İlhami Emin – Yürüyen Duvar (2014)

Makedonya doğumlu yazar İlhami Emin’den, Yörük Osman isimli çocuğun arayış ve büyüme serüvenini, Melamilik, Mevlevilik, Alevilik ve Bektaşilik gelenekleriyle harmanlayan bir roman.

Henüz on yaşındaki Osman, dedesi Sufi Mehmet Ağa’nın Melamiliğe dair anlatımlarının da çokça etkisinde kalarak, Usturumca’ya Melamiliği getiren son Melami piri Nur-ül Arabî’yi araştırmaya girişir.

Bu yolculuk, Osman’ın uzak diyarlara varacak yolculuklarının başlangıcıdır.

Yörük Osman, Konya’da Mevlana’yı ziyaret edecek, bazı dini rivayetlerin sırrına ermek için Hacı Bektaş’a gidecek ve son olarak da Toroslarda Kaygusuz Abdal’ın izini sürecektir.

  • Künye: Yürüyen Duvar, İlhami Emin, Tekin Yayınevi, roman, 200 sayfa

Maxime Chattam – Zamanın Kanı (2008)

Fransız polisiye roman yazarı Maxime Chattam’dan, iki farklı zamanı yaşayan kahramanlarının yaşadıklarını hikâye eden bir gerilim romanı.

Fransız Karşı Casusluk Örgütü (DST), Dr. Marion’a, anlaşılmaz bir nedenden dolayı yakın zamanda öleceğini bildirir. Marion bu nedenle Paris’ten ayrılmak ve ortadan kaybolmak zorundadır.

DST’nin adamları Dr. Marion’u, dini bir tarikatın yaşadığı Mont-Saint-Michel’e götürür. Fakat çok geçmeden, Dr. Marion burada da gözetlendiğini fark eder.

Bu tuhaf durumu çözmek için kolları sıvayan Dr. Marion, kendisini de bekleyen ölümün, 1928 yılında Kahire’de baş gösteren gizemli çocuk ölümleriyle çok benzer olduğunu, o zamanki çocuk ölümlerinin sebebinin ise ‘Binbir Gece Masalları’nda anlatılan korkunç Gûl olduğunu fark edecektir.

  • Künye: Zamanın Kanı, Maxime Chattam, çeviren: Ali Cevvat Akkoyunlu, Doğan Kitap, roman, 322 sayfa

Yorgos Theotokas – Leonis (2008)

 

‘Leonis’, İstanbul’da doğan, bu şehri çok seven, fakat 1922 yılında, savaşın beraberinde getirdiği sıkıntılar nedeniyle buradan ayrılmak zorunda kalan Yorgos Theokas’ın, çocukluğunun İstanbul’unu anlatan romanı.

Hikâye Leonis’in bu kadim şehirdeki çocukluğunu ve adım adım büyümesini anlatırken bilhassa İstanbul’a sahici ve duygusal güzellemeleriyle öne çıktığını söyleyebiliriz.

Leonis çocukluğunun en mutlu, rüya gibi yıllarını İstanbul’da geçirdikten sonra 1922 yılında köklerinden koparak Atina’ya yerleşir.

  • Künye: Leonis, Yorgos Theotokas, çeviren: Damla Demirözü, Can Yayınları, roman, 194 sayfa

Jonathan Weiner – Zaman, Aşk, Bellek (2008)

‘The Beak of the Finch’ isimli kitabıyla Pulitzer Ödülü kazanan Jonathan Weiner’dan, davranışların kökeni konusunda araştırmalarıyla ün yapmış Biyolog Seymour Benzer’ın hayatını konu edinen bir hikâye.

Roman, okurunu hem Benzer’ın bilimsel çalışmaları konusunda bilgilendiriyor hem de Pascal, Ezra Pound, Darwin ve Antigone’a uzanan bir edebiyat yolculuğuna çıkarıyor.

Roman her şeyden önce, yüzyılın bilimsel mirasına ve bu mirasa, “meyve sinekleri” teorisiyle büyük katkıda bulunmuş bir biyologa övgü niteliğinde.

  • Künye: Zaman, Aşk, Bellek, Jonathan Weiner, çeviren: Nihal Gökçe, Epsilon Yayıncılık, roman, 388 sayfa

Patrick deWitt – Kâhya ve Klara (2017)

Patrick deWitt’in vahşi western romanı ‘Sisters Kardeşler’, iki kardeşin şiddet ve sevgiyle örülü hikâyesini anlatmıştı.

Bu roman övgüyle karşılanmıştı. Öyle ki, Man Booker Ödülü finalisti olmuş, Washington Post’un ‘Yılın En İyi Romanları’ seçkisine girmiş ve üstüne üstlük Governor General’s Edebiyat Ödülü’nü kapmıştı.

Şimdi deWitt, belalı bir aşk hikâyesiyle harmanlanmış kara komedisi ‘Kahyâ ve Klara’ ile yeniden arzı endam ediyor. Harikulade bir doğaya sahip olup öfkeli ve acımasız adamlardan geçilmeyen tuhaf bir köy: Bury… Bu köyde olup bitenlerden sıtkı sıyrılmış yapayalnız bir adam: Lucien Minor.

Minor, bir gün Von Aux Şatosu’ndan kâhyalık teklifi alır. Minor, belalı Bury’den kurtulduğu için bu işe koşa koşa gider, ayrıca bu yeni kasabada güzel Klara’ya da kalbini kaptırır.

Günler rüya gibi geçer. Ta ki, Şato’nun efendisi Baron Von Aux kayıplara karışana değin. Ne yazık ki kasabadaki gizemli olaylar bununla da sınırlı değildir. Minor, kendini hırsızlar, yozlaşmış aristokratlar ve korkunç cinayetlerin ortasında bulur.

‘Kâhya ve Klara’ hem korku hem de komedi romanı…

  • Künye: Kâhya ve Klara, Patrick deWitt, çeviren: Kıvanç Güney, Domingo Kitap, roman, 385 sayfa

J. C. Michaels – Ateş Karınlı (2008)

  • ATEŞ KARINLI, J. C. Michaels, çeviren: Didar Zeynep Batumlu, Sel Yayıncılık, roman, 191 sayfa

‘Ateş Karınlı’da, hikâyenin başkahramanları Caroline ile kurbağası Ateş Karınlı’nın varoluş felsefesiyle örülmüş hikâyeleri anlatılıyor. Ateş Karınlı, evcil bir hayvan olarak rahat bir yaşam sürmek ile vahşi doğada maceralı bir hayat geçirmek arasında seçim yapmaya çalışan küçük bir kurbağadır. Caroline ise boşanmış anne ve babasının yeniden birlikte yaşamasını isteyen ve genç bir kadındır. Caroline ile Ateş Karınlı’nın yollarının kesişmesiyle başlayan maceraya, Sartre, Dostoyevski, Heidegger ve Kierkegaard gibi düşünürlerin varoluşla ilgili düşünceleri de eşlik edecektir.

Per Petterson – At Çalmaya Gidiyoruz (2008)‏

  • AT ÇALMAYA GİDİYORUZ, Per Petterson, çeviren: Deniz Canefe, Metis Yayınları, roman, 214 sayfa

Norveçli edebiyatçı Per Petterson, ‘At Çalmaya Gidiyoruz’da, hayatının yaşlılık dönemlerine varmış Trond karakterinin geçmişiyle yüzleşmesini, tabiri caizse “günah çıkarmasını” hikâye ediyor. 67 yaşına gelen Trond, kenti ardında bırakıp Norveç ormanlarında inzivaya çekilir. Fakat bu esnada, uzun yıllardır geçmişinde kaldığını zannettiği tesadüfler yeniden karşısına çıkar. Trond’un henüz on beş yaşındayken başına gelen bu ilginç tesadüfler, o zaman olduğu gibi şimdi de hayatını alt üst edecektir. Roman yayınlanmasının hemen ertesinde, Norveç Kitapçılar Ödülü ile Norveç Edebiyat Eleştirmenleri Ödülü’nü kazandı. Kitap çevrildiği diğer dillerde de beğeniyle karşılanmıştı.

 

Peter Ackroyd – Troya’nın Düşüşü (2008)‏

  • TROYA’NIN DÜŞÜŞÜ, Peter Ackroyd, çeviren: Mehmet H. Doğan, Yapı Kredi Yayınları, roman, 207 sayfa

Peter Ackroyd ‘Troya’nın Düşüşü’nde, hayalperest kahramanı Heinrich Obermann’ın hikâyesini anlatıyor. Ackroyd’un Obermann karakteri, bir zamanlar Türkiye’ye gelerek Ege kıyılarındaki Hisarlık’ta arkeolojik kazılar yapan Alman arkeolog Heinrich Schliemann’ın ta kendisidir. 1860’ların sonunda, Homeros’un İlyada’da anlattığı Troya’nın Hisarlık olduğuna inanan Schliemann, bunu ispatlamak için Troya’da kazılara başladı. Schliemann aslında tam bir hayalperestti. Zira tezinin doğruluğunu kanıtlamak için kimi zaman aşırıya da kaçarak bilimsel olmayan yollara başvurmaktan çekinmemişti. İşte roman, Obermann karakteri üzerinden, Schliemann’ın ünlü hikâyesine yeniden hayat veriyor.

 

Magda Szabó – Iza’nın Şarkısı (2008)

  • IZA’NIN ŞARKISI, Magda Szabó, çeviren: Hakan Tansel, Kanat Yayınları, roman, 240 sayfa

Magda Szabó ‘Iza’nın Şarkısı’nda, kahramanları Bayan Szöcs ve kızı Iza arasındaki ilişki üzerinden çetrefilli kuşak çatışmasını hikâye ediyor. Bayan Szöcs, kocası öldükten sonra Budapeşte’de yaşayan kızı Iza’nın beraber yaşama teklifini kabul eder. Evini, kasabasını, geçmişini geride bırakan Szöcs, tek bir ayrıntısı bile geçmişine ait olmayan bu “yeni” hayatında, gün geçtikçe yabancılaşmaya, kabuğuna çekilmeye başlar. Modern çağa bir türlü adapte olamayan Szöcs, günün birinde tekrar kökenlerine dönmeye, unutamadığı geçmişine gitmeye karar verir. Szabó, kadının köklerine duyduğu özlemi, kızı ile yaşadığı kuşak çatışması ekseninde, sahici bir üslupla resmediyor.

 

Mehmet Murat Somer – Buse Cinayeti (2008)

  • BUSE CİNAYETİ, Mehmet Murat Somer, Merkez Kitaplar, roman, 207 sayfa

Mehmet Murat Somer’in ikinci romanı olan ‘Buse Cinayeti’, aşk-siyaset-şantaj üçgenindeki ilişkileri hikâye ediyor. Gündüzleri bilgisayar programcılığı yapan, geceleri de bir travesti kulübü işleten Burçak, bir gün, çalışanlarından Buse’nin öldürüldüğünü öğrenir. Bu cinayetin peşine düşen Burçak, öldürülen Buse, ya da eski adıyla Kız Fevzi’nin oldukça karmaşık ilişkiler içinde olduğunu öğrenir. Büyük bir siyasi partinin önde gelen isimlerinden olan bir erkekle aşk yaşayan Buse, bu nedenle öldürülmüştür gibi görünmektedir. Onu öldürenlerin asıl amacı ise, siyasetçiye şantaj yapmaktır. Somer’in ‘Peygamber Cinayetleri’nden hatırlanacak isimsiz dedektifi burada yeniden karşımıza çıkacak ve cinayetin ardındaki gizleri çözmeye çalışacaktır.