Selim Deringil – İktidarın Sembolleri ve İdeoloji (2014)

  • İKTİDARIN SEMBOLLERİ VE İDEOLOJİ, Selim Deringil, Doğan Kitap, tarih, 270 sayfa

iktidarin

Selim Deringil, II. Abdülhamid’in saltanatı döneminde (1876-1909), Osmanlı’nın modernleşme çabalarını analiz ediyor. Devlet törenleri ve modern protokol uygulamaları üzerinden Abdülhamid dönemindeki iktidar sembolizmini irdeleyen Deringil, devletin topluma daha güçlü bir şekilde nüfuz etme amacıyla yeni resmi ideoloji üretme sürecini inceliyor. Osmanlı’nın Hıristiyan misyonerlerinin etkinliğini taklit etmeye yönelik girişimi olarak Hanefi ortodoksluğunu yaygınlaştırma çalışmaları, bu dönemde devletin eğitim politikası ve Osmanlı’nın Batı dünyasınca arzulanan imgeyi yaratma çabaları, kitapta yer alan diğer detaylar.

Selçuk Gür – Anadolu Uygarlıkları ve Antik Şehirler (2007)

  • ANADOLU UYGARLIKLARI VE ANTİK ŞEHİRLER, Selçuk Gür, Alfa Yayınları, tarih, 408 sayfa

anadolu-uygarliklari-ve-antik-sehirler

Selçuk Gür ‘Anadolu Uygarlıkları ve Antik Şehirler’de, Anadolu’da ilk insanın ortaya çıkışından Selçuklu İmparatorluğu’na uzanan bir alanda geziniyor. Anadolu Hitit, Urartu, Frig, Lidya, Helen, Roma ve Bizans gibi, dünyada örneğine az rastlanır bir uygarlık, kültür zenginliği barındırıyor. Gür’ün çalışması, hem Anadolu antik kentlerine dair bir rehber kitap hem de Prehistorik dönemden Bizans İmparatorluğu’nun sonuna kadar Anadolu’nun binlerce yıl beşiklik yaptığı farklı kültürlerin tarihini ve sanatını anlatan bir tarih çalışması. Özenli bir baskıyla sunulan kitap, Anadolu’nun kültürel zenginliğini öğrenmek isteyenler için iyi bir kaynak.

Cemal Granda – Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri (2007)

  • ATATÜRK’ÜN UŞAĞININ GİZLİ DEFTERİ, Cemal Granda, Kent Kitap, anı, 398 sayfa

ataturkun-usaginin-gizli-defteri

‘Atatürk’ün Uşağının Gizli Defteri’, uzun yıllar Mustafa Kemal’in hizmetinde bulunmuş Cemal Granda’nın anılarından oluşuyor. İlk baskısı 1971 yılında yapılan bu kitabın en dikkate değer yanı, Atatürk’ün kişisel dünyasından birçok ayrıntı barındırması. Atatürk burada, yalnızlığı, hassasiyeti, taşkın duyguları, davranışları, sitemleri, neşesi ve üzüntüleriyle, yani kısacası en insani yönleriyle okurun karşısına çıkıyor. Granda 3 Temmuz 1927 yılında Atatürk’ün hizmetine girdi ve Atatürk’ün 1938’deki ölümüne kadar bu görevi ifa etti.

Gülcan Tezcan (haz.) – Ruşen Eşref, Atatürk ve Çanakkale (2007)

  • RUŞEN EŞREF, ATATÜRK VE ÇANAKKALE, hazırlayan: Gülcan Tezcan, Yarımada Yayınları, tarih, 86 sayfa

rusen-esref

Ruşen Eşref Ünaydın, Çanakkale Savaşları’nda gazetecilik yapmış, bu savaşları kazanan askerlerle röportajlar yapmış bir isim. Daha önce de çeşitli cephelerde 1. Dünya Savaşı’nın izini süren Ruşen Eşref’in Çanakkale’deyken kapısını çaldığı isimlerden biri de, Mustafa Kemal olacaktı. Gülcan Tezcan’ın hazırladığı bu çalışma, dönemin bu önemli gazetecisi ile Çanakkale savaşlarının önde gelen komutanının karşılaşmalarına dair ayrıntılar barındırıyor. Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki rolü, Ruşen Eşref’in kendisiyle yaptığı konuşma, kitabın ana gövdesini oluşturuyor.

Songül Mecit – Anadolu Selçukluları (2017)

  • ANADOLU SELÇUKLULARI, Songül Mecit, çeviren: Özkan Akpınar, İletişim Yayınları, tarih, 344 sayfa

anadolu-selcuklulari

1081-1243 arasında varlık göstermiş Anadolu Selçuklularının ideolojisine ve zihniyet dünyasına dair kapsamlı bir çalışma. Songül Mecit araştırması için mevcut Farsça ve Arapça Anadolu Selçuklu birincil kaynağının yanı sıra, döneme ait Doğulu Hıristiyan kronikleri, sikkeler ve anıtsal kitabeler gibi kaynaklara da başvurmuş. İdeolojinin bir devletin oluşumunda önemli bir rol oynadığı teziyle öne çıkan çalışma, Anadolu Selçuklularının İslam dünyasına nasıl girdikleri, göçebe yaşam tarzları, düşünme biçimlerii, ilk Selçuklu liderlerinin geleneksel göçebe hâkimiyet kalıplarına nasıl riayet ettikleri, Anadolu’daki Rum Selçuklu Beyliği’nin 13. yüzyılın başlarına gelindiğinde Rum Selçuklu Sultanlığı’na nasıl dönüştüğü ve Selçuklular ile Bizanslılar arasındaki ilişkiler gibi konularda önemli ayrıntılar sunuyor.

Ulrich Jasper Seetzen – İstanbul Günlükleri ve Anadolu’da Yolculuk (2017)

  • İSTANBUL GÜNLÜKLERİ VE ANADOLU’DA YOLCULUK, Ulrich Jasper Seetzen, çeviren: Selma Türkis Noyan, Kitap Yayınevi, seyahatname, 2 cilt, 772 sayfa

istanbul-gunlukleri-ve-anadolu-yolculuk

Alman seyyah Ulrich Jasper Seetzen’in İstanbul ve Anadolu’yu anlatan iki ciltlik seyahatnamesi, yaklaşık 800 sayfayı buluyor.  Seyahatnameyi bu coğrafya açısından anlamlı kılan başlıca husus, III. Selim dönemi İstanbul’unun gündelik hayatıyla ilgili altın değerinde bilgiler barındırması. Seetzen, dönemin İstanbul’unda yaşayan Rum ve Ermeniler ile onların Türklerle ilişkileri, türküler söyleyerek halk oyunları oynayan Kürtler, pehlivanların coşkulu geçen güreş müsabakaları, çocukların sokak oyunları gibi birçok ilgi çekici ayrıntı sunarken, zamanın İstanbul’undaki pamuklu dokuma atölyeleri, top dökümhaneleri, gemi çapası atölyeleri, kiremit ve tuğla ocakları, dönemin işçilerinin yaşadıkları zorluklar konularında da önemli bilgiler veriyor. Seetzen’in Anadolu yolculuğu ise Bursa, Manisa, İzmir, Uşak, Afyon, Konya ve Antakya rotalarını izliyor. Yazar bu bölümde de gezip gördüğü yerlerdeki camiler, pazar yerleri, medreseler, tekke ve kütüphaneler, evler, hanlar ve hamamlar hakkında detaylı bilgiler veriyor. Seetzen’in sahici üslubu ve ilginç gözlemlerinin bu seyahatnameyi sıra dışı kılıyor.

Hüseyin Mevsim – Diyarbakır Sürgünleri (2017)

  • DİYARBAKIR SÜRGÜNLERİ, Hüseyin Mevsim, Kitap Yayınevi, 244 sayfa, tarih

diyarbakir-surgunleri

1862-1878 yılları arasında, Bulgaristan’da ortaya çıkan isyan sonrasında 140 Bulgar, Diyarbakır’da bir hapishaneye sürgün gönderilir. Çeşitli yaş ve mesleklerden, farklı sosyal gruplardan gelen bu kişilerden bazıları, kış mevsiminin çetin geçtiği Anadolu’daki bu yolculuğu kaldıramaz. Sürgünlerin bir kısmı da, Diyarbakır’ın iklimine, havasına bir türlü alışamaz. Bu sürgünlerin önemli bir kısmı ise, ölümü dahi göze alarak Halep, İskenderun veya Erzurum ve Kafkasya üzerinden Romanya’ya firar eder. İşte bu çalışma, söz konusu sürgünlerin Anadolu ve Diyarbakır’daki günlerine dair hatıraları ile ailelerine gönderdikleri mektupları bir araya getirerek, bu sürgün sürecinin nitelikli bir resmini çiziyor. Kitap, sürgünlerin Diyarbakır’ın iklimi, coğrafi konumu, sosyal ve dini yapısı, ibadethaneleri, gündelik hayatı, geçim kaynakları ve etnik unsurları gibi konulara dair deneyim ve gözlemlerini paylaşmasıyla önemli bir tarihi vesika.

Yalçın Bürkev – ODTÜ: Tarih Direniyor (2016)

  • ODTÜ: TARİH DİRENİYOR, Yalçın Bürkev, Nota Bene Yayınları, tarih, 615 sayfa

odtu-tarih-direniyor

Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde öncü rol üstlenmiş ODTÜ’nün akademik-bilimsel gelişiminin yanı sıra kültürel tarihini de ele alan sağlam bir çalışma. Kitap, ODTÜ’nün 60 yıllık tarihinde neden muhalif geleneğin nasıl ortaya çıktığı, THKO’nun neden başka üniversitelerde değil de ODTÜ’de doğduğu, ÖTK türü bir örgütlenmenin neden ODTÜ’de geliştiği, askeri darbe döneminde ODTÜ’nün sol muhalif ruhunun nasıl korunduğu ve AKP döneminde ODTÜ’de muhalefetin nasıl dönüşüm geçirdiği gibi pek çok ilgi çekici soruyu yanıtlıyor. Çalışma bu soruları yanıtlarken, Prof. Uğur Ersoy, Prof. Tosun Terzioğlu, Prof. Raşit Kaya, Ertuğrul Kürkçü, Nuran Ağırnaslı, Ali Artun, Yılmaz Aysan, Taner Akçam, Mehmet Ali Yılmaz, Doğan Tılıç, Metin Özuğurlu, Cengiz Bozkurt ve Hakan Gülseven gibi, yolu ODTÜ’den geçmiş önemli isimlerin tanıklık ve gözlemleriyle de zenginleşiyor.

Haşim Şahin – Dervişler ve Sufi Çevreler (2017)

 

dervisler-ve-sufi-cevreler

Tarihçi Haşim Şahin elimizdeki ilgi çekici çalışmasında, klasik çağ Osmanlı toplumunda, halkı derinden etkilemiş tasavvufi şahsiyetlere ve bu şahsiyetlerin dönemlerinin iktidarlarıyla ilişkilerine odaklanıyor.

İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, sufilerin hayatlarından bahseden menakıpnameler ile Alevi-Bektaşi geleneğinde önemli bir yeri olan vilayetnameler inceleniyor.

Kitabın ikinci bölümünde ise, 1300-1600 yılları arasında yaşamış bazı sufilerin hayatları anlatılıyor.

Şahin’in burada biyografilerini sunduğu isimler ise şöyle: Seyyid Ali Sultan, Emir Sikkînî, Yazıcızâde Kardeşler, Otman Baba, Merzifonlu Piri Baba, Koyun Baba, Seyyid Velâyet, Baba Haydar en-Nakşbendî, Beşiktaşlı Yahya Efendi ve Lâ’lîzâde Abdülbâki Efendi.

Çalışma, Osmanlı mutasavvıflarına geniş bir perspektiften bakmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Haşim Şahin – Dervişler ve Sufi Çevreler, Kitap Yayınevi, tarih, 264 sayfa

Ali Özuyar – Devlet-i Aliyye’de Sinema (2007)

  • DEVLET-İ ALİYYE’DE SİNEMA, Ali Özuyar, De Ki Yayınları, tarih, 147 sayfa

devleti-aliyyede-sinema

Ali Özuyar, ‘Devlet-i Aliyye’de Sinema’ isimli bu çalışmasıyla, Osmanlı’nın sinema tarihiyle ilgili ilginç ayrıntılar sunuyor. II. Abdülhamit’in sinemaya bakışı; onun vehimli, hiç kimseye güvenmez yapısıyla, öldürülme korkusunun sinema ve sinemacılar üzerindeki etkileri; sinema tarihimizde oldukça önemli bir yere sahip Sigmund Weinberg’in Osmanlı’daki sinema faaliyetleri; Babıali’nin 1. Dünya Savaşı sırasında, casus olabilecekleri ihtimalinden hareketle davranışlarıyla şüphe uyandıran sinemacılara karşı uyguladığı politika; yabancı sinemacıların taşrada yaşadığı zorluklar ve Osmanlı’nın sinemayı propaganda aracı olarak nasıl kullandığı, kitapta karşımıza çıkan birkaç konu.