M. Âkif Aydın – Osmanlı Devleti’nde Hukuk ve Adalet (2014)

Âkif Aydın’ın elimizdeki çalışması, kendisinin Osmanlı hukuk tarihi konusunda yazdığı makalelerden oluşuyor.

Aydın makalelerinde,

  • Osmanlı hukukunun genel yapısını,
  • Osmanlı’nın İslam hukukunun uygulanmasına getirdiği yorumu,
  • Osmanlı hukukunda Tanzimat sonrası yaşanan gelişmeleri,
  • Klasik İslam Osmanlı hukukunun değişen dünya düzenine ne şekilde karşılık verdiğini,
  • Ve modernleşme, Batılılaşma çalışmalarının Osmanlı İslam hukuku üzerinde yarattığı kimi etkileri ele alıyor.

Künye: M. Âkif Aydın – Osmanlı Devleti’nde Hukuk ve Adalet, Klasik Yayınları, inceleme, 365 sayfa

Susanne Gervay – Benim Adım Jack (2014)

‘Benim Adım Jack’, insafsız arkadaşlarının kendisine yakıştırdığı lakapla boğuşan bir ergenin dünyasına iniyor.

Jack okula gitmeyi seven, çalışkan bir öğrencidir.

Günün birinde sınıf arkadaşlarından George Hamel, Jack’e “Popo Kafa” şeklinde seslenmeye başlar.

Bu durum, Jack’in hayatını kâbusa çevirir.

Zira lakap, inanılmaz bir hızla tüm okula yayılır ve Jack’in tüm arkadaşları ona “Koca Popo” diye seslenmeye başlar.

Kahramanımız, bundan kurtulmak için acilen bir çözüm üretmelidir.

  • Künye: Susanne Gervay – Benim Adım Jack, resimleyen: Cathy Wilcox, çeviren: Sima Özkan Yıldırım, Martı Yayınları, gençlik romanı, 144 sayfa

David Michie – Dalay Lama’nın Kedisi (2014)

David Michie, Budistlerin önde gelen liderlerinden Dalay Lama ile bir kedi arasındaki bilge arkadaşlığı hikâye ediyor.

Ölümün kıyısında bir sokak kedisi, Dalay Lama tarafından bulunup tapınağa getirilir.

Kedi buradaki özenli ilgi sayesinde kısa süre sonra kendine gelir.

Kahramanımız bu esnada, hem tapınakta bilgelikle örülü atmosferi gözlemlemeye ve bunlardan aldığı feyzle aydınlanmaya başlar hem de Dalay Lama’yı ziyaret eden Holywood yıldızlarıyla tanışma şerefine nail olur.

  • Künye: David Michie – Dalay Lama’nın Kedisi, çeviren: Burcu Yalçınkaya, Maya Kitap, roman, 249 sayfa

Aydın Çakmak – Sürgünde Bir Hakan (2014)

Aydın Çakmak, hakkında en çok kelam edilen Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamit’in Selanik ve Beylerbeyi günlerini araştırıyor.

Abdülhamit, 31 Mart Olayı’ndan sonra Selanik’e sürgün edilmiş, burada geçirdiği üç buçuk yılın ardından İstanbul’a nakledilerek Beylerbeyi’nde göz hapsinde bir hayat sürmüştü.

Kitapta, II. Meşrutiyet’in ilanından II. Abdülhamid’in Selanik’e sürgün edilmesine kadar geçen olaylar ile padişahın mal varlığına el konulması ve aleyhine açılan davalar anlatılıyor.

  • Künye: Aydın Çakmak – Sürgünde Bir Hakan, Ötüken Yayınları, tarih, 304 sayfa

Tarquin Hall – Ölümcül Tereyağlı Tavuk Vakası (2014)

Hindistan’ın mahir özel dedektifi Vish Puri, Türkçeye kazandırılan yeni macerasında, bu sefer bölgenin azılı çetelerinin peşine düşüyor.

Pakistan’ın en başarılı kriketçisi Kamran Khan’ın babası, bir ziyafet esnasında ölür.

Sebep, tereyağlı tavuğuna konan bir zehirdir.

Vish Puri bu cinayeti aydınlatmaya koyulurken, bölgenin azılı çetelerini işaret eden ipuçlarına ulaşır. Dedektifimizin işi bu kez oldukça zordur.

Zira cinayetin nedeni, yasadışı bahisçilik olarak görünmektedir.

  • Künye: Tarquin Hall – Ölümcül Tereyağlı Tavuk Vakası, çeviren: Zeliha Babayiğit, Büyülü Fener Yayınları, roman, 384 sayfa

Mehmet Fuad Köprülü – Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar (2014)

Mehmet Fuad Köprülü, İslamiyet’ten sonraki Türk edebiyatında, halk dilini ve halk veznini kullanarak geniş kitlelere ulaşan büyük mutasavvıfların izini sürüyor.

Köprülü burada halk tasavvuf edebiyatı ve ilk mutasavvıf şairlerin hususiyetlerini inceliyor.

Yazar ayrıca, Hoca Ahmed Yesevi ile Yunus Emre başta olmak üzere,

  • Yusuf Hemedani,
  • Arslan Babazade Mansur,
  • Tac Hoca,
  • Ve Süleyman Bakırganî gibi alana önemli katkılar sunmuş isimlerin hayatları ve eserlerini ayrıntılı bir biçimde ele alıyor.

Künye: Mehmet Fuad Köprülü – Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Alfa Yayınları, tarih, 556 sayfa

Adalet Ağaoğlu – Bir Düğün Gecesi (2014)

Adalet Ağaoğlu’nun, Türk aydınının iç dünyasını inceleyen bir anatomi dersi olarak da okunabilecek romanı, ilk yayımlandığı 1979 yılında, verilen bütün edebiyat ödüllerini kazanmıştı.

Bir gecede yaşananları anlatan ve o kült “İntihar etmeyeceksek içelim bari!” cümlesiyle açılan roman, Anadolu kulübündeki bir düğüne katılan Aysel’in iç dünyasına iniyor.

Roman, Aysel’in çevresindeki karakterler ekseninde Türkiye yakın tarihindeki iktidar olgusuyla görkemli bir tarzda yüzleşiyor.

  • Künye: Adalet Ağaoğlu – Bir Düğün Gecesi, Everest Yayınları, roman, 376 sayfa

Ian Robertson – Zafer Sarhoşluğu (2014)

Gücün beyin üzerindeki etkilerini araştıran Ian Robertson, liderlerin beyinlerinde testosteronu artıran gücün, antidepresan ve kaygı giderici özelliklere sahip olduğunu söylüyor.

Gücün denetlenmemesinin, kaçınılmaz olarak beynin işlevlerini çarpıtarak yargı bozukluğu ve risklere karşı kör olmaya yol açacağını savunan Robertson, gücün denetlenmesinde serbest seçimler, liderler için sınırlı görev süresi, özgür basın ve bağımsız yargının ne denli elzem olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Ian Robertson – Zafer Sarhoşluğu, çeviren: Samet Öksüz, Say Yayınları, psikoloji, 327 sayfa

İsolde – Ben Türk Kızı Nasılım (2014)

İsolde, bilhassa son yıllarda dillere pelesenk olmuş “Kezban” konusunu ele alıyor.

Kitap, kendince mizahi bir üslupla, “Kezban nedir?”, “Bir insandan Kezban yaratan o meşum süreç nasıl işler?” gibi soruların yanıtını arıyor ve şu konuları işliyor:

  • Düğünlere giderken yapılan aşırı makyaj,
  • Kadınların futbolsever taklidi yapmaları,
  • Plaza kadınının hususiyetleri,
  • Fondöten, fön, korseli çorap gibi kimi kadın bakımı aksesuarları…

Bizde “Kezban” konusu biraz netameli. Çünkü bu kavram genellenebilir, sosyolojik karşılığı olan bir kavram değil ve daha çok kadınları küçümseyenlerce kullanılır.

Biz yine de, kitabın yazarı İsolde’nin bu kavramı kadınları küçümsemek amacıyla değil, kimi kadınlık hallerine alaycı bir şekilde yaklaşmak niyetiyle kullandığına inanmak istiyoruz.

  • Künye: İsolde – Ben Türk Kızı Nasılım, İsolde, Alakarga Yayınları, anlatı, 278 sayfa

 

G. Willow Wilson – Elif (2014)

G. Willow Wilson, aşk, hackerlık, Arap Baharı ve devlet baskısıyla örülü bir hikâye sunuyor.

Bir Ortadoğu şehrinde yaşayan Elif, yetenekli bir hackerdır. Tahmin edileceği gibi kahramanımızın çalışmaları, baskı ve sansür araçlarını pervasızca kullanan devletin dikkatinden kaçmaz.

Kendini devletin güvenlik aygıtlarıyla sonu gelmez bir kovalamacanın içinde bulan, aynı zamanda üstesinden gelemediği bir aşk açmazıyla da kuşatılmış Elif’in tek çaresi, ölümüne bir kaçıştır.

  • Künye: G. Willow Wilson – Elif, çeviren: Gökhan Sarı, MonoKL Yayınları, roman, 364 sayfa