Mary Ann Little – Çocuklarda Narsisizm (2024)

Mary Ann Little’ın bu kitabı, günümüzde giderek artan bir sorun haline gelen çocukluk narsisizmi üzerine odaklanıyor.

Yazar, çocukların bencil, hak talep eden ve başkalarına karşı duyarsız davranışlar sergilemelerinin altında yatan nedenleri ve bu durumla nasıl başa çıkılabileceğini ele alıyor.

Little, çocukluk narsisizminin kökenlerini aile içindeki yetiştirme tarzı, kültürel faktörler ve toplumun genel eğilimleri gibi çeşitli faktörlerde arıyor.

Yazar, çocuklarda narsist davranışların erken belirtilerini tanılamanın önemini vurguluyor ve bu belirtileri örneklerle açıklıyor.

Little, empati ve özsaygının birbirini tamamlayan kavramlar olduğunu ve sağlıklı bir benlik gelişimi için her ikisinin de önemli olduğunu belirtiyor.

Kitap, ebeveynlerin çocuklarında empati, alçakgönüllülük ve başkalarına saygı gibi değerleri nasıl geliştirebileceği konusunda pratik öneriler sunuyor.

Narsisistik gelişimi teşvik eden dört ebeveyn tipini ve buna yol açabilecek erken uyarı işaretlerini belirliyor.

Çocuklara sınırlar koymanın, onların güvenli bir ortamda büyümelerini ve sorumluluk almayı öğrenmelerini sağladığı vurgulanıyor.

Çocukları övmenin önemi vurgulanırken, aşırı övmenin narsist eğilimleri tetikleyebileceği konusunda uyarılar yapılıyor.

Çocukları disipline ederken fiziksel cezadan kaçınılması ve pozitif pekiştirmenin önemi vurgulanıyor.

Aile içinde açık ve dürüst iletişimin, çocukların duygusal olarak sağlıklı bireyler olarak gelişmelerine yardımcı olduğu belirtiliyor.

Çocukların topluma karşı sorumluluklarının olduğunu öğretmenin önemi vurgulanıyor.

Little’ın amacı, ebeveynlere çocuklarının sağlıklı bir kişilik geliştirmelerine yardımcı olacak etkili stratejiler sunmak.

Kitap, hem çocuk psikolojisi alanındaki bilimsel araştırmalara hem de yazarın kendi deneyimlerine dayanıyor.

  • Künye: Mary Ann Little – Çocuklarda Narsisizm: Bencil Olmayan, Duyarlı ve Empatik Çocuklar Yetiştirme Yöntemleri, çeviren: Elif Kayurtar, Serenad Yayınları, psikoloji, 384 sayfa, 2024

W. Keith Campbell, Carolyn Crist – Yeni Narsisizm Bilimi (2024)

Narsisizm, günümüzde giderek artan bir kişilik özelliği haline geldi.

Bu kitap, narsisizmin karmaşık yapısını ve etkilerini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.

Kitap, narsisizmi siyah-beyaz bir durum olarak değil, bir spektrum olarak ele alıyor.

Herkesin belirli derecede narsisistik eğilimleri olduğu belirtiliyor.

Kitap, narsisizmi iki ana tipe ayırıyor: Kendini beğenmiş, kibirli ve kendini önemli gören “büyüleyici narsisizm” ve aşırı hassas, onay ihtiyacı duyan ve kendini değersiz hisseden “hassas narsisizm”.

Narsisizm, ilişkileri, kariyeri ve genel yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir.

Empati kurma, kendini tanıma ve başkalarıyla iletişim kurma konusunda zorluklara yol açabilir.

Kitap, sosyal medya ve kendini övme kültürü gibi kültürel ve toplumsal faktörlerin narsisizmin artışına katkıda bulunduğunu öne sürüyor.

Yazarlar, hem kişisel hem de profesyonel ilişkilerde narsisistik kişilerle nasıl başa çıkılacağına dair pratik öneriler sunuyor.

Ayrıca, narsisistik eğilimleri olan kişilerin kendilerini daha iyi anlamaları ve başkalarıyla ilişkilerini geliştirmeleri için stratejiler sunuyor.

Kitap, narsisizm hakkında yaygın olan yanlış anlamaları gidererek, bu konuda daha derinlemesine bir anlayış sunuyor.

Hem narsisistik kişiler hem de onlarla etkileşimde bulunanlar için faydalı bir kaynak.

Özetle, bu kitap narsisizmi, sadece bir etiket değil, karmaşık bir psikolojik durum olarak ele alıyor ve bu durumun modern yaşam üzerindeki etkilerini inceliyor.

Kitap, hem narsisizmin kökenlerini hem de onunla başa çıkma yollarını anlamak isteyenler için değerli bir kaynak.

  • Künye: W. Keith Campbell, Carolyn Crist – Yeni Narsisizm Bilimi: Güncel, Kapsamlı, Anlaşılır, çeviren: Sibel Eraltan, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 358 sayfa, 2024

Kolektif – Şiddetsiz Birey, Aile ve Toplum (2024)

Şiddetin küresel ölçekte ve Türkiye’de yaygın bir insan hakkı ihlali olduğu bir çağda, ruh sağlığı çalışanları bu şiddetin bireylerin, ailelerin ve toplumun üzerindeki derin etkisiyle sıkça karşılaşıyor.

Bu bağlamda bu kitap, ruh sağlığı çalışanları olarak şiddetle mücadele ve şiddetsizliğin tesisi konusunda birlikte düşünme ihtiyacının bir ürünü olarak ortaya çıktı.

Kitabın birinci kısmı, psikoterapi bağlamında şiddeti ele alıyor.

Seans odalarında şiddeti ve şiddetsizliği psikodinamik, zihinselleştirme odaklı ve gelişimsel perspektiflerden inceliyor.

Ayrıca, feminist ve kesişimsellik odaklı yaklaşımların yanı sıra, psikoterapistlerin yasal sorumluluklarına dair bilgiler de içeriyor.

Kitabın ikinci kısmı, şiddeti önleme konusunda yol gösterici uygulama örnekleri sunuyor.

Ebeveyn eğitimi ve destek çalışmaları, genç yetişkinlere yönelik eğitim programları, şiddetsizliğin inşasında yaratıcı yaklaşımlar ve kurumlarda şiddetsizlik kültürü gibi konuları ele alıyor.

Bu kitabın ruh sağlığı alanlarında çalışanlar olarak hepimize hem yol gösterici bir başlangıç noktası olmasını hem de bu yolda yalnız olmadığımızı hissettirmesini umuyoruz.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise söyle: Alev Çavdar, Anıl Özge Üstünel, Begüm Efeoğlu, Buket Kılıçer, Büşra Yalçınöz Uçan, Çimen Günay-Erkol, Elif Akdağ Göçek, Fatma Arıcı-Şahin, Gülden Sayılan, İdil Işık, Nurseli Yeşim Sünbüloğlu, Oğuz Can Ok, Özlem Bugur Özdemir, Rüştü Emre Aksoy, Şafak Ebru Toksoy, Selin Akyüz, Sibel Halfon, Tuğçe Çetin Ertekin, Yudum Söylemez, Zeynep Maçkalı.

  • Künye: Kolektif – Şiddetsiz Birey, Aile ve Toplum: Ruh Sağlığı Alanında Şiddetsizlik Odaklı Yaklaşım ve Uygulamalar, derleyen: Alev Çavdar, Anıl Özge Üstünel, Zeynep Maçkalı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 324 sayfa, 2024

Erich Fromm – Yaşamı Hala Seviyor muyuz? (2024)

Yaşamdaki en önemli şey mutlu olmak değil canlılıktır.

Yaşamdaki en kötü şey acı çekmek değil kayıtsızlıktır.

Fromm’a göre sevgi insanın canlılığına, gelişimine, iyiliğine duyulan aktif ilgiyi kendinde barındırır.

Sevgi yaşamı destekler, canlılığı, oluşu kucaklar.

Ancak yalnızca sevgi yetmez, açık bir bilinçle bu dünya için, insanlar için neyin iyi olduğunu bilmek ve bunu gerçekleştirmek için de aktif bir yönelim içinde bulunmak gerekir.

Oysa günümüzde pasif bir yaşam tarzı kişiliği dayatılıyor.

Bunun yanında her şey performansa, gösteriye indirgenmiş durumda.

Modern insan kendini gerçekten var kılmaktan çok, sahip olunanların sahte değerleriyle eşitleyip kendini otantik ve samimi olarak hayatın merkezine koymaktan çok, yüzeysel bir varoluşun gösteri nesnesi haline gelmiştir.

Bunu yaratan yaşam sevgisinin bastırılıp yerine ölüm sevgisinin merkeze alınmasıdır.

Fromm bu kitapta insanları şiddetin, sahip olma açlığının güdümünde bir dünyanın yıkıcılığına karşı barışa, özgürlüğe, yaratıcılığa, sevgiye, oluşa ve aktif bir hayata çağırıyor.

  • Künye: Erich Fromm – Yaşamı Hala Seviyor muyuz?, çeviren: Özlem Özlen Şimşek, Say Yayınları, psikoloji, 192 sayfa, 2024

Kolektif – Travma ve Kayıp (2024)

Bağlanma kuramının kurucusu John Bowlby, yaşamı boyunca görüşlerine karşı oluşan güçlü muhalefet nedeniyle istediği gibi yayın yapamadı.

Robbie Duschinsky ve Kate White’ın titiz çalışmasıyla ortaya konan bu kitap, Wellcome Koleksiyonu’ndaki John Bowlby Arşivi’nden bazı tamamlanmış ve tamamlanmaya yakın çalışmaları gün ışığına çıkarıyor ve alana dair önemli bir ihtiyacı karşılıyor.

Bu geniş koleksiyon, Bowlby’nin çalışmalarını ilk fikirlerinden sonraki yansımalarına kadar kapsıyor.

Bowlby’nin psikanalizle olan ilişkisini açıklığa kavuşturmakla da kalmayarak bağlanma kuramındaki temel kavramları ve özeleştirinin önemli anlarını detaylandırıyor.

  • Künye: Kolektif – Travma ve Kayıp: John Bowlby Arşivi’nden Anahtar Metinler, editör: Robbie Duschinsky, Kate White, çeviren: Taner Güvenir, Özenç Ertan Öztekin, Minotor Kitap, psikoloji, 384 sayfa, 2024

 

Viktor E. Frankl – Anlamsızlık Hissi (2024)

Dünyanın en ünlü psikoterapistlerinden, tarihe “Freud ve Adler’den sonra Psikoterapinin Üçüncü Viyana Okulu’nu kuran kişi” olarak geçen Viktor E. Frankl, sıra dışı bir hayat yaşadı: Ömrü boyunca yeni fikirlerin peşinde koştu, zaman zaman bu yüzden dışlandı, Hitler döneminde toplama kamplarında esir düştü, ailesini bu kamplarda kaybetti fakat her şeye rağmen yaşama tutunma çabasından ve anlam arayışından hiç vazgeçmedi.

Şahsi tecrübelerini nöroloji ve psikiyatri uzmanlığıyla birleştirerek logoterapiyi yaratmasının sebebi de buydu: İnsanı yaşama bağlayan en önemli motivasyonun “hayatın bir anlamı olduğu”na inanmakla inşa edildiğini ve hayat mücadelesindeki en büyük engelin de bu yüzden “anlamsızlık hissi” olduğunu görmesi…

Kaleme aldığı ‘Anlamsızlık Hissi: Psikoterapi ve Felsefeye Bir Meydan Okuma’yla hepimizi kendi hayatımıza dair bir anlam bulmaya, yaratmaya davet eden Frankl, bugün de alışıldık yaklaşımları sorgulamak için ilham veriyor.

  • Künye: Viktor E. Frankl – Anlamsızlık Hissi: Psikoterapi ve Felsefeye Bir Meydan Okuma, çeviren: Defne Şen, Mundi Kitap, psikoloji, 256 sayfa, 2024

Salman Akhtar, Henri Parens – Yalan Söylemek ve Aldatmak (2024)

  • Yalan nedir?
  • İnsanlar neden yalan söyler?
  • Bir insanda gerçekleri tahrip etme refleksi nereden zuhur eder?

Pamuklara sarılası bu ciltte, bir grup psikanalistin bu çetrefilli insan sabitine farklı veçhelerden geliştirdiği incelemeler bulunuyor.

Çocukların yalan söyleme kapasitesinin nasıl oluştuğu, bir ailenin çocuğunun ahlaki gelişimine nasıl tesir ettiği gibi konuların yanı sıra; yetişkinlerin ilişkilerini istila etmiş envai çeşit aldatmacanın kökenine, yalanın patolojik ve kriminal bir hüviyet kazandığı arazilere kadar uzanan, zengin ve bol ufuklu bir çalışma bu.

Yalanla terapi odasında, evinin salonunda yahut kafasının içinde güreşenlere…

  • Künye: Salman Akhtar, Henri Parens – Yalan Söylemek ve Aldatmak: Sahtekârlık ve Aldatmanın Psikolojik ve Sosyokültürel Yönleri, çeviren: Sibel Eraltan, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 264 sayfa, 2024

Alfred Adler – Sosyal İlgi (2024)

Çocukluk döneminde formüle edilen sosyal ilgi, bireylerin hem kendileriyle hem de dış dünyayla kurdukları ilişkilerdeki en önemli kavramlardan biri.

Alfred Adler bu kavramı düşünce sisteminin merkezine aldı ve ona oldukça önem verdi.

İnsanlar kendilerini bir topluluğun parçası olarak hissettikleri, topluma katkıda bulundukları müddetçe kişisel tatmin duygularını ve farkındalıklarını artırırlar.

Adler’e göre toplumla doğru bir ilişki içerisinde olmak, aynı zamanda kişinin kendi benliğiyle ilişkide olması demektir.

Bu sayede eksiklerimizi görür, kendimizi geliştirir ve kişiliğimizi inşa ederiz.

Bireysel psikolojinin en önemli isimlerinden olan Alfred Adler, ‘Sosyal İlgi’de topluma ve onunla kurduğumuz bağa ilişkin temel kriterlerin bir değerlendirmesini yapıyor.

İnsan doğasının sosyal ilgide şekillendiğini savunarak, bireyin topluma olan katkılarının kişisel mutluluk ve ruh sağlığı için ne denli önemli olduğunu gözler önüne seriyor.

‘Sosyal İlgi’, bireysel psikolojinin de merkezinde yer alan bu kavrama açıklama getirmesi bakımından Adler’in en önemli yapıtları arasında.

  • Künye: Alfred Adler – Sosyal İlgi, çeviren: Ayşen Tekşen, Say Yayınları, psikoloji, 248 sayfa, 2024

Roy F. Baumeister – İnsan Nasıl Kendisi Olur? (2024)

Benlik, hemen herkesin aşina olduğu ancak tanımlaması ve anlaması zor bir kavramdır.

Öncü araştırmacı, sosyal psikolog Roy F. Baumeister’ın imzasını taşıyan bu kitap, insan benliğinin panoramik bir görüntüsünü sağlamak için geniş bilgi birikimini sentezliyor.

İnsan benliğinin nasıl geliştiğini ve işlediğini, neden var olduğunu ve yaşam yolculuğunda hangi problemlerle karşılaştığını inceleyerek bu konulara yeni bir ışık tutuyor.

  • Kendini tanımanın faydaları nelerdir ve ne kadar ulaşılabilir?
  • Tek bir benliğimiz mi var, yoksa birden fazla mı?
  • Benlik ve toplumun ilişkisi nedir?

Baumeister, 28 kısa bölümden oluşan kitabında tüm bu karmaşık kavramları netlik ve içgörü ile açıklıyor.

Hem bireylerin hem de kültürlerin gelişmesini sağlamada benliğin oynadığı merkezi rolü ortaya koyuyor.

  • Künye: Roy F. Baumeister – İnsan Nasıl Kendisi Olur?, çeviren: Orhan Düz, Albaraka Yayınları, psikoloji, 576 sayfa, 2024

Erich Neumann – Büyük Ana (2024)

Jung psikolojisinin temel kavramlarından olan arketip her bireyin bilinçdışında var olan evrensel, kolektif imge ve örüntülerdir.

Jung’un en ünlü öğrencilerinden Erich Neumann bu kitabında “Büyük Ana” arketipinin yapısını çok sayıda görsel temsilden yola çıkarak tarif etmeye çalışırken dinler tarihi, arkeoloji, etnoloji gibi alanlardan müthiş zengin bir malzemeyi yorumluyor.

‘Büyük Ana’ arketipi zaman ve mekânda var olan somut bir imge değil insan ruhsallığında faaliyet gösteren içsel bir imgedir.

Hem bireyde ve grupta hem de kadında ve erkekte yaşar.

Bu sebeple de Neumann’ın bu eserini bir arkeoloji, sanat tarihi veya mitoloji kitabı olarak düşünmemek gerekir.

Yazarın amacı ruhsallıkta temel bir yeri olan Dişil arketipinin insanlığın eserlerinde ve mitlerdeki simgesel dışavurumunu anlaşılır kılmak ve modern insan için de geçerli olan bilinçdışı sembolizminin bir tahlilini yapmak.

  • Künye: Erich Neumann – Büyük Ana: Dişilin İmge ve Simgeleri, çeviren: Zehra Aksu Yılmazer, İş Kültür Yayınları, psikoloji, 512 sayfa, 2024