İsolde – Ben Türk Kızı Nasılım (2014)

İsolde, bilhassa son yıllarda dillere pelesenk olmuş “Kezban” konusunu ele alıyor.

Kitap, kendince mizahi bir üslupla, “Kezban nedir?”, “Bir insandan Kezban yaratan o meşum süreç nasıl işler?” gibi soruların yanıtını arıyor ve şu konuları işliyor:

  • Düğünlere giderken yapılan aşırı makyaj,
  • Kadınların futbolsever taklidi yapmaları,
  • Plaza kadınının hususiyetleri,
  • Fondöten, fön, korseli çorap gibi kimi kadın bakımı aksesuarları…

Bizde “Kezban” konusu biraz netameli. Çünkü bu kavram genellenebilir, sosyolojik karşılığı olan bir kavram değil ve daha çok kadınları küçümseyenlerce kullanılır.

Biz yine de, kitabın yazarı İsolde’nin bu kavramı kadınları küçümsemek amacıyla değil, kimi kadınlık hallerine alaycı bir şekilde yaklaşmak niyetiyle kullandığına inanmak istiyoruz.

  • Künye: İsolde – Ben Türk Kızı Nasılım, İsolde, Alakarga Yayınları, anlatı, 278 sayfa

 

Hale Bolak Boratav, Güler Okman Fişek ve Hande Eslen Ziya – Erkekliğin Türkiye Halleri (2017)

Şimdinin Türkiye erkeği, geleneksel kalıpların dayatmalarıyla sosyal değişmelerin beraberinde getirdiklerinin arasına sıkışmış durumda.

İşte elimizdeki bu nitelikli çalışma, Türkiye’de aile dinamiğini derinlemesine irdeliyor ve oğul olmanın, baba olmanın, eş olmanın bu topraklardaki seyrinin nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Baba-çocuk ilişkisinden geleneksel ve modern babalık modellerine, bu alanda yapılmış literatürün geniş bir incelemesini yaparak başlayan kitap,

  • Babayla ilişkide hiyerarşik boyut,
  • Erkekliğe ilişkin algı, söylem ve deneyimler,
  • Taşralı, yoksul, bireyselleşme arayışında ve geleneksel erkek tipleri,
  • Evli erkeklerin kendi ebeveynleriyle ve kendi çocuklarıyla ilişkileri,
  • Eşle ilişkide hiyerarşi ve kadın-erkek eşitliği,
  • Erkeklik tanımları,
  • Ve toplumda erkekliğe ilişkin tutumları gibi birçok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Bugünün Türkiye erkeklerini, onların ailesiyle ilişkilerini ve bu ilişkinin çevrelerini nasıl etkilediğini daha iyi kavramak için çok iyi bir kaynak.

Bu topraklarda her ne kadar sarsılmaz gibi görünen bir erkek algısı halen egemen olsa da, kitap, farklı kesimlerden gelen erkeklerin hayat öykülerinin nasıl farklı seyirler izleyebileceğini de gözler önüne sermekte.

  • Künye: Hale Bolak Boratav, Güler Okman Fişek ve Hande Eslen Ziya – Erkekliğin Türkiye Halleri, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 477 sayfa

Vefa Zat – Biz Rakı İçeriz: Rakının Geçmişi ve Bugünü (2008)

Vefa Zat, ‘Biz Rakı İçeriz’de, rakının tarihinin yanı sıra, rakı adabını, sofrasını, muhabbetini ve aynı zamanda kimi rakı anılarını anlatıyor.

Zat, “Biz rakı içeriz, öteki bütün içkilere rağmen. Belki de hepsine inat asıl içkimiz rakıdır. Ama rakının tadını çıkarmak kolay değil. Her şeyden önce sofrada ‘adabını’ ister rakı. Mezesine, sohbetine, karafına, bardağına özen ister. Biri eksik olduğunda tadı kaçabilir, sofraya küsebilir. Bütün arzusu kendinden keyif alınmasıdır,” diyor.

Kitap,

Rakı keyfinin ne şekilde alınabileceği,

Rakı adının kökeni,

Rakıyla Yunan içkisi Uzo arasındaki benzerlik ve farklar,

Rakı kokteylleri,

Geleneksel rakı bardakları,

Hünerli kadın meyhaneciler,

Argolu rakı muhabbetleri,

Ahmet Rasim, Madam Despina ve Selahattin Pınar’ın rakıyla kesişen hayatları,

Ve ayranlı rakı şenlikleri gibi keyifli konular yer almakta.

  • Künye: Vefa Zat – Biz Rakı İçeriz: Rakının Geçmişi ve Bugünü, Overteam Yayınları, kültür, 216 sayfa

Berat Beran – Henek (2008)

Berat Beran, Kürtçede şaka anlamına gelen ‘Henek’te, Diyarbakır’ın zengin kültürünü, gülmece tarzında anlatıyor.

Diyarbakır’ın, hem Kürtçe hem de Türkçe kelimelerle harmanlanmış yerel diliyle kaleme alınan ve kullanılan Kürtçe kelimelerin Türkçe açıklamalarının da yer aldığı kitap, anlatılan fıkraların felsefi derinliklerini ve Diyarbakır halk kültüründeki gülmece anlayışını çok iyi bir şekilde yansıtıyor.

Berat Beran 1968 kuşağından bir isim ve yazarın bu yönü de kitabın anlatım biçimini olumlu yönde etkiliyor.

Zira kitap, yarım asır öncesinin Diyarbakır’ını gülmeceyi merkeze alarak anlatırken, aynı zamanda bu dönemin nitelikli bir sosyo-ekonmik ve politik bir panoramasını da çiziyor.

  • Künye: Berat Beran – Henek, İletişim Yayınları, anı, 192 sayfa

Mümtaz Fırat – Kaybolan İzler: Güneydoğu’da Geleneksel Dövme ya da Dek ve Dak (2017)

1991’de Avusturya-İtalya sınırındaki Ötztal alplerinde, yaklaşık 5300 yıl önce yaşamış bir adam keşfedildi.

Bilim insanlarının Buz Adamı Ötzi olarak adlandırdığı bu adam, Cilalı Taş ile Bronz Çağı arasındaki bir dönemde yaşamıştı.

Yaşadığı dönem hakkında çok önemli bilgiler veren Ötzi’nin elimizdeki kitap bağlamında bizi asıl ilgilendiren yönü, dövmeleriydi.

Ötzi’nin vücudunun çeşitli yerlerinde toplam 57 dövme bulunuyordu.

Ötzi’nin keşfi, dövmenin insanoğlunun hayatında çok uzun zamandır yer ettiğinin en önemli bilgisiydi.

İşte elimizdeki kitap da, Güneydoğu’da halk arasında dek, dak, dövün, döğün, veşm ya da vesm olarak bilinen dövmeyi ele alıyor.

Halkbilimci Mümtaz Fırat, bölgede kadim bir gelenek olan, fakat günümüzde eski etkisini kaybetmiş “dek”in tarihini, hangi toplumsal ilişkilere karşılık verdiğini, bunlarda yer alan simge, işaret ve figürlerin ne anlama geldiğini ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Kültür tarihimiz için önemli bir çalışma.

  • Künye: Mümtaz Fırat – Kaybolan İzler: Güneydoğu’da Geleneksel Dövme ya da Dek ve Dak, Yapı Kredi Yayınları, kültür, 168 sayfa

Dücane Cündioğlu – Arasokakların Tarihi (2008)

Dücane Cündioğlu’nun anılara ve anı eserlerine adanmış ‘Arasokakların Tarihi’, Osmanlı’da ve Cumhuriyet dönemlerinde kaleme alınmış hatıratlara odaklanıyor.

Cündioğlu kitabında, Meşrutiyet’e Cumhuriyet’e uzanan bir süreçte, ülkenin edebiyat, kültür, düşün ve siyaset gibi sahalarında iz bırakmış isimlerin anılarını yorumluyor ve bu anıların çerçevesinden günümüzü değerlendirmeye çalışıyor.

Hasan Ali Yücel, Serteller, Nurullah Ataç, Mina Urgan, Zekeriya-Sabiha Sertel, Cemil Meriç, Cündioğlu’nun hatıratlarını kitabına konuk ettiği isimlerden birkaçı.

Cündioğlu’nun hem anı sahibi yazarlarla hem de bu yazarlarla yakın ilişkide bulunmuş kişilerle de ilgileniyor.

  • Künye: Dücane Cündioğlu – Arasokakların Tarihi, Etkileşim Yayınları, inceleme, 220 sayfa

Rıza Oylum – 90’lar (2014)

Rıza Oylum, kimileri için hoş anılar toplamı, kimileri içinse utanç vesilesi olabilen 90’lı yılların hatırda kalan popüler olay ve aktörlerinin izini sürüyor.

A Takımı’ndan Atari salonlarına, “Bana Kazak Örmeli” şarkısından her çocuğun rüyası BMX bisiklete, Cine 5 televizyonundan Doğan görünümlü Şahin arabalara, Susam Sokağı’nın efsane ikilisi Edi ile Büdü’den İETT otobüs biletine, bir zamanların vazgeçilmezi olan Müjde çoraplarından görüntüsü bile iç ısıtan oduncu gömleğine, jiletli Müslüm Baba konserlerinden ağlayan Küçük Emrah ve ilk flört programı Saklambaç’a…

Bu kitap vesilesiyle, 90’lı yılların akılda kalmış pek çok kişi ve simgesini yad ediyoruz.

  • Künye: 90’lar, Rıza Oylum, Başka Yerler Yayınları, kültür, 175 sayfa

 

David S. Kidder ve Noah D. Oppenheim – Entelektüelin Kutsal Kitabı: Modern Kültür (2014)

  • ENTELEKTÜELİN KUTSAL KİTABI: MODERN KÜLTÜR, David S. Kidder ve Noah D. Oppenheim, çeviren: Egemen Yılgür, Maya Kitap, kültür, 374 sayfa

365 güne yayılan, bir günlük okumalar koleksiyonu olarak tasarlanmış ‘Entelektüelin Kutsal Kitabı’nın elimizdeki üçüncü kitabı, modern kültürün zengin bir portresini sunuyor. Sıra dışı kişilikler, edebiyat, müzik, sinema, fikirler ve trendler, spor ve popüler eğlence kategorilerinden oluşan kitap, 20. yüzyılda medyanın gelişimi ile birlikte gücü giderek artan popüler kültürü en kritik yönleriyle ele alıyor. Sigmund Freud, ‘Suç ve Ceza’, komünizm, mahjong, siyonizm, Nikita Kruşçev, ‘Gazap Üzümleri’, mini etek, Pablo Neruda, çevre hareketi, Sylvia Plath, ‘Otomatik Portakal’ ve Susam Sokağı, burada karşımıza çıkan maddelerden birkaçı.

Doğan Emrah Zıraman – Aşağılama İlişkileri Üzerine Tezler (2008)

  • AŞAĞILAMA İLİŞKİLERİ ÜZERİNE TEZLER, Doğan Emrah Zıraman, Kavim Yayıncılık, inceleme, 140 sayfa

‘Aşağılama İlişkileri Üzerine Tezler’, toplumsal alanda aşağılama ve aşağılanmanın nasıl örgütlendiğini irdeliyor. Yazar, bu ilişkilerle hesaplaşıldığı ölçüde, “Günümüzde kendisini aşağılama ilişkileri dışında tanımlayabilen hiçbir insan ve insan ilişkisi yoktur. Sadece aşağılama ilişkileri içinde aşağılayan ve aşağılanan olarak taraf olma hali vardır,” diyen Zıraman, çalışmasının, bu anlamda bir sorgulamayı amaçladığını söylüyor. Zıraman, aşağılamanın sözlük kavramından başlayarak, bütün dinler ve mitolojilerin evrenin başlangıcını neden bir aşağılama hikâyesi ile başlattıklarını, sporun bir mücadele mi yoksa kavga mı olduğunu, intiharın acizlik mi yoksa güç gösterisi mi olduğunu ve bunun gibi pek çok ilginç konuyu tartışıyor.

 

Hulusi Tunca – Hulusi Tunca ile Seksenler (2014)

  • HULUSİ TUNCA İLE SEKSENLER, Hulusi Tunca, Esen Kitap, müzik, 364 sayfa

Hulusi Tunca, Türkiye müzik piyasasında önemli bir yeri olan 1970-80 arası yayınlanmış HEY’in son genel yayın yönetmeniydi. Daha önce yayınlanan ‘Yetmişler’ kitabında, Türkiye popunun yükselme devrini anlatan Tunca, şimdi de, seksenlerde yaşanan siyasi ve kültürel gelişmelerin müzik dünyasına yansımalarını ele alıyor. Tunca’nın anlatımında, Bülent Ersoy, Zeki Müren, Yeni Türkü, Ferdi Özbeğen, Orhan Gencebay, Cem Karaca ve İlhan İrem’e dair ilginç ayrıntılar yer alıyor.