Franklin Lewis – Mevlânâ (2010)

Franklin Lewis ‘Mevlânâ’da, bir hoşgörü ve evrensellik anıtı olan Mevlânâ Celâleddin Rûmî’nin hayatını, öğretisini ve şiirini anlatıyor.

Yazar bir anlamda, hakkında birçok mit, yanlış okumalar ve yanlış betimlemeler bulunan Mevlânâ’yı hem bir insan hem de şair olarak ayrıntılı bir şekilde yeniden inşa ediyor diyebiliriz.

Çalışmasında ilk olarak bir Mevlânâ arka planı oluşturan yazar, Bahâeddin Veled ve Seyyid Burhaneddin Muhakkik-i Tirmizi gibi Mevlânâ’nın pirlerini; Mevlânâ’nın evlatlarını ve manevi kardeşlerini; Mevlânâ’nın hayatı, öğretisi ve şiirini; İslam dünyasında Mevlânâ ve Mevleviliği ve nihayet, Mevlânâ’nın Dünya’daki etkisini anlatıyor.

  • Künye: Franklin Lewis – Mevlânâ, çeviren: Gül Çağalı Güven ve Hamide Koyukan, Kabalcı Yayınevi, biyografi, 789 sayfa

Kadri Yıldırım – Zerdüşti ve İslami Kaynaklara Göre Zerdüşt Avesta ve Temel Öğretileri (2019)

Zerdüştilik, cahiller ve peşin hükümlülerin en kolay saldırdığı dinlerdendir.

Bunlardan kimileri Zerdüşt ve Zerdüştiliğe hakaret etmekte, kimileri bu dini “ateşperestlik” olarak küçümsemekte, işi daha da abartan kimileri de Zerdüştiliği din olarak dahi görmemekte.

Daha önce yaptığı önemli çalışmalarla bildiğimiz Kadri Yıldırım ise, orijinal Zerdüşti ve İslami kaynaklara dayanarak Zerdüşt, Avesta ve Zerdüşti doktrin hakkında aydınlatıcı bir rehber kitaba imza atmış.

Yıldırım, kitabının girişinde, Zerdüştî ve İslami kaynakları kapsamlı bir şekilde tanıtıyor, birinci bölümde Zerdüştî kaynaklara göre, ikinci bölümde de İslami kaynaklara göre Zerdüşt, Avesta ve temel öğretileri inceliyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri, İslam tarihinden Zerdüştiliğin nasıl ele alındığını ve bunun daha sonra İslam’daki Zerdüştilik algısını nasıl biçimlendirdiğini ortaya koyması.

Konu hakkında bilgilere dayalı ve sağlıklı bir kaynak isteyenlerin muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Kadri Yıldırım – Zerdüşti ve İslami Kaynaklara Göre Zerdüşt Avesta ve Temel Öğretileri, Avesta Yayınları, tarih, 424 sayfa, 2019

Kadir Cangızbay – Siyasal İslam (2019)

Siyasal İslam’ın bütün karanlığıyla üzerimize çöktüğü, tam anlamıyla bir “modern Ortaçağda” yaşıyoruz.

Peki, siyasal İslam’ı ortaya çıkaran koşullar nedir ve günümüz dünyasında onu hangi bağlamda okumak gerekir?

İşte Kadir Cangızbay’ın elimizdeki çalışması, bir asalak olarak nitelediği siyasal İslam’ın tam olarak ne manaya geldiğini çok yönlü bir bakışla ortaya koyan, konu hakkında bir başvuru kaynağı.

Siyasal İslam’ı doğuran koşullar, laiklik, bilim, Aydınlanma ve Cumhuriyet gibi yakıcı konu ve kavramları bu bağlamda irdeleyen Cangızbay, bütün toplumu her taraftan kuşatmış bu karanlığın dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Kitaptan iki alıntı:

“İster İslâm olsun, ister Hıristiyanlık veya herhangi başka bir din, referansı insan-üstü bir varlık, vaadi de hayat-ötesi bir dünya olan her türlü ideoloji, insanı ‘insanlığa karşı suç’ niteliğindeki caniliklere sürükler, bu tür canilikleri meşrulaştırmaya yönelik en elverişli düşünsel zemini ve doktrinsel dayanağı oluşturur.”

“Âmiyâne tabiriyle ‘allahsız’ neo-liberalizmin en elverişli aletleri, Allah’ı ‘öbür dünya’ya sürgün eden siyasal İslâmcılar olacaktır: İnsan-üstü bir referansa dayanarak biz insanlar üzerinde tahakküm kurma peşindeki ‘can’ düşmanı yaratıklar karşısında yapmamız gereken, ‘inanmak’ın insanın ‘bilgi öznesi’ olmaktan vazgeçmesine tekabül eden bir zül olduğunu haykırmak olmalıdır. Bunun ardından gelecek olan ise, ‘cihat’ ve ‘fetih’ diyenin gözü başkalarının vatanında, topraklarında, malında mülkünde, çoluğunda çocuğunda, karısında kızında olup, kafasında vatan kavramı, ruhunda da vatan sevgisi bulunmayan, molekülü vatandaş olan res-publica’da yaşama hakkı bulunmayan bir asalak olduğunu en açık-seçik biçimde yüzüne vurmaktır.”

  • Künye: Kadir Cangızbay – Post-Modern Pre-Modern’i Öpüyor: Siyasal İslam, Nika Yayınevi, siyaset, 360 sayfa, 2019

Mustafa Yıldız – Endülüs’te Felsefe, Din ve Siyaset İlişkisi (2016)

Endülüs’ün önde gelen üç filozofunun; İbn Bacce, İbn Tufeyl ve İbn Rüşd’ün görüşlerinden hareketle, felsefenin, dinin ve siyasetin birbirine karşı konumlarını tartışan bir çalışma.

Mustafa Yıldız burada, bugün de bütün yakıcılığıyla yanıtlanmayı bekleyen şu sorulara cevap arıyor:

  • Dini hükümlere göre biçimlenen bir siyasal sistem içinde bilim ve felsefenin hükmü nedir?
  • Din ile felsefe arasındaki çatışmanın kaynağı nedir?
  • Din felsefeyi etkiler mi, felsefe dinî bilgileri sağlam bir kaynak olarak alır mı?
  • Dinde anlamın belirlenmesi neye göre olur?
  • Dinî bilgiler ile felsefede/bilimde ortaya konulan hakikatler çeliştiği zaman ne yapılmalıdır?
  • Yönetim mekanizmasında din bilginlerinin mi, yoksa filozofların mı bulunması uygundur?

Künye: Mustafa Yıldız – Endülüs’te Felsefe, Din ve Siyaset İlişkisi, Ötüken Yayınları, inceleme, 230 sayfa, 2016

Thomas Bauer – Müphemlik Kültürü ve İslâm (2019)

İslâm kültürlerinde son yüzyıllar boyunca, çok anlamlılık ve çoğulculuğun bütün görünümleri karşısında görece yüksek bir hoşgörüden gitgide aşırıya varan bir hoşgörüsüzlüğe doğru bir değişimin yaşandığı, son zamanlarda sıklıkla dile getirilen tezlerden.

Arap dili ve edebiyatı ve İslâm alanlarında uzmanlaşmış Thomas Bauer, 14. yüzyıl âlimlerinin Kur’an’ın değişik tefsirlerini bir zenginleşme sayarken, günümüz Müslümanları için Kur’an’ı farklı okuma tarzlarının varlığının bile neden katmerli bir rezalet anlamına geldiğini derinlemesine inceliyor.

Bauer’in bu kitapta anlattığı şekliyle müphemlik, aynı değerin, aynı normun farklı yorumlanabileceği, hatta aynı anda farklı yorumların geçerlilik taşıyabileceğini kabul eden bir zihniyeti ve kültürel tutumu kastediyor.

Yazara göre bunun bir sebebi de, İslâm kültürlerinin, geçmişten bugüne geçirdikleri dönüşüm içinde, modernleşme süreçlerini belli ki müphemliği tahrip eden bir süreç olarak yaşamalarıdır.

Daha açık bir ifadeyle, Batılı modernliğin kesinlik “takıntısı,” müphemlik kültürünü gitgide tahrip etmiş ve bu süreçte İslâm “ilâhiyatlaşarak” katılaşmıştır.

Klasik İslâm’ın nispeten yüksek müphemlik hoşgörüsü ile modern çağın İslâm’ının nispeten çok daha düşük olan müphemlik hoşgörüsünü karşı karşıya koyarak örnekleyen çalışma, aynı şekilde müphemlikle kurduğu ilişkinin, bir kültürün merkezî önemdeki bir özelliğini teşkil ettiğini, bu ilişkinin o kültürün birçok sahasını kalıcı biçimde etkilediğini ve onu bilmeden birçok gelişmenin doğru anlaşılamayacağını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Thomas Bauer – Müphemlik Kültürü ve İslâm: Farklı Bir İslâm Tarihi Okuması, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2019

Daniel McCoy – Viking Ruhu (2019)

Odin, Thor, Freya, Loki, Balder, Heimdall…

Norslar ve Cermen halkların Hıristiyanlık öncesi dönemleri, mitolojileri ve pagan inançları üzerine çalışan Daniel McCoy’dan, Nors mitolojisi ve dinleri hakkında harika bir giriş.

McCoy, kitabının ilk kısmında Nors dininin karakteristik özelliklerini açıklıyor.

Yazar burada, tanrı ve tanrıçalarından kozmoloji yaklaşımına, Nors kader kavramından cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı ahlâk anlayışına, ölüm ve öbür dünya görüşünden resmi dinsel uygulamalarına ve büyüden şamanlığa, Nors dininin kendine has niteliklerini açıklıyor.

Kitabın geniş yer tutan ikinci kısmındaysa, Nors mitolojisindeki ana karakterler ve önemli konular aydınlatılıyor.

  • Künye: Daniel McCoy – Viking Ruhu: Nors Mitolojisi ve Dinine Giriş, çeviren: Cumhur Atay, İletişim Yayınları, mitoloji, 320 sayfa, 2019

Ali Faik Demir ve Nebahat Akgün Çomak – Şaman ve Türk Dünyası (2010)

‘Şaman ve Türk Dünyası’nda Ali Faik Demir ve Nebahat Akgün Çomak, kaynaklar ve belgeler aracılığıyla “Şaman”, “Şamanizm” ve “Türk Dünyası” konularında güncel ve kapsamlı bir okuma sunuyor.

Yazarlar, kesin yargılar ve ifadeler yerine, örneklerini destanlar, efsaneler, masallar, şiirler, örf ve adetler, gelenekler, inanışlar, ilahiler, danslar, bayramlar, törenler, kaynak kitaplar ve kutlamalar üzerinden sunuyor.

Şamanizmin bir din değil bir düşünce ya da deneyim olduğunu savunan yazarlar, Şaman ve Şaman dünyası; dünyada Şamanizm; Şamanizm’de sayı, hayvan, bitki, renk, taşlar ve madenleri ve Şamanizm’in Türk dünyasındaki durumunu gibi konuları irdeliyor.

  • Künye: Ali Faik Demir ve Nebahat Akgün Çomak – Şaman ve Türk Dünyası, Bağlam Yayınları, inceleme, 206 sayfa

Carol Bakhos – İbrahim’in Ailesi (2016)

Müslümanlar için olduğu kadar Museviler ve Hıristiyanlar için de büyük öneme sahip İbrahim’i ve ailesini, üç dinin kutsal metinleri, tefsir gelenekleri bağlamında irdeleyen bir çalışma.

Kitab-ı Mukaddes ve Kur’an’da İbrahim, İbrahim’in eşleri ve İshak’ın/İsmail’in kurban edilişi, kitabın odak noktası.

  • Künye: Carol Bakhos – İbrahim’in Ailesi, çeviren: Fatma Büşra Helvacıoğlu, Tekin Yayınevi

Sabır Güler Sevli – Ötekinin Ötekisi (2019)

Özellikle 1980’lerden itibaren, kimlik siyaseti Türkiye’de dikkat çekici bir gündem haline gelmeye başladı.

Bunun sonucunda, Alevilik ve Kürtlük konularında daha önce görülmeyen düzeyde bir yayın bolluğu yaşandı.

Sabır Güler Sevli’nin bu kapsamlı çalışması da, Alevi Kürt kimliğinin tarihsel süreç içerisinde izlediği seyri ve bunu sağlayan toplumsal ve siyasal unsurları ayrıntılı bir şekilde gözler önüne sermesiyle önemli.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Geleneksel Aleviliğin inanç yapısı,
  • yüzyılın sonuna doğru Aleviliğin yeniden keşfinin altındaki nedenler,
  • yüzyıl misyoner-araştırmacı-gezgin raporlarında Kızılbaş Kürtler,
  • Zerdüştlük, Mazdekçilik, Maniheizm ve Şamanizm gibi, Kürt Aleviliğinin İslam öncesi din ve inanç sistemleriyle ilişkisi,
  • Aleviliğe etnik köken ayrımında Alevi Kürtlerin yeri,
  • Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Alevi Kürtler,
  • 1960-1980 dönemi sosyalist sol, Kürt hareketi ve Alevi Kürtler arasındaki ilişkiler…

Alevi Kürtleri hem tarihsel hem de güncel boyutlarıyla ele alan Sevli’nin kitabı, bu konudaki güncel araştırma ve tartışmalardan yararlanmasıyla da önemli.

  • Künye: Sabır Güler Sevli – Ötekinin Ötekisi: Etno-Dinsel Bir Kimlik Olarak Alevi Kürtlüğün İnşası, İletişim Yayınları, inceleme, 280 sayfa, 2019

Percy Beysshe Shelley – Ateizmin Gerekliliği (2019)

‘Ateizmin Gerekliliği’, henüz 30 yaşındayken hayata veda etmiş İngiliz şair Percy Bysshe Shelley’nin Oxford Üniversitesi’nde öğrenciyken ateizm üzerine yazdığı, tartışma yaratmış tez çalışması.

Shelley’nin 1811’de yayımladığı bu tez, üniversiteden atılmasıyla sonuçlandığı gibi, kendisinin, dönemin entelektüel ve politik çevrelerinde bir “marjinal” ve radikal olarak tanımlanmasına da neden oldu.

“Tanrı yoktur. Eğer doğayı bilmemek tanrıları doğurduysa, öğrenmek de onları öldürecektir.” diyen Shelley’nin kitabı, ateizmle ilgili öncü tartışmalardan oluşuyla bu alanda klasikleşmiş yapıtlardandır.

  • Künye: Percy Beysshe Shelley – Ateizmin Gerekliliği, Sub Yayın, din, 24 sayfa, 2019