Maxence Fermine – Bilardo Blues Kulübü (2009)

Fransız edebiyatçı Maxence Fermine ‘Bilardo Blues Kulübü’nde, Chicago, New York ve Las Vegas’ta geçen öykülerinde, 30’ların ve 60’ların melankolik Amerika’sını yeniden canlandırıyor.

Fermine, fötr şapkalı, takım elbiseli gangsterleri; topuklu ayabakıları ve kırmızı dudaklarıyla femme fatale’leri; yüksek meblağlarda oynanan poker, bilardo oyunlarını ve duman altı mekânları, arka planında caz ve blues melodileriyle tasvir ediyor.

Al Capone’un karşısına çıkan dünya bilardo şampiyonu Willie Hoppe; alkolik saksafoncu Max Coleman ile piyanist Diana King ve serseri kumarbaz Davis Dam ise, Fermine’in öykülerinde karşımıza çıkan karakterlerden birkaçı.

  • Künye: Maxence Fermine – Bilardo Blues Kulübü, çeviren: Aslı Açan, Everest Yayınları, öykü, 104 sayfa

Kolektif – Mübadele Öyküleri (2009)

Lozan Mübadilleri Vakfı 2008 yılında, Türk-Yunan zorunlu nüfus mübadelesinin 85. yılı anısına bir “Mübadele Öyküleri Yarışması” düzenlemişti.

Bu kitapta, söz konusu yarışmada ödül alan ve jüri üyelerinden olumlu puan alan yirmi dört öykü yer alıyor.

Kitapta öyküleri bulunan isimler şöyle: Erhan Ceylan, Mahir Ulaş Yeşil, A. Samet Çamoğlu, Hakkı İnanç, Büşra Akkuş, Ali Aksoy, Ayhan Altay, Pelin Böke, Maruf Evren, Serap Gökalp, H. İlhami Gülcan, Ümran Kartal, İhsan Tevfik Kırca, Tamer Kütükçü, Hasan Faruk Levent, Ahmet Murat, Saba Öymen, Hülya Sarıkaya, Aysun Sezer, Muzaffer Tansu, Kaan Temizel, Latife Türkyılmaz, Akın Üner ve M. Hakkı Yazıcı.

  • Künye: Kolektif – Mübadele Öyküleri, yayına hazırlayan: Müfide Pekin, Lozan Mübadilleri Vakfı Yayınları, öykü, 296 sayfa

Julia Voznesenskaya – Kadınlar Dekameronu (2009)

Rus Şair ve yazar Julia Voznesenskaya ‘Kadınlar Dekameronu’nda, on kadının kadınlık durumuna dair farklı öykülerini anlatıyor.

Leningrad’da bir doğum kliniğinde yatan on kadın, hastanenin karantina altına alındığını öğrenir.

Kadınlardan birinin önerisi, herkesin bir öykü anlatmasıdır.

Bu öneriyi kabul eden kadınlar, karantina boyunca kadınlık hallerini tasvir ettikleri öyküler anlatır.

İlk aşk; baştan çıkarılanlar ve terk edilenler; komik durumlarda sevişmek; halk dilinde cadı, canavar, lanet diye adlandırılan kadınlar; ihanet ve kıskançlık; sapıklar ve kurbanlar; paranın neden olduğu şeyler; intikam ve mutluluk, öykülerin konularını oluşturur.

  • Künye: Julia Voznesenskaya – Kadınlar Dekameronu, çeviren: Çağlayan Aksoley, Pencere Yayınları, roman, 342 sayfa

Stefan Zweig – Kitapçı Mendel (2009)

Yirminci yüzyılın önde gelen edebiyatçılarından Stefan Zweig, şiir, deneme, oyun, öykü gibi türlerde verdiği ürünlerin yanı sıra, özellikle düşsel ve tarihi karakterleri konu ettiği eserleriyle bilinir.

‘Kitapçı Mendel’ başlıklı elimizdeki eser, Zweig’ın öykülerinden yapılan bir seçki.

Özenli çevirileriyle de dikkat çeken kitap, Zweig’ın okurun ruhunu derinden etkileyen, insanın karanlık dünyasına inen, savaşın ve acıların bireyin ruhunda yarattığı telafi edilemez yıkımı tasvir eden, aşkın olağanüstülüğünü ve kırılganlığını anlatan on öyküsünden oluşuyor.

Seçkide, yazarın ‘Kitapçı Mendel’ ve ‘Geçmişe Yolculuk’ uzun öyküleri ile ‘Karlarda’, ‘Unutulmayacak Bir İnsan’, ‘Acaba O muydu?’, ‘Alacakaranlıkta Bir Öykü’, ‘Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’, ‘Bir Yaz Öyküsü’ ve ‘Yalnız İki İnsan’ isimli öyküleri yer alıyor.

Kitap bizi, Zweig’ın zengin öykü evrenine davet ediyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Kitapçı Mendel, çeviren: Burhan Arpad ve Ahmet Arpad, Yordam Kitap, öykü, 223 sayfa

Kolektif – Kadın Öykülerinde İzmir (2009)

İstanbul, Ankara ve Karadeniz’den sonra yayımlanan ‘Kadın Öykülerinde İzmir’, bu sefer yüzyıllardır Batı Akdeniz kültürünün doğal bir parçası olan, Batı’nın Doğu’yla ilişki kurduğu ilk limanlardan biri olan İzmir’i, kadınların öyküleriyle dile getiriyor.

Kitapta yer alan öyküler, şehri, geçmiş zamanları, eski yüzleri, yakın tarihi, günümüz hayatı ve Doğu’dan aldığı göçler gibi izlekler üzerinden anlatıyor.

Yazarların tümünün kadın olmasından dolayı, öykülerde en çok aşk teması işleniyor diyebiliriz. Kitapta öyküleri yer alan isimler şöyle: Ferzan Gürel, İnci Aral, Gülseren Engin, Zeynep Avcı, Feyza Hepçilingirler, Lütfiye Aydın, Raşel Rakella Asal, Ferda İzbudak Akıncı, Şükran Yücel, Ayşe Kilimci, Gönül Çatalcalı, Hülya Soyşekerci, Yasemin Yazıcı, Jale Sancak, Selma Sancı, Birsen Ferahlı, Oya Uslu, Loren Edizel, Vicdan Efe, Emel Kayın, Mine Söğüt ve Deniz Gezgin.

  • Künye: Kolektif – Kadın Öykülerinde İzmir, hazırlayan: Yasemin Yazıcı, Sel Yayıncılık, öykü, 183 sayfa

Sait Faik Abasıyanık – Bütün Eserleri (2009)

‘Bütün Eserleri’nde, Sait Faik Abasıyanık’ın hayattayken yayımlanmış tüm kitaplarıyla birlikte dergi ve gazetelerde kalmış, kitaplaşmamış öykü, şiir, deneme, yazı ve röportajları yer alıyor.

Eser için bir araya getirilen kitapların, Abasıyanık hayattayken yapılmış son baskıları esas alınmış.

Yazarın ölümünden sonra kitaplaştırılmış ya da süreli yayınlarda kalmış öykü, deneme, röportaj ve yazıların ise süreli yayınlardaki biçimleri korunmuş.

Abasıyanık’ın bütün eserlerini tek ciltte bulabileceğimiz elimizdeki edisyon, kaliteli ve şık baskısıyla da koleksiyonlara yakışır cinsten.

Bir yazı ustasının büyük külliyatını tek ciltte görmek isteyenler için iyi bir fırsat.

  • Künye: Sait Faik Abasıyanık – Bütün Eserleri, Yapı Kredi Yayınları, edebiyat, 1779 sayfa

Max Horkheimer – Alacakaranlık (2009)

Max Horkheimer ‘Alacakaranlık’ta, okuru, yaklaşık bir asır öncesinin Almanya’sına ve bir anlamda da geçen yüzyılın kapitalist dünyasına götürüyor.

Horkheimer’ın 1931-1934 yılları arasında kaleme aldığı kısa öykü ve denemelerinin bir derlemesi olan ‘Alacakaranlık’, kapitalizme, burjuva kültürü ve burjuva toplum düzenine sıkı eleştiriler getiriyor.

Horkheimer’ın bir yandan hummalı bir çalışma yürütürken, molalarda kâğıda döktüğü bu metinler konularını, o dönemin kapitalist düzenine özgü metafizik, karakter, ahlak, kişilik ve insan değeri anlayışı etrafında dönen eleştirilerden alıyor.

Yazarın kendi yaşamından hareketle yıllar önce kaleme aldığı bu metinlerin, bugün de bize birçok konuda ışık tutacağını söyleyebiliriz.

  • Künye: Max Horkheimer – Alacakaranlık, çeviren: İlknur Aka, Kırmızı Yayınları, deneme, 287 sayfa

Tarık Dursun K. – Gönlümün Bir Parçası (2009)

‘Karanfilli Hikâye’den sonra yayımlanan ‘Gönlümün Bir Parçası’, Tarık Dursun K.’nın toplu öykülerinin ikinci cildi.

Tarık Dursun K., ömrünü yazıya adamış üretken kalemlerden.

1955’te yayımlanan ilk kitabı ‘Hasangiller’i öyküler, romanlar, denemeler, çocuk kitapları, çeviriler ve senaryolardan oluşan birçok eser izledi.

Toplu öykülerden oluşan bu ciltte, Tarık Dursun K.’nın ‘İmbatla Dol Kalbim’, ‘Ona Sevdiğimi Söyle’, ‘Ömrüm, Ömrüm…’, ‘Aşk, Allahaısmarladık’, ‘Yaz Öpüşleri’, ‘Dulevi’ ve ‘Hepsi Hikâye’ adlı kitaplarını bir araya geliyor.

Yazarın öykücülüğünün son perdesi olan eserin, Tarık Dursun’u yeniden keşfetmek için harika bir fırsat olduğunu söyleyelim.

  • Künye: Tarık Dursun K. – Gönlümün Bir Parçası, Yapı Kredi Yayınlar, öykü, 757 sayfa

Selahattin Demirtaş – Devran (2019)

“Fakirlik içinde büyümüşüz, fakir fakir okuyup üniversiteyi de bitirmişiz. Ama her şeyin bir sonu olduğuna göre fakirliğin de bir sonu var değil mi?”

4 Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulmakta olan Selahattin Demirtaş, ‘Seher’den sonra, on dört öykü barındıran ‘Devran’ ile karşımızda.

‘Devran’ı, “Şu ana kadar hayatlarının on yedi yılını hapishane, mahkeme kapılarında çocuklarının peşinde geçiren iki koca yürekli emekçiye” dediği anne ve babasına ithaf eden Demirtaş, toplumun farklı kesimlerinden ezilenlerin yaşadıklarını, o kendine has inatçı neşesinden taviz vermeden hikâye ediyor.

  • Künye: Selahattin Demirtaş – Devran, İletişim Yayınları, öykü, 138 sayfa, 2019

Özer Akdemir – Doğa ve Direniş Öyküleri (2019)

Yaşam alanlarımıza sahip çıkmak, doğanın talanına karşı durmak için mücadele ediyoruz.

Karadeniz’de HES’lere karşı mücadeleden kentlerde betonlaşmaya karşı yürütülen mücadeleye toplumda bu alanda önemli bir bilinç ve duyarlılığın bulunduğunu görüyoruz.

Özer Akdemir de, ülkemizdeki bu mücadeleleri kendine has tarzıyla öyküleyerek ekoloji mücadelemizin edebi hikâyesini sunuyor.

Güncel ekoloji mücadelelerinden fotoğraflarla da kitabını öykülerini zenginleştiren Akdemir, kimi zaman bir dağın, kimi zaman bir insanın, bir köyün, bir zeytinin ve kimi zaman da bir turnanın gözünden hikâyesini kuruyor.

Kitap, Anadolu’nun yitip giden, yok edilen varlıklarının, aynı zamanda bu yok oluşa ve talana karşı direnen insanın görkemli mücadelesi olarak okunmalı.

  • Künye: Özer Akdemir – Doğa ve Direniş Öyküleri, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 192 sayfa, 2019