André Gide – Pastoral Senfoni (2009)

Çağdaş Fransız romancılarından André Gide’in, adını Beethoven’in en önemli eserlerinden olan ‘Pastoral Senfoni’den alan bu metni, Protestan bir papazın, kör bir kız olan Gertrude’u koruma altına almasını, yetiştirmesini ve ona âşık olmasını anlatıyor.

Gide’in klasik eseri, papazın kıza hissettiği aşkın yanı sıra, diğer aile üyelerinin dünyalarına da uzanarak, okura çok katmanlı, zengin bir metin sunuyor.

Gide’in kendi hayatına göndermelerle dolu ve dolayısıyla otobiyografik özellikler de taşıyan bu kısa kitabı, hem papazın, hem de karısı, oğlu ve âşık olduğu kör kızın dünyalarına iniyor, böylece çok sesli bir senfoniye dönüşüyor.

  • Künye: André Gide – Pastoral Senfoni, çeviren: Buket Yılmaz, Timaş Yayınları, günlük, 95 sayfa

Aleksandr Alfredoviç Bek – Moskova Önlerinde (2018)

Aleksandr Alfredoviç Bek, en iyi romanı olarak kabul edilen ‘Moskova Önlerinde’yi, 1943-1944 arasında yazdı.

Roman, Kızıl Ordu’nun Nazilere karşı savaşını ve efsanevi Moskova savunmasının ilk aşamasını anlatıyor.

Bu dönemde savaş muhabiri olarak çalışmış Bek’in romanı, kendisinin Kazah komutan Baurdcan Momiş-Uli ile yaptığı uzun soluklu röportajı temel almış.

Gerçek kişi ve olaylara dayanan ‘Moskova Önlerinde’, Momiş-Uli’nin steplerdeki avlanma deneyimini Nazilerle savaş için nasıl ustaca dönüştürdüğünü ve Kızıl Ordu’nun meşhur komutanı General Panfilov’un askeri dehasının örneklerini oldukça canlı bir tarzda tasvir etmesiyle dikkat çekiyor.

‘Moskova Önleri’nde, tarihe yön vermiş bir dönemin belgesel nitelikte romanı olmasıyla okunmayı ziyadesiyle hak ediyor.

  • Künye: Aleksandr Alfredoviç Bek – Moskova Önlerinde: Volokolamks Şosesi, çeviren: Naime Yılmaer, Yordam Kitap, roman, 606 sayfa, 2018

Daniel Höra – Vahşi Sürü (2015)

Nefretin, faşizmin ve ırkçılığın zorla değil, insancıl gibi görünen söylemlerle mahvettiği insanların hikâyesi.

Yolları Almanya’nın ücra bir köyüne düşen altı gizemli yabancı, burada heyecan yaratır.

Fakat bunların gelişinin ertesinde, gizemli bir tehdit de köye sızmıştır.

İşin ilginci, galeyana gelen, ayrımcılığın zehirlediği tüm halkın içinde, bir sanatçının dışında kimse gerçeklerin farkında değildir.

  • Künye: Daniel Höra – Vahşi Sürü, çeviren: Dilman Muradoğlu, ON8 Kitap

Jan Otchenachek – Yurttaş Brych (2015)

Nazi işgali sırasında, Çekoslovakya’da bir burjuvanın görkemli dönüşümünün hikâyesi.

Hayatıyla olduğu kadar, siyasi görüşleriyle de ortalama bir yerde duran Brych’in düzeni, Nazi işgaliyle bozulur.

Brych, işgale karşı çıkan emekçilerle, işbirlikçilerin arasında kalır.

Kahramanımız işçilerle kurduğu ilişkiyle birlikte, muazzam bir evrim geçirir.

  • Künye: Jan Otchenachek – Yurttaş Brych, çeviren: Kerem Kurtgözü, Evrensel Yayınları

John Williams – Butcher’s Crossing (2015)

Değeri geç anlaşılmış, ‘Stoner’ın yazarı John Williams’tan zorlu doğa şartlarıyla savaşan insanların hikâyesi.

Yolu Kansas’ın ücra bir kasabasına düşen Will Andrews, burada bufalo sürülerini avlamak için erkeklerden oluşan bir grup kurmak isteyen bir adamla tanışır.

Andrews da ekibe katılır, fakat işler düşündüğünden daha çetrefillidir.

  • Künye: John Williams – Butcher’s Crossing, çeviren: Özlem Özarpacı, Koton Kitap

Handan Öztürk – Arumi’nin Rüzgârgülü (2009)

Handan Öztürk bu romanında, toplumsal normlara sırtını dönerek kendi dünyasını keşfe koyulan başkahramanı Meryem’in hikâyesini anlatıyor.

Mezopotamya’nın kadim bir kentinde yaşayan Meryem, Doğu ile Batı arasında sıkışıp kalmış bir ailedendir.

Hayal ettiği dünyanın bu olmadığına karar veren Meryem, geleneksel kodları ve sahip olduğu her şeyi tümüyle reddederek, uzun bir yolculuğa çıkar.

Meryem, kendi dünyasının izini sürdüğü bu yolcuğunda, Asya kıtasını kat ederken, aynı zamanda kadınlığını ve cinselliğini de keşfedecektir.

Öztürk’ün kurgusu, Meryem’in kendi cinselliğini ve kadınlığını öğrenme sürecini, başka kadınların dokunaklı öyküleriyle harmanlıyor.

  • Künye: Handan Öztürk – Arumi’nin Rüzgârgülü, Doğan Kitap, roman, 248 sayfa

Eric Van Lustbader – Bourne’un İhaneti (2009)

Eric Van Lustbader, ‘Bourne’un İhaneti’nde, Robert Ludlum’un yarattığı başarılı ajan karakteri Jason Bourne’un polisiye-gerilim türü maceralarından yenisini sunuyor.

Roman, Bourne’un, arkadaşı Martin Lindros’un ölümünü araştırmasını ve bu aşamada, güçlü bir örgütle karşı karşıya gelişini hikâye ediyor.

Etiyopya’da bir kaçakçılığı kontrol eden Lindros, gizemli bir şekilde ortadan kaybolur.

Bourne, arkadaşının izini sürerken, dünya çapında örgütlenmiş, teknolojik açıdan üstün silahlarla donanmış bir örgütü karşısında bulur.

Bourne, kendisi üzerinden ABD’yi yıkmayı tasarlayan bu örgüte karşı, bir ölüm-kalım savaşı vermek zorundadır.

  • Künye: Eric Van Lustbader – Bourne’un İhaneti, çeviren: Esat Ören, Altın Kitaplar, roman, 511 sayfa

Hernán Rivera Letelier – Film Anlatıcısı Kız (2015)

Hernán Rivera Letelier’den, sinema büyüsünün ruhunu ele geçirdiği küçük bir kızın büyülü hikâyesi.

Şili’nin küçük bir kasabasında yaşayan on bir yaşındaki María Margarita’nın, sinema filmlerini orijinal bir üslupla aktarma yeteneği vardır.

Yeni gelen her filme gönderilen Margarita, gördüklerini sıra dışı hayal gücüyle harmanlayarak kasabalılara anlatır.

‘Film Anlatıcısı Kız’, hikâye anlatmak ve hayal gücü üzerine güçlü roman.

  • Künye: Hernán Rivera Letelier – Film Anlatıcısı Kız, çeviren: Süleyman Doğru, Doğan Kitap

Şener Aksu – Dağ Martısı (2009)

Şener Aksu ‘Dağ Martısı’ romanında, Yahya isimli karakterinin yurduna dönmesi üzerinden, Artvin’in Ardanuç dağlarında yok olmaya yüz tutmuş yaşamları, sözlü kültürü ve göçebe hayatını anlatıyor.

Yahya’nın ninesi, 1. Dünya Savaşı’nda Ruslardan kaçarak Adana’ya yerleşmiştir.

Uzun yıllardan sonra Artvin’e dönebilen kadın, bu sefer de Almanya’ya işçi olarak giden ailesinin yanına yerleşir.

Sürekli Artvin’deki köyünden ve dağlardan söz eden kadına, torunu Yahya, onu yurduna götüreceği sözü verir.

Kısa bir süre sonra ninenin ölmesi, bir ömre yayılan hayalin gerçekleşme ihtimalini ortadan kaldırır.

Bu aşamada Yahya, ninesinin hayali gerçekleştirmek adına Ardanuç’a, dağ köyü Göleşen’e gidecektir.

  • Künye: Şener Aksu – Dağ Martısı, Umuttepe Yayınları, roman, 340 sayfa

Edwin A. Abbott – Düzülke (2015)

Edwin Abbott’ın 1884’te yayınlanmış ‘Düzülke’ adlı başyapıtı, bilimkurgu yazınının öncüsü olarak kabul ediliyor.

Maceranın kahramanları akıllı geometrik şekiller, kareler, üçgenler ve çemberler.

Okurunu çok boyutluluk, uzay ve düzlem üzerine düşündüren öykü, anlatıcısı Kare’nin şu an yaşamakta olduğu iki boyutlu ülkesi ile ziyaret ettiği Çizgiülke ve Noktaülke’ye dair izlenimlerine dayanıyor.

  • Künye: Edwin A. Abbott – Düzülke, çeviren: Hasan Fehmi Nemli, Alfa Yayınları