Georges Perec – Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi? (2010)

 

‘Şeyler’, ‘Uyuyan Adam’, ‘W ya da Bir Çocukluk Hatırası’ ve ‘Yaşam Kullanma Kılavuzu’, 20. yüzyıl sonu edebiyatında özel bir yere sahip Georges Perec’in Türkçede daha önce yayımlanmış bazı eserleri.

Perec, elimizdeki romanı ‘Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?’de, eğlenceli, anti-militarist bir öyküyle okurun karşısına çıkıyor.

Yazar burada, Cezayir’deki savaşa gönderilmek istenen yeni yetme bir asker ile ona savaşa gitmemesi için yardım etmek isteyen bazı gençlerin çırpınışlarını hikâye ediyor.

Romanını konu dışı öykülerle harmanlayan Perec, aynı zamanda sürekli kafelerde zaman öldüren aydınlarla ve kimi zaman okurlarla da alay ediyor.

  • Künye: Georges Perec – Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?, çeviren: Cemal Yardımcı, Metis Yayınları, roman, 87 sayfa

Helmut Krausser – Eros (2010)

Helmut Krausser ‘Eros’ romanında, başkahramanı Alexander von Brücken’in hayatı üzerinden, Almanya’nın trajik yakın tarihinin izini sürüyor.

Ülkenin en zengin iş adamlarından yaşlı ve hasta Alexander von Brücken, ardında bıraktığı uzun yılların ardından ölümü beklemektedir.

Brücken, bir yazarla anlaşıp, hayatını yazmasını ve ölümünden sonra biyografisinin yayımlanmasını ister.

İşe koyulan yazar, Brücken’in Nazi Almanya’sında yaşadığı tutkulu aşktan, ülkenin 70’li yıllardaki komünist örgütlenmelerine ve dönemin ünlü istihbarat örgütü Stasi’ye uzanır.

Roman, okurunu, Brücken’in inişli çıkışlı hayatı ekseninde, Almanya’nın gerilimli yakın tarihine davet ediyor.

  • Künye: Helmut Krausser – Eros, çeviren: Danyal Nacarlı, Apollon Yayıncılık, roman, 280 sayfa

Neil Gaiman – Yokyer (2010)

Sevilen yazarlardan Neil Gaiman ‘Yokyer’de, okurunu fantastik bir dünyaya davet ediyor.

Şehrin altında, karanlık bir dünya olan Aşağıtaraf’ta geçen roman, sıradan bir hayat yaşayan başkahramanı Richard Mayhew’un, bir kaldırımda kanlar içinde bulduğu bir genç kadının hayatını kurtarmasıyla başlar.

Bu kadın aracılığıyla, gerçek dünyanın altında saklı bulunan Aşağıtaraf’ın varlığını öğrenen Mayhew, kısa bir süre sonra bu fantastik dünyanın bir sakini olacaktır.

Fakat buradan gerçek dünyaya dönmek neredeyse imkânsızdır.

Mayhew böylece, Avcı, Islington ve Door gibi karakterler ile iyilerin ve kötülerin rol aldığı bu dünyada, nasıl hayatta kalabileceğini öğrenmek zorundadır.

  • Künye: Neil Gaiman – Yokyer, çeviren: Evrim Öncül, İthaki Yayınları, roman, 372 sayfa

Dmitry Glukhovsky – Metro 2033 (2010)

 

Dmitry Glukhovsky, bilimkurgu romanı ‘Metro 2033’te, başkahramanı Artyom’un Moskova Metrosu’nda yaptığı yolculuğu ve bu yolculuk boyunca başından geçen olayları hikâye ediyor.

2023 yılında, nükleer savaştan sonra dünya harabeye dönmüştür.

İnsan soyunun tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bu dönemde, hayatta kalan birkaç kişi yeraltına sığınmıştır ve en büyük nükleer sığınaklardan biri de Moskova metrosudur.

Bu esnada yaklaşmakta olan daha büyük bir tehlike, nükleer savaştan kurtulmuş insanları tehdit etmeye başlar.

Diğerlerini uyarmakla görevlendirilen genç Artyom ise, ne pahasına olursa olsun metronun kalbi olan “Polis” istasyonuna ulaşmalıdır.

  • Künye: Dmitry Glukhovsky – Metro 2033, çeviren: Deniz Banoğlu, Gürer Yayınları, roman, 568 sayfa

Charles Dickens – Müşterek Dostumuz (2010)

Charles Dickens’ın toplumsal eleştiri boyutuyla önemli eserlerinden olan ‘Müşterek Dostumuz’, dönemin kapitalizminin başkenti Londra’da sınıflar arasındaki büyük uçurumu hikâye ediyor.

Thames Nehri’nde düşen cesetleri toplama işi yapan bir ailenin sıradan bir günüyle başlayan roman, buradan zengin bir ailenin evindeki gösterişli bir yemekte yaşananlara uzanır.

Dickens, romanı boyunca buna benzer toplumsal katmanlarda gezinirken, birbirinden oldukça farklı dünyaları, muhteşem bir dil ve üslupla tasvir ediyor.

Roman, Dickens’ın yarattığı kendine has atmosfer kadar, akla gelmeyecek ayrıntıları gün yüzüne çıkaran yetkin gözlem yeteneğiyle de göz dolduruyor.

  • Künye: Charles Dickens – Müşterek Dostumuz, çeviren: Aslı Biçen, İthaki Yayınları, roman, 854 sayfa

Nadeem Aslam – Kaybolan Sevgililere Yollar (2010)

Pakistan göçmeni yazar Nadeem Aslam ‘Kaybolan Sevgililere Yollar’da, beklenmedik bir anda ortadan kaybolan bir çift üzerinden, göç ettikleri ülkeden kendilerini soyutlayarak yaşayan bir ailenin inatla aidiyetlerini korumaya çalışırken savruldukları tehlikeleri, aşırılıkları ve acıları tasvir ediyor.

İngiltere’nin küçük bir kentinde yaşayan Pakistanlı Jugnu ile sevgilisi Chanda, aniden ortadan kaybolurlar.

Sevgilileri arama çalışmaları sonuç vermez ve bu esnada ülkede yaşayan Pakistan cemaati arasında sevgililere dair dedikodular dönmeye başlar.

Aradan kısa bir süre geçtikten sonra, Chanda’nın erkek kardeşleri cinayet suçlamasıyla tutuklanacaktır.

  • Künye: Nadeem Aslam – Kaybolan Sevgililere Yollar, çeviren: Ufuk Boran Kaptan, Can Yayınları, roman, 465 sayfa

P. M. – Akiba (2010)

‘Akiba’, sigorta müfettişi Marco Vilini’nin Akiba olarak adlandırılan neo-gnostik komünle bağlantı kuruşunu ve ardından yaşadığı maceraları hikâye ediyor.

Bilimkurgu ve fantastik yönleriyle öne çıkan roman, bir bozuk paranın üzerindeki küçük bir meşe palamudunun ortadan kaybolmasının ardından dünyanın kaderinin değişmesiyle başlıyor.

Olaya tanık olan Vilini, kız arkadaşı Sandra ile birlikte ‘Akiba’ komünü üyeleriyle iletişime geçer.

İlerleyen zamanlarda ikili, Akiba’nın, gelecekteki olası evrenleri yaratmak üzerine çalıştığını öğrenir.

Marco ve Sandra, tam anlamıyla cenneti simgeleyen bu öte-dünyalardan bir olan Arafdiyarı’na doğru bir yolculuğa çıkacaktır.

Kitabın yazarı P. M.’nin Bolo’Bolo’da kurduğu kültürel çeşitliliğe, ekolojik sürdürülebilirliğe ve düşük yoğunluklu çalışmaya dayalı ütopya tahayyülüyle yeni otonom projeler için ilham kaynağı olduğunu da belirtelim.

  • Künye: P. M. – Akiba, çeviren: İnan Mayıs Aru, Kaos Yayınları, roman, 400 sayfa

Joyce Carol Oates – Güzel Bir Kız (2010)

Joyce Carol Oates ‘Güzel Bir Kız’da, on altı yaşındaki bir kızla altmış yedi yaşındaki bir erkek arasında yaşanan sıra dışı aşkı hikâye ediyor.

Modern bir peri masalı olarak düşünülebilecek hikâye, günümüz kadın-erkek ilişkilerine yönelttiği sıkı eleştirilerle dikkat çekiyor.

Romanın bir yanında, hayatı şansa bırakarak yaşamaya meyilli genç kız Katya; diğer yanında da, kadere ve masallara inanan eski kuşağı temsil eden yaşlı ve zengin Marcus Kidder yer alır.

Oates, iki karakterinin çelişkilerini, onları buluşturan sıra dışı bir aşkla sınavdan geçiriyor.

Roman, insani değerlerin yozlaştığı zor bir dünyada, okurunu aşkın olabilirliği ve sınırları üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Joyce Carol Oates – Güzel Bir Kız, çeviren: Merve Sevtap Ilgın, Siren Yayınları, roman, 194 sayfa

C. C. Humphreys – Vlad: Son İtiraf (2010)

‘Vlad: Son İtiraf’ta, Şeytan’ın Oğlu Drakula’nın hikâyesini farklı bir pencereden izliyor.

1431 yılında doğan, 1476’daki savaşta öldürülen ve nihayet bedeninden başı ayrılmış halde Sultan Mehmet’e sunulan Vlad’ın fikirleri ve yaşadıkları, aksiyon ve romantizmin iç içe geçtiği bir hikâye etrafında dönüyor.

Bir prens olarak doğan ve bilindiği gibi Ejderha’nın Oğlu, Tepes, Kazıklı, Drakula gibi isimlerle anılan Vlad, şu ana kadar birçok romanın, efsanenin ve söylentinin konusu oldu.

Humphreys de, bu sıra dışı ismin maceralarını, içinde Osmanlı sarayındakiler de dâhil çok sayıda karakterin yer aldığı bir kurguyla okuruna sunuyor.

  • Künye: C. C. Humphreys – Vlad: Son İtiraf, çeviren: Umut Hoşafçı, Maya Kitap, roman, 471 sayfa

F. Scott Fitzgerald – Buruktur Gece (2013)

Francis Scott Fitzgerald ‘Buruktur Gece’ başlıklı elimizdeki romanında, Caz Çağı’nın sahte ve yıpratıcı ilişkilerini gözler önüne seriyor.

Tatil için Fransız Rivierası’na gelen Rosemary Hoyt’un, burada tanıştığı bir aileyle yaşadığı ilginç olayları hikâye ediyor.

Annesiyle bölgeye gelen genç aktris Hoyt, burada Dick ve Nicole Diver çiftiyle tanışacaktır.

Bu tanışıklık derin bir arkadaşlığa dönüşecektir.

Zengin bir aile olan Diver’lar, zarafetleri ve şıklıklarıyla göz doldurmaktadır.

Fakat bu tozpembe sahnenin gerisinde, sıra dışı gerçekler yatmaktadır.

Zira Dick’in büyük çabalarla koruduğu Nicole’le olan evliliği, Rosemary isimli genç ve güzel aktrisin ısrarlı ilgisi yüzünden zarar görmeye başlar.

Rosemary’yi geride bırakıp evliliğini düzeltmeye çalışan Dick, etrafındaki insanların onda yarattığı yıkımın üstesinden gelemeyecek kadar kötü bir durumda bulur kendini.

Doktor, içinde bulunduğu ruh halinden sıyrılabilmek için çareyi yine ışıltılı hayatın büyüsünde arar.

Artık kendine toplumun en üst basamaklarında yer bulmuştur, ama bu defa da tüm ideallerini ve umutlarını kaybetmiş bir adama dönüşmüştür.

Fitzgerald, 1920’lerin yüksek burjuva hayatının, gösterişli partilerinin yarattığı yanılsamanın eleştirisini, savaşın gölgesinde birbirine tutunan Nicole ve Dick’in hayatları üzerinden sunuyor.

  • Künye: F. Scott Fitzgerald – Buruktur Gece, çeviren: Püren Özgören, Everest Yayınları, roman, 410 sayfa