Başak Ağın – Posthümanizm (2020)

Posthümanizmin ne olduğu ve ne olmadığı sorusuna Prometheus efsanesinden Matrix’in dijital ağlarında yaşayan Neo’ya kadar izleyen sağlam bir çalışma.

Başak Ağın, posthümanizme dair bütüncül bir fikir sağladığı ve posthümanizmin kuramsal çerçevesini tanıttığı gibi, dünyanın yirmi birinci yüzyıl itibarıyla bambaşka bir yere evrilmesi sonucunda edebiyat, kültür ve medyanın iç içe geçmiş durumunu ve felsefe ile bilim arasındaki zaman zaman incelen çizgileri örnekler üzerinden anlatarak posthümanizmin kuramsal boyutunu somutlaştırıyor.

Bilimsel, felsefi ve edebi açılardan farklı boyutlarıyla ele alınan posthümanizm, geniş çerçeveli, birbirinden farklı görünen ancak ilintili ve birbirini besleyen değişik çalışma alanlarından oluşan bir kuramlar bütünüdür.

Ağın’ın çalışması da, tam da kavramın bu zengin içeriğini aydınlatmasıyla, konuya ilgi duyanların kaçırmak istemeyeceği türden.

Ağın kitabının ilk bölümünde, posthümanizmin köklerini irdeliyor ve posthümanist kuramlarda önem arz eden belli başlı kavramları tartışmaya açıyor.

Kitabın ikinci bölümünde ise, ilk bölümde ele alınıp açıklanan kavramların ve kuramların ışığında çeşitli edebi ve kültürel eserlerin posthümanist incelemeleri vasıtasıyla okurlara daha somut örnekler sunuluyor, böylece kuramsal bilgilerin verildiği ilk bölümdeki örneklerin gerçek dünyada karşılık bulması hedefleniyor.

  • Künye: Başak Ağın – Posthümanizm: Kavram, Kuram, Bilim-Kurgu, Siyasal Kitabevi, inceleme, 244 sayfa, 2020

Ezgi Sarıtaş – Cinsel Normalliğin Kuruluşu (2020)

Osmanlı döneminde cinsel yaşam bugünkünden farklıydı.

Peki, nasıl oldu da geç Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde cinsel normallik algımız değişti?

Başka bir deyişle o dönemden itibaren, heteroseksüellik ve heteronormativite nasıl egemen cinsellik rejimi hale geldi?

Ezgi Sarıtaş’ın bu dikkat çekici çalışması, bize özgü cinsel modernliğin nasıl kurulduğunu heteronormatiflik kavramını merkeze alarak irdeliyor.

Sarıtaş’ın çalışması, iki temel argüman etrafında şekilleniyor.

Bunlardan ilki, yazarın cinsel modernlik dönemi olarak ele aldığı on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda yaşanan heteronormalleşme sürecinin ancak erken modern dönemde yaşanan toplumsal, kültürel, politik ve erotik dönüşümler dikkate alındığında anlaşılabileceği.

İkincisi ise, heteronormatifliğin kendi ihlallerini üreterek işleyen yapısı nedeniyle, heteronormalleşmenin, nihai ve mutlak bir sonuca varmış bir süreç olarak incelenemeyeceği.

Sarıtaş çalışmasında, erken modern dönemden devralınan, erotik deneyimleri ve özdeşleşme kategorilerini idrak edilebilir kılan söylemlerin, yeni ve rakip söylemlerle nasıl bir arada işlediğini ve tutarsız ve istikrarsız öznellikler ürettiğini inceliyor.

Sarıtaş’ın bunu yaparken queer teoride heteroseksüel cinselliğin normal kabul edilmesi süreci üzerine üretilen zengin tartışmalardan yararlanması ise, çalışmayı queer teoriye ilgi duyanlar için de dikkat çekici kılıyor.

  • Künye: Ezgi Sarıtaş – Cinsel Normalliğin Kuruluşu: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Heteronormatiflik ve İstikrarsızlıkları, Metis Yayınları, inceleme, 376 sayfa, 2020

Hakan Tartan – Son Ses (2016)

Gazetedeki ölüm ve anma ilanlarını 100 yıllık bir süreçte ele alan ilginç bir çalışma.

Hakan Tartan, sıradan insanlardan bilim insanları ve siyasetçilere ait pek çok ölüm ve anma ilanının peşine düşüyor ve bunların kendisinde yarattığı duyguları kaleme döküyor.

Kitap, her şeyde olduğu gibi, bu 100 yıllık zaman aralığında ölüm ve anma ilanlarındaki değişimi de kayda geçiriyor.

  • Künye: Hakan Tartan – Ölümün İlanı: Son Ses, Doğan Kitap

James Bridle – Yeni Karanlık Çağ (2020)

Teknolojiyi anlamak neden hayati derecede önemlidir?

Çünkü yeni teknolojiler, bilimler ve toplumlar, siyaset ve eğitim, savaş ve ticaret gibi tüm konulardaki becerilerimizi hem geliştiriyor hem de onları bizzat biçimlendirip yönlendiriyor.

O nedenle, bu biçimlendirme ve yönlendirmede anlamlı bir rol üstlenebilmek için yeni teknolojiler üzerine düşünmenin farklı yollarını bulmak, eleştirel bir yaklaşım geliştirmek giderek daha önemli hale geliyor.

İşte James Bridle, tam da bu ihtiyaca yanıt veriyor.

İnsan, siyaset, kültür ve teknolojinin iyice iç içe geçtiği bu dünyanın gerçekliğini hem tanıyan hem irdeleyen yeni bir stenografiye ihtiyacımız olduğunu belirten Bridle, bir teknolojiyi enine boyuna, diğer sistemlerle ilişkisi içinde anlamanın yolları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Bir nevi teknoloji okuryazarlığı olarak okunabilecek çalışma, teknolojiyi pratik kullanımının ötesinde, bağlamı ve sonuçlarını merkeze alarak irdeliyor.

Şeyler ile biz birbirimize kökten bağlı bulunuyoruz.

Bridle da, teknoloji bağlamında bu gerçeği yeniden hatırlatıyor ve bunu anlayabilmenin yollarını anlatıyor.

  • Künye: James Bridle – Yeni Karanlık Çağ: Teknoloji ve Geleceğin Sonu, çeviren: Kemal Güleç, Metis Yayınları, inceleme, 280 sayfa, 2020

Kolektif – Uluslararası Nâzım Hikmet Sempozyumu (2016)

Ocak 2002’de gerçekleşen Nâzım Hikmet sempozyumuna sunulan bildiriler şimdi elimizdeki kitapta bir araya getirildi.

Nâzım Hikmet şiirinin özgünlükleri, Nâzım Hikmet’in yaşamı ve düşünce dünyası, sinema ile ilişkileri, oyun yazarlığı ve Nâzım Hikmet’in sanat ve edebiyat anlayışı, kitabın konuları arasında.

  • Künye: Kolektif – Uluslararası Nâzım Hikmet Sempozyumu, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Yayınları

Şener Şükrü Yiğitler – Tunç Asker (2020)

Erken Cumhuriyet dönemi romanlarında askerin hammaddesi “Tunç asker”dir.

Tunç asker dayanaklılığın, kahramanlığın, erkekliğin sembolüdür.

İşte Şener Şükrü Yiğiter’in bu önemli incelemesi, söz konusu dönemde Tunç asker imgesinin Türk romanında nasıl işlendiğini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Militarizmin tarihiyle kitabına başlayan Yiğitler, devamında da, Türk edebiyatında militarizmin kendine yer bulma serüvenini, Türk romanında askerlik mesleği ve asker karakterlerinin temsilini, bir ideoloji olarak edebiyatın rolünü, vatandaşlığın militarizasyonunu ve bir asker-bürokrat işbirliği olarak moderleşme gibi pek çok ilgi çekici konuyu irdeliyor.

  • Künye: Şener Şükrü Yiğitler – Tunç Asker: Türk Romanında Asker Miti ve Militarizm (1923-1938), Libra Kitap, inceleme, 512 sayfa, 2020

John W. Budd – Çalışma Düşüncesi (2016)

İnsanlık tarihi kadar eski çalışma üzerine dikkat çekici bir tartışma.

John Budd kitabında, hem çalışmanın emek piyasalarındaki karşılığından çalışmanın entelektüel kavrayıştaki yerine, çalışmaya dair farklı teorik yaklaşımları irdeliyor hem de çalışmanın gündelik yaşamımızda ne kadar derinlikli izler bıraktığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: John W. Budd – Çalışma Düşüncesi, çeviren: Fuat Man, Ayrıntı Yayınları

Nurettin Albayrak – Tanpınar’ın Türküsü (2016)

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Türk halk edebiyatı ve halk türkülerine bakışının izini süren bir çalışma.

Nurettin Albayrak, hem Tanpınar’ın yaşam serüveni hem de eserleri bağlamında bunu kapsamlı bir şekilde ortaya koyarak alana önemli bir katkıda bulunuyor.

Yazar ayrıca, Tanpınar’ın söz konusu metinlerinde geçen türkülerin sözlerine ve notalarına da yer veriyor.

  • Künye: Nurettin Albayrak – Tanpınar’ın Türküsü, Kapı Yayınları

Ogan Özdoğan – Büyük Veri Denizi (2016)

Veri yönetimi hakkında bilmek istediğiniz her şey, bu rehberde…

Büyük veri (Big data) kavramını oluşturan yazılım araçlarının neler olduğu, büyük veriyi kullanan firmaların organizasyonlarında meydana gelen değişiklikler, veri yönetiminin temelleri, bir veri uzmanında olması gereken yetkinlikler ve buna benzer konularda bilgilenmek isteyenler için iyi bir kaynak.

  • Künye: Ogan Özdoğan – Büyük Veri Denizi, Elma Yayınları

Nuran Tezcan – Divan Edebiyatına Yeniden Bakış (2016)

Divan edebiyatını tarihsel, kültürel ve siyasal perspektiflerle irdeleyen nitelikli bir inceleme.

Aşk mesnevilerinin kurgusu, divan edebiyatında kadın kahramanlar ve kadınlarla ilgili düşünceler, mesnevi edebiyatının tarihsel dönüşümü, Anadolu’da Türk edebiyatının oluşumunda hamiliğin rolü, Nuran Tezcan’ın odaklandığı kimi konular.

  • Künye: Nuran Tezcan – Divan Edebiyatına Yeniden Bakış, Yapı Kredi Yayınları