Vedat Türkali – Özgürlük İçin Kürt Yazıları 1 (2018)

Türkiye’de gerçek anlamda aydın olabilmenin ölçütü, kendini aydın olarak tanımlayan kişinin öncelikle Kürt sorunu başta olmak üzere ülkenin demokratikleşme alanındaki sorunları üzerine kafa yorması, bu konuda bir-iki kelam edebilmesidir.

29 Ağustos 2016’da aramızdan ayrılan Vedat Türkali de, ülkenin farklı sorunları hakkında sözünü sakınmamış gerçek aydınlarımızdandır ve bunun en iyi örneği de, yazarın Kürt sorunuyla ilgili iki cilde yayılan bu oylumlu yazılarıdır.

Türkali burada, Kürt sorununu kendi başına bir olgu olarak değil, bilakis bu ülkenin bütün vatandaşlarını birebir etkileyecek güçte, ülkenin demokrasi macerasıyla iç içe geçmiş bir sorun olarak irdeliyor.

Kitaptan iki alıntı:

“İktidarı elinde tutanlarca devlet, baskı aracı niteliğiyle, bireylere karşı suç işlemeye yönelik bir kuruma kolayca dönüştürülebilmektedir. Halkların kendi haklarını savunma bilincinde olmaları bu yüzden zorunludur. Bu çatışmada ülke aydınlarının devletin baskıcı tutumuna karşı halklarının yanında yer almaları aydın olmanın ölçütü sayılmıştır.”

“Biz Türkler de başka bir ulusu baskı altında tutan ulus olarak demokrasiye, özgürlüğe hep özlemle bakakalmışızdır. Denebilir ki Kürt sorunu çözümlenmediği için ülkemizde demokrasi sorunu çözümlenememiştir. Demokrasi sorunu çözümlenmeden de Kürt sorunu çözümlenemez.”

  • Künye: Vedat Türkali – Özgürlük İçin Kürt Yazıları 1, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 144 sayfa, 2018

Paul Sweezy – Marksizm Üzerine Dört Ders (2009)

Önde gelen Marksist iktisatçılardan Paul Sweezy ‘Marksizm Üzerine Dört Ders’te, Marksizmin temellerine iniyor ve buradan bakarak emperyalizmin işleyiş tarzına ışık tutuyor.

Kitabın ilk dersinde, diyalektik düşünce tarzı ve Marksist materyalizm anlayışı anlatılıyor.

Sweezy bu bölümde ayrıca, kendisini Marksizme yönelten hususları da okurlarıyla paylaşıyor.

Kitabının ikinci dersinde, kapitalizmin çelişkilerine odaklanan yazar, bu çelişkileri açıklamak için meta, sermaye, artık değer gibi kategorilere başvuruyor.

Merkez ile çevre arasındaki ilişkiler ile çelişkiler Sweezy’nin üçüncü dersini, Marksizmin günümüzdeki sorunları ile geleceğine dair öngörüler ise dördüncü dersini oluşturuyor.

  • Künye: Paul Sweezy – Marksizm Üzerine Dört Ders, çeviren: Tuncel Öncel, Yordam Kitap, siyaset, 157 sayfa

Taner Akpınar – Sendikaların Dönüşümü (2018)

Eskinin anlı şanlı sendikaları, bugün ne oldu da süt dökmüş kedilere döndü?

Hatta bugün sendikaların tümüyle unutulduğunu söylemek abartı sayılmaz.

Acaba bizim sendikalar hakkında bildiklerimizde, başından beri bir eksik mi var?

Mesela sendikaları açıklamak konusunda iki farklı tanıma başvurulur.

Bunlardan birine göre, sendikalar kapitalizme karşı işçilerin hakkını, hukukunu savunur, ikincisine göre ise, sendikalar devrimci hedeflerle kapitalizmi yıkmayı amaçlar.

İşte Taner Akpınar bu iki görüşe de karşı çıkıyor ve sendikaları, egemenlerin yönetsel organları olarak tanımlayıp inceliyor.

Toplumsal ve tarihi süreci bu bağlamda yeniden okumaya girişen Akpınar’a göre, sendikaların geçmişte egemen sınıfların ve devletin hizmetindeki seçkin yönetimsel düşüncenin toplumsal düzen kurgusunun bir parçası olarak ortaya çıktığını savunuyor.

Akpınar bu tezini daha da ileriye taşıyarak, sendikaların kapitalist toplumsal düzene özgü kurumlar olduğunu ve dolayısıyla kapitalist ekonomik yapının belirlediği yönetim olgusuyla ilişkili olarak egemen sınıfların işçi sınıfı üzerinde baskı ve egemenlik kurmasının araçları olduğunu belirtiyor.

Yazar, işçi sınıfının kimi zaman bu sınırların dışına çıkma çabalarına karşın, Türkiye’deki sendikacılık macerasının genel olarak bu nitelikte olduğunu belirtiyor.

Başka bir deyişle sendikalar, bir modernleşme projesi olarak yürütülen kapitalist gelişmenin belli bir aşamasında ortaya çıkan ve işçi sınıfını kapitalist birikim sürecine razı etmek için tasarlanmış kurumlardır.

Akpınar’ın çalışması, sendikaların Türkiye’deki macerasının eleştirel bir okumasını veriyor ve bu yönüyle egemen düzene muhalefet eden kesimlerin tarihsel ve toplumsal geçmişe daha şüpheci ve dolayısıyla daha yapıcı bir bakış geliştirmesine vesile olabilir.

  • Künye: Taner Akpınar – Sendikaların Dönüşümü: Egemenlerin Yönetsel Aygıtları Olarak Sendikalar, H2O Kitap, siyaset, 166 sayfa, 2018

Metin Çulhaoğlu – Sovyet Deneyinden Siyaset Dersleri (2018)

Metin Çulhaoğlu’nun bu kitabı ilkin 1989 yılında, Sovyetler Birliği’nin çöküşüne iki yıl kala kaleme alınmakla birlikte, güncelliğini bugün de koruyan eserlerden.

Yazar burada, beş ayrı bölümde, glasnost ve perestroyka politikalarının hayata geçirilmesiyle birlikte sosyalizmin ve Sovyetler Birliği’nin gidişatını sorguluyor ve bundan ne gibi dersler çıkarabileceğimiz üzerine derinlemesine düşünüyor.

Çulhaoğlu ilk bölümde, 1917’den günümüze uzanan sürece nasıl bir “tarih anlayışı” açısından bakıldığını anlatıyor.

İkinci ve üçüncü bölümler, sanayileşme ve kolektivizasyon süreçleri başta olmak üzere, Sovyet deneyinin günümüzde en çok polemik konusu yapılan evrelerini irdeliyor.

Kitabın son iki bölümü de, doğrudan doğruya beş yıllık glasnost ve perestroyka süreçleri ile ve bu süreçlerin önemli bir aşaması olarak Gorbaçov dönemindeki “çözülüşe” doğru yön alan gelişmelerle ilgili.

Çulhaoğlu’nun çalışması, döneme dair iyi bir fotoğraf çekmesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Metin Çulhaoğlu – Sovyet Deneyinden Siyaset Dersleri, Yordam Kitap, inceleme, 256 sayfa, 2018

Aslıhan Aykaç – Dayanışma Ekonomileri (2018)

Dünyayı sarsan ekonomik krizlere, artan işsizliğe, göç sorununa, belirsizliğin artışına, sağ iktidarların hızla yükselmesine ve demokrasinin yozlaşmasına bakıldığında, küreselleşmenin vaatlerinden hiçbirinin gerçekleşmediği görülüyor.

Bugün yaşadığımız kriz, yalnızca küreselleşme krizi değil.

Bilakis onun zeminini oluşturan kapitalist dünya ekonomisinin ve ulus-devletin krizidir.

Burada daha önce ‘Yeni İşler, Yeni İşçiler‘ adlı kitabına da yer verdiğimiz Aslıhan Aykaç elimizdeki önemli çalışmasında da, kapitalizmin ekonomik yaklaşımına alternatif dayanışmacı bir ekonomi modeli sunuyor.

Kitapta ortaya konan dayanışma seçeneği ise, ekonomik konular yerine toplumsal konulara öncelik veren bir politik ve ekonomik örgütlenmeyi odağına alan yeni bir düşünme biçimi öneriyor.

Kitapta,

  • Üretimde ve bölüşümde dayanışmayı odağına alan ekonomiler ve ağların imkânları ve sınırlarının neler olduğu,
  • Günümüzün çürüyen demokrasileri karşısında “işyeri demokrasisine” vurgu yapmanın önemi,
  • İş ve çalışmanın niteliğinde ortaya çıkan güncel değişimler,
  • Küresel ekonomi içinde emeğin bugünkü durumu,
  • Ve bunun gibi pek çok konu tartışılıyor.

Çalışma, dünyanın farklı yerlerinden dayanışma ekonomilerine örnekler vermesi ve küresel ekonomiye devlet ve piyasa dışındaki alternatifleri tartışmasıyla büyük önem arz ediyor.

Aykaç, kapitalist piyasanın kuralları (arz, talep, tam rekabet ve diğerleri) geniş bir kitlenin ihtiyaçlarını karşılama, dayanışmaya dayalı, çevreye duyarlı ve adil bir üretim sistemi karşısında ikincil konumda olduğu gerçeğini hatırlatıyor.

Yazar, dayanışma ekonomilerinin ise, üretim ve bölüşümü aynı kurumsal ve toplumsal çerçeve içinde birleştirerek toplumun farklı kesimleri arasında ortaya çıkacak çıkar çatışmalarını önlemeyi hedeflediğini belirtiyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Gelecek kuşakların politik ve ekonomik örgütlenmesinin öncülü kapitalist dünya ekonomisi ve ulus-devlet olmayacak. İnsanların taleplerini ekonomik kalkınma, eşitlik, siyasi temsil ve demokrasi gibi genel kategorilerde toplamak mümkün değil. Yeni toplumsal hareketlerde gündem yaratan talepler çok daha çeşitlidir ve aynı zamanda kesişimseldir; bu talepleri verimlilik, gelişme veya optimal denge gibi tamamen rasyonel seçeneklerle karşılamak bugünün şartlarında oldukça zordur.” s. 16

“Dayanışma alternatifi tek bir biçimde, standart bir kurumsal yapıda veya tipik bir ekonomik alana ait olarak ortaya çıkmaz. Dayanışma, farklı biçimlerde yereldeki insan kaynağını ve doğal kaynakları kullanarak gelişir.” s.17

“Kapitalist dünya ekonomisinin arızaları sıklaştıkça yerel örgütlenmeler ve toplumsal olana yönelik ilginin yoğunlaşacağı öngörülebilir. Bundan sonraki iş, bu dağınık, düzensiz dönüşümden bir anlam yaratmak olacak.” s. 18-19

“Modern ve çalışkan bir toplumu ortaya çıkaracak lineer ve bütünsel bir yolun evrensel olarak dayatılması yalnızca bir illüzyona yol açar. Modern toplum, içinde bulunduğu toplumsal, çevresel sorunlar ve ekonomik kısıtlarla, bir ideal tip olmaktan çok uzaktır.” s. 19-20

  • Künye: Aslıhan Aykaç – Dayanışma Ekonomileri: Üretim ve Bölüşüme Alternatif Yaklaşımlar, Metis Yayınları, iktisat, 280 sayfa, 2018

Robert A. Dahl – Siyasi Eşitlik Üzerine (2018)

Demokrasi, şimdiye kadar insanoğlunun ortaya koyduğu en eşitlikçi sistemlerden biri olabilir, fakat öylesine kritik kimi eksiklikleri bünyesinde barındırır ki, bu da hâlihazırda onun pek çok tartışmaya konu edilmesinin asıl nedenidir.

Robert Dahl’ın bu güzel kitabı ise, demokrasi tartışmalarının özündeki sorunları açıklamasıyla konu hakkında çok önemli bir çalışma.

Dahl burada, demokrasi aracılığıyla kimin hangi yetkeyle yönettiğini, çoğunluğun onayını almanın bir iktidara gerçek anlamda meşruiyet sağlayıp sağlamadığını; bireylerin siyasi eşitliğinin somut bir zemine mi dayandığı yoksa aksine belirsiz mi olduğu gibi pek çok konuyu irdelerken, aynı zamanda demokrasiye yönelik kimi eleştirilere de yanıt veriyor.

Siyasi eşitlik idealinin mümkün olduğuna inanan yazar, demokrasinin uygulamadaki sorunlarının neler olduğu ve bunların nasıl çözülebileceği üzerine de düşünüyor.

  • Künye: Robert A. Dahl – Siyasi Eşitlik Üzerine, çeviren: A. Emre Zeybekoğlu, Dost Kitabevi, siyaset, 123 sayfa, 2018

Kolektif – “Gel Ey Seher…” (2015)

68 kuşağının sıkı isimlerinden, yeşil hareketin öncülerinden Savaş Emek’e armağan kitap.

Kitap, hem Emek’in hayatının dönüm noktalarını kayda geçiriyor hem de onunla yolu kesişmiş kişilerin gözlem ve deneyimlerini sunuyor.

Çalışma bir yönüyle, bu toprakların devrimci mücadelesinin bir hikâyesi olarak da okunabilir.

  • Künye: Kolektif – “Gel Ey Seher…”: Savaş Emek Kitabı, hazırlayan: Nalân Mahsereci, Bilim ve Gelecek Kitaplığı

Hasan Taşkın – Şu Derin Devlet (2015)

Küresel dünya dengelerinin yorumu eşliğinde, Türkiye’nin derin devlet organizasyonu ele alınıyor.

Hasan Taşkın, Susurluk’tan Şemdinli’ye, Bahçelievler katliamından aralarında Uğur Mumcu, Hrant Dink ve Bahriye Üçok’un bulunduğu aydın cinayetlerine, Turgut Özal’ın ölümünün ardındaki şüphelerden Ergenekon sürecine, derin devletin kirli oyunlarının kapsamlı bir dökümünü sunuyor.

  • Künye: Hasan Taşkın – Şu Derin Devlet, Parola Yayınları

Mike Davis – Eski Tanrılar, Yeni Bilmeceler (2018)

Amerikalı Marksist tarihçi Mike Davis, tarihsel sosyolojik bir bakışla Karl Marx’ın hem geçmişteki fikirlerinin izini sürüyor hem de Marx’ın dünyanın güncel sorunlarına nasıl yanıt verebileceği üzerine derinlemesine düşünüyor.

“Toplumun devrimci dönüşümüne kimler önderlik edebilir?” ve “Gezegenimizdeki çevresel krizin nedeni ve çözümü nedir?” sorularına Marx’ın fikirlerini referans alarak yanıt vermeye koyulan Davis, kitabının ilk bölümünde Marx’ın ve klasik çerçevedeki diğer sosyalist düşünürlerin paralel bir okumasını yapıyor ve bu düşünürlerin fikirlerinde sınıfsal yeteneklerin ve bilincin nasıl ortaya çıktığını irdeliyor.

Davis, kitaba adını veren ikinci bölümde, Marx’ın ‘Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’ ve ‘Fransa’da Sınıf Mücadeleleri’ adlı eserlerine odaklanıyor ve bunların neden tümüyle devrimci eylemciliğin ivediliği üzerine kurulu bir kazanım olduğunu tartışıyor.

Kitabın üçüncü bölümü, bilim insanı kimliğiyle iklim değişikliği üzerine büyük bir uluslararası tartışmanın fitilini ateşleyen, Marx eleştiricisi Kropotkin’in iklim değişikliğini insanlık tarihinin önemli bir itici gücü olarak saptayan ilk bilim insanı olması üzerine.

Dördüncü bölüm ise, bugünün ekolojik krizi hakkında.

Mike Davis bu son bölümde, iklim değişikliğinin yaratacağı felaketin işçi sınıfı kadar yoksul ülkeleri de nasıl etkileyeceğini anlattıktan sonra, yaklaşan bu felaketi nasıl aşabileceğimizi, sosyalist ve anarşist düşüncenin bunun için sunabileceği pratik çözümleri tartışıyor.

  • Künye: Mike Davis – Eski Tanrılar, Yeni Bilmeceler: Marx’ın Kayıp Teorisi, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, inceleme, 335 sayfa

Neal Curtis – İdiotizm (2015)

Neal Curtis’e göre, özel olana ayrıcalıklı bir konum bahşeden serbest piyasa dogması, dünyanın mevcut düzenini pekiştirme eğilimini vurguluyor.

Yazar, dikkat çekici çalışmasında, özel olanın biricikliğini vurgulayarak yükselen bu iktisat ideolojisinin, toplumsal alanın tamamına nasıl hükmettiğini gösteriyor.

Kapitalizmin özel alanı nasıl sömürgeleştirdiğini gözler önüne seren kitap, idiotizm ideolojisinden idiotizm olgusu ile ekonomi, siyaset ve kültür arasındaki ilişkiye yakından bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Neal Curtis – İdiotizm: Kapitalizm ve Hayatın Özelleştirilmesi, çeviren: Mehmet Ratip, İletişim Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2015