Deniz Aydın – Yolculuk (2015)

Pelin, Caner, Begüm, Ömer, Yelda, Oğuzhan…

Bir karavan yolculuğunda bir araya gelen gençlerin aşklar, korkular ve heyecanlarla örülü büyüme hikâyesi.

Kimi kindar, kimi platonik âşık, kimi saf bu gençler, şehir şehir gezdikleri yolculuklarında bir yandan birbirlerini tanır, öte yandan da kendilerini hedefleyen hain bir planın üstesinden gelmeye çalışır.

  • Künye: Deniz Aydın – Yolculuk, Destek Yayınları

Annemarie Schwarzenbach – İran’da Ölüm (2009)

İsviçreli edebiyatçı Annemarie Schwarzenbach’ın, orijinal adı ‘Mutlu Vadi’ olan bu romanı, 1935 yılında İran’da geçirdiği zamanın meyvesi.

Roman, Batılı başkahramanının, İran’a yaptığı yolculuk esnasında Doğu coğrafyasına âşık oluşunu ve bunun ardından kökeniyle giriştiği hesaplaşmayı hikâye ediyor.

‘İran’da Ölüm’, özgün konusuyla olduğu kadar, yazarının trajik hayatıyla da dikkat çekiyor.

Savaş karşıtı bir isim olan Schwarzenbach, gezi gazeteciliği yaparken dünyanın birçok ülkesine gitmiş.

Savaş esnasında, antifaşist, savaş karşıtı kampanyalara destek veren Schwarzenbach, bir bisiklet kazasının ertesinde, henüz otuz dört yaşındayken hayatını kaybetti.

  • Künye: Annemarie Schwarzenbach – İran’da Ölüm, çeviren: Melike Öztürk, İkaros Yayınları, roman, 152 sayfa

Selçuk Baran – Bozkır Çiçekleri (2009)

Selçuk Baran, ilk kez 1987’de yayımlanan ‘Bozkır Çiçekleri’nde, yalnızlığı seçmediği halde umarsızca yalnız kalan kahramanlarıyla, 1970’li yılların Ankara’sının izini sürüyor.

Roman, yolları bozkırın ortasında kesişen Seyfi’nin, Nurten’in ve Müfit’in gözünden, o dönem Ankara’sını, hem hüzünlü hem de umutlu bir üslupla resmediyor.

Türkiye edebiyatının nitelikli kalemlerinden Baran, sadece yazdıklarıyla değil, son yıllarındaki susuşuyla da tanınan bir isim. İlk kitabı ‘Haziran’ ile 1973 TDK Öykü Ödülü’nü kazanan, ‘Bir Solgun Adam’la 1974 Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nda mansiyon alan, ‘Anaların Hakkı’yla 1978 Sait Faik hikâye Armağanı’nı Adnan Özyalçıner’le paylaşan Baran, ‘Bozkır Çiçekleri’yle de 1979 Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nda mansiyon kazanmıştı.

Romanın yeni bir baskıyla raflardaki yerini alışı, bu usta kalemi yeniden okumak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Selçuk Baran – Bozkır Çiçekleri, Yapı Kredi Yayınları, roman, 210 sayfa

Jeanette Winterson – Atlas’ın Yükü (2018)

Aynı zamanda Prometheus’un da kardeşi olan Atlas, Titanların Olymposlu Tanrılara karşı açtıkları savaşta başı çekenlerdendi.

Bilindiği gibi bu savaştan zaferle çıkan Tanrı Zeus, Titanlara ceza yağdırmıştı.

Homeros’un ‘Odysseia’sında, Tanrılar tarafından Atlas’a uygun görülen cezanın gök kubbeyi omuzlarında taşımak olduğunu okuruz.

İşte Jeanette Winterson da bu romanında, Atlas’ın bu trajik öyküsünü yeniden ele alıyor ve bunu modern bir mit olarak kurguluyor.

Yazarın, Atlas’ın trajik cezasını özgün bir metafor olarak yaşadığımız çağ üzerinden yeniden hikâye eden romanı, zamanın ağırlığı altında ezilen bireyin trajedisini, insanın kendi sınırlarıyla yüzleşmesini, fakat bütün bunlara rağmen sınırları zorlama hevesinden ve arayışından inatla taviz vermeyişini anlatıyor.

  • Künye: Jeanette Winterson – Atlas’ın Yükü, çeviren: Dilek Şendil, Sel Yayıncılık, roman, 134 sayfa, 2018

James Sallis – Willnot Kasabası (2018)

Amerikalı yazar, şair ve müzisyen James Sallis’in, kimi sinemaya da uyarlanmış çok sayıda kurgu eseriyle, şiir, çeviri, makale ve eleştiri kitapları bulunuyor.

Okurlar ise Sallis’i, polisiye roman türüne armağan ettiği özgün karakterlerle de bilir.

‘Willnot Kasabası’nda ise, Sallis’in en iyi karakterlerinden biriyle, Dr. Lamar Hale ile tanışıyoruz.

Kasabanın dışındaki ormanlık alanda, çok sayıda ceset bulunur.

Burada doktorluk yapan Hale de, bu durum karşısında kasabanın diğer sakinleri gibi ve hatta onlardan da daha fazla sarsılmıştır.

Tam da bu esnada Hale, FBI tarafından takip edilmekte olan Bobby Lowndes’i kapısında bulur.

Lowndes görünüşte, doğduğu kasabaya geri dönmüştür.

Fakat Lowndes’in gelişiyle, olaylar daha gizemli ve girift bir hal alacaktır.

‘Willnot Kasabası’, temposu hiç düşmeyen, zengin karakterleriyle göz dolduran, aynı zamanda dramatik yapısıyla da cezbeden sıkı bir polisiye.

  • Künye: James Sallis – Willnot Kasabası, çeviren: Özde Çakmak, Ayrıntı Yayınları, roman, 192 sayfa, 2018

Erol Toy – İmparator (2015)

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş günlerinde, küçük bir bakkal dükkânı açarak ticarete atılan ve buradan adım adım büyük bir imparatorluğa uzanan Çokzade Fehmi’nin hikâyesi.

Erol Toy, Türkiye’nin geçtiği politik ve ekonomik dönemeçler ile ülkede güç kazanan sendikal hareketin gelişimi ekseninde, bu özgün karakterin hayatının dönüm noktalarını izliyor.

  • Künye: Erol Toy – İmparator, Doğu Kitabevi

Silvia Roncaglia – İyi Uykular Dedektif (2015)

Narkolepsi hastalığından mustarip dedektif Pippo Merlo, amansız soyguncuların peşinde!

Merlo yaman bir dedektiftir, ancak hastalığı nedeniyle yakaladığı her ipucunda, her heyecanda aniden uyuyakalması onu komik durumlara düşürmektedir.

Hikâyemize Marianne Fulvi’nin güzel çizimleri de eşlik ediyor.

  • Künye: Silvia Roncaglia – İyi Uykular Dedektif, çeviren: Demet Elkâtip, Günışığı Kitaplığı

Patricia Duncker – Foucault’yu Sayıklamak (2015)

Sıradan bir doktora tezi yazan bir öğrenci ile tezin konusu olan yazarın sıra dışı buluşması.

Hiçbir heyecanı olmayan, vasat bir öğrenci, yazar Paul Michel üzerine fazlasıyla sıkıcı, keyifsiz bir tez hazırlamaktadır.

Fakat tesadüfler, gizemli yazar ile öğrenciyi beklenmedik bir anda karşı karşıya getirir.

  • Künye: Patricia Duncker – Foucault’yu Sayıklamak, çeviren: Murat Özbank, ON8 Kitap

Eduardo Berti – Yabancı Bir Baba (2018)

Arjantinli yazar Eduardo Berti, bizde de 2014’te yayınlanmış ‘Düşlenen Ülke’ ile Arjantin’in Emecé ödülünü kazanmış, ayrıca İspanyolcada yazılmış en iyi romana verilen “Premio Las Américas de Novela” ödülüne layık görülmüştü.

Berti şimdi de, yaklaşık yüz yıl arayla ilerleyen, iç içe geçen hikâyeleriyle dikkat çeken ‘Yabancı Bir Baba’ romanıyla karşımızda.

Göçmenlik, aile sırları ve geçmişle hesaplaşma temaları üzerinden ilerleyen ‘Yabancı Bir Baba’, okuruna zengin karakterler ve özgün bir olay örgüsü armağan ediyor.

Oğullarıyla bir türlü ilişki kuramamış iki baba, anavatanlarından uzakta varla yok arası bir hayat süren göçmenler, başka yazarların yapıtlarından yola çıkarak kendi hayatlarını ve öykülerini kurmaya girişen yazarlar…

Berti, bütün bu karakterle hikâyeleri bir araya getiriyor ve bütün bunları, ilk başlarda karmaşıkmış gibi görünen olay örgüsüyle ustaca birbirine bağlıyor.

  • Künye: Eduardo Berti – Yabancı Bir Baba, çeviren: Roza Hakmen, Metis Yayınları, roman, 272 sayfa, 2018

Philip Kerr – Sessiz Alev (2015)

Meşhur dedektifimiz Bernie Günther, Almanya’dan kaçtıktan sonra soluğu Buenos Aires’te alır.

Ama belalar kahramanımızın yakasını bırakmamakta, burada vahşice işlenmiş bir kadın cinayeti, onu beklemektedir.

İpuçları, Arjantin’e gelmiş eski bir Nazi askerini işaret eder, ama işler hiç göründüğü gibi değildir.

  • Künye: Philip Kerr – Sessiz Alev, çeviren: Cem Demirkan, Alfa Yayınları