Joseph Roth – Sonsuz Kaçış (2017)

Alman edebiyatının önde gelen simalarından Joseph Roth’tan, 1. Dünya Savaşı’nda geçen, başkahramanı Franz Tunda’nın maceralar ve ruhsal dönüşümlerle örülü hikâyesi.

Tunda, Joseph Roth’un neredeyse bütün romanlarında gördüğümüz, kendini hiçbir yere ait hissedemeyen karakterlere iyi örneklerden.

Avusturya-Macaristan ordusuna bağlı bir teğmen olarak Rus cephesine gönderilen Tunda, burada ölümün çerçevelediği birbirinden heyecanlı maceralar yaşamaya başlar.

Burada savaşırken Ruslara esir düşen Tunda, bir yolunu bulup tutulduğu kamptan kaçar.

Fakat her şey daha yeni başlamıştır: Zira bundan sonra Tunda’nın hayatı daha da karmaşık bir hal alır:

Devrimci bir grupla tanışma,

Grubun lideri Nataşa Aleksandrova ile yaşanan aşk,

Görev için Bakü’ye gidiş ve burada yapılan evlilik,

Viyana’ya geri dönüş,

Viyana’dan Berlin ve Paris’e uzanan yıllar…

Franz Tunda, Avrupa’da savaşın yıkıntıları üstüne yükselen yeni insana da tanık olur.

Fakat bu yeni insan da, kahramanımıza hiçbir heyecan vermez.

Zira Tunda, bu abartılan yeni bireyin içinin boş olduğunu, sadece bir mitten ibaret olduğunu fark eder.

Franz Tunda belki maceralarıyla değil, ama hayata ve siyasete dair takındığı muhalif tavrıyla, Joseph Roth’un bizzat kendisidir diyebiliriz.

  • Künye: Joseph Roth – Sonsuz Kaçış, çeviren: Ahmet Arpad, Ayrıntı Yayınları, roman, 160 sayfa

Carl-Johan Vallgren – Denizadamı (2014)

Carl-Johan Vallgren, bir süre önce Türkçede yayınlanan ‘Bir Garip Aşk Öyküsü’nde, bir hilkat garibesi olmasının yanı sıra olağanüstü güçlere de sahip Herkül adlı karakterinin sıra dışı yaşamını hikâye etmişti.

Vallgren ‘Denizadamı’nda da, yine sert ama güzel bir hikâyeyle karşımıza çıkıyor.

Ailelerinin ihmal ettiği Nella ve kardeşi Robert, kendileri yaşındaki diğer çocukların acımasız hırpalamalarına da maruz kalmıştır.

Şimdi iki kardeşin tek derdi, bu insafsız dünyadan bir çıkış yolu bulmaktır.

Nella ve Robert, bu zorlu arayışta hem kardeş sevgisinin olağanüstülüğüne tanık olacak hem de beklenmedik ihanetleri de yaşayacaklardır.

  • Künye: Carl-Johan Vallgren – Denizadamı, çeviren: Ali Arda, Metis Yayınları, roman, 225 sayfa

Jane Austen – Mansfield Park (2008)

‘Mansfield Park’, Jane Austen’in olgunluk dönemi romanlarından.

Bu eser de, Austen’in ‘Emma’ ve ‘Aşk ve Gurur’ gibi romanlarıyla beraber, dünya edebiyatının en önemli klasikleri arasında sayılıyor.

Austen romanında, zina konusunu tartışmaya açıyor.

Huzur içinde yaşayan bir aile, bir zina olayı yüzünden birbirine girer.

Önceleri silik, içekapanık bir kız olarak karşımıza çıkan Fanny Price karakteri, ilerleyen sayfalarda, zinanın beraberinde getirdiği yıkıcı sonuçlarla cesurca savaşan, oldukça güçlü bir kişiliğe bürünecektir.

Austen, Price’ın bu savaşını, kişisel dünyasını keşfetmesi ve çevresinden gelen baskılara karşı koyarak kişiliğine sahip çıkması çerçevesinden veriyor.

  • Künye: Jane Austen – Mansfield Park, çeviren: Nihal Yeğinobalı, Can Yayınları, roman, 483 sayfa

Şeyhmus Közgün – Sisler Korkular (2008)

‘Sisler Korkular’ romanı, 1974 doğumlu Şeyhmus Közgün’ün ilk kitabı. Kendisini kutlar, eserlerinin devamını dileriz.

Közgün’ün kurgusu, Diyarbakır’ın son yirmi beş yıllık döneminde yaşananları hikâye ediyor.

Burada korku, Diyarbakır’ı ve bu kadim kent bireylerinin hayatını cehenneme çeviren başlıca tema olarak yer alıyor.

Şehrin ve insanlarının yaşadığı büyük değişim, siyasî faaliyetleri nedeniyle cezaevinde yatmış ve kendisiyle zorlu bir hesaplaşmaya girişecek Koko’nun dünyasından aktarılır.

Diyarbakır’ın geçirdiği olağanüstü dönüşümü geçmişe yaptığı yolculuklar çerçevesinden gözlemleyen Koko, bu değişimin trajik bir biçimde değerlerin erozyona uğramasıyla kendini gösterdiğine tanık olacaktır.

  • Künye: Şeyhmus Közgün – Sisler Korkular, Lis Yayınları, roman, 250 sayfa

Fermani Çetin – Zerdüşt: Peygamber’in Romanı (2008)

Zerdüştlük inancının peygamberi Zerdüşt Spitama’nın hikâyesi…

Roman, annesi Dughdova’nın Zerdüşt’ü dünyayı getirmesinden, peygamberin bu dinin öğretilerini kurmaya başlamasını, dinini yayma çalışmalarını ve ölümüne kadar uzanan hayatını, yan karakterlerle de destekleyerek veriyor.

Fermani Çetin’in kurgusu, sadece Zerdüşt’ün kişisel hikâyesinden ibaret kalmayıp, Zerdüştilik inancının temel öğretisini, bunun Zerdüşt’ün kişisel dünyasıyla ne gibi bağlar taşıdığını ortaya koymasıyla da ilgi çekiyor.

Zerdüşt’ün zamanındaki din anlayışı ve egemenlerle giriştiği çatışma ise, romanın gerilim boyutunu oluşturuyor.

  • Künye: Fermani Çetin – Zerdüşt: Peygamber’in Romanı, Babil Yayınları, roman, 280 sayfa

Janne Teller – Ağaçtaki (2014)

Janne Teller, ödüllü kitabı ‘Ağaçtaki’de, hayatın anlamını ararken hakikatle yüzleşen bir grup gencin gerilimli ve trajik hikâyesini anlatıyor.

Hippi bir aileden gelen Pierre Anthon, her şeyi anlamsız bulmasının bir sonucu olarak, eğitim almakta olduğu Taering Okulu’nu terk eder.

Bir süre sonra okuldaki başka gençler de Anthon’la iletişime geçer.

Fakat ilk başlarda iyi ilerleyen bu ilişki, Anthon’un aşırı fikirleri nedeniyle tehlikeli bir boyut kazanır ve tüm gençler için korkutucu bir hal alır.

  • Künye: Janne Teller – Ağaçtaki, çeviren: Abdulgani Çıtırıkkaya, ON8 Kitap, roman, 183 sayfa

Gabrielle Zevin – Huysuz Kitapçı Fikry’nin İnanılmaz Hikâyesi (2014)

Gabrielle Zevin, eşini kaybettikten sonra hayata küsen bir adam ile beklenmedik bir şekilde onun yaşamına giren bir çocuğun trajikomik hikâyesini anlatıyor.

Küçük bir adada kitabevi sahibi A. J. Fikry, yıllar önce eşi Nic’i trafik kazasında kaybetmiştir.

Bu kaybın ardından hayata küsen Fikry, yüzünü tümüyle kitaplara, onların büyülü dünyasına dönmüştür.

Günün birinde yaşanan bir gelişme, kahramanımızın hayatına yeni bir yön verecektir.

Fikry’nin kitabevine, küçük bir kız çocuğu bırakılır.

Uzun zamandır sevgiye kendini kapatmış Fikry ise, bu sevimli ve zeki çocuğa güçlü, derinden bir sevgi beslemeye başlar.

  • Künye: Gabrielle Zevin – Huysuz Kitapçı Fikry’nin İnanılmaz Hikâyesi, çeviren: Dila Balcı ve Cemal Balcı, Timaş Yayınları, roman, 286 sayfa

Aimee Bender – Kendime Ait Görünmez Bir İşaret (2014)

Kısa bir süre önce Türkçede ‘Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü’ kitabı yayımlanan Aimee Bender ‘Kendime Ait Görünmez Bir İşaret’te, yaşadığı bir trajedinin ertesinde tüm gelecek planlarını değiştiren ve kendini matematiğin gizemli dünyasına adayan genç bir kadının yaşadıklarını anlatıyor.

Mona Gray, sporculuğunu örnek aldığı babasına hayrandır.

Günün birinde babası hastalanınca, bir atlet olmak idealinden vazgeçen Gray, yönünü, bir anlamda kendisini dış dünyaya tümüyle kapatacak matematiğe döner.

Genç kadın, babasının hızla yaklaşan ölümünü engellemek içinse, sıra dışı ve soğukkanlı bir planı uygulamaya koyar.

  • Künye: Aimee Bender – Kendime Ait Görünmez Bir İşaret, çeviren: Sibel Sakacı, Can Yayınları, roman, 251 sayfa

Doris Lessing – Büyükanneler (2008)

Doris Lessing’in ‘Büyükanneler’, ‘Victoria ve Staveney Ailesi’, ‘Bunun Nedeni’ ve ‘Aşk Çocuğu’ isimli dört kısa romanını bir araya getiren bir kitap.

Bu romanlardan ilki, iki yaşlı kadının aşk hikâyesi. Arkadaş olan bu iki kadın, birbirlerinin oğullarına âşık olurlar ve bu ilişkileri uzun yıllar devam eder. Orta yaşlarının sonunda ilişkiyi bitirmeye karar veren kadınlar, bunu yapamamaları bir yana, yaşadıkları aşkın bedelini ödemekten de kurtulamazlar.

İkinci romanın konusu, fakir ve siyah bir kadının beyaz adamdan olan çocuğuna dair kaygıları,

Üçüncü romanın konusu, tepesinde bulunduğu bir uygarlığın çöküşüne tanık olan bir yöneticinin gözlemleri,

Ve yasak aşkın ürünü olan bir bebek ise, dördüncü romanın konusu.

  • Künye: Doris Lessing – Büyükanneler, çeviren: Pınar Güncan, Çitlembik Yayınları, roman, 326 sayfa

Katherine Neville – Sekiz: Satrancın Büyüsü (2008)

Katherine Neville, ‘Sekiz: Satrancın Büyüsü’nde, dünyanın kaderini belirleyen entrikaları, satranç oyunu üzerinden hikâye ediyor.

Tahtadaki siyah ve beyaz, güçler arasındaki kıyasıya mücadeleyi simgeler.

Geniş bir zaman aralığını kapsayan romanında Neville, Fransız Devrimi’nin yaşandığı zamanlardan, dünyayı çıkarları için savaş alanına dönüştürmekten çekinmeyen çokuluslu petrol şirketlerinin cirit attığı 1970’lere kadar uzanıyor.

Satrançtaki Şahların oyununu “en tehlikeli oyun” olarak tanımlayan anlatıcı, kurgunun merkezinde yer alan iki dönemde, güçler arasında yaşanan mücadeleyi, müzik, mitoloji, felsefe ve matematikle harmanlayarak veriyor.

  • Künye: Katherine Neville – Sekiz: Satrancın Büyüsü, çeviren: Zeynep Özkan, Romanevi Yayınları, roman, 550 sayfa