Mücap Ofluoğlu – Silinmiş Alkışlar İçinde: Mücap Ofluoğlu Kitabı (2008)

‘Silinmiş Alkışlar İçinde’, tiyatrocu Mücap Ofluoğlu ile yapılan nehir söyleşiden oluşuyor.

Ofluoğlu, 88 yıllık tiyatro hayatında, Hamlet’in Polonius’u ile Cyrano gibi karakterleri oynamış, Küçük Sahne ve Şehir tiyatrolarındaki oyunculuklarından sonra, İstanbul Oda Tiyatrosu ve Küçük Sahne Mücap Ofluoğlu Tiyatrosu ile kendi sanatını kurmaya çalışmış bir isim.

Söyleşide bu ayrıntıların yanı sıra, Ofluoğlu’nun Orhan Kemal, Sait Faik, Orhan Veli, Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Ümit Yaşar, Doğan Nadi, Rıfat Ilgaz, Sabahattin Ali, Cahit Irgat, Salih Tozan, Şirin Devrim ve Lale Oraloğlu gibi, Türkiye’nin önemli düşün insanlarına dair anıları da yer alıyor.

  • Künye: Mücap Ofluoğlu – Silinmiş Alkışlar İçinde: Mücap Ofluoğlu Kitabı, söyleşi: Nuri Dikeç, İş Kültür Yayınları, söyleşi, 448 sayfa

Elif Çongur – Ulusal Kimliği Tiyatro ile Kurmak (2017)

  • ULUSAL KİMLİĞİ TİYATRO İLE KURMAK, Elif Çongur, İmge Kitabevi, tiyatro, 190 sayfa

Elif Çongur, 686 sayılı son OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesi’yle, Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden atılan yedi akademisyenden biri. Bilen bilir, DTCF’nin Tiyatro bölümü hem hocası ve öğrencisiyle efsanedir hem de yetiştirdiği isimlerle ülke tiyatrosuna büyük katkılar sunmuştur. Çongur ‘Türk Tiyatrosunun Kimlik İnşasındaki İşlevi’ alt başlığını taşıyan bu kitabında, ulusal kimliğin inşa edilişini ve tiyatronun bundaki rolünü kapsamlı bir bakışla irdeliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nda kimlik sorununu ele alarak kitabına başlayan Çongur, Cumhuriyet’in kuruluşunun ardından kültür, sanat ve tiyatronun ulusal kimlik inşasında nasıl kullanıldığını inceliyor. Türkiye tiyatrosunda modernleşmenin dinamikleri, ulusal kimlikte “öteki”nin konumlanışı ve ulusal kimlik inşasında oyun kişileri, kitapta yer alan diğer ilgi çekici konular.

Eugenio Barba ve Nicola Savarese – Oyuncunun Gizli Sanatı (2017)

Günümüzün önde gelen tiyatro kuramcılarından Eugenio Barba’nın kaleme aldığı nitelikli bir tiyatro antropolojisi.

1980 yılında Uluslararası Tiyatro Antropolojisi Okulu’nu (ISTA) kurmasıyla da bildiğimiz Barba çalışmalarında, Doğu ve Batı tiyatro teknikleri arasındaki ortaklıkları ve farklılıkları derinlemesine irdeler.

Barba, sözlük biçiminde hazırladığı bu pratik çalışmasında da, alıştırmalardan anlatıma, Avrasya tiyatrosundan Çin ve Hint tiyatrolarına, dengeden dramaturjiye, eşdeğerlikten karşıtlığa, metin ve sahneden organikliğe pek çok konu ve kavram irdeleniyor.

Richard Schechner, Fabrizio Cruciani, Rosemary Jeanes Antze, Ferdinando Taviani ve Franco Ruffini de, kitaba katkıda bulunan, alanın önde gelen diğer isimleri.

  • Künye: Eugenio Barba ve Nicola Savarese – Oyuncunun Gizli Sanatı, çeviren: Ayşın Candan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tiyatro, 352 sayfa

Henry Thorau – Görünmez Tiyatro (2017)

  • GÖRÜNMEZ TİYATRO, Henry Thorau, çeviren: Hülya Karcı, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tiyatro, 199 sayfa

Augusto Boal, Paulo Freire’nin ‘Ezilenlerin Pedagojisi kuramından hareketle ‘Ezilenlerin Tiyatro’ kuramını geliştirmişti. Görünmez Tiyatro ise, ‘Gazete Tiyatrosu’, ‘İmge Tiyatrosu’, ‘Forum Tiyatrosu’ ve ‘Yasama Tiyatrosu’ gibi Boal’in geliştirdiği ‘Ezilenlerin Tiyatrosu’ yöntemlerinden biri. Görünmez Tiyatro, daha çok kamusal alanda gerçekleştirilen, oyuncuların seyircileri de oyuna dâhil ettiği, kışkırtıcı bir tiyatro pratiği. İşte, Boal’in hem çevirmeni hem de uzun yıllar dostu olmuş Thorau da bu çalışmasında, ‘Görünmez Tiyatro’ uygulamasını hem kuramsal hem de uygulamalı yönleriyle ele alıyor. Boal’in birkaç makale dışında ‘Görünmez Tiyatro’ üzerine detaylı bir şekilde duramadığı gerçeği düşünüldüğünde, bu kitap alan için daha da önem kazanıyor diyebiliriz. Tiyatrocular, tiyatro eğitmenleri ve tiyatroya gönül vermiş herkes için nitelikli bir kaynak.

Müjdat Gezen – Yababilirsin (2014)

  • YAPABİLİRSİN, Müjdat Gezen, Elma Yayınları, kişisel gelişim, 139 sayfa

Usta tiyatrocu Müjdat Gezen ‘Yapabilirsin’de, kendi deneyimlerinden de yola çıkarak, başarılı olmak konusunda ipuçları sunuyor. Gezen, tiyatro sanatını icra ederken yaşadığı zorlukları ve bunları hangi motivasyonlarla aştığını; gündelik hayatın her alanında karşılaşılan başarı ve başarısızlığa dair durumları; öfkenin ve başarısızlık duygusunun nasıl aşılabileceğini Nelson Mandela, Aziz Nesin ve Nâzım Hikmet gibi isimlerin azim öyküleriyle harmanlayarak anlatıyor.

Çiğdem Kılıç – Geleneksel Türk Tiyatrosunda Zenneler (2008)

  • GELENEKSEL TÜRK TİYATROSUNDA ZENNELER, Çiğdem Kılıç, Kitap Yayınevi, inceleme, 198 sayfa

Çiğdem Kılıç’ın ‘Geleneksel Türk Tiyatrosunda Zenneler’i, Türkiye’de kadının tiyatro alanındaki görünümü konusunda ilginç bir inceleme. Kitabın giriş bölümü, geleneksel Türk tiyatrosunu biçimlendiren temel koşulların zenne tipinin oluşmasındaki etkilerini değerlendiriyor. Birinci bölüm, erkek oyuncuların kadın rollerine çıkmalarını oluşturan koşulları irdelerken, ikinci bölüm de, zenne tipinin özellikleri ile ortaoyunu dışındaki türlerde nasıl görüldüğüne ve algılandığına odaklanıyor. Kitabın son bölümünde ise, ortaoyunundaki zenne tipleri kendi içlerinde sınıflandırılarak ve basılı ortaoyunu metinlerinden örneklemeler yapılarak inceleniyor.

Selen Korad Birkiye – Çağdaş Tiyatroda Kültürlerarası Eğilim (2007)

  • ÇAĞDAŞ TİYATRODA KÜLTÜRLERARASI EĞİLİM, Selen Korad Birkiye, De Ki Yayınları, tiyatro, 344 sayfa

cagdas-tiyatroda

Selen Korad Birkiye’nin ‘Çağdaş Tiyatroda Kültürlerarası Eğilim’ adlı bu çalışması, Peter Brook, Eugenio Barba ve Robert Wilson gibi, 20. yüzyıl tiyatrosunun mihenk taşı üç yönetmenin kültürlerarası çalışmalarını inceleyerek kavramı yerli yerine oturtmayı amaçlıyor. Birkiye bu isimler üzerinden, kültürlerarası tiyatro anlayışının “ölümcül” tiyatro tarzına nasıl bir alternatif getirdiğine, kalıpları kırma konusunda Batılı tiyatro formlarının kullanımının ne gibi imkânlar sunduğuna, bu yaklaşımın makul tiyatroya ulaşmada bir adım olarak düşünülüp düşünülemeyeceğine ve nihayet, tiyatroda evrensel bir dil arayışının ne derece gerçekçi olduğuna odaklanıyor.

Ahmet Beşe – Amerikan Tiyatrosunda Aile ve Başarı Düşü (2007)

  • AMERİKAN TİYATROSUNDA AİLE VE BAŞARI DÜŞÜ, Ahmet Beşe, De Ki Yayınları, tiyatro, 159 sayfa

amerikan-tiyatrosunda

Ahmet Beşe imzalı bu çalışma, Amerikan tiyatrosunda aile ve başarı kültünü, Amerikan ve dünya tiyatro yazınının iki önemli ismi olan Arthur Miller ve Edward Albee üzerinden izliyor. Beşe, Arthur Miller ve Edward Albee’nin oyunlarında yansıttıkları Amerikan toplumunun yapısını, ailesel ilişkileri ve “başarı düşü” olgusunu tanımlayarak, endüstrileşme, kentleşme ve ekonomik sistemin etkisiyle insan ilişkilerinde yaşanan toplumsal değişimleri ve bu değişimlere bağlı olarak aile-toplum etkileşimini ele alıyor. Beşe, yazarların yapıtlarındaki aile modelini irdelerken, 21. yüzyılda, aile yaşamını etkileyen endüstrileşmenin sonuçlarına da odaklanıyor.

Sevda Şener – Oyunlar ve Gerçekler (2007)

  • OYUNLAR VE GERÇEKLER, Sevda Şener, Dost Kitabevi, tiyatro, 189 sayfa

oyunlar-ve-gercekler

Sevda Şener’in ‘Oyunlar ve Gerçekler’i iki ana bölümden oluşuyor. Birinci bölüm, Cumhuriyet’ten bu yana yazılan oyunlarda üzerinde durulmuş olan toplumsal gerçekleri ve sorunları göstermeyi ve farklı dönemlerde ileri sürülmüş görüşleri açıklamayı amaçlıyor. Burada oyun yazarlarının gerçeklere karşı duyarlılığı, toplumsal sorumluluk duygusunu kanıtlayan örneklerle veriliyor. Kitabın ikinci bölümünde ise, Şener’in başyapıt olarak kabul ettiği yerli oyunlardan bir demet sunularak, Türkiye tiyatro yazınının nasıl bir gelişim çizgisi izlediği ve ne gibi başarılar gösterdiği irdeleniyor.

Seneca – Phaedra (2007)

  • PHAEDRA, Seneca, çeviren: Çiğdem Dürüşken, İş Kültür Yayınları, oyun, 72 sayfa

phaedra

‘Phaedra’, Roma uygarlığının söylev ustası Seneca’nın ‘Medea’dan sonraki şaheseri. Seneca’nın önemi, kuşkusuz, Antik Yunan tiyatrosunun öncü temalarına kendi damgasını vurarak, bunları kendinden sonra gelen Shakespeare’e kadar ulaştırmasıdır. Yazarın en önemli oyunlarından ‘Phaedra’, tutku ve ümitsizlik arasında sıkışan bir ruhu hikâye ediyor. Vahşi doğa ile insan doğasının karşıt tutkuları bu oyunda kıyasıya savaşır, aşk ve nefret birbirinin içine geçmiş halde verilir. Fakat tüm bunların ötesinde, Seneca’nın insana yaklaşımı her zaman olduğu gibi iyimserdir. Çünkü oyunun temel aldığı aşk, her türlü toplumsal ilke ve yasaya karşı çıkarak, insani yaratının en mükemmel hali olacaktır.