Fidel Castro – İlk Yıllarım (2008)

Fidel Castro, ‘İlk Yıllarım’da, çocukluk ve gençlik dönemlerini anlatıyor.

Castro bu dönemde, katolik ağırlıklı ilk eğitimi sırasında, Hıristiyanlıkla kurduğu ilişkiyi; ütopyacı bir sosyalistken, üniversite yıllarında nasıl devrimci bir eylemciye dönüştüğünü anlatıyor.

Kolombiya’da 1948 yılında patlak veren, Castro’nun da katıldığı halk isyanı; hücreye kapatılmasıyla sonuçlanan 1953’teki başarısız Moncada kışlası saldırısı, kitapta yer alan başlıca konular.

Genç asi Fidel’i kendi ağzından anlatan kitap ayrıca, Castro’nun hücredeyken kaleme aldığı mektupları da barındırıyor.

  • Künye: Fidel Castro – İlk Yıllarım, çeviren: Mehmet Harmancı, Agora Kitaplığı, anı, 195 sayfa

Burhan Dodanlı – Hepiniz Suçlusunuz! (2008)

Burhan Dodanlı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamının gazeteci tanığı.

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yargılandığı davayı başından sonuna kadar izlemiş olan Dodanlı’nın belgelere dayanarak kaleme aldığı ‘Hepiniz Suçlusunuz!’, üç gencin bir hiç uğruna idam edildiği bu davaya dair gözlemlerini barındırıyor.

İlk duruşmadan itibaren, Gezmiş ve arkadaşlarının neyle suçlandıkları, ifadeleri, sorguları,  haklarında dinletilen tanık ifadeleri ve infaz gecesinde yaşananlar, kitapta ayrıntılı olarak yer alıyor.

Kitapta ayrıca, Deniz Gezmiş’in idamından hemen önceki son sözleri ile Mustafa Yalçıner ve Hacı Tonak’a ait gerilla günlüğü de sansürsüz bir şekilde sunuluyor.

  • Künye: Burhan Dodanlı – Hepiniz Suçlusunuz!, Güncel Yayıncılık, anı, 247 sayfa

Lâle Aytaman – İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl (2008)

Lâle Aytaman, Türkiye’nin ilk kadın valisi.

Aytaman, 1991 yılında, Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın Başbakanlığındaki kabine tarafından Türkiye’nin ilk kadın valisi olarak atanmıştı.

Aytaman, 1995 yılında Muğla Milletvekili olarak Meclis’e girene kadar, dört buçuk yıl bu görevi yürüttü.

İşte bu kitap, kendisi için gurur verici ve kısmen de sıkıntılı olan bu süreçteki valilik görevine dair anılarını bir araya getiriyor.

Çalışma, Aytaman’ın valilik görevine başladıktan sonra, hem devlet erkânının hem de halkın kendisine nasıl yaklaştığını, ilk olmanın heyecanını, aldığı sorumluluğun ağırlığını ve o dönemde yaşadığı kimi acı kimi tatlı anılarını barındırıyor.

  • Künye: Lâle Aytaman – İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl, Turkuvaz Kitap, anı, 392 sayfa

Süha Tuğtepe – Nişantaşı, Nişantaşı…: Renkli Sinemaskop Yıllar… (2008)

Süha Tuğtepe’nin hoş ve akıcı bir üslupla kaleme aldığı ‘Nişantaşı, Nişantaşı…’, İstanbul’un sosyal tarihinin nitelikli örneklerinden birini sunuyor.

Tuğtepe’nin yaşadığı Nişantaşı, köşe bucağından, mimari özelliklerinden çok, orada tanışılmış, arkadaşlık kurulmuş insanlarla değer kazanıyor.

Kitap bu yönüyle, Nişantaşı ve Teşvikiye caddeleri, kahveleri, tostçuları ve dükkanlarına yer vermesinin yanı sıra, ünlü ve ünsüz, bu semtle özdeşleşmiş birçok insanı da okuyucuyla tanıştırıyor.

Haydar Ergülen’in, “Bunca dostluk biriktiren bir adam kim bilir ne güzel hatıralar da biriktirmiştir,” dediği Tuğtepe’nin şiir tadındaki anıları, okurlarını bekliyor.

  • Künye: Süha Tuğtepe – Nişantaşı, Nişantaşı…: Renkli Sinemaskop Yıllar…, Doğan Kitap, anı, 217 sayfa

Nedret Güvenç – Kendini Arayan Yıldız (2017)

Nedret Güvenç, sesiyle, duruşuyla, tavrı ve oyunculuğuyla en özgün kadın tiyatro, sinema ve dizi oyuncularımızdan.

Kendisi, henüz 14 yaşında bir öğrenciyken tiyatroyla tanışmış ve ondan sonra da bir ömür boyunca tiyatroyla tutkulu bir birliktelik geçirmiş.

Şu ana kadar 200’den fazla oyunda rol almış, pek çok tiyatro oyunu yönetmenliği yapmış Güvenç’in, aynı zamanda öykü ve deneme kitapları da bulunuyor.

İşte Güvenç bu kitabında da, tiyatroyla bir baştan diğer başa kuşatılmış hayatının dönüm noktalarını anlatıyor.

Yazar, İzmir’deki çocukluğundan büyüdüğü çevreye, tiyatroyla ilgilenmeye başladığı zamandan rol aldığı ilk oyunlara, sanat dünyasında tanımış olduğu önemli şahsiyetlerden beraber çalıştığı tiyatrocu arkadaşlarına, hayatının pek çok bilinmeyenini bizimle paylaşıyor.

Güvenç’in 1940’lı yıllardan bugüne uzanan anıları, aynı zamanda Türkiye yakın tarihinin özgün bir fotoğrafını çekmesiyle de önemli.

  • Künye: Nedret Güvenç – Kendini Arayan Yıldız, Ayizi Kitap, anı, 360 sayfa

Afet İnan – Anılar (2017)

Profesör Afet İnan’ın oğlu Arı İnan tarafından hazırlanan bu kitap, İnan’ın hayatının bilinmeyen noktalarını aydınlatmasıyla, özellikle kendisine dair yorumların çokça arttığı bugün oldukça önemli bir işlev üstleniyor.

İnan, ‘Geçen Günlerim’ adını verdiği ve yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan kitabında, bir memur çocuğu olarak ülkenin çeşitli yerlerindeki yaşantısını okurlarıyla paylaşıyor ve böylece dönem Türkiye’sinin toplumsal ve siyasi bir fotoğrafını çekiyor.

İnan burada,

  • Çocukluk ve gençlik yıllarını,
  • Memleketi Doyran’ı,
  • Doğduğu yer Kesendire’yi,
  • Adapazarı, Ankara, Mihalıççık, Biga, Alanya, Elmalı, Aydın, Söke, İzmir, Bursa, İnegöl ve Sinop’ta geçen yaşamını,
  • Mustafa Kemal ile tanışma sürecini,
  • Verdiği Yurt Bilgisi derslerini,
  • Kadın hakları alanındaki faaliyetlerini,
  • Tarih çalışmalarına başlamasını,
  • Türk Tarih Kurumu’ndaki çalışmalarını,
  • Cenevre’deki eğitim yıllarını,
  • Çevresinde bulunmuş insanları,
  • Özel yaşamını,
  • Ve bunun gibi pek çok anısını paylaşıyor.

Afet İnan’ın anıları, hem kendi hayatına hem de bir döneme ışık tutmalarıyla önemli bir tarihi belge.

  • Künye: Afet İnan – Anılar, hazırlayan: Arı İnan, Remzi Kitabevi, anı, 312 sayfa

Hüseyin Özlük – Gözlerimi İstiyorum Komutanım (2008)

Hüseyin Özlük, Güneydoğu’da, bir mayını etkisiz kılmaya çalışırken, mayının patlaması sonucu gözlerini kaybetti.

Kendisinin ‘Gözlerimi İstiyorum Komutanım’ isimli bu anı kitabı da, o süreçte yaşadıklarına yer veriyor.

Özlük’ün yaşadıklarını, bir askerden ziyade bir insan olarak dile getirmesi, kitabı etkileyici kılan başlıca unsur.

“Yeter artık. Bu kanı durdurun. Bana gözlerimi geri veremezsiniz. Bari başkalarına bu acıları yaşatmayın…” diyen Özlük’ün kitabı, bu süreçte yaşadıklarını, olaydan sonraki rehabilitasyon aşamasını ve hayata yeniden tutunabilmek için verdiği olağanüstü çabayı anlatıyor.

Kitap, benzer olayları yaşamış olanlar için moral dayanaklar sunmasıyla da önemli.

  • Künye: Hüseyin Özlük – Gözlerimi İstiyorum Komutanım, Bilgi Yayınevi, anı, 263 sayfa

Adil Okay – 12 Eylül ve Filistin Günlüğü (2008)

’12 Eylül ve Filistin Günlüğü’, 12 Eylül darbesi yapıldıktan sonra Lübnan’a kaçan ve orada İsrail-Filistin savaşına tanık olan Adil Okay’ın, burada bulunduğu bir buçuk yıllık zaman dilimi içinde tuttuğu günlüğünden oluşuyor.

Günlük, kaleme alındığı zaman dilimi içerisinde, hem 12 Eylül darbesini hem de Filistin’de yaşanan savaşı, o zamanlar henüz yirmili yaşlarının ortalarında bir genç olan Okay’ın gözlerinden anlatıyor.

Okay’ın günlüğü, Türkiye’nin sıkıntılı yakın dönemine dair önemli ayrıntılar sunduğu kadar, aynı zaman diliminde, en çatışmalı dönemlerini yaşayan Güney Lübnan’daki Filistin kamplarında yaşananlara dair tanıklığını sunmasıyla da ilgi çekiyor.

  • Künye: Adil Okay – 12 Eylül ve Filistin Günlüğü, Ütopya Yayınları, günlük, 301 sayfa

Süleyman Talay – Yaşamaktan Soğumadan (2017)

Süleyman Talay’ın hayatı, erken yaşlardan itibaren devrime adanmış bir hayat desek abartmış olmayız.

Kendisi daha Batman lisesinde iken Devrimci Liseliler Derneği’nin kuruluşunda yer almış, Türkiye’nin zorlu zamanlar yaşadığı 1980’li yıllarda, Batman ve Siirt’te İlerici Gençler Derneği ve Türkiye Komünist Parti yöneticiliği görevleriyle aktif bir şekilde siyasi çalışmalarını sürdürmüş.

12 Eylül askeri darbesi olunca dokuz yıl siyasi kaçak olarak yaşayan Talay, TKP-TİP birleşmesi ile oluşturulan TBKP’de ve Sosyalist Birlik Partisi’nin (SBP) kuruluş sürecinde yer aldı.

Talay’ın elimizdeki kitabı, kendisinin kişisel ve devrimci hayatını bir baştan ötekine kuşatan anılarından oluşuyor.

  • Batman’daki çocukluk ve okul yılları,
  • Kahvehanelerdeki devrimciler,
  • Bir devrimci olmak için atılan ilk adımlar,
  • İlerici Gençler Derneği’nin kuruluşu,
  • TKP’li yıllar,
  • Moskova’da eğitim amaçlı geçirilen altı ay,
  • Hapishane deneyimi,
  • 12 Eylül askeri darbesi,
  • Yıllarca süren kaçak hayatı,
  • Kürt coğrafyasında zorlu 90’lı yıllar,
  • Vedat Aydın’ın cenazesinde yaşananlar,
  • Küyerel Düşünce Grubu’nun kuruluşu…

Talay’ın sadece siyasi değil, aynı zamanda pek çok kişisel anısıyla da zenginleşen kitabı, aynı zamanda Türkiye yakın tarihinin nitelikli bir tasvirini de yapmasıyla dikkat çekici.

  • Künye: Süleyman Talay – Yaşamaktan Soğumadan, İletişim Yayınları, anı, 223 sayfa

Necati İnceoğlu – Anılarda Yalnızlar (2008)

1930 ve 1940 arasındaki on yıllık süre, Cumhuriyet reformlarının önemli bir bölümünün yapıldığı dönemlerden.

Örneğin 1933 yılındaki üniversite reformu ile Darülfünun İstanbul Üniversitesi’ne dönüşmüş, Güzel Sanatlar Akademisi geleneksel anlayıştan vazgeçip modern olana yüzünü dönmüştü.

Bu kitap bağlamında, o yılların en önemli ayrıntısı ise, İTÜ Mimarlık Fakültesi’nin temellerinin atılmasıydı.

İşte Necati İnceoğlu’nun ‘Anılarda Yalnızlar’ı, bu kurumun ilk dönemlerine tanık olan isimlerin anılarından oluşuyor.

Harika Söylemezoğlu, Prof. Kemal Ahmet Arû, Prof. Doğan Erginbaş, Bülent Çetinor, Doğan Tekeli, Radi Birol, Prof. Doğan Kuban, İnceoğlu’nun o dönemi konuştuğu isimlerden birkaçı.

Türkiye’nin o döneminde mimarlığın içinde bulunduğu şartlar, İTÜ Mimarlık Fakültesi’nin kurulmasının hemen ertesinde parlak bir dönem yaşamaya başlayan modern mimarlık, İnceoğlu’nun anılarında yer bulan birkaç ayrıntı.

  • Künye: Necati İnceoğlu – Anılarda Yalnızlar, YEM Yayın, anı, 161 sayfa