Sami Küçük – Rumeli’den 27 Mayıs’a (2008)

27 Mayıs 1960 darbesinin planlayıcılarından Kurmay Albay Sami Küçük, Köşk Harekât Kumandanı olarak Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ı teslim almasıyla bilinir.

Küçük’ün anılarından oluşan bu kitap, darbe öncesi ve sonrasındaki gelişmeleri barındırmasıyla dikkat çekiyor.

Küçük, 27 Mayıs’ta darbe yapan kuşağının nasıl oluştuğunu, darbeci gizli örgütün kuruluş ve işleyişini, darbe sonrasında yaşanan ayrışmaları ve bu dönemde ABD ile ilişkileri anlatıyor.

Kitabın ‘Hesaplaşma’ başlıklı ikinci bölümü, Alpaslan Türkeş ve Cevdet Sunay’la ilgili değerlendirmeleri, ‘İcraatlar’ başlıklı son bölüm ise Küçük’ün kuruluşunda yer aldığı TÜBİTAK, ODTÜ ve Ankara Koleji gibi kurumlara dair görüşlerini barındırıyor.

  • Künye: Sami Küçük – Rumeli’den 27 Mayıs’a, Mikado Yayınları, anı, 247 sayfa

Berat Beran – Henek (2008)

Berat Beran, Kürtçede şaka anlamına gelen ‘Henek’te, Diyarbakır’ın zengin kültürünü, gülmece tarzında anlatıyor.

Diyarbakır’ın, hem Kürtçe hem de Türkçe kelimelerle harmanlanmış yerel diliyle kaleme alınan ve kullanılan Kürtçe kelimelerin Türkçe açıklamalarının da yer aldığı kitap, anlatılan fıkraların felsefi derinliklerini ve Diyarbakır halk kültüründeki gülmece anlayışını çok iyi bir şekilde yansıtıyor.

Berat Beran 1968 kuşağından bir isim ve yazarın bu yönü de kitabın anlatım biçimini olumlu yönde etkiliyor.

Zira kitap, yarım asır öncesinin Diyarbakır’ını gülmeceyi merkeze alarak anlatırken, aynı zamanda bu dönemin nitelikli bir sosyo-ekonmik ve politik bir panoramasını da çiziyor.

  • Künye: Berat Beran – Henek, İletişim Yayınları, anı, 192 sayfa

Ersin Onay – Topraktan Sahneye (2017)

Bilindiği gibi piyanist Prof. Ersin Onay, Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nin kurucusu.

Uluslararası düzeyde sanat eğitimi veren ve bundan 30 yıl önce Ankara’nın bozkırında beş öğrenciyle kurulan bu fakülte, müzik ve sahne sanatları bölümlerinden yüzlerce sanatçı yetiştirdi.

İşte Onay’ın bu deneyimini paylaştığı ‘Topraktan Sahneye’, fakültenin kuruluş sürecini, düzenlediği etkinlikleri anlatması ve bölüm üyelerinin Anadolu’da verdikleri konserlerin halkta ne denli güçlü karşılık bulduğunu ortaya koymasıyla önemli.

Bu süreçte katkı sunmuş 120 sanatçının yazılarıyla desteklenen kitap, bu örnek kurumun nasıl tasarlanıp kurulduğunun ve geliştiğinin öyküsünü anlattığı gibi, Anadolu’ya yönelen sanat çalışmalarının önemini ve bunların daha aydınlık, daha çağdaş kuşaklar yetiştirmek için ne kadar elzem olduğunu gözler önüne seriyor.

Hem uluslararası normlarda bir sanat eğitimi düzeninin nasıl kurulacağının ve her aşamada toplumla birlikte olmanın, toplumsal projeler üretip uygulamanın nasıl başarılabileceğinin muhteşem bir örneğini görmek için bu kitabı muhakkak okumak gerek.

  • Künye: Ersin Onay – Topraktan Sahneye, Sun Yayınevi, müzik, 348 sayfa

Fatma Çeki – Kıbrıs’ın Mücahit Hemşireleri (2017)

Savaş denen korkunçlukta insana yaşamak adına ümit veren biricik şey hemşirelerin varlığı.

Bir asker, savaştığı cephede hırsla ve acımasızca bir diğer askeri yok etmeye çabalar, hemşireler ise olağanüstü fedakârlıklarıyla yok edilmeye çalışılan hayatı gayretle savunur.

İşte bu kitap, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs savaşında gönüllü olarak hizmet vermiş 28 hemşirenin sıra dışı deneyimlerine yer veriyor.

Kitaba katılan hemşireler, savaş koşullarında yaşadıklarını bizimle paylaşırken, savaşların merkezinde yer alırken neler hissettiklerini, bu deneyimlerinin daha sonraki yıllarını nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor.

Kitap, bu anlatımlardan yola çıkarak Kıbrıs’ta yaşanan savaşın nitelikli bir sözlü tarihini sunduğu gibi, Kıbrıs’ta hemşirelik mesleğinin gelişimini de ortaya koyuyor.

  • Künye: Fatma Çeki – Kıbrıs’ın Mücahit Hemşireleri, editör: Fatma Sevgi Hatipoğlu, Kalkedon Yayınları, anı, 200 sayfa

Derya Sazak – İtirazım Var (2017)

1983 yılında muhabir olarak Milliyet gazetesine giren ve burada 30 yıl boyunca çeşitli görevler alan ve en son gazetenin genel yayın yönetmenliğini sürdürürken İmralı Zabıtları ve Gezi Direnişi haberleri nedeniyle gazeteden ayrılan Derya Sazak’ın bu sürece dair deneyim ve anıları.

  • 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde neler yaşandı?
  • Öcalan’ın “paralel devlet” uyarısı ne anlama geliyordu?
  • Meclis darbe komisyonundan çıkan sonuçlar bize ne söylüyor?
  • Brüksel kaynaklı 15 Temmuz istihbarat raporunda ne diyordu?
  • Sabancı cinayetinde gizemini koruyan noktalar ne?
  • MİT Müsteşarı Koman “İçinizden birileri öldürülecek” sözünü kimlere söyledi?
  • Ahmet Altan’ın “Atakürt” başlıklı yazısına kimler ne tepki verdi?
  • Siyasetçiler ile gazetecilerin 28 Şubat muhtırasına karşı tavrı nasıldı?
  • Çiller zamanında örtülü ödenekten 500 milyar nereye gitti?
  • Aydın Doğan iktidarla nasıl barıştı?
  • Orhan Pamuk’un “Hayır” dediği röportajının Hürriyet’te yayımlanmama sürecinde neler yaşandı?
  • Hürriyet’in Sabiha Gökçen manşeti nasıl korkunç sonuçlar doğurdu?

Derya Sazak’ın kitabında bu ve bunun gibi pek çok sorunun yanıtı aranıyor.

Kitap, yalnızca medyada uzun yıllar çalışmış bir gazetecinin anıları olarak değil, yakın dönem Türkiye’sinde siyasetin ve medyanın asıl amacından nasıl uzaklaştığını ve aralarında bulunması gereken mesafeyi ne denli ihlal ettiklerini açıkça görmek için de okunmalı.

  • Künye: Derya Sazak – İtirazım Var, İletişim Yayınları, medya, siyaset, 312 sayfa

Ali Rıza Dizdar – Tarlabaşılıyım (2014)

Sulukule’yle aynı kaderi paylaşarak kentsel dönüşümden acımasızca nasibini alan Tarlabaşı, hafıza mekânlarını, çokkültürlü yapısını yitirdi.

68 kuşağından gelen Ali Rıza Dizdar elimizdeki kitabında, çocukluğunun geçtiği Tarlabaşı’na dair anılarını okurlarıyla paylaşıyor.

Dizdar, bu semtte bir araya gelerek muazzam bir kozmopolit zenginlik yaratan halkları, mahalle insanını, esnafını, ağır abilerini, Tarlabaşı’nın gündelik hayatından pek çok ilgi çekici ayrıntıları anlatıyor.

  • Künye: Ali Rıza Dizdar – Tarlabaşılıyım, Chivizayıları Yayınevi, anı, 200 sayfa

Yevgeni Primakov – Politikanın Mayınlı Tarlası (2008)

Yevgeni Primakov’un anıları, Rus politik ve toplumsal yaşamının çok katmanlılığını göstermesiyle dikkat çekiyor.

Primakov, Rusya’da Dış İstihbarat Servisi Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık gibi önemli görevler üstlendi.

Gorbaçov ve Yeltsin dönemlerinde görev almış bir siyasetçi olan Primakov, Sovyetler Birliği’nin dağılmasına; toparlanma sürecinde yaşananlara; Çeçenistan ve Balkanlar’daki sıkıntılara; Körfez Savaşı’nda Rusya’nın diplomatik faaliyetlerine; Ortadoğu’daki gelişmelere ve Soğuk Savaş’ın ardından gelen yeni dünyaya tanık olmuş bir isim.

Kitap, bu çalkantılı dönemi yaşayan bir siyasetçinin birebir tanıklığını sunmasıyla önemli bir tarihi belge niteliğinde.

  • Künye: Yevgeni Primakov – Politikanın Mayınlı Tarlası, çeviren: Fatma Arıkan, Selis Kitaplar, anı, 464 sayfa

Jacqueline van Maarsen – “Benim Adım Anne Frank” (2008)

Jacqueline van Maarsen’in adı, Anne Frank’ın günlüğünde Joop olarak geçer.

Kendisi de Yahudi olan Maarsen, 2. Dünya Savaşı sırasında Yahudilere uygulanan eziyeti bizzat gördü ve yaşadı.

Yazarın ‘Benim Adım Anne Frank’ isimli bu kitabı da, 1941 yılında Yahudi Lisesi’nde okurken Anne Frank’la tanışmasına ve bundan sonraki döneme dair anılarından oluşuyor.

Maarsen ile Anne Frank arasında, Anne Frank’ın gizlenmesinden bir yıl önce çok yakın bir ilişki kurulmuştu.

Kitap, babası Hollandalı bir Yahudi, annesi Fransız bir Katolik olan Maarsen’in, çocukluğuna ve ailesine dair anlatımları ile Anne Frank’a dair anılarından, fotoğraflarından ve kendisine göndermiş olduğu kartlardan oluşuyor.

  • Künye: Jacqueline van Maarsen – “ Benim Adım Anne Frank”, çeviren: Burak Sengir, Agora Kitaplığı, anı, 206 sayfa

Cüneyt Arkın – Fakir Gencin Hikâyesi (2014)

Türkiye sinemasının meşhur simalarından Cüneyt Arkın ‘Fakir Gencin Hikâyesi’nde, çocukluğundan ünlü olduğu dönemlere hayatının dönüm noktalarını paylaşıyor.

Arkın, büyük bir yoksulluk içinde yaşadığı çocukluk yıllarını, yetiştiği çevreyi, eğitim dönemini, tıp fakültesine girme sürecini, sinemayla tanıştığı yılları, sanat dünyasında tanıdığı isimleri ve meslek yaşamında karşılaştığı garip olayları okurlarıyla paylaşıyor.

Öğrenciliği yıllarında kazandığı ilk parayla ekmek alışı, üniversitenin ardından 1963’te Yeşilçam’a adım atmasına vesile olan tesadüfler ve mafyadan ölüm tehditleri alışı, Arkın’ın anlatımındaki ilginç detaylardan.

  • Künye: Cüneyt Arkın – Fakir Gencin Hikâyesi, Epsilon Yayıncılık, otobiyografi, 206 sayfa

Kadir Natho – Çerkesya’dan Amerika’ya (2014)

Çerkesya’nın Sapsığ-Nathuac bölgesinde doğan Kadir Natho, on beş-on altı yaşlarında kendini, dünyayı kasıp kavuran İkinci Dünya Savaşı’nın alevleri içinde buldu.

İlerleyen yıllarda Amerika’ya göç etmek zorunda kalan Natho, Çerkes kimliğini koruyarak Çerkes diasporasının önemli aktörlerinden biri oldu.

New Jersey’de Çerkes Yardımlaşma Derneği’nde uzun yıllar başkanlık yapan Natho elimizdeki anılarında, çocukluğundan Amerika’ya uzanan maceralı hayatına dair anılarını paylaşıyor.

Yazar, Çerkesya’nın Nazi Almanyası’nca işgalini, ülkesinden tehcir edilmesinden sonraki zor yılları ve Amerika’ya göç ettikten sonraki faaliyetlerini anlatıyor.

  • Künye: Kadir Natho – Çerkesya’dan Amerika’ya, çeviren: Nur Nirven, Chiviyazıları Yayınevi, anı, 701 sayfa