Bertolt Brecht – Beş Paralık Roman (2011)

  • BEŞ PARALIK ROMAN, Bertolt Brecht, çeviren: Sevgi Soysal, İletişim Yayınları, roman, 359 sayfa

‘Üç Kuruşluk Opera’nın meşhur yazarı Bertolt Brecht, usta kalemlerimizden Sevgi Soysal’ın Türkçeye kazandırdığı ‘Beş Paralık Roman’da, para hırsının olmadık işler yaptırdığı karakterlerinin hikâyesini anlatıyor. Brecht’in epik tiyatrosunun roman türüne uyarlanması olarak düşünülebilecek kitap, aynı zamanda onun devrimci eğilimlerini en belirgin biçimde ortaya koyduğu metinlerden. Brecht, Walter Benjamin’in sonsözüyle yayımlanan satirik romanında, kendine özgü tarzıyla, paranın iktidarının hüküm sürdüğü; havasız ofislerden, rutubetli hamamlardan ve sisli sokaklardan oluşan bir atmosferde, gün geçtikçe çıkarları için çürüyen ve kirlenen insanlığı anlatıyor.

Melania G. Mazzucco – O, Öyle Sevgiliydi (2011)

  • O, ÖYLE SEVGİLİYDİ, Melania G. Mazzucco, çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu, Yapı Kredi Yayınları, roman, 478 sayfa

Melania G. Mazzucco, biyografik romanı ‘O, Öyle Sevgiliydi’de, iki dünya savaşı arası bohem hayatın simgelerinden, Annemarie Schwarzenbach’ın hikâyesini anlatıyor. Varlıklı bir aileden gelen Schwarzenbach, yazarlığının yanı sıra, gezi gazeteciliğiyle de bilinir. Schwarzenbach bu gezilerinde, güney ve doğu Avrupa, Ortadoğu, ABD ve Kongo gibi ülkelere gitmişti. Hatırlanacağı gibi, kısa bir süre önce Türkçede yayımlanan ‘İran’da Ölüm’, Schwarzenbach’ın 1935 yılında İran’da geçirdiği zamanın meyvesiydi. İtalyan yazar Mazzucco’nun elimizdeki romanı ise, sıra dışı bir kadının inişli çıkışlı hayatının bilinmeyen birçok ayrıntısını günyüzüne çıkarıyor.

Juli Zeh – Oyun Dürtüsü (2007)

  • OYUN DÜRTÜSÜ, Juli Zeh, çeviren: Itır Arda, Metis Yayınları, roman, 476 sayfa

Alman yazar Juli Zeh, Türkiyeli okura ilk olarak, ‘Kartallar ve Melekler’ isimli romanıyla görünmüştü. Zeh bu romanında, fikirlerin, ideolojilerin, dinlerin, barışa inancın, insan haklarının ve demokrasinin yerine pragmatizmi koyan iki özel okul öğrencisinin hikâyesini anlatıyor. Bu iki öğrencinin, genel olarak iyi-kötü kavramlarının içeriğinin boşaltıldığı, ahlakın yozlaştığı günümüz bireyini eleştirdiğini söylemeye gerek yok. Zeh’in romanı, bu temel eleştirisinden hareketle, çok sayıda noktaya geçişler yapıyor ve adalet, hukuk, dil ve gerçeklik kavramlarını da sorguluyor.

Melih Cevdet Anday – Gizli Emir (2007)

  • GİZLİ EMİR, Melih Cevdet Anday, İş Kültür Yayınları, roman, 274 sayfa

İlk baskısı 1970 yılında yapılmış ‘Gizli Emir’ için, Melih Cevdet Anday’ın metinlerinde bulunan “gelecek öngörüsü”nün doruğa ulaştığı roman demek, herhalde abartı olmaz. Çünkü bu romanın kurguladığı yarında hayat, totaliter bir sistemin egemenliğindedir. Kentte yaşamı düzenlemek için kurulan ‘Asayişi Yerleştirme Olağanüstü Teşkilatı’ (AYOT), yönetimi tümden ele geçirmiş, amaçsız sorgulamalar, birbiriyle çelişen kararlar ve sürekli baskınlarla, başta kentin sanatçıları olmak üzere halkı canından bezdirmiştir. Bu aşamada, kentin tüm sakinleri, nereden ve ne zaman geleceği belli olmayan ‘Gizli Emir’i beklemektedir. Çünkü gizli emir AYOT’un kurduğu her şeyi değiştirecektir.

José Saramago – Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş (2011)

  • ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ, José Saramago, çeviren: Mehmet Necati Kutlu, Turkuvaz Kitap, roman, 206 sayfa

1998 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi José Saramago, kısa bir süre önce, 2010’un haziran ayı ortalarında aramızdan ayrılmıştı. Yazar, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş’ romanında, insanlığın ezeli ve ebedi hayali olagelmiş ölümsüzlüğü hikâye ediyor. Bilinmeyen bir ülkede geçen roman, ölümün yeni yılla birlikte tüm faaliyetlerini durdurmasıyla açılır. İnsanlar artık hiçbir şekilde ölmemekte ve böylelikle çağlar boyu peşinde koştukları ölümsüzlüğe kavuşmuş görünmektedir. Fakat kısa bir süre sonra “ölümsüz ülke”de, korkunç bir sorun başgöstermiştir: ölüm ortalıkta görünmemekle birlikte, yaşlılık, hastalık ve kazalar, insan bedeni üzerindeki etkilerini aynı şekilde devam ettirmektedir. Ölümsüzlük bu aşamada, güzel bir rüyadan, tatlı bir hayalden çok, korkunç bir karabasana dönüşmüştür.

Émile Zola – Rahip Mouret’nin Günahı (2011)

  • RAHİP MOURET’NİN GÜNAHI, Émile Zola, çeviren: İsmail Yerguz, Kırmızı Yayınları, roman, 417 sayfa

Büyük Fransız yazar Émile Zola’nın ‘Rahip Mouret’nin Günahı’ adlı romanı, doğa ve din arasındaki sonu gelmez mücadelenin yetkin bir hikâyesi. Roman, Serge Mouret adlı bir papazın, Albine Serge isimli genç bir kıza âşık oluşuna dayanır. Papazlık okulundaki eğitimle adeta insanlıktan çıkmış olan Mouret, Serge’ye duyduğu aşkla, yeniden insanlığa dönmüştür. Fakat bu ilişki, Mouret’yi her ne kadar insanlığını keşfettirse de, din ve doğa arasında yaşayacağı büyük çelişkiden kurtaramaz. Aptalca yobazlıklara, dinin sonu gelmez tutuculuğuna saldıran Zola, papazın dramı ekseninde yeniyetmeliği, gençlik heyecanını, aşkı, şehveti ve günahı anlatıyor.

Konstantin Konstantinoviç Vaginov – Keçinin Şarkısı (2011)

  • KEÇİNİN ŞARKISI, Konstantin Konstantinoviç Vaginov, çeviren: Kayhan Yükseler, Everest Yayınları, roman, 213 sayfa

Sıkı sansür uygulamalarına maruz kalmasına rağmen yayımlanabilen ‘Keçinin Şarkısı’, Ekim devriminden sonra hayata tutunmaya çalışan bir kesim aydının yaşadıklarını hikâye ediyor. Rus devriminin olumlu yönlerine rağmen, bilhassa Stalin döneminde artarak, aydınlar üzerinde baskı kurduğu biliniyor. Bundan ‘Keçinin Şarkısı’nın yazarı Konstantin Konstantinoviç Vaginov da nasibini aldı. İşte Vaginov’un romanı, birebir mağduru olduğu bu ortamı anlatıyor. Romanı ilgi çekici kılan hususların başında, baskıcı ortamı işlerken sembolik tarzın iyi bir örneğini vermesi. Vaginov, yaşadıklarını anlatırken, eski Roma’ya ve Yunan mitolojisine uzanıyor.

André Gide – Kadınlar Okulu (2011)

  • KADINLAR OKULU, André Gide, çeviren: Tahsin Yücel, Can Yayınları, roman, 200 sayfa

André Gide’in ünlü eseri ‘Kadınlar Okulu’, bir çiftin inişli çıkışlı ilişkisi ekseninde içtenliği ve ahlakı irdeliyor. Roman, burjuva bir ailenin 1894-1936 yılları arasında üç bireyin anlatımlarına dayanan hikâyesi olarak tasarlanmış. Burada öne çıkan iki figür, genç yaşta tanışıp evlenen, daha sonra çocuk sahibi olan erkek ve kadın karakterlerdir. Burada erkek, güçlü olan tarafı temsil ederken, kadın da, özgüveni eksik, kendini daha çok erkeğe göre konumlandıran bir kişiliğe sahiptir. Roman, uzun yıllar sürmüş bu evlilikte, erkeğin acımasız bir itirafının ardından kadının yaşadığı şoku ve ilişkilerinin içtenliğini sorgulama sürecini tasvir ediyor.

Kim Edwards – Diğer Yarım (2007)

  • DİĞER YARIM, Kim Edwards, çeviren: Sarp Kanşay, Doğan Kitapçılık, roman, 329 sayfa

Kim Edwards’ın ‘Diğer Yarım’ı, ikiz kardeşlerin birbirine kavuşma çabalarını hikâye ediyor. Bir kar fırtınasının tam ortasında doğan ikizlerin hayatı babalarının verdiği bir kararla alt üst olacaktır. İkizler, farklı evlerde birbirlerinden uzakta yaşamaya başlayacaktı. Roman bu aşamadan itibaren, iki kardeşin birbirini arayış öyküsüne dönüşmeye başlar. İki kardeş birbirinden çok uzakta olsa da, aralarındaki sevgi zayıflayacağına daha da büyür. Romandaki anne figürü de, bu sevgiyi sağlam kılan başlıca harçtır. İkizler ve anneleri üzerinden üçlü, sınırsız bir sevgiyi anlatan Edwards, sevginin uğrunda büyük bedeller ödense dahi, hep savunulması gerektiğini anlatmayı amaçlıyor. Roman sevgiyi temel aldığı için, oldukça şiirsel/yoğun bir dile sahip. Kentucky Üniversitesi’nde yazarlık dersleri veren Edwards Whiting ve Nelson Algren Ödülleri’nin de sahibi.

Marshall Jevons – Marjinde Cinayet (2007)

  • MARJİNDE CİNAYET, Marshall Jevons, çeviren: Belkıs Dişbudak, Liberte Yayınları, roman, 218 sayfa

Marshall Jevos’un ‘Marjinde Cinayet’i, en çok baş kahramanı Henry Spearman’la dikkat çekiyor. Çünkü dedektif Spearman bir iktisatçı olması hasebiyle, işlenen cinayetleri açıklığa kavuşturmak için iktisat bilgisini kullanır. Kendisi de iktisatçı olan kitabın yazarı, kahramanını da bu bilgilerle donatarak, hayatı dönüştüren gerçeğin iktisat olduğunu ve olup bitenlerin kökeninde de böylesi rasyonel unsurların bulunduğunu kurguluyor. Polisiye, esrarengiz olayı çözmeye çalışırken, rasyonellik teması üzerine varyasyonlar denebilecek bir takım ekonomik kavramları kullanarak oluşturulmuş. Roman, ekonomik gerçekçiliği merkeze almasıyla aşırı derecede rasyoneldir ve kurgu, iktisat kuramlarının hayali uygulama alanına dönüşmüştür. Polisiyenin, taşıdığı rasyonel unsurlar sayesinde iktisada giriş derslerinde yardımcı kitap olarak okutulduğunu da belirtelim.