Adalet Ağaoğlu – Yazsonu (2014)

Sonbaharın adım adım yaklaştığı, yanı sıra Türkiye’nin hüzünlü, solgun bir sarıya teslim olduğu 70’li yılların ikinci yarısı…

Ağaoğlu, bir Akdeniz kasabasında bir araya gelmiş karakterlerinin, kendileri, geçmişleri ve ülkelerinin trajedisiyle hesaplaşmalarını anlatıyor.

Toplumsal ve politik ortamın derinlikli bir tasviri eşliğinde.

  • Künye: Adalet Ağaoğlu – Yazsonu, Everest Yayınları

 

Tash Aw – Armoni İpek Fabrikası (2008)

Tash Aw’ın ‘Armoni İpek Fabrikası’, başkahramanı Johnny Lim’in hayatını üç farklı karakterin gözünden anlatmasıyla dikkat çekiyor.

1940’lı yıllarda, zengin Çinli tüccar Lim, Armoni İpek Fabrikası’nı kirli işleri için paravan olarak kullanır.

Roman, Lim’in, Kinta Vadisi’nin varlıklı kadınlarından Snow Soong’la evlilikleri etrafında dönüyor.

Aw, Lim’in ölümünden sonra, onun yaşamöyküsünü oğlu, eşi ve bir dostunun gözünden anlatıyor.

Bu anlatımlar arasındaki derin uçurum, kurguyu yetkin kılan başlıca unsur.

Aw’ın bu ilk romanıyla, 2005 Whitbread Ödülü kazandığını da hatırlatalım.

  • Künye: Tash Aw – Armoni İpek Fabrikası, çeviren: Derya Demiray, Say Yayınları, roman, 296 sayfa

Danielle Steel – Yüreğini Dinle (2008)

Danielle Steel ‘Yüreğini Dinle’ isimli bu romanında, karakteri Carole Barber’in yaşadığı hafıza kaybını hikâye ediyor.

Sinema ve tiyatro oyuncusu Barber, ikinci kocasını kaybettikten sonra roman yazmaya başlar.

Bu esnada tıkandığını ve bunun da ancak geçmişiyle yüzleşmesi halinde aşılabileceğini fark eden Barber, bir dönem yaşadığı Paris’e gitmeye karar verir.

Fakat Paris’e varışı, Barber için yeni bir hayatın başlangıcı olacaktır.

Zira bu esnada trafik kazası geçiren Barber, hafızasını kaybeder.

Roman, Barber’ın yakınları ve onu ziyarete gelen bir erkeğin yardımlarıyla ayakta kalışını ve geçmişinde yaşadığı bir aşkla yeniden buluşmasını hikâye ediyor.

  • Künye: Danielle Steel – Yüreğini Dinle, çeviren: Leyla Özcengiz, Remzi Kitabevi, roman, 286 sayfa

Halide Edip Adıvar – Yeni Turan (2014)

Osmanlı’nın Balkanlardaki yenilgilerle hızla çöküşe doğru yol aldığı süreçte yazılan, Türkçü/Turancı bir ütopya.

Roman, her ne kadar otoriter bir gelecek tasavvuru sunsa da, Türkiye’nin Batı’yla ilişkileri, kadın sorunu ve ideolojik kamplaşmalar gibi, bugün de tartışılan kimi konu ve sorunlara dair öngörüleriyle okunmayı hak ediyor.

  • Künye: Halide Edip Adıvar – Yeni Turan, Can Yayınları

Jon McGregor – Bu Senin Gibi Birinin Başına Gelecek Türden Şey Değil (2014)

Her insan, olağanüstü bir hayatı düşler, ama dönüp dolaşıp gündelik yaşama, tekdüzeliğe toslar.

McGregor öyküleri ise, rutin, daha doğru bir deyişle sıkıcı denen hayatın destanını yazmayı tercih eder.

O, sıradan olanın içindeki olağanüstülüğün, duru olanın ihtişamının peşindedir.

  • Künye: Jon McGregor – Bu Senin Gibi Birinin Başına Gelecek Türden Şey Değil, çeviren: Kıvanç Güney, Yapı Kredi Yayınları

Jose Saramago – Bilinmeyen Adanın Öyküsü (2014)

Masal gibi başlayıp, derin felsefi sorunlara doğru yol alan olağanüstü bir novella!

Saramago’nun anlatı tekniklerinin yine takdirimizi kazandığı metin, cesur bir adamın, kralın huzuruna çıkarak tekne istemesiyle açılır.

Ulaşmak istediği yer, hem gerçek hem de metaforik anlamda bilinmeyen bir adadır.

  • Künye: Jose Saramago – Bilinmeyen Adanın Öyküsü, çeviren: Emrah İmre, Kırmızı Kedi Yayınevi

Douglas Preston – Tiranozor Kanyonu (2014)

New Mexico çölünde pusuya yatmış bir ateş topu ve bunu ele geçirmek isteyen bir keşiş, bir ajan ve bir bilim adamının kıyasıya mücadelesi.

Ateş topunun sırrının çözülmesi, gelmiş geçmiş en büyük bilimsel sırlardan birini aydınlatacak, dünyanın kaderini yeni baştan çizecektir.

Tabii, eğer iyi adamlar kazanırsa.

Aksi halde, dünyayı dört dörtlük bir cehennem beklemektedir.

  • Künye: Douglas Preston – Tiranozor Kanyonu, çeviren: Deniz Arı, Artemis Yayınları

Michael Connelly – Unutulan Sesler (2008)

Çok satan polisiye-gerilim yazarı Michael Connelly ‘Unutulan Sesler’de, bazı cinayetleri engelleyebilecekken önemli bir ayrıntıyı unuttuğu için bunu beceremeyen dedektif karakteri Harry Bosch’un yaşadığı vicdan azabını anlatıyor.

Marie Gesto adında bir kız kaçırılır ve kızı bulma görevi de Bosch’a verilir.

Şimdi aradan on üç yıl geçmiş ve kızın izi bulunamadığı için dosya kapanmıştır.

Fakat günün birinde, bir katil Marie Gesto cinayeti de dâhil birçok cinayeti işlediğini itiraf eder.

Bosch bu durumda, Gesto’nun kaybolduğu on üç yıl önce önemli bir ipucunu kaçırdığını, bu nedenle de Gesto’dan sonra işlenen dokuz cinayetin önlenebileceğini acıyla fark edecektir.

  • Künye: Michael Connelly – Unutulan Sesler, çeviren: Canan Kim, Altın Kitaplar, roman, 431 sayfa

Bernard Weber – Biz Tanrılar (2008)

Fransız edebiyatçı Bernard Weber, bilindiği üzere ‘Ölüm Kaşifleri’ ve ‘Melekler İmparatorluğu’ romanlarının da yazarı.

Weber’in dinden ve mitolojiden beslenen bu romanı ise bir okuldaki Tanrı adaylarının başından geçenleri hikâye ediyor.

Olympus dağında kurulmuş Tanrılar Okulu’nda, öğretmen olarak da Yunan mitolojisinin on iki tanrısı görev alır ve okulda eğitim gören 144 öğrenciye, insanları nasıl yönetebileceklerini öğretmeye çalışır.

Fakat bu “ilahi” dünya, okulda yaşanan ilginç olaylar nedeniyle maceralı günler yaşamaya başlar.

Zira öğrencilerden biri arkadaşını öldürmeye çalışırken bir diğeri Afrodit’e âşık olacak ve böylece okuldaki düzen alt üst olacaktır.

  • Künye: Bernard Weber – Biz Tanrılar, çeviren: Neslihan Burcu Akdağ, Galata Yayınları, roman, 364 sayfa

Nikita Lalwani – Dâhi (2008)

Nikita Lalwani, ‘Dâhi’ isimli bu romanında, ailesiyle birlikte Hindistan’dan İngiltere’ye göç eden Rumi Vasi’nin dramını anlatıyor.

15 yaşında Oxford’da matematik öğrenmeye hak kazanan Vasi, bunun mutluluğuna tam anlamıyla varamaz.

Çünkü deha olduğu için arkadaşlarıyla yaşadığı yabancılaşma bir yana, ailesi de çocuklarının Batı ahlakı karşısında yozlaşacağına hükmederek ona baskı uygular.

Fakat gerekçesi ne olursa olsun, Vasi bu baskıya uzun süre dayanamayacak ve çevresinin boyunduruğuna karşı çıkarak bedeli ne olursa olsun özgürlükten yana tercih yapacaktır.

  • Künye: Nikita Lalwani – Dâhi, çeviren: Gökçe Ateş Aytuğ, İthaki Yayınları, roman, 327 sayfa