M. Altar Kaplan – Papadopulos Apartmanı (2015)

Türkiye’de apartman kültürünün ilk örneklerinden biri olarak kabul edilen; beş katlı, yirmi daireli, art nouveau tarzında bir yapı olan Papadopulos Apartmanı üzerinden dönemin Beyoğlu hayatını tasvir eden özgün bir roman.

Altar Kaplan imzalı roman, 1907’de yapılan bu apartman etrafında, Osmanlı’nın çok kültürlü dünyasına, dönemin renkli kişiliklerine bakmak isteyenlere tavsiye edilir.

  • Künye: M. Altar Kaplan – Papadopulos Apartmanı, Alfa Yayınları

Robert Graves – Ben, Claudius (2015)

Roma İmparatoru Claudius’un hayatını merkeze alarak imparatorluğun Sezar’ın öldürüldüğü yıldan Caligula’nın öldürüldüğü döneme kadarki seyrini izleyen bir klasik.

Kekemeliği, topallığı ve utangaçlığı nedeniyle ailesi tarafından sosyal hayattan uzak tutulmuş, bunun aksine oldukça zeki ve donanımlı bir karakter olan ve bunun ödülü ve bir yönüyle de cezası olarak Roma imparatoru olmuş Claudius’un dünyasına yakından bakalım.

Robert Graves’in kaleminden şahane bir tarihsel hikâye.

  • Künye: Robert Graves – Ben, Claudius, çeviren: Dost Körpe, İş Kültür Yayınları

Işıl Kocaoğlan – Bir Sabah Uyandığımda Yoktum (2015)

O kadar yoktum ki, içeride eşyalardan başka hiçbir şeyin bulunmadığına dair ben bile bahse girebilirdim.”

Böyle diyor, bu romanın işinde ve hayatında başarılı, zengin ve yüksek ego sahibi başkahramanı.

Işıl Kocaoğlan bu romanında, bir sabah uyandığında kendini bir Yokadam’a dönüşmüş bulan bir adamın hayatı, beklentileri, hırsı ve açgözlülüğüyle kıyasıya yüzleşmesini anlatıyor.

  • Künye: Işıl Kocaoğlan – Bir Sabah Uyandığımda Yoktum, İletişim Yayınları

Clive Cussler ve Jack Dubrul – Karanlık Takip (2009)

İki yazarlı polisiye-gerilim romanı ‘Karanlık Takip’, bir ekonomik krizin eşiğinde olan dünyada, gücü elinde bulunduran bankaların, gelirlerini nasıl kirli oyunlarla karşıladıklarını anlatıyor.

Korsanlarla işbirliğine giren bu bankalar, insan kaçakçılığından köle ticaretine kadar birçok yasadışı işe bulaşacaktır.

Romanın başkahramanı, eski ajan Cabrillo’nun devreye girmesiyle de, büyük bir kovalamaca yaşanacaktır.

Cabrillo ve ekibinin kurduğu şirket, Oregon isimli gemileriyle korsanların peşine düşer.

Ekip, kısa bir süre sonra, bankalar ile azılı korsanlar arasında Uzakdoğu, Avrupa ve Rusya’ya uzanan kirli ve tehlikeli ilişkiler ağını ortaya çıkaracaktır.

  • Künye: Clive Cussler ve Jack Dubrul – Karanlık Takip, çeviren: Füsun Doruker, Altın Kitaplar, roman, 367 sayfa

Émile Zola – Nana (2009)

Émile Zola ‘Nana’da, Gervaise’nin güzel kızı Nana’nın dünyasını, görkemli yaşamını hikâye ediyor.

Hatırlanacağı gibi çamaşırcı Gervaise, yazarın ‘Meyhane’ isimli romanının da karakterlerinden biriydi.

Çürümekte olan bir toplumda, fahişe olarak hayatta kalmaya çalışan Nana, şehveti, kalpsizliği ve acımasızlığıyla çevresindeki bütün soylu tabaka insanlarını ve zenginleri dize getirir, onları aşağılar; böylece, toplumun anne ve babasına yaptıklarının öcünü almaya çalışır.

Yazarın, Nana’nın II. İmparatorluk Fransa’sının çürümüş toplumuna gösterdiği tepkiyi cinsellikle harmanlayarak hikâye ettiği romanı, yayımlandığı dönem binlerce nüsha satmış, Fransa’yı ayağa kaldırmıştı.

  • Künye: Émile Zola – Nana, çeviren: Nuriye Yiğitler, Artemis Yayınları, roman, 595 sayfa

Sara Young – Düşmanımın Beşiği (2009)

Sara Young ‘Düşmanımın Beşiği’nde, Nazilerin Lebensborn kampında tutulan genç bir yarı Yahudi kadının hikâyesini anlatıyor.

Polonyalı Cyrla, Naziler tarafından Ari ırktan kuşaklar yaratmak amacıyla, karnındaki çocukla Lebensborn’a kapatılır.

Bebekleri, Naziler tarafından alınıp götürülen kadınların kaldığı bu kamp, Cyrla’nın yaşamının en hazin duraklarından biri olacaktır.

Cyrla’nın büyük trajedisi, Naziler tarafından “Yaşam Pınarı” olarak adlandırılan bu kampta, çocuğunun bir gün kendisinden koparılıp alınacağını bilerek yaşamak zorunda kalmasıdır.

Young, gideceği, saklanacağı güvenli bir yeri olmayan Cyrla’nın hikâyesini, tarihin karanlık kuyusundan çıkarıyor.

  • Künye: Sara Young – Düşmanımın Beşiği, çeviren: Füsun Talay, Bilge Kültür Sanat Yayınları, roman, 366 sayfa

Joseph Heller – Sanatçının Yaşlı Bir Adam Olarak Portresi (2009)

Joseph Heller asıl ününü, ilk romanı ‘Catch-22’ ile yapmıştı.

1961’de yayımlanmış ve büyük beğeniyle karşılanmış bu roman, Türkçe’ye ‘Madde 22‘ adıyla çevrilmişti.

Heller, bir yazarın yaşadığı bunalım üzerinden, edebiyat dünyasının dönüm noktası eserlerine uğradığı elimizdeki romanında, ilk romanıyla büyük başarı kazanmış bir yazarın, bir anlamda kendisinin yaşadığı çıkışsızlığı anlatıyor.

İlk romanından daha başarılı bir roman yazamamanın sıkıntısını yaşayan karakter, ölmeden önce kaleme alacağı eseriyle hayalindeki başarıya ulaşmayı amaçlar.

Heller bu sıkıntıyı işlerken, okuru, edebiyat dünyasının önemli eserlerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

  • Künye: Joseph Heller – Sanatçının Yaşlı Bir Adam Olarak Portresi, çeviren: Ülker İnce, Kırmızı Yayınları, roman, 223 sayfa

Alexandre Dumas – Kamelyalı Kadın (2015)

Ahmet Mithat Efendi’nin Türkçeye aktarıp 1880’de Arap harfleriyle yayımladığı Alexandre Dumas Fils’in Kamelyalı Kadın romanı, Tanzimat sonrası Türk edebiyatını derinden etkiledi.

Söz konusu önemli çevirinin Arap harfli tıpkıbasımı ile Latin harfli uyarlaması bir arada, bu çalışmada.

  • Künye: Alexandre Dumas – Kamelyalı Kadın, çeviren: Ahmet Mithat Efendi, hazırlayan: Muharrem Dayanç ve İsmet Şanlı, Akademik Kitaplar

Halit Kakınç – Yerkubbe (2015)

İstanbul’un altının tünellerle birbirine bağlandığı efsanesini aydınlatmaya çalışan bir ekibin başından geçenler.

Mağara bilimci idealist bir arkadaş grubu, bu tünellere Yerebatan Sarnıcı’ndaki gizli bir kapıdan ulaşıldığı efsanenin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını araştırmaya koyulur.

Ekip bir süre sonra, adeta tarihe yön verecek yeni bulgulara ulaşır.

  • Künye: Halit Kakınç – Yerkubbe, Kırmızı Kedi Yayınevi

İlhan Tarus – Uzun Atlama (2018)

İlhan Tarus, daha önce yayınlanan Kurtuluş Savaşı üçlemesiyle hatırlanacaktır.

Yazar şimdi de, Cumhuriyetin endüstrileşme hikâyesini şeker fabrikalarının kuruluşu üzerinden izlediği bu romanıyla karşımızda.

Tarus, bu romanı için, iki ay boyunca kilometrelerce yol kat etmiş ve ülkenin şeker fabrikalarını bir bir ziyaret etmiş.

Roman, bu fabrikaların ülkede nasıl muazzam bir toplumsal dönüşüm yarattığını gözler önüne sermesiyle önemli.

‘Uzun Atlama’, Şair Ceyhun Atuf Kansu’nun Turhal Şeker Fabrikası hastanesinin başhekimi oluşunu, Amerika’da eğitim görmüş bir mühendisi, kimyager bir kadını, bir öğretmeni, bir ustabaşını, bir temizlikçiyi; kısacası şeker fabrikalarında yolu kesişmiş toplumun farklı kesimlerinden pek çok karakteri karşımıza çıkararak bu fabrikalara dair zengin mi zengin bir anlatı sunuyor.

Roman, şeker fabrikalarının yalnızca teknolojik atılım, üretim patlaması, döviz tasarrufu, refah kaynağı yaratmasıyla değil, aynı zamanda çağdaş bir ulus yaratımı anlamına geldiğini hikâyelerle harmanlayarak gösteriyor.

  • Künye: İlhan Tarus – Uzun Atlama: Cumhuriyetin Şeker Fabrikaları (Bir Endüstrileşmenin Romanı), h2O Kitap, roman, 256 sayfa, 2018