Johannes Mario Simmel – Yaşamak Ne Güzel (2010)

Casusluk romanlarının ünlü kalemi J. Mario Simmel ‘Yaşamak Ne Güzel’de, 2. Dünya Savaşı’ndan yeni çıkmış, açlık ve işsizliğin boğazına oturduğu Almanya’da, bu durumu fırsat bilerek zengin olan Jakob Formann’ın hikâyesini anlatıyor.

Kendisi de bu dönemleri yaşayan birisi olarak Simmel, savaştan yenik çıkmış bir ülkenin içinde bulunduğu bunalımı, insanların çaresizce hayatta kalma çabalarını ustaca tasvir ediyor.

Burada karşımıza çıkan Formann karakteri ise, açlık ve yoksullukla beslenen bir kan emicidir.

Almanya, Soğuk Savaş döneminin iktidar kavgalarıyla sarsılırken Formann, kısa bir süre içinde, ustaca yöntemleriyle bu kavgayı kendi lehine çevirecektir.

  • Künye: Johannes Mario Simmel – Yaşamak Ne Güzel, çeviren: Ahmet Arpad, Everest Yayınları, roman, 660 sayfa

Anna Seghers – Transit (2016)

Yahudi kökenli Anna Seghers, Nazilerin işgali esnasında Fransa’da yaşayan bir komünistti.

Yazarın kaçış sürecindeki deneyimlerine dayanan ‘Transit’ romanı ise, 1937’de Nazi toplama kampından kaçarak Marsilya’ya sığınan Seidler’in hikâyesini anlatıyor.

Seidler gibi buraya ulaşabilen insanların şimdilik biricik amacı, ne pahasına olursa olsun Amerika’ya ulaşmaktır.

  • Künye: Anna Seghers – Transit, çeviren: Ahmet Arpad, Everest Yayınları

Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar (2015)

Bir yönüyle Stefan Zweig’ın dostluk kurmadaki yeteneğini de gözler önüne seren pek çok mektup, burada.

Burada, kendisinin Hermann Bahr, Arthur Schnitzler, Rainer Maria Rilke, Hermann Hesse, Sigmund Freud ve Maksim Gorki ile mektuplaşmaları yer alıyor.

Mektuplar hem bir döneme ışık tutuyor hem de Zweig’ın dünyasından bilinmeyen pek çok ayrıntıyı aydınlatıyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar, çeviren: Ahmet Arpad, Tekin Yayınevi, mektup, 384 sayfa, 2015

Stefan Zweig ve Frederike Zweig – Mektuplaşmalar (2015)

Viyana’nın ünlü Schottenring Bulvarı’ndaki tarihi ve gösterişli bir yapıda başlamış yaşamı 1942’de Brezilya’nın küçük bir dağ kentinde son bulmuş Zweig ile ilk eşi Frederike Zweig’ın 1912-1942 yıllarını kapsayan mektuplaşmaları.

Bu mektuplar, hem Zweig’in dünyasına inmek, hem de dönemin Avrupa’sına daha yakından bakmak için eşsiz bir kaynak.

Zweig, Friderike’ye yolladığı 22 Şubat 1942 tarihli mektupta şöyle yazıyor:

“Sevgili Friderike, bu mektup sana vardığında ben kendimi eskisinden çok daha iyi hissedeceğim. Senin ise iyi günleri göreceğine eminim. Melankoli yüklü yaşamımla daha uzun süre beklemediğim için beni haksız bulmayacağına inanıyorum. Sana bu satırları son saatlerimde yazıyorum. Kararımı verdiğim andan sonra kendimi nasıl da rahat hissettiğimi bilemezsin… Sevgiler ve dostlukla… Hep yürekli ol! Rahata ve mutluluğa kavuştuğumu öğrendin. Stefan.”

  • Künye: Stefan Zweig ve Frederike Zweig – Mektuplaşmalar, çeviren: Ahmet Arpad, Ayrıntı Yayınları, mektup, 480 sayfa, 2015

Stefan Zweig – Kitapçı Mendel (2009)

Yirminci yüzyılın önde gelen edebiyatçılarından Stefan Zweig, şiir, deneme, oyun, öykü gibi türlerde verdiği ürünlerin yanı sıra, özellikle düşsel ve tarihi karakterleri konu ettiği eserleriyle bilinir.

‘Kitapçı Mendel’ başlıklı elimizdeki eser, Zweig’ın öykülerinden yapılan bir seçki.

Özenli çevirileriyle de dikkat çeken kitap, Zweig’ın okurun ruhunu derinden etkileyen, insanın karanlık dünyasına inen, savaşın ve acıların bireyin ruhunda yarattığı telafi edilemez yıkımı tasvir eden, aşkın olağanüstülüğünü ve kırılganlığını anlatan on öyküsünden oluşuyor.

Seçkide, yazarın ‘Kitapçı Mendel’ ve ‘Geçmişe Yolculuk’ uzun öyküleri ile ‘Karlarda’, ‘Unutulmayacak Bir İnsan’, ‘Acaba O muydu?’, ‘Alacakaranlıkta Bir Öykü’, ‘Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’, ‘Bir Yaz Öyküsü’ ve ‘Yalnız İki İnsan’ isimli öyküleri yer alıyor.

Kitap bizi, Zweig’ın zengin öykü evrenine davet ediyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Kitapçı Mendel, çeviren: Burhan Arpad ve Ahmet Arpad, Yordam Kitap, öykü, 223 sayfa

Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar (2009)

Stefan Zweig, edebiyatın birçok dalında eserler vermiş usta yazarlardan. Zweig’in başlıca gereksinimlerinden biri de, bilindiği gibi mektup yazmaktı.

‘Dostlarla Mektuplaşmalar’ başlıklı bu kitap, Stefan Zweig ile Rainer Maria Rilke, Arthur Schnitzler, Hermann Bahr, Maksim Gorki, Sigmund Freud ve Hermann Hesse’in mektuplaşmalarını bir araya getiriyor.

Zweig’in ve mektuplaştığı diğer isimlerin iç dünyalarına dair bilinmeyenleri okuyuculara sunan mektuplar, bu yönüyle, bir dönemin kültürel panoramasını da çizmiş oluyor.

Kitap, “Her gölge, sonunda yine de ışığın çocuğudur. Ancak aydınlıkla karanlığı, savaşla barışı, yükselişle alçalışı yakından tanımış olan kişi, hayatı gerçekten yaşamış sayılır.” diyen Zweig’in, henüz yirmili yaşlarında bir gençken, o yıllarda tanıştığı kendisinden yaşça büyük yazarlarla mektuplaşmalarını okurların beğenisine sunuyor.

  • Künye: Stefan Zweig – Dostlarla Mektuplaşmalar, çeviren: Ahmet Arpad, Yordam Kitap, mektup, 368 sayfa

Hans Fallada – Kurtlar Sofrasında (2015)

Ekonomik ve siyasi darboğazda debelenen, değerlerin alt üst olduğu Hitler öncesi Almanya’nın görkemli tasviri.

Toplumun farklı kesimlerinden üç karakterin yaşadıklarını merkeze alan, gerilimin doruk noktasına ulaştığı, çökmüş bir toplumun destansı hikâyesi.

Alman edebiyatına yön vermiş bir yazarın, Hans Fallada’nın özgün kaleminden ‘Kurtlar Sofrasında’.

  • Künye: Hans Fallada – Kurtlar Sofrasında, çeviren: Ahmet Arpad, Everest Yayınları

Hans Fallada – Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar (2018)

Hayatı Naziler tarafından mahvedilen Hans Fallada, her biri apayrı bir lezzet veren muhteşem romanlarıyla bu iktidarı farklı yönleriyle işlemişti.

‘Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar’ ise, Nazi iktidarının hemen öncesinde, büyük ekonomik sıkıntılarla can çekişen Almanya’nın harika bir fotoğrafını çekiyor.

1928 yılının Almanya’sında, Büyük Buhran’ın beraberinde getirdiği yıkım, halka acımasız vergiler olarak yansır.

Küçük bir Alman kentinde de, açlık ve yoksullukla boğuşan halk huzursuzdur ve kısa bir süre sonra bu huzursuzluğun ateşlediği toplumsal bir ayaklanma meydana gelir.

Roman, asıl olarak bu ayaklanmayı kullanan siyasi bir komplonun ve bu komploda rol alan kişiler ve kurumlar etrafında dönüyor.

Zira bu komplo, ülkeyi adım adım Hitler iktidarına hediyece edecek denli etkili olacaktır.

Fallada, bu komplonun nasıl oluşturulduğunu ve siyasilerin, basının, işçi ve köylü temsilcilerinin bu komploda nasıl rol aldıklarını gerçekçi ve dürüst bir bakışla ortaya koyuyor.

Roman, bizi, dost ve düşmanın birbirine karıştığı, herkesin diğerinden şüphelendiği, kontrollü muhalefetin halkın tepkisini dizginlediği, el altından kirli ittifakların kurulduğu ve bütün bunların koca bir ülkeyi hızla uçuruma doğru sürüklediği 1928 yılının Almanya’sına götürüyor.

Fallada’nın hikâyesi o kadar gerçekçi ki, romanda yaşananların birçoğunun, bugünün Türkiye’sinde yaşananlarla çok benzer olduğunu görüyoruz.

O yüzden ‘Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar’ın asıl gücü, böylesi zamanlar üstü bir güce sahip oluşudur diyebiliriz.

  • Künye: Hans Fallada – Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar, çeviren: Ahmet Arpad, Everest Yayınları, roman, 860 sayfa, 2018

Hans Fallada – Küçük Adam Ne Oldu Sana? (2018)

Hans Fallada’nın başyapıtı ‘Küçük Adam Ne Oldu Sana?’, yeni bir çeviriyle Türkçede.

Fallada, 1932 yılında basılmış romanı nedeniyle “Nazi karşıtı faaliyet” suçlamasıyla bir süre hapsedilmişti.

Ayrıca ‘Küçük Adam Ne Oldu Sana?’, metni olduğu haliyle yayınlamaktan korkan yayıncısı tarafından sansür edilmişti.

Romanın tam 85 yıl sonra, özgün haliyle ilk kez yayınlandığını belirtelim.

2018’in en güzel haberlerinden biri bu olsa gerek.

Roman, Nazi rejiminin gittikçe güç kazandığı, İkinci Dünya Savaşı öncesindeki Almanya’da geçiyor.

Büyük bir ekonomik çöküşün yaşandığı ülkede, özellikle yoksul kesimler için hayatta kalmak mucize demektir.

Bu küçük insanlardan biri olan Johannes Pinneberg de, üç kişilik ailesine onurundan taviz vermeden bakabilmek için çabalamaktadır.

Fakat hayat acımasızdır ve sefalet dört bir yanı sarmaktadır.

Nitekim ailenin yaşam koşulları, bir süre sonra açlık sınırına dayanacaktır.

Johannes Pinneberg, bir yandan Nazizmin hızla yükselişe geçtiği, haksızlıkların pervasızca arttığı bu şartlarda ailesiyle birlikte hayatta kalmaya, içinde büyüyen öfkeye ve çaresizliğe söz geçirmeye çalışacaktır.

‘Küçük Adam Ne Oldu Sana?’, bilhassa gerçekçi oluşu ve karşımıza capcanlı, derinlikli karakterler çıkarmasıyla tam bir şaheser.

  • Künye: Hans Fallada – Küçük Adam Ne Oldu Sana?, çeviren: Ahmet Arpad, Everest Yayınları, roman, 550 sayfa, 2018

Stefan Zweig – İnsanlık Tarihinde Yıldızın Parladığı Anlar (2014)

Stefan Zweig’tan, on dört tarihsel olaya adanmış, incelikli denemeler.

Pasifik Okyanusu’nun keşfi, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi, özgürlük marşı Marseillaise’in bestelenmesi, Napolyon’un Waterloo yenilgisi ve Goethe’nin Marienbad Ağıdı’nı kaleme alışı Zweig’ın usta kaleminin işlediği bazı konular.

  • Künye: Stefan Zweig – İnsanlık Tarihinde Yıldızın Parladığı Anlar, çeviren: Ahmet Arpad, Everest Yayınları