Arif Tekin – Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları (2010)

Arif Tekin ‘Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları’nda, İslam kaynaklarından ve Hz. Muhammed, halifeler ve sahabelerin evlilik yaşamından hareketle, İslam’ın ilk dönemlerinde kadın-erkek ilişkilerini irdeliyor.

Kitapta ilk olarak, teorik bilgiler ağırlıkta olacak şekilde, Kur’an ve hadislerinde kadın konusu inceleniyor.

Tekin ardından, pratik bilgiler ekseninde Hz. Muhammed’in kadınlarını ve başta dört halife olmak üzere, cennetle müjdelenen on seçkin sahabinin kadınlarla ilişkilerini kapsamlı bir şekilde ele alıyor ve böylece, İslam’da kadın-erkek ilişkilerinin düzenlenişi ve sosyal hayatta kadının yeri konusunda kapsamlı bir çalışmaya imza atıyor.

  • Künye: Arif Tekin – Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları, Berfin Yayınları, din, 294 sayfa

Miguel Asín Palacios – Dante ve İslam (2010)

İspanyol oryantalist Miguel Asín Palacios, ilginç çalışması ‘Dante ve İslam’da, Dante’nin, ünlü eseri ‘İlahi Komedya’yı yazarken İslam kaynaklarından esinlendiğini iddia ediyor.

Palacios, ‘İlahi Komedya’nın, İslam dünyasının popüler anlatılarından kuvvetli izler taşıdığını; Cehennem, Araf ve Cennet’teki sayısız sahne ve imgenin İslam literatüründe karşılıklarının bulunduğunu söylüyor.

Yayımlandığı zaman Batı’da gürültü koparan ‘İlahi Komedya’nın İslam geleneğinden beslendiği teziyle edebiyat tarihinin ilginç tartışmalarından birini başlatan çalışma ayrıca, Doğu ve Batı arasındaki kültürel ilişki trafiğini irdelemesiyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Miguel Asin Palacios – Dante ve İslam, çeviren: Güneş Ayas, Okuyan Us Yayınları, inceleme, 395 sayfa

Robert Winston – Tanrı’nın Öyküsü (2010)

Robert Winston’ın BBC’de yayımlanan ‘Tanrı’nın Öyküsü’ belgeselinin bir devamı olan elimizdeki kitabı, dinlerin çıkış noktalarını irdeliyor; insanoğlunun Tanrı fikrine nasıl ulaştığını araştırıyor.

Tarihöncesi insanların neye inandıkları; tek Tanrılı dinlerin ortaya çıkışı; dinlerdeki sapkınlıklar ve hizipler; üç büyük dinin birbirine benzeyen ve birbirinden ayrılan yönleri; dünyanın farklı dinlerinin Tanrı’ya yaklaşımı; Tanrı inancının sorgulanmaya başlanması ve modern çağda din olgusu, Winston’ın ayrıntılı bir şekilde odaklandığı birkaç konu.

Kitap, aynı zamanda bilim ve din arasındaki mücadelenin derli toplu bir tarihi olarak da okunabilir.

  • Künye: Robert Winston – Tanrı’nın Öyküsü, çeviren: Sinan Köseoğlu, Say Yayınları, bilim, 504 sayfa

Anthony Black – Siyasal İslam Düşüncesi Tarihi (2010)

Anthony Black elimizdeki eserinde, İslamiyet’in başlangıcından (yaklaşık 622-61) Köktendincilik Çağı’na kadar (yaklaşık 1922-2000) geçen dönemi kapsayan bir İslam siyasal düşünce tarihi sunuyor.

Black, siyasal İslam’ı dini, hukuki, ahlaki, felsefi ve devlet yönetimi çerçevesinden irdelerken, aynı zamanda, kimisi tarihsel öncüller ve daha eski modeller üzerine kurulu çağdaş İslam’daki siyasal ve toplumsal akımları da gözler önüne seriyor.

İslam içindeki farklı siyasaları, düşünürlerin görüşleri ekseninde ele alan yazar, ayrıca, İslam kültürünün komşu kültür gelenekleriyle arasındaki karşılıklı ilişkiyi de çözümlüyor.

Çok önemli, özellikle konuyla ilgilenenlerin kaçırmaması gereken bir çalışma.

  • Künye: Anthony Black – Siyasal İslam Düşüncesi Tarihi, çeviren: Sevda Çalışkan ve Hamit Çalışkan, Dost Yayınevi, tarih, 501 sayfa

Umut Azak – Türkiye’de Laiklik ve İslâm (2019)

Türkiye’de laiklik ideolojisinin tarihsel arka planı ve kendine has özellikleri üzerine çok iyi bir çalışma.

Umut Azak, Kemalist laikliğin, korku temelli bir İslâm algısı ve hafıza siyasetine dayandığını iddia ediyor.

Yazara göre, Kemalist laiklik söyleminde laik rejimi tehdit ettiği düşünülen “gericiler”, “mürteciler” ya da İslâmcılar hem düşman, hem de İslâm’ın “yanlış” bir yorumunun temsilcileri olarak tahayyül edilmişlerdir.

Başka bir ifadeyle irtica korkusu, toplumun “kötü Müslümanlar” ve “iyi Müslümanlar” olarak kutuplaştırılması ile canlı tutulmuştur.

Laik rejimin savunulması, “gerçek” İslâm adına “kötü Müslümanlar”a karşı verilen bir mücadele gibi algılanır.

Siyasi ve entelektüel elitler tarafından laiklik üzerine yürütülen tartışmalarda, bu mücadelenin eski ve yeni simgeleri arasında paralellik kurularak irtica korkusu yeniden üretilir.

Azak, kitabının ilerleyen bölümlerinde işte bu korku üretimine ve temelde belli bir

İslam yorumuna dayalı olan Kemalist laiklik söyleminin evrimini inceliyor.

Bu söylemdeki, “kötü Müslümanlar”ın (gerici, çağdışı, siyasi, dolayısıyla “yobazlık” olarak görülen) İslâm’ı ile (laik, ilerici, milli, dolayısıyla “iyi” ya da “makbul” addedilen) Türk İslâm’ını birbirinden ayrıştırma teşebbüslerinin zaman içindeki dönüşümünün izini sürüyor.

Tek parti rejimi dönemine (1923-1946) ve çok-parti döneminin ilk yirmi yılına (1946-1966) ağırlık veren çalışmanın merkezini de, siyasi liderlerin ve entelektüellerin laiklik üzerine basın aracılığıyla yürüttüğü kamusal tartışmalar oluşturuyor.

Çalışma, Türkiye’de laiklik ve sekülerleşme süreçlerinin İslâm ile ilişkisini Menemen Olayı ve Malatya Hadisesi gibi vakalar ile Türkçe ezan, Alevilik ve Said Nursî hakkındaki tartışmalar gibi önemli kırılma anları üzerinden izlemesiyle dikkat çekici.

  • Künye: Umut Azak – Türkiye’de Laiklik ve İslâm, çeviren: Ayten Alkan, İletişim Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2019

Jack Goody – Çiçeklerin Kültürü (2010)

Antropolog ve tarihçi Jack Goody ‘Çiçeklerin Kültürü’nde, çiçeğin dinsel sembolizmdeki anlamlarını, yaşamdaki rolünü ve bu rolün tarihsel arka planını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Çiçeklerin dünyasına farklı perspektiflerden bakan çalışma, çiçeklerin adları ve sınıflandırılmasıyla yetinmeyerek, bunların Yahudi, Hıristiyan ve İslam kültürlerinde aldığı biçimleri de ele alıyor.

Goody çiçeklerin yanı sıra, buketler, çelenkler, çobanpüskülü ve sarmaşık gibi dekorasyon amaçlı kullanılan bitkileri de anlatıyor.

Yazar çalışmayla, Doğu ve Batı toplumlarında çiçek kullanımı ve çiçek sembolizmini ele alarak, önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

  • Künye: Jack Goody – Çiçeklerin Kültürü, çeviren: Mehmet Beşikçi, Ayrıntı Yayınları, kültür, 630 sayfa

Kolektif – Alevi Tarih Yazımında Skandal (2010)

Hamza Aksüt, Ünsal Öztürk ve Hasan Harmancı’nın kaleme aldığı ‘Alevi Tarih Yazımında Skandal’, Erdoğan Çınar’dan hareketle, kaynaktaki bilgileri tahrif etme, kaynaklarda olmayan bilgileri varmış gibi gösterme çalışmalarının aldığı vahim durumu gözler önüne seriyor.

Hamza Aksüt, Erdoğan Çınar’ın, ilkçağın ünlü coğrafyacısı Strabon’un ‘Coğrafya’ kitabında Hacı Bektaş dergâhının da kayda geçirildiği ve Evliya Çelebi’nin Tokat’taki Komana dergâh devletten söz ettiği gibi kimi tahrifatlar yaptığını ve Çınar’ın İngilizce bir kitabı Türkçeye çevirirken, kişi adlarını ve kavramlarını, özellikle de Alevi terimlerini metne monte ettiğini savunuyor.

  • Künye: Hamza Aksüt, Ünsal Öztürk ve Hasan Harmancı – Alevi Tarih Yazımında Skandal, Yurt Kitap, din, 256 sayfa, 2006

Hilâl Onur İnce – Muhafazakâr İdeoloji (2010)

Hilâl Onur İnce ‘Muhafazakâr İdeoloji’de, günümüzde giderek yaygınlaşan muhafazakâr söylemi bütün dinamikleriyle irdeliyor.

Yazar bunu da, ağırlıklı olarak bu söylemin “vaftiz babaları” dediği Hans Freyer, Carl Schmidt, Martin Heidegger, Arnold Gehlen ve Leo Strauss gibi düşünürlerin fikirlerini eleştirel bir gözle değerlendirerek yapıyor.

Muhafazakârlığın bir teori olmaktan çok, pragmatik bir ideoloji olduğunu söyleyen yazar, söz konusu düşünürler ile günümüzdeki muhafazakâr düşünceyi savunanların söylemleri arasındaki bağlantıları açığa çıkarıyor.

Muhafazakârlığa dair kavram karmaşasının yaşandığı günümüzde, çalışmanın, konuya netlik getirmekte başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Hilâl Onur İnce – Muhafazakâr İdeoloji: Din-Siyaset, Alan Yayıncılık, inceleme, 375 sayfa

Hüseyin Dedekargınoğlu – Dede Garkın Süreğinde Cem (2010)

Hüseyin Dedekargınoğlu, Aleviliğin mürşit ocaklarından Dede Garkın’a üye.

Yazar bu kitabında, Dede Garkın ocağını ve cem ayinlerini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Cem, Türkiye, İran, Irak, Azerbaycan, Suriye, Bulgaristan ve Arnavutluk gibi ülkeleri de içeren geniş bir coğrafyaya dağılmış Alevilerin temel ibadeti.

İşte, mürşit ocağı üyesi ve aynı zamanda cem de yürüten Dedekargınoğlu’nun çalışması, Aleviliğin temel ibadeti olan cemi ayrıntılı bir şekilde ele almasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitap ayrıca, özellikle yeni kuşak dede adayları, 12 hizmet sahibi adayları ve talip adayları için, pratik ve gerekli bilgiler de içeriyor diyebiliriz.

  • Künye: Hüseyin Dedekargınoğlu – Dede Garkın Süreğinde Cem, Yurt Kitap, din, 352 sayfa

Kolektif – İslami Feminizm (2019)

Ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranabilmiş İslami feminizme, hem muhafazakârlar hem de seküler kesim şüpheyle yaklaşır.

İki kesimin bu şüphesinin merkezinde ise, onlara göre İslami feminizmin tezatlık içeren bir yaklaşım oluşudur.

Kadri Yıldırım’ın derlediği bu nitelikli çalışma da, Batılı seküler feminist akımlar nezdinde yeterince “yeterince feminist” bulunmayan, gelenekçi Müslümanlar nezdinde de “yeterince İslami” bulunmayan İslami feminizmin dinamiklerine ve güncel durumuna ışık tutmasıyla önemli.

Kitapta yer alan metinler, feminizmin, bugün Müslüman toplumlarda kadının pratik sahada sosyal ve insani açıdan maruz kaldığı baskılara karşı, başka bir deyişle Müslüman kadını kuşatan kadın karşıtı eril zihniyete eleştirel bir tepki olarak ortaya çıktığı tespitinden hareket ediyor.

Çeşitli ülkelerden, görüşleriyle ılımlı ya da radikal olarak sıfatlanabilecek, kırka yakın öncü sayılan İslami feministin çalışma ve araştırmalarının derlenmesinden oluşan kitap, ağırlıklı olarak Arapça veya Arapçaya çevrilmiş, az bir kısmı da Farsça ve İngilizce metinler barındırıyor.

Kadının itibarını sarsan tefsir, fıkhi uygulamalar ve hurafe hadislere odaklanan ve bu alanlarda bolca örnek içeren eser; özellikle gelenekçi Müslümanlar ile sekülerler arasındaki tartışmaların merkezini oluşturan “çokeşlilik”, “cariyelik”, “erkeğin kadın üzerindeki egemenliği”, “şahitlik”, “boşanma hakkı”, “miras” gibi sosyal hayatın ve hukukun konusu olan kavramları Kur’an ve Sahih Sünnet ışığında irdeliyor, bunun sonucu olarak da yanlış yorum ve uygulamaları eleştiriyor.

Tarih sahnesine 20. yüzyılın sonlarında çıkan İslami Feminizm, henüz Türkiye’de yeni sayılsa da, kuramın düşünsel ve toplumsal kökenleri hakkında aydınlanmak için çok iyi bir kaynak.

Kitap, İslami feminizmin ortaya çıkışı, İslami feminizmin getirdiği yeni yaklaşımlar ve İslami feminizmin belli başlı reform taleplerini açıklamasıyla önemli.

  • Künye: Kolektif – Kabul ile Red Arasında İslami Feminizm, derleyen: Kadri Yıldırım, Avesta Yayınları, feminizm, 392 sayfa, 2019