Zeki Tez – Gizli Bilimlerin Serüveni (2011)

  • GİZLİ BİLİMLERİN SERÜVENİ, Zeki Tez, Hayy Kitap, kültür, 240 sayfa

 

Zeki Tez ‘Gizli Bilimlerin Serüveni’nde, geniş bir zaman diliminde büyü, simya, astroloji ve fal gibi, “kara sanatlar” olarak tanımlanan gizli bilimleri inceliyor. Eski uygarlıklar, İslam felsefesi ve Avrupa’da büyü ve gizli bilimler; inanç ve boşinanç; eskatolojik inançlar; eski tıpta renk simgeciliği; tıpta değerli taşların kullanımı; hayvansal manyetizma; nazar boncuğu ve dövme; hayvan ve bitkilerle ilgili tedavi amaçlı inançlar ve sayıların gizemi, Tez’in ele aldığı konulardan birkaçı. Kitap, büyü ve sihir gibi anlamsız etkinliklerin, uygarlık tarihinde ne denli önemli bir yer tuttuğunu ortaya koymasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz.

Canan Barlas – Eğreti Burjuvalar (2007)

  • EĞRETİ BURJUVALAR, Canan Barlas, Merkez Kitaplar, inceleme, 104 sayfa

 

Canan Barlas’ın ‘Eğreti Burjuvalar’ı, kendisinin Türkiye’deki sosyeteye, zenginler dünyasına dair kişisel tanıklıklarından, gözlemlerinden, yorumlarından oluşuyor. Barlas’ın yorumlarını ilginç kılan, bunları yaparken, salt sosyolojik tahlilleri değil, kendi kişisel tarihini de merkeze almasıdır denebilir. Böylece bu kişisel tarihten gücünü alan metinler, Türkiye’nin sosyal, kültürel tarihine dair önemli ayrıntılar sunmuş oluyor. Barlas’ın metinleri, Türkiye için neden iki arada kalmış bir ülke tanımlaması yapıldığını da gözler önüne seriyor. Yüzünü ne tarafa döneceğini bilememiş bir ülkenin, batılılaşma yolundaki “eğreti” macerası, metinlerin başlıca ilgi çekiciliğini oluşturuyor.

Hatice Şebnem Seçer – Çalışma Yaşamında Zaman (2011)

  • ÇALIŞMA YAŞAMINDA ZAMAN, Hatice Şebnem Seçer, Altın Nokta Yayınevi, iş dünyası, 183 sayfa

 

Kısa süre önce yayımlanan ‘Çalışan Anneler ve Çalışan Annelere Yönelik Ayrımcılık’ adlı kitabıyla hatırlanacak Hatice Şebnem Seçer, ‘Çalışma Hayatında Zaman’da, çalışma yaşamının esasını oluşturan zaman olgusunu çok yönlü bir bakışla irdeliyor. Kitap, zaman kavramının, niteliğinin ve zamanın tarihsel süreçte değişen anlamlarının açıklanmasıyla başlıyor. Seçer kitabının devamında, çalışma yaşamında zaman olgusunu kuramsal ve bireysel boyutlarıyla ele alıyor. Kitapta ayrıca, zaman baskısının çalışan birey üzerinde yarattığı etkiler, iş-aile yaşamında zamanın üstlendiği rol ve çalışma saatleri gibi konular, eleştirel bir gözle ele alınıyor.

Mustafa Kaçar, M. Şinasi Acar ve Atilla Bir – Takiyüddin’in Gözlem Araçları (2011)

  • TAKİYÜDDİN’İN GÖZLEM ARAÇLARI, Mustafa Kaçar, M. Şinasi Acar ve Atilla Bir, İş Kültür Yayınları, inceleme, 176 sayfa

 

‘Takiyüddin’in Gözlem Araçları’, 1526-1585 arasında yaşamış Osmanlı astronomu Takiyüddin er-Râsid’in gözlem araçlarının teknik yorumundan ve Takiyüddin’in ‘Âlat-ı Rasadiyye li Zîc-i Şehinşâhiyye’ adlı eserinin tıpkıbasımından oluşuyor. Kitap, Osmanlı astronomisinin gelişiminin ele alındığı ve Takiyüddin’in astronomi konusundaki çalışmalarının incelendiği bir girişle açılıyor. Söz konusu kitabın günümüz Türkçesiyle metni ve yorumunun da yer aldığı çalışmada, eserin, Kandilli Rasathanesi, Bibliothèque Nationale de France, Topkapı Sarayı Müzesi ve İstanbul Üniversitesi kütüphanelerinde bulunan farklı nüshalarının tıpkıbasımları da bulunuyor.

Mevlüt Özben – Kirlilik Kavramı ve Aleviliğin Asimilasyonu (2011)

  • KİRLİLİK KAVRAMI VE ALEVİLİĞİN ASİMİLASYONU, Mevlüt Özben, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 104 sayfa

 

Aleviliğin, sünni İslam gerçeğinin kurumsal dışlamasına maruz kaldığı biliniyor. Mevlüt Özben de, nitelikli çalışması ‘Kirlilik Kavramı ve Aleviliğin Asimilasyonu’nda, bu dışlamanın yanı sıra, Aleviliğin “kirlilik” şeklinde tanımladığı özel bir dışlanma teması üzerinden ötekileştirildiğini ortaya koyuyor. Özben çalışmasına, kirlilik metaforunu ve kavrama dair kuramsal yaklaşımları irdeleyerek başlıyor. Kitabın devamında, tamamı üniversite öğrencisi yirmi iki Alevi öğrenciyle yapılan görüşmelere yer veriliyor. Özben ardından, Alevi toplum kesimlerine yapıştırılan “kirlilik” etiketinin toplumsal olarak nasıl üretildiğini araştırıyor.

Özgür Özmeral – Cemal Süreya Şiirinde Kadın ve Erotizm (2007)

  • CEMAL SÜREYA ŞİİRİNDE KADIN VE EROTİZM, Özgür Özmeral, Ozan Yayıncılık, inceleme, 208 sayfa

 

Özgür Özmeral’in ‘Cemal Süreya Şiirinde Kadın ve Erotizm’ isimli bu çalışması, Türkiye’de üzerinde çok kafa yorulmamış şiir incelemelerine iyi örneklerden birini oluşturuyor. Özmeral, Cemal Süreya’nın varolan güzeli çizme ve işleme çabasının onu mikro estetik şiire yaklaştırdığını, buna mukabil, politik söyleminin de dilsel bütünlükle özdeşleştirildiğini belirtiyor. Özmeral’in çalışması, Türkiye şiirinin önemli isimlerinden biri sayılan Süreya’nın şiirindeki ana temayı belirlemeye çalışırken, bunu, şairin şiirleri dışında, kendisinin yazınsal kaynakları olan denemeleri ile kendisiyle yapılmış röportajlardan da olabildiğince yararlanıyor.

Jacqueline Russ – Avrupa Düşüncesinin Serüveni (2011)

  • AVRUPA DÜŞÜNCESİNİN SERÜVENİ, Jacqueline Russ, çeviren: Özcan Doğan, Doğu Batı Yayınları, inceleme, 422 sayfa

 

Fransız yazar ve felsefe profesörü Jacqueline Russ ‘Avrupa Düşüncesinin Serüveni’nde, Antik çağlardan günümüze Batı düşüncesinin izini sürüyor. Avrupa bilindiği gibi, uzun süreden beri evrensel nitelikte temel düşüncelerin ortaya çıktığı bir medeniyet birliğini oluşturuyor. Russ’un çalışması, bu evrenselliği Kitab-ı Mukaddes ve Eski Yunan’dan başlayıp günümüze uzanarak ele alıyor. Yunan, Helenik ve Roma gibi Batı’nın kurucu düşünceleri; Ortaçağ düşüncesi; Rönesans, Hümanizm ve Aydınlanma düşüncesi; devrimler yüzyılındaki ahlaki, politik düşünceler ve bunalımlarıyla öne çıkan 20. yüzyıl Batı düşüncesi, kitapta karşımıza çıkan konulardan birkaçı. Russ’ın kitabı, politik olarak hiçbir zaman birlik haline gelememiş, fakat ortak düşünsel mirasıyla bütünleşmiş Avrupa düşüncesini kapsamlı bir analize tabi tutuyor.

Hatice Aynur ve Aslı Niyazioğlu (der.) – Âşık Çelebi ve Şairler Tezkiresi Üzerine Yazılar (2011)

  • ÂŞIK ÇELEBİ VE ŞAİRLER TEZKİRESİ ÜZERİNE YAZILAR, kolektif, derleyen: Hatice Aynur ve Aslı Niyazioğlu, Koç Üniversitesi Yayınları, inceleme, 191 sayfa

 

Bilindiği gibi Âşık Çelebi, 1568’de tamamladığı ünlü tezkiresini, II. Selim’e sunmuştu. Âşık Çelebi, özellikle Osmanlı dönemi edebiyatına yoğunlaşanların başvurduğu en önemli kaynaklardan biri olan bu tezkiresinde, yaşadığı dönemin dünyasını, kültürünü, edebiyatını ve İstanbul’unu canlı bir üslupla tasvir etmişti. İşte, sempozyuma sunulan bildirilerden oluşan elimizdeki kitap, tezkirede vurgulanan konuları, yani Âşık Çelebi’nin aktarmaya çalıştığı dünyayı irdeliyor. Kitaba makaleleriyle katılan isimler şöyle: Hatice Aynur, Aslı Niyazoğlu, Filiz Kılıç, Helga Anetshofer, Jan Schmidt, Zeynep Altok, Tûba İsen-Durmuş ve Ali Emre Özyıldırım.

Michele Boldrin ve David K. Levine – Entelektüel Tekele Karşı (2011)

  • ENTELEKTÜEL TEKELE KARŞI, Michele Boldrin ve David K. Levine, çeviren: Başak Bingöl, Sel Yayınları, inceleme, 373 sayfa

 

İki ekonomi profesörünün kaleme aldığı ‘Entelektüel Tekele Karşı’, fikri mülkiyet konusunu patent ve telif haklarının doğurduğu girift sorunlar bağlamında irdeliyor. “Günümüzün patent ve telif hakları, belli fikirlerin üreticilerine bir tekel hakkı sağlamaktadır” diyen yazarlar, çalışmalarını, fikri mülkiyetin olmadığı bir dünyanın nasıl olacağı sorusu üzerine şekillendiriyor. Konunun daha çok ekonomik boyutuyla ele alındığı çalışma, DNA ve bitki tohumları gibi hayati alanların dahi patent yasalarıyla nasıl ele geçirildiğini ve bu büyük sorunun aşılabilmesi için düzenlenmesi gereken hukuki ayrıntıları ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Hal Niedzviecki – Ben Özelim! (2011)

  • BEN ÖZELİM!, Hal Niedzviecki, çeviren: Sibel Erduman, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 272 sayfa

 

Hal Niedzviecki, kısa süre önce yayınlanan ‘Dikizleme Günlüğü’nün yazarı olarak hatırlanacaktır. Yazar bu kitabında, yeni iletişim teknolojilerinin toplumu nasıl değiştirdiğini, yeni kültürün seks, politika ve gündelik yaşam üzerindeki etkilerini incelemiş ve röntgenin, hayatın her alanında kendine ne denli güçlü bir mevki edindiğini ortaya koymuştu. Niedzviecki ‘Ben Özelim!’ adlı çalışmasında da, bireyliğin nasıl yeni bir konformizm haline geldiğini araştırıyor. Bir önceki çalışmasının devamı olarak düşünülebilecek kitap, “Ben özelim” anlayışının vardığı garip duraklara odaklanıyor. Niedzviecki, “yapabilirsin” ve “herkes bir yıldızdır” gibi günümüzdeki moda sloganların, bireyi gereğinden fazla şişirdiğini ve bizatihi yaşamın kendisinin bir gösteri performansı olarak algılanmasına neden olduğunu gösteriyor.