Thomas Mann – Doyuran Yusuf (2007)

  • DOYURAN YUSUF, Thomas Mann, çeviren: Zeki Cemil Arda, Hece Yayınları, roman, 568 sayfa

doyuran-yusuf

Thomas Mann’in ‘Doyuran Yusuf’u, ‘Yusuf ve Kardeşleri’nin dördüncü cildini oluşturuyor. Roman, yazarın eskiçağ tarihi ve dilbilimine, mitolojik konulara ilgi duymasının ürünü olarak düşünülebilir. Mann bu romanında, din tarihinin önemli figürlerinden Hz. Yusuf’u hikâye ediyor. Kurguda, Hz. Yusuf’un hayatı ve dönemi, babası Yakup Peygamber’den başlayarak anlatılır. Fakat kurgu bunun da ötesine geçerek, bir tarih, uygarlık ve kültür serüvenine dönüşüyor. Mann’in 1926-1942 yılları arasında tamamladığı dizi, dünya edebiyatının bu büyük ustasından kaçırılmayacak bir eser.

Oğuz Adanır – İşitsel ve Görsel Anlam Üretimi (2007)

  • İŞİTSEL VE GÖRSEL ANLAM ÜRETİMİ, Oğuz Adanır, +1 Kitap, sinema, 122 sayfa

isitsel-ve-gorsel

Oğuz Adanır’ın ‘İşitsel ve Görsel Anlam Üretimi’ndeki metinleri, ilk kez 1986 yılında derlenmişti. Konu hakkında yeter derecede kaynağın bulunmadığı o dönemlerde kaleme alınan bu yazılar, daha sonraki özgün çalışmalar için de önemli bir başlangıç oluşturmuştu. İşte yeniden yayınlanan bu söyleşiler, aslında aradan geçen zaman zarfında, yazıların kalitelerinden bir şey kaybetmediklerini, hâlâ konu hakkındaki başlıca kaynaklardan biri olduklarını da gösteriyor. İşitsel ve görsel anlam üretimi ve estetiğine odaklanan Adanır, bu üretimi ve estetiği, esas olarak Türkiye özelinde inceleyerek, daha sonraki çalışmalar için önemli bir çabaya girişmiş oluyordu. Bunun yanında, kendisinin Jean Mitry, Christian Metz, Julia Kristeva ve Herbert Schiller gibi, alanın otorite isimleriyle yaptığı söyleşiler de, kitabın özgünlüğünü sağlayan önemli bir ayrıntı.

Heinrich Mann – Mavi Melek (2007)

  • MAVİ MELEK, Heinrich Mann, çeviren: İlknur Özdemir, İthaki Yayınları, roman, 241 sayfa

mavi-melek

Bir adı da ‘Profesör Unrat’ olan ‘Mavi Melek’, beyaz perdeye uyarlamasında Marlene Dietrich’e uluslararası ün getirmişti. Romanın iki başkahramanı var. Bunlardan biri, otoriter, ezik, sosyal ilişkilerinde beceriksiz bir öğretmen olan Profesör Unrat; diğeri de, Rosa Frohlich adlı genç bir dansçıdır. Mann’in hikâyesi, Unrat’ın Rosa’ya âşık olması ve beraberinde gelişen olaylardır. Fakat romanın olağanüstülüğü, tam da bu aşkın, Unrat’ın dünyasında yaratacağı değişimleri, yıkımları anlatması. Çünkü Rosa’ya âşık olan Profesör, toplumdaki itibarını ve işini kaybetmesi bir yana, peşinden savrulduğu bu aşkın kendisini taşıyacağı bilinmezlere doğru da yol alacaktır. Bu yol alışta, toplumsal tahammülsüzlüklere karşı cephe alan Unrat, kendisiyle de hesaplaşmak zorunda kalacaktır. Mann’in bu eşsiz trajik kurgusunda, aslında kazanan ne toplum ne de birey olacaktır.

 

André Clot – Harun Reşid ve Abbasiler Dönemi (2007)

  • HARUN REŞİD VE ABBASİLER DÖNEMİ, André Clot, çeviren: Nedim Demirtaş, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 285 sayfa

harun-resid

André Clot, tarihçi ve gazeteci. Kendisi uzun yıllar Ortadoğu’daki Müslüman ülkelerde çalıştı ve şu ana kadar İslam uygarlığı hakkında pek çok kitap yazdı. Clot’un bizi ilgilendiren başka bir yönüyse, Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman’ın biyografilerini kaleme almış olması. Yazarın bu son kitabı da, İslam medeniyetinin altın çağını yaşadığı Abbasilere, özellikle de bu devletin oluşumundaki büyük katkısı her tarihçi tarafından teslim edilen Harun Reşid zamanına odaklanıyor. Harun Reşid dönemi ve izleyen iki yüzyıl Arap biliminin altın çağı olarak kabul edilir. Clot, Avrupa medeniyetinin gelişimine de katkıda bulunan bu altın çağın izini sürerek, şimdi savaş alanına dönmüş Ortadoğu’nun, bir zamanlar nasıl bir medeniyetler coğrafyası olduğuna dikkat çekiyor. Clot’un özenli anlatımında, Abbasilere dair önemli ayrıntılar da yer alıyor.

Nergis Canefe – Anavatandan Yavruvatana Miliyetçilik, Bellek ve Aidiyet (2007)

  • ANAVATANDAN YAVRUVATANA MİLLİYETÇİLİK, BELLEK VE AİDİYET, Nergis Canefe, çeviren: Deniz Boyraz, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 451 sayfa

anavatandan-yavruvatana

Nergis Canefe’nin asıl olarak, milliyetçilik sorunu üzerine kaleme aldığı ‘Anavatandan Yavruvatana Milliyetçilik, Bellek ve Aidiyet’, Türk milliyetçiliğinin doğasından Kıbrıslılığın aldığı farklı biçimlere; zorunlu göçlerin, işgallerin, hukuksal düzenlemelerin şekillendirdiği kimlik algılarından azınlıkların durumuna kadar geniş bir yelpazede dolaşıyor. Kitap asıl olarak, Canefe’nin egemenlik, milliyetçilik, ulus-devlet ve kimlik inşası, vatandaşlık, azınlık sorunu gibi, günümüz siyasetini oldukça etkileyen konular üzerine yazdığı yazılarından yapılan bir derlemeden oluşturuldu. Yazarın konuya eleştirel yaklaşması ise, kitabı dikkat çekici kılan başlıca unsur. Milliyetçilik son iki yüzyıldır dünyayı etkileyen önemli bir sorun. Canefe’nin derli toplu çalışması, konu hakkında bilgilenmek isteyenlere önerilir.

Yankı Yazgan – Ergenlikten Gençliğe (2007)

  • ERGENLİKTEN GENÇLİĞE, Yankı Yazgan, söyleşi: Didem Ünsal, İş Kültür Yayınları, psikoloji, 99 sayfa

ergenlikten-genclige

Prof. Dr. Yankı Yazgan, klinik çalışmalarını ve bilimsel araştırmalarını ağırlıklı olarak çocuk ve ergen psikolojisi alanında yürütmüş bir isim. Olağanüstü dönemlerin sürprizli sivilcelerle simgelendiği ergenlik çağı, hem ergenler ve hem de ebeveynler için sıkıntılı bir dönem olabiliyor. İşte, yayınevinin ’99 Sayfa’ dizisinden yayınlanan bu kitap, konuyla ilgili her anne-babanın bilmesi gereken ayrıntıları barındırıyor. Çalışma, “Ergenin kafası neden karışıktır?”, “Ergenlik, bunalımlı dönem midir?”, “Ergen, neden arkadaşlarına çok önem verir?”, “Neden okula gitmek ergene anlamsız gelir?” ve “Ergenin anne-babasının nasıl davranması gerekir?” gibi soruları cevaplıyor.

Michael Shermer – İyilik ve Kötülüğün Bilimi (2007)

  • İYİLİK VE KÖTÜLÜĞÜN BİLİMİ, Michael Shermer, çeviren: Sinem Gül, Varlık Yayınları, psikoloji, 399 sayfa

iyilik-ve-kotulugun-bilimi

Michael Shermer’in ‘İyilik ve Kötülüğün Bilimi’, “İnsanlar neden aldatır, dedikodu yapar, ilgi gösterir, paylaşır ve Altın Kural’a uyarlar?” gibi zorlu bir soruya cevap vermeye çalışıyor. Psikolog ve bilim tarihçisi Shermer, bunun cevabını, takımlarla kabilelerin büyüyüp şefliklere ve devletlere dönüştükçe, insanların da birçok primat türünde görülen utanç ve güven gibi ahlaki duyarlıkları etik ilkelere dönüştürmelerinde arıyor. Yazar ahlakın varlığımıza ve davranışlarımıza derinlemesine işlediği ve türün tüm üyelerine yararlı olabilecek daha evrensel, hoşgörülü ve deneyleri temel alan bir etik anlayışın geliştirilmesini öneriyor.

John Milton – Kayıp Cennet (2007)

  • KAYIP CENNET, John Milton, çeviren: Enver Günsel, Pegasus Yayınları, roman, 240 sayfa

kayip-cennet

‘Kayıp Cenet’, Âdem ile Havva’nın cennetten kovuluşunu hikâye ediyor. 17. yüzyılda İngiliz edebiyatının ‘Kör Homeros’u olarak adlandırılan John Milton’un eseri, dinsel Âdem ile Havva mitine edebiyat elbisesi giydirerek, bu tarzın ilklerinden birini gerçekleştirmişti. Milton’un, efsanenin her ayrıntısına sadık kalarak kurguladığı şiirsel metni, roman sanatının gelişiminde önemli bir aşamaya işaret ediyor. Kitabı, tam anlamıyla bir roman olmaktan ziyade destansı bir metin olarak tanımlamak daha doğru. İlk günahın işlenmesiyle başlayan kurgu, çarpıcı yorumları, canlı dili ve edebi göndermeleriyle klasik metin okumak isteyenlere ziyadesiyle hitap ediyor diyebiliriz.

İlhami Durmuş – İskitler (2007)

  • İSKİTLER, İlhami Durmuş, Kaynak Yayınları, tarih, 207 sayfa

iskitler

İlhami Durmuş’un ‘İskitler’i, atlı bir bozkır kavmi olan bu topluluğun tarihte oynadığı role, muhtelif kaynaklardaki izlerine, yayıldığı coğrafik alana, kimliğine ve siyasî tarihine odaklanıyor. Durmuş’un çalışması, kapsamlı olması yönüyle, konuyla ilgilenenler için kaynak kitap olma niteliğinde. Özellikle, yazarın çalışmasını konu hakkındaki yazılara, arkeolojik kaynaklara ve araştırmalara dayandırmış olmasının da, kitabın yetkinliğini oluşturan en önemli unsur olduğunu belirtmekte fayda var. İskitler göçer oldukları için, kendilerine dair en yetkin bilgiler, “Kurgan” adını verdikleri mezarlarından edinildi. Kitap, şu ana karar mezarlardan edinilmiş bilgileri ayrıntılarıyla okuyucuya sunuyor.

Fikri Sağlar ve Emin Özgönül – Kod Adı Susurluk (2007)

  • KOD ADI SUSURLUK, Fikri Sağlar ve Emin Özgönül, Arkadaş Yayınevi, politika, 480 sayfa

kod-adi-susurluk

3 Kasım 1996’da, Susurluk kazasıyla beraber, daha sonra ‘Derin Devlet’ olarak adlandırılacak kirli ilişkiler ağı ortalığa saçılmıştı. Üzerinden on yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen, bu kirli ilişkiler her yönüyle ortaya çıkarılmış değil. Bu konuda çok şey yazıldı, çok şey söylendi. Kazayı olduğu günden itibaren yakından takip eden ve sonrasında da peşini bırakmayan isimlerden biri olan Fikri Sağlar’ın Emin Özgönül ile birlikte hazırladığı bu kitap ise, bu konuda kayıt tutmayı, ayrıca kazanın ardındaki “derin ilişkiler”in çözülmesini amaçlayan bir çalışma. Çok sayıda arşiv belgesi, tanıklık ve eklerden oluşan kitabı, konu hakkında kapsamlı bilgi edinmek isteyenlere öneriyoruz.