Jordan B. Peterson – Anlam Haritaları (2024)

  • Neden farklı yer ve zamanlarda insanlar benzer semboller ve anlamlarla mitler ve hikâyeler üretsinler?
  • Farklı dinî veya ideolojik inançlara sahip insan grupları sonsuz çatışmaya mı mahkûmdur?
  • Bilimin ve dinin iddiaları gerçekten uzlaştırılamaz mı?
  • Grupların teşvik ettiği gaddarlığa yönelik bireysel eğilimi azaltmak için ne yapılabilir?

‘Anlam Haritaları’, modern nöropsikolojinin bize beyin hakkında söyledikleri ile uzun süredir anlatılan ritüeller, mitler ve dinî hikâyeler arasındaki bağlantıyı araştıran kışkırtıcı yeni bir hipotezle bu soruları ele alıyor.

Peterson’ın iddialı disiplinler arası incelemesi, din, bilişsel bilim ve mitoloji ile anlatıya yönelik Jungcu yaklaşımlardan örnekler ortaya koyuyor.

‘Anlam Haritaları’, arkaik ve modern düşüncenin zenginliğine eleştirel bir rehber olmanın yanı sıra insan motivasyonuna ve duygularına dair önemli içgörüler sunuyor.

  • Künye: Jordan B. Peterson – Anlam Haritaları: İnancın Mimarisi, çeviren: Elif Kayurtar, Pegasus Yayınları, psikoloji, 824 sayfa, 2024

Kohei Saito – Antroposen’de Marx (2024)

Marx’ın kapitalizme yönelik ekolojik eleştirisi, küresel iklim kriziyle karşı karşıya olduğumuz bugünlerde önemini her zamankinden çok daha açık bir biçimde gösteriyor.

‘Antroposen’de Marx’, Marx’ın ekolojisinin onun ölümünden sonra Marksistler tarafından 20. yüzyıl boyunca neden marjinalleştirilip bastırıldığını açıklıyor.

Fakat Marx’ın ekolojik eleştirisi, egemen üretimcilik ve tekçilik karşısında Antroposen’de canlanıyor.

Kohei Saito, Marx’ın ve Engels’in bütün eserlerinde yayımlanmış olan yeni malzemeleri inceleyerek Marx’ın büyümeme komünizmi olarak nitelendirilebilecek kapitalizme yönelik alternatif ve bütünüyle özgün fikrini sunuyor.

Geç Marx’ın bu kışkırtıcı yorumu, toplum ve doğa arasındaki ilişkiye yönelik yakın tarihli tartışmalara ışık tutuyor ve okuru 20. yüzyılın reel sosyalizminin hatasını tekrar etmeyen post-kapitalist bir toplumu zihninde canlandırmaya davet ediyor.

Saito, Marx’ın ekolojisi üzerine yazdığı göz alıcı makaleden sonra, bu yeni çığır açıcı kitabında farklı Marksistlerin anti-kapitalist bir perspektiften nasıl çevresel zorluklarla başa çıkmaya çalıştıklarını gösteriyor.

Saito, makalesinin çok ötesine geçen bu yapıtında Marksizm’i kapalı bir sistem olarak değil hareket halinde bir düşünce olarak kavramayı başarıyor.

Kitap, zamanımızın ekolojik Marksizm’ine ve Antroposen’deki komünizme sağlam bir katkı.

  • Künye: Kohei Saito – Antroposen’de Marx: Büyümeme Komünizmi Fikrine Doğru, çeviren: Onur Orhangazi, Ütopya Yayınları, siyaset, 416 sayfa, 2024

Nihat Baş – Türlerin Hukuku (2024)

Bu çalışma, insana bahşedilen o ayrıcalıklı ahlâkî üstünlüğün temelsiz, metafizik bir önerme olduğunu akademik bir titizlikle tartışıyor.

İnsanı hayvandan ayıran zihnî sınırı yıkmıyor, aksine bu sınırın zaten hiç var olmadığını gösteriyor.

Bunun için kutsal kitapları yeniden ve çok daha eleştirel bir gözle okuyor.

Düşünce tarihi içinde çok geniş çaplı bir yolculuk rotası çizen Nihat Baş’ın argümanları karşısında hâlâ dededen kalma ezberlerle ayakta durabilmek çok kolay değil.

Neticede insanların ihlâl edilemez haklara sahip olduğu fikrini, hayvanların da benzer hakları olduğu fikrine doğru teşmil ediyor.

İşte meselenin bam teli de burası zaten.

  • Künye: Nihat Baş – Türlerin Hukuku, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 331 sayfa, 2024

Öner Günçavdı – Nasıl Büyüdük? (2024)

Öner Günçavdı bu çalışmasında, 2017 yılına kadar olan zaman zarfında AKP iktidarının uyguladığı ekonomik büyümenin teorik temellerini inceliyor.

Bu dönemden sonra ekonominin maruz kaldığı dışsal şokların etkisiyle ortaya çıkan kurumsal dönüşümün ekonomide yol açtığı sonuçlar, bu kitaba dahil edilmemiş.

Kuralların yerine daha çok durumsal yönetimin öne çıktığı bugünün Türkiyesi’nde herhangi bir büyüme pratiğinin tutarlı teorik bir çerçeve içinde ele alınması neredeyse imkânsız.

Bu kitapta, bir dönem başarılı bulunan ekonomik uygulamaların, aslında bugünkü sorunlarımızın kaynağını oluşturduğu analitik bir çerçevede anlatılıyor.

O günlerde amaçlanan yüksek büyümenin büyük ölçüde dışarıdan borçlanılan mali kaynaklarla, yapılan harcama tercihlerinin ve uygulanan para politikasının kurumsal çerçevesinin de sonucu olduğu gösteriliyor.

Ayrıca ‘Nasıl Büyüdük?’ ekonomi öğrencileri ile ekonomiye ilgi duyan ve AKP’nin ilk yıllarındaki ekonomik büyümenin nedenlerini ve doğurduğu sonuçları anlamak isteyenler için kaynak niteliğinde.

Kitap, Türkiye’nin 21. yüzyılda ekonomik performansını alışılagelenden farklı bir gözle değerlendiren, beraberinde kullandığı teorik araçları da okuyucuya tanıtan özgün, kapsamlı ve öğretici bir çalışma.

Özellikle ülkenin iki ezeli (ve ebedi) sorunu, yani enflasyon ve dış açıkla büyüme dinamikleri arasındaki karşılıklı karmaşık ilişkiler üzerine önemli gözlem ve analizler sunuyor.

Türkiye ekonomisi son yirmi yılda bir yandan büyürken öte yandan da önemli yapısal sorunlar biriktirdi.

Günçavdı ayrıntılı ve özgün araştırmalarıyla bu gelişmeleri en yakından izleyen iktisatçılardan biri.

Bu çalışmasında son dönemde derinleşen iktisadi sorunların uzun dönemli nedenlerini inceliyor, izlenen politikaların, yapılan siyasi ve iktisadi tercihlerin sonuçlarını gözler önüne seriyor.

Hem bugünkü Türkiye ekonomisini daha iyi anlayabilmek hem de yaşadığımız sorunların nedenlerini doğru teşhis edebilmek ve bunların nasıl aşılabileceği konusunda daha sağlıklı düşünebilmek için okunması gereken önemli bir kitap.

  • Künye: Öner Günçavdı – Nasıl Büyüdük?: 2001 Sonrası Ekonomik Büyümenin Analitik Bir İncelemesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, iktisat, 298 sayfa, 2024

Mustafa Suleyman, Michael Bhaskar – Yaklaşan Dalga (2024)

İnsanlık tarihinde önemli bir eşiğe yaklaşıyoruz.

Her şey değişmek üzere.

Yakında etrafımızda yapay zekâlar olacak.

DNA yazıcılarının ve kuantum bilgisayarlarının, laboratuvar patojenlerinin ve otonom silahların, robot asistanların ve enerji bolluğu dünyasında yaşayacaksınız.

Böyle bir dünyaya hazır değiliz.

Google bünyesindeki yapay zekâ şirketi Deepmind’ın kurucularından olan Mustafa Suleyman bu devrimin merkezindeydi.

Önümüzdeki yıllara bu güçlü ve hızla yayılan yeni teknolojiler dalgası damgasını vuracak.

‘Yaklaşan Dalga’da Suleyman bu teknoloji dalgasının büyük bir bolluk yaratacağını ama öbür yandan da küresel düzenin temeli olan ulus devleti nasıl tehdit edeceğini anlatıyor.

Kırılgan devletlerimiz bir felakete sürüklenirken, varoluşsal bir ikilemin içindeyiz: Bir yanda hayal bile edemeyeceğimiz felaketler, öbür yanda da her saniye gözetim ve baskı altında yaşamak.

Yapay zekâ teknolojisinin merkezinden çıkan bu çığır açıcı kitap, çağımızın en büyük problemi olan güçlü teknolojileri kontrol edebilmeyi, “dizginleme problemini” inceliyor.

Kıyamet ve distopya arasındaki dar yolda yürüyebilecek miyiz?

  • Künye: Mustafa Suleyman, Michael Bhaskar – Yaklaşan Dalga: Teknoloji, Güç ve 21. Yüzyılın En Büyük İkilemi, çeviren: Omca A. Korugan, Doğan Kitap, inceleme, 432 sayfa, 2024

Gemma Lavender – Evrenin Kısa Öyküsü (2024)

Cüce galaksilerden sarmal galaksilere, genç yıldızlardan meteorlara, kırmızı devlerden asteroit kuşaklarına 130 önemli bileşen…

Teoriler, yapıtaşları, geçmiş ve gelecek hikâyeleri…

  • Evren nasıl oluştu?
  • Büyük Patlama’dan hemen sonra neler yaşandı?
  • Güneşimizin akıbeti ne olacak?
  • Yıldızların enerji kaynağı nedir?

Harika görsellerle bezeli, anlaşılır ve yalın diliyle
 ‘Evrenin Kısa Öyküsü’,  evrenin büyüleyici tarihinin tadını
 çıkarmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Gemma Lavender – Evrenin Kısa Öyküsü, çeviren: Cemre Ömürsuyu Seyis, Hep Kitap, bilim, 224 sayfa, 2024

Alex Callinicos – Yeni Felaket Çağı (2024)

Dünya yeni bir felaket çağına giriyor.

İstisna, normal haline geliyor.

1914 ve 1945 arasında yaşanmış olan böylesi son kriz, iki dünya savaşına, Büyük Buhran’a ve Yahudi Soykırımı’na sahne oldu.

Günümüzde insan türü, hızlanmakta olan iklim değişikliğinin neden olduğu kontrol altına alınmayan yangınlar, seller ve diğer aşırı hava olayları ile Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini takiben nükleer savaş tehdidini içeren yeni varoluşsal tehlikelerle karşı karşıya.

Alex Callinicos, bu tehlikelerin ortak kaynağının çuvallamakta olan ve bizi toplumsal bir çöküşe doğru savuran kapitalist sistemin çok-boyutlu krizi olduğunu öne sürüyor.

Bu kriz, doğanın giderek artan bir biçimde tahrip edilişini, emeğin değersizleştirilmesini, küresel finansal krizden bu yana durgun olan bir dünya ekonomisini ve ABD, Çin ve Rusya arasındaki emperyalistler arası artan çatışmaları içeriyor.

Şimdiye kadar bundan en çok faydalanan Beyaz Saray’ı tekrar ele geçirebilecek olan aşırı sağ oldu.

Ancak yeni felaket çağı aynı zamanda bir isyan çağıdır da.

Siyah Hayatlar Önemlidir, #MeToo protestoları ve Sudan, Sri Lanka ve İran’daki isyanları takiben, sistemdeki birçok çatlak sayısız baskı biçimine meydan okuyabilecek ve adil ve sürdürülebilir bir dünyanın yolunu açabilecek daha fazla kitlesel harekete neden olacaktır.

Dünyanın en önemli Marksist düşünürlerinden biri olan Alex Callinicos’un bu olağanüstü kitabı, çağdaş siyaseti, onu tarihini, nedenlerini ve alternatife giden yolu karakterize eden daimi acil durum halini anlamak için son derece gerekli bir okuma.

Callinicos’un dünyanın karşı karşıya olduğu ve çevresel, ekonomik, jeopolitik ve toplumsal olmak üzere birden çok öğeden oluşan kriz üzerine bütünleşik bir bakış açısından düşünmeye yönelik bilinçli çabası, acil olduğu kadar entelektüel anlamda da ödüllendirici.

  • Künye: Alex Callinicos – Yeni Felaket Çağı, çeviren: Onur Orhangazi, Ütopya Yayınevi, siyaset, 328 sayfa, 2024

Dominic Pettman – Libido Zirvesi (2024)

Libidonuzun karbon ayak izi nedir?

Bu son derece özgün kitapta Dominic Pettman, insan arzusu ve ekolojik krizin karşılıklı etki ve sonuçlarını inceliyor.

Pettman’ın anlatısı basit ama şaşırtıcı bir gözleme dayanıyor: Dünya nüfusu arasında libidonun azalması, insan cinsel dürtüsünün kaybı, dünya çapında çevrenin tahribatını yakından takip ediyor.

Antroposen’in ortaya çıkışı erosun azalmasına, cinsel haz ile insan üremesi arasındaki bağın zayıflamasına ve dolayısıyla potansiyel olarak insan neslinin tükenmesine yol açıyor.

Birbirimizle anlamlı bir şekilde ilgilenme kapasitemizin yerini huzursuz, teknolojik olarak geliştirilmiş bir zombi dürtüsü alıyor.

Zamanımızın çevresel krizi aynı zamanda ve eş zamanlı olarak insan üremesinin ve kişiler arası yakınlığın da krizidir.

Freud’un ‘libidinal ekonomi’ dediği şey libidinal ekolojiye dönüşmüştür.

Georges Bataille’dan Donna Haraway’e kadar çok çeşitli düşünürlerin çalışmalarından yararlanan Pettman, bu gelişmeyi eko-cinsellik, poliamori ve diğer ‘libidonun yeşillenmesi’ vakalarına yönelik yeni kültürel ilgiyle ilişkilendirerek libidonun zirvesinin sonuçlarını araştırıyor.

Azalan arzuya dair incelikli bir teoriyi cinsel metaların kültürel analizleriyle birleştiren Pettman’ın yirmi birinci yüzyıl yaşamının arzu halleri anlaşılır ve özgün bir bakışla ele alıyor.

  • Künye: Dominic Pettman – Libido Zirvesi: Seks, Ekoloji ve Arzunun Çöküşü, çeviren: Oya Gürbahçe Teoman, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 160 sayfa, 2024

Cat Bohannon – Havva (2024)

  • Kadın bedeni insanın 200 milyon yıllık evrimine nasıl liderlik etti?
  • Kadınlar neden erkeklerden daha uzun yaşıyor?
  • Kadınların Alzheimer hastası olma ihtimali neden daha yüksek?
  • Cinsiyetçilik evrimi nasıl etkiliyor?
  • Kızlar neden ergenliğe kadar akademik testlerde bütün alanlarda erkeklerden daha iyi sonuçlar elde ederken ergenlikten sonra dengeler değişiyor?
  • Neden kadınlar menopozda her gece ter içinde uyanıyor?

Cat Bohannon, dünyada büyük yankı uyandıran kitabı
 ‘Havva’da, bunlar gibi pek çok merak edilen soruya ışık tutuyor.

‘Havva’ sadece insanlık tarihinin kapsamlı bir analizi değil, aynı zamanda uzun süredir erkek bedenine odaklanan bir dünya için acil ve gerekli bir düzeltme.

Kitaptan bir alıntı:

“Cinsiyetlendirilmiş bir tür olduğumuz için Homo sapiens olmanın ne demek olduğundan bahsederken hesaba katmamız gereken önemli şeyler var. Kadın vücudunu da resme dahil etmemiz gerekiyor. Etmediğimizde ödün verdiğimiz tek şey feminizm olmuyor. Yarımızın memeleri olduğu gerçeğini görmezden geldiğimizde modern tıp, nörobiyoloji, paleoantropoloji ve hatta evrimsel biyoloji de zarar görüyor.”

  • Künye: Cat Bohannon – Havva: Kadın Vücudu, İnsanın 200 Milyon Yıllık Evrimine Nasıl Liderlik Etti?, çeviren: Elif Günay, Hep Kitap, bilim, 488 sayfa, 2024

Eylem Ümit Atılgan – Haksız Tahrik (2024)

Haksız tahrik indirimi, Ceza Kanunu’nun ilgili maddesinde cinsiyete dair herhangi bir ifade bulunmasa da, asıl olarak kadın cinayetinin cezasının indirilmesi anlamına geliyor.

Bu indirim, cezasızlık sorununun bir parçası olduğu kadar, hukuk düzeni ile ataerkil düzen arasındaki “fikir birliği”ne de işaret ediyor.

Feminist hareketin “erkeklik indirimi” demesi, boşuna değil!

Erkeklerin hangi “haksız” fiiller karşısında tahrik olabilecekleri konusundaki fikir birliğini, verilen haksız tahrik indirimlerinde izleyebiliyoruz: “Cilveli cilveli” saat sormak, beyaz tayt giymek, erkekliğine laf etmek, doğum kontrol hapı kullanmak, eşinin ikram ettiği portakal suyunu içmemek…

‘Haksız Tahrik’te Eylem Ümit Atılgan, sayısız mahkeme tutanağı, karar metni ve gazete haberini inceleyerek, buradan çıkan bulguları derinlikli bir okumaya tâbi tutuyor.

Feminist bir hukuk akademisyeni olarak, “haksız tahrik” düzenlemesinin lafzını ve uygulanmasını hukuk sosyolojisinin ve felsefesinin ışığında yorumluyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Haksız tahrik indirimi, isyankâr itaatsizleri öldüren erkeklere ‘erkeklik indirimi’ uygulayarak kadına şiddeti yasal şiddet şeklinde meşrulaştırma aracıdır. Eril tahakkümün hukuk kültüründeki kalesidir.”

  • Künye: Eylem Ümit Atılgan – Haksız Tahrik: Bir Erkeklik Hakkı, İletişim Yayınları, hukuk, 347 sayfa, 2024