğlu’nun anılarında yer bulan birkaç ayrıntı.

  • Künye: Necati İnceoğlu – Anılarda Yalnızlar, YEM Yayın, anı, 161 sayfa

Sami Küçük – Rumeli’den 27 Mayıs’a (2008)

27 Mayıs 1960 darbesinin planlayıcılarından Kurmay Albay Sami Küçük, Köşk Harekât Kumandanı olarak Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı teslim almasıyla bilinir.

Küçük’ün anılarından oluşan bu kitap, darbe öncesi ve sonrasındaki gelişmeleri barındırmasıyla dikkat çekiyor.

Küçük, 27 Mayıs’ta darbe yapan kuşağının nasıl oluştuğunu, darbeci gizli örgütün kuruluş ve işleyişini, darbe sonrasında yaşanan ayrışmaları ve bu dönemde ABD ile ilişkileri anlatıyor.

Kitabın ‘Hesaplaşma’ başlıklı ikinci bölümü, Alpaslan Türkeş ve Cevdet Sunay’la ilgili değerlendirmeleri, ‘İcraatlar’ başlıklı son bölüm ise Küçük’ün kuruluşunda yer aldığı TÜBİTAK, ODTÜ ve Ankara Koleji gibi kurumlara dair görüşlerini barındırıyor.

  • Künye: Sami Küçük – Rumeli’den 27 Mayıs’a, Mikado Yayınları, anı, 247 sayfa

Berat Beran – Henek (2008)

Berat Beran, Kürtçede şaka anlamına gelen ‘Henek’te, Diyarbakır’ın zengin kültürünü, gülmece tarzında anlatıyor.

Diyarbakır’ın, hem Kürtçe hem de Türkçe kelimelerle harmanlanmış yerel diliyle kaleme alınan ve kullanılan Kürtçe kelimelerin Türkçe açıklamalarının da yer aldığı kitap, anlatılan fıkraların felsefi derinliklerini ve Diyarbakır halk kültüründeki gülmece anlayışını çok iyi bir şekilde yansıtıyor.

Berat Beran 1968 kuşağından bir isim ve yazarın bu yönü de kitabın anlatım biçimini olumlu yönde etkiliyor.

Zira kitap, yarım asır öncesinin Diyarbakır’ını gülmeceyi merkeze alarak anlatırken, aynı zamanda bu dönemin nitelikli bir sosyo-ekonmik ve politik bir panoramasını da çiziyor.

  • Künye: Berat Beran – Henek, İletişim Yayınları, anı, 192 sayfa

Ersin Onay – Topraktan Sahneye (2017)

Bilindiği gibi piyanist Prof. Ersin Onay, Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nin kurucusu.

Uluslararası düzeyde sanat eğitimi veren ve bundan 30 yıl önce Ankara’nın bozkırında beş öğrenciyle kurulan bu fakülte, müzik ve sahne sanatları bölümlerinden yüzlerce sanatçı yetiştirdi.

İşte Onay’ın bu deneyimini paylaştığı ‘Topraktan Sahneye’, fakültenin kuruluş sürecini, düzenlediği etkinlikleri anlatması ve bölüm üyelerinin Anadolu’da verdikleri konserlerin halkta ne denli güçlü karşılık bulduğunu ortaya koymasıyla önemli.

Bu süreçte katkı sunmuş 120 sanatçının yazılarıyla desteklenen kitap, bu örnek kurumun nasıl tasarlanıp kurulduğunun ve geliştiğinin öyküsünü anlattığı gibi, Anadolu’ya yönelen sanat çalışmalarının önemini ve bunların daha aydınlık, daha çağdaş kuşaklar yetiştirmek için ne kadar elzem olduğunu gözler önüne seriyor.

Hem uluslararası normlarda bir sanat eğitimi düzeninin nasıl kurulacağının ve her aşamada toplumla birlikte olmanın, toplumsal projeler üretip uygulamanın nasıl başarılabileceğinin muhteşem bir örneğini görmek için bu kitabı muhakkak okumak gerek.

  • Künye: Ersin Onay – Topraktan Sahneye, Sun Yayınevi, müzik, 348 sayfa