Özdemir Nutku – Darülbedayi’den Şehir Tiyatrosu’na (2015)

Darülbedayi-i Osmani adıyla kurulan ve daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları adını alan ilk ödenekli tiyatronun 100 yıllık tarihi.

Özdemir Nutku uzun soluklu çabalarının ürünü olan bu kitabında, yönetimi, oyun seçimi, tutumu, oyuncuları, gösterileri, yapıları ve atılan adımlarıyla, kurumun gelişiminin eylem ve uygulama açısından kapsamlı bir incelemesini sunuyor.

1993’te Kültür Bakanlığı, Tiyatro Araştırma-İnceleme Ödülü’nü de kazanmış, alan açısından vazgeçilmez bir kaynak.

Nutku’nun yeni bilgilerle ve 1966 sonrasını kapsayan panoramik bir özetle güncelleştirerek hazırladığı yeni baskı, modern Türk tiyatrosunun kurucusu Muhsin Ertuğrul’un ve o ilk fedakâr kuşağın kahırlı, ama bir o kadar da onurlu mücadelesinden günümüze, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun tarihini öğrenmek isteyenler için tam bir başucu kılavuzu.

  • Künye: Özdemir Nutku – Darülbedayi’den Şehir Tiyatrosu’na, İş Kültür Yayınları

Yörükhan Ünal – Dram Sanatı ve Sinema (2015)

Anlatım formlarının doğuşunu merak edenler ile konuyla ilgilenen araştırmacılar için hazırlanmış, klasik anlatı yapısını detaylıca ortaya koyan bir çalışma.

Sinemadaki dramatik yapıyı sinematografik araçlarla irdeleyen Yörükhan Ünal, Eski Yunan’dan başlayarak dram sanatının kökenlerini, yapısını ve bu sanatın sinemada uygulanışını ele alıyor.

  • Künye: Yörükhan Ünal – Dram Sanatı ve Sinema, Hayalperest Kitap

Esen Çamurdan – Kendi Olmak veya Ol(a)mamak (2018)

Türkiye tiyatrosuna damga vurmuş eski, yeni birçok yazarın kendi olma veya olamama durumuna nasıl yaklaştığını irdeleyen iyi bir çalışma.

Esen Çamurdan, Türkiye tiyatrosuyla ilgili giriştiği her çalışmada, bir biçimde karşısına hep kendi ol(a)mama, başka bir deyişle dayatmacı toplumun bireyi bastırması sorununun çıktığını söylüyor.

Çamurdan, çalışması kapsamında kendi ol(a)mama sorunsalında birleşen yedi çağdaş yazarın on bir yapıtını tartışıyor ve bireysel ve toplumsal/kültürel/ahlaksal/tinsel düzlemde temel bir kendilik sorununa değindiklerini düşündüğü bu oyunların nitelikli bir resmini çiziyor.

Kitap, Türkiye tiyatrosunda bireysel kimlik sorununun nasıl ele alındığını daha iyi kavramak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Esen Çamurdan – Kendi Olmak veya Ol(a)mamak: Türk Tiyatrosunda Bireysel Kimlik Sorunu, Habitus Kitap, tiyatro, 128 sayfa, 2018

Andrew Gibson – Samuel Beckett (2018)

Hümanizm için, “büyük katliamların yaşandığı zamanlara saklanan bir sözcük” demiş, karakterlerini, insanı yaratılmışların efendisi olarak seçkin bir konuma yerleştiren sıfatlardan hep arındırmış Samuel Beckett’ın bir biyografisi.

Beckett’ın biyografik eserleri neredeyse hiç önemsemediğini biliyoruz.

James Knowlson ve Anthony Cronin’nin Beckett biyografileri ise oldukça ünlüdür.

Beckett’a dair pek çok noktayı aydınlığa kavuşturan söz konusu biyografilerin yanında Andrew Gibson’ın çalışması, kapsamlı olmaktan ziyade minimal oluşuyla öne çıkıyor diyebiliriz.

Kitabı özgün kılan hususların başında, Beckett’ın kişisel dünyasına, onun böylesi sıra dışı yapıtlar yaratmasının ardındaki dinamiklere, başka bir deyişle karakteriyle eserleri arasındaki ilişkiye odaklanmasıdır diyebiliriz.

  • Künye: Andrew Gibson – Samuel Beckett, çeviren: Orhan Düz, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 192 sayfa, 2018

Kolektif – Eleştirmen Gözüyle (2008)

Türkiye Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin katkısıyla ortaya çıkan ‘Eleştirmen Gözüyle’, Cumhuriyet dönemi Türkiye tiyatrosu eleştiri seçkisinden oluşuyor.

Seçkinin üçüncü durağı olan bu kitapta, 1990 sonrası dönemin metinleri yer alıyor.

Tiyatro eleştirisinin, aynı zamanda oyunun geleceğe kalmasını sağlayan zaruri bir pratik olduğu düşünüldüğünde, birçok eleştirmenin yazılarından oluşan kitabın, bu anlamda büyük bir katkı sunacağı kuşkusuz.

Hatırlanacağı gibi, bu seçkinin 1923-1990 yıllarını kapsayan eleştiri yazılarından oluşan ilk iki cildi 1994 yılında yayımlanmıştı.

Bu son cilt de, ele aldığı dönemin tiyatro dünyasına, onun sorunlarına odaklanıyor ve bunun aşılması için ne yapılabileceğine kafa yoruyor.

  • Künye: Kolektif – Eleştirmen Gözüyle, hazırlayan: Gülşen Karakadıoğlu ve Filiz Elmas, Arkadaş Yayınevi, eleştiri, 299 sayfa

Özdemir Nutku – Shakespeare Sözlüğü (2008)

Prof. Özdemir Nutku’nun, uzun süreli çalışmasının ürünü olan ‘Shakespeare Sözlüğü’, öğrenciler, çevirmenler ve Shakespeare’le ilgilenenler için dört dörtlük bir rehber.

Tüm zamanların en büyük tiyatro yazarlarından biri olarak kabul edilen Shakespeare, özgün metin tekniğiyle de tiyatro yazınında iz bırakmış bir isim.

Shakespeare’in tüm oyunları ve şiirlerini; Elizabeth dönemi argosunu; deyimleri ve özdeyişleri inceleyen Nutku’nun sözlüğü, Shakespeare’e ilişkin 20 bin sözcüğün Türkçe karşılığını barındırıyor.

Ayrıca, Shakespeare’in metinlerinde geçen sözcükleri açıklarken, sözcüğün geçtiği perde, sahne ve dize numarasını da veren Nutku, oldukça pratik bir esere imza atmış diyebiliriz.

  • Künye: Özdemir Nutku – Shakespeare Sözlüğü, Kabalcı Yayınları, sözlük, 786 sayfa

Meral Harmancı McDermott – Bastırılanın Geri Dönüşü (2016)

Eril tarihin ısrarla görmezden geldiği kadınların izini süren, onları mahkûm edildikleri karanlıktan çıkaran değerli bir çalışma.

Meral Harmancı McDermott ‘Bastırılanın Geri Dönüşü’nde, Osmanlı’nın son yılları, Tanzimat ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşamış ve bugün neredeyse kimsenin bilmediği feminist kadın oyun yazarlarını anlatıyor.

Kadınların kendi tarihlerini oluşturabilmeleri açısından önemli bir kaynak vazifesi görecek çalışma, ele aldığı kadınları yalnızca üretimleriyle değil, aynı zamanda yaşadıkları çağın kendine has dinamikleri içinde de ele alıyor.

Yalnızca tiyatro çalışmaları alanında değil, feminist çalışmalar, kadın araştırmaları, kadın tarihi açısından da önemli bir kaynak.

  • Künye: Meral Harmancı McDermott – Bastırılanın Geri Dönüşü: Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Kadın Oyun Yazarlarında Toplumsal Cinsiyet, Habitus Kitap, tiyatro, 320 sayfa

Augusto Boal – Ezilenlerin Tiyatrosu (2014)

Tiyatro hayatı değiştirmenin bir biçimi.

Boal buna, tiyatronun zorunlu olarak politik olduğu savını da ekliyor ve seyircileri pasif bir konumda oyuncuları izlemekle yetinmeyen aktif katılımcılar olarak görüyor.

Bu amaçla Aristo, Machiavelli, Hegel ve Brecht’in fikirleri tartışmaya açılıyor.

  • Künye: Augusto Boal – Ezilenlerin Tiyatrosu, çeviren: Necdet Hasgül, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Augusto Boal – Oyuncular ve Oyuncu Olmayanlar İçin Oyunlar (2014)

Augusto Boal, sonsuz bir enerji ve amansız bir iyimserlikle “Herkes rol yapabilir” diyor.

Tiyatroyu demokratikleştirme ve ezilenlerin sesi haline getirme konusundaki çabalarıyla da gönlümüzde taht kuran Boal, hem rol yapmak hem de eylem için harekete geçmemizi salık veriyor.

  • Künye: Augusto Boal – Oyuncular ve Oyuncu Olmayanlar İçin Oyunlar, çeviren: Berk Ataman, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tiyatro, 299 sayfa

Nedret Güvenç – Kendini Arayan Yıldız (2017)

Nedret Güvenç, sesiyle, duruşuyla, tavrı ve oyunculuğuyla en özgün kadın tiyatro, sinema ve dizi oyuncularımızdan.

Kendisi, henüz 14 yaşında bir öğrenciyken tiyatroyla tanışmış ve ondan sonra da bir ömür boyunca tiyatroyla tutkulu bir birliktelik geçirmiş.

Şu ana kadar 200’den fazla oyunda rol almış, pek çok tiyatro oyunu yönetmenliği yapmış Güvenç’in, aynı zamanda öykü ve deneme kitapları da bulunuyor.

İşte Güvenç bu kitabında da, tiyatroyla bir baştan diğer başa kuşatılmış hayatının dönüm noktalarını anlatıyor.

Yazar, İzmir’deki çocukluğundan büyüdüğü çevreye, tiyatroyla ilgilenmeye başladığı zamandan rol aldığı ilk oyunlara, sanat dünyasında tanımış olduğu önemli şahsiyetlerden beraber çalıştığı tiyatrocu arkadaşlarına, hayatının pek çok bilinmeyenini bizimle paylaşıyor.

Güvenç’in 1940’lı yıllardan bugüne uzanan anıları, aynı zamanda Türkiye yakın tarihinin özgün bir fotoğrafını çekmesiyle de önemli.

  • Künye: Nedret Güvenç – Kendini Arayan Yıldız, Ayizi Kitap, anı, 360 sayfa