Michael Connelly – Beşinci Tanık (2013)

  • BEŞİNCİ TANIK, Michael Connelly, çeviren: Esat Ören, Altın Kitaplar, roman, 525 sayfa

 BESINCI

Michael Connelly ‘Beşinci Tanık’ta, en az kendisi kadar meşhur avukat Michael Haller’ın yeni maceralarını sunuyor. İşleri bu aralar pek iyi gitmeyen Haller, ceza davalarının yanı sıra icra davalarını da takip etmeye başlar. Tesadüf bu ya, yine bir cinayet, gelip kendisini tam da burada bulur. Zira müvekkillerinden biri, Lissa Tramel, evine haciz koymak isteyen bir bankeri öldürmekle suçlanmaktadır. İlk başta Haller da, Tramel’ın suçlu olduğunu düşünmektedir. Fakat avukat bir süre sonra ilginç bir detaya ulaşır. Bu pek önemli bir delil sayılmasa da, Haller tüm maharetini kullanarak jüriyi ikna etmesi gerektiğinin farkındadır.

David Vann – Pislik (2013)

  • PİSLİK, David Vann, çeviren: Esra Birkan, Can Yayınları, roman, 259 sayfa

 PISLIK

Çağdaş Amerikan edebiyatının önemli kalemlerinden David Vann ‘Pislik’te, bir gencin sancılı büyüme serüveni ekseninde, aile kurumunu bireyin kendini gerçekleştirmesi önündeki en zorlu, sıkıntılı engellerden biri olarak tasvir ediyor. Ailesinde şiddet ve sevgisizlikten başka hiçbir şey görmeyen genç Galen, sıradan bir hayattan başka bir şey istememektedir. Bu durum, başlarda kabul edilebilir bir seviyedeyken, zamanla çığırından çıkan nefret, genç adamın hayatını dehşetle çepeçevre sarmıştır. Galen şimdi, bir yandan kendi duygusal çıkmazlarıyla boğuşurken, ailesinin sevgisizliği karşısında insanlığını kaybetmemeye çalışacaktır.

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Kreutzer Sonat (2013)

  • KREUTZER SONAT, Lev Nikolayeviç Tolstoy, çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu, İş Kültür Yayınları, roman, 140 sayfa

 KREUTZER

Kısa olmakla birlikte, Tolstoy’un en tartışılan eserlerinden olan ‘Kreutzer Sonat’, kıskançlığı nedeniyle hayatında büyük bir çöküş yaşamış bir adamın hikâyesini anlatıyor. Romanın baş kahramanı Pozdnişev, gençliğinde yaşadığı sefih hayatın etkisiyle, kadınlardan nefret eden bir adam haline gelmiştir. Bu döneminden pişmanlık duyan Pozdnişev, çareyi evlenmekte bulmuştur. Fakat bir süre sonra uyanan kadınlara dair olumsuz düşünceleri, eşiyle arasında büyük bir nefretin uyanmasına neden olacaktır. Pozdnişev’in nefret duygusuna kıskançlığın ve şüphelerin de eklenmesi, onun için büyük bir çöküşün ilk adımları olacaktır.

Emine Seçeroviç Kaşlı – Kurşunların da Rengi Var (2013)

  • KURŞUNLARIN DA RENGİ VAR, Emine Seçeroviç Kaşlı, Alfa Yayınları, roman, 170 sayfa

 KURSUNLARIN

Gazeteci Emine Seçeroviç Kaşlı, 1992’de başlayan Bosna-Hersek savaşında henüz dokuz yaşındaydı. Çocukluğu savaş tarafından zehirlenmiş Kaşlı, bu acımasız dönemi, ailesinin yaşadıklarını eksen alarak elimizdeki romanında okurlarıyla paylaşıyor. Romanı ilgi çekici kılan hususların başında, savaş ve Boşnak halkına uygulanan soykırımı, bir çocuğun dünyasından, kendine has düşünüş biçiminden sunuyor olması. Bir belgesel çalışma olarak da değerlendirilebilecek kitapta okur, ağabeyini savaşta kaybeden ve evsiz kalan bir çocuk aracılığıyla, Saraybosna’nın kuşatılmasına, şehirdeki sivillerin korkulu bekleyişlerine tanık oluyor.

Bernard Malamud – Tamirci (2013)

  • TAMİRCİ, Bernard Malamud, çeviren: Başak Yenici, Kafka Kitap, roman, 341 sayfa

TAMIRCI

Bernard Malamud ‘Tamirci’de, korkunç bir cinayet hikâyesi ekseninde, Batı’da 20. yüzyılın başındaki Yahudi düşmanlığını anlatıyor. 1900’lü yılların başındaki Kiev’de, Yahudi düşmanlığı korkutucu boyutlara ulaşmıştır. Günün birinde şehirde, on iki yaşında bir Rus çocuğu vahşice bıçaklanarak öldürülmüştür. Buradaki Yahudi kesimi, ayin yapmak amacıyla cinayeti işlemekle suçlanır. Yöneticilerin günah keçisi olarak ilan ettiği kişi ise, becerikli bir Yahudi tamirci olan Yakov’dur. Yakov şimdi, kendisi şahsında şehirdeki cemaatine karşı uygulamaya konan bir linç kampanyasından kurtulmak için masumiyetini ispatlamak zorundadır.

José Saramago – Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş (2013)

  • ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ, José Saramago, çeviren: Mehmet Necati Kutlu, Kırmızı Kedi Yayınları, roman, 204 sayfa

OLUM

José Saramago ‘Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş’ta, insanın ölümsüzlük arayışına ironik bir hikâyeyle yanıt veriyor. Saramago karşımıza, ölümün ortalıktan çekildiği bir dünyayı çıkarıyor. Adı bilinmeyen bir ülkede, yeni yılla birlikte ölüm tüm faaliyetlerini durdurmuştur. Bu durum, ilk başta insanın ezeli ve ebedi isteklerinden ölümsüzlüğün gerçekleştiği bir müjde olarak görünse de, işin trajik boyutu daha baskındır. Zira insanlar, yaşlılıktan ve kazalardan paçavraya dönse dahi ölememekte; bunun yarattığı trajikomik durumdan hükümet, kilise, sağlık örgütleri, levazımatçılar, huzurevi yöneticileri ve mafya da payına düşeni almaktadır.

Ethem Baran – Emanet Gölgeler Defteri (2013)

  • EMANET GÖLGELER DEFTERİ, Ethem Baran, İletişim Yayınları, roman, 263 sayfa

EMANET

Ethem Baran ‘Emanet Gölgeler Defteri’nde, Türkiye’nin sancılı yakın dönemini, kendini ve dünyayı tanımaya, anlamlandırmaya çalışan bir gencin büyüme serüveni üzerinden hikâye ediyor. Taşrada yaşayan ve günün birinde yazar olmayı hayal eden Yağız, okumak amacıyla Ankara’ya gelmiştir. Dönem, her tarafı büyük bir ateşin sardığı, karamsarlıkla dolu 12 Eylül arifesidir. Ayrıca genç adam için bu yeni şehirdeki insan ilişkileri, alıştığı ilişkilerden farklıdır. Yağız, hiç tanımadığı bu şehirde ayakta kalmaya çalışırken, onu tümüyle dönüştürecek, değerlerini ve hayallerini alt üst edecek devasa bir anaforun içinde kendini bulur.

Dana Spiotta – Stone Arabia (2013)

  • STONE ARABIA, Dana Spiotta, çeviren: Yeşim Seber, Everest Yayınları, roman, 263 sayfa

STONE

Dana Spiotta ilgi çekici romanı ‘Stone Arabia’da, iki kardeşin geçmişlerine dair tuttukları kayıtlar üzerinden, sanata adanmış sıra dışı bir hayatın izini sürüyor. Denise ve Nik Worth, birbirine aşırı bağlı iki kardeştir. Nik Worth sanata, geniş kitlelere hitap etmekten ziyade, sadece kendisi için üretmek ve kendi alternatif tarihini yazmak için başvurmaktadır. Onun en büyük hayranı da, kız kardeşi Denise’tir. Kırklı yaşlarını sürmekte olan Nik ile kardeşi Denise’in sanatla yoğrulmuş hikâyesi, arkadaşlarının ölümü, annelerinin hastalığı ve dünyayı gittikçe daha çok sarmaya başlayan karamsarlıkla farklı boyutlara evrilecektir.

Mustafa Sancak – Dört (2013)

  • DÖRT, Mustafa Sancak, Postiga Yayınları, roman, 414 sayfa

DORT

‘Dört’ Mustafa Sancak’ın ilk romanı. Kendisini kutluyoruz. Sancak burada, farklı dünyalardan gelen dört karakterinin maceralı hayatını resmediyor. Hikâye, tedavisi olmayan bir uyku hastalığıyla boğuşan ve uzay konusunda bilimsel incelemeler yapan Kubilay, orta yaşlarında bir zengin olup gece hayatıyla ünlenen Ogeday, sıradan bir hayat yaşayan mimar Tuncay ve nişanlısı Pınar’ın yaşadıkları üzerine kurulu. Bu esnada yaşanan ilginç bir olay, tüm karakterlerin hayatını farklı bir boyuta taşır. Dört rakamıyla ilgili metaforlar ve popüler bilimden bilgilerle örülen romanda, dört karakterin yolu beklenmedik bir noktada kesişecektir.

Zeruya Şalev – Ve Yeniden Başlar Hayat (2013)

  • VE YENİDEN BAŞLAR HAYAT, Zeruya Şalev, çeviren: Zehra Kurttekin, Can Yayınları, roman, 370 sayfa

VE

Zeruya Şalev ‘Ve Yeniden Başlar Hayat’ta, bir ailenin üç bireyinin yaşadığı karmaşaları, geçmişle ve bugünleriyle giriştikleri yüzleşmeyi hikâye ediyor. Ölüm döşeğinde mazisinin karanlığıyla yüz yüze gelen anne Şemda; annesinin yaklaşan ölümü vesilesiyle hayatına dair önemli kararlar almaya karar veren oğul Avner ve annesi Şemda’dan göremediği sevgiyi çocuğuna aşırı bir şekilde bağlanarak telafi etmeye çalışan, daha sonra da ailesini alt üst edecek bir karar vermeyle karşı karşıya kalan kızı Dina, romanın merkezi karakterleri. Şalev, hızla parçalanan bir ailenin dramını, İsrail’in geçirdiği dönüşümlerle harmanlıyor.