Virginia Woolf – Yazınsal Ustalık (2024)

Dünya edebiyatının seçkin yazarlarından Virginia Woolf, roman ve öykülerinin yanında yazdığı edebiyat eleştirileri, denemeler ve anı yazılarıyla da okurlarının dikkatini her zaman çekti.

Çekmeye de devam ediyor.

Woolf, bu seçkideki yazılarında, geçtiğimiz yüzyılın başında bir kadın olarak yazarlık yapmaya çalışmanın zorluklarına değiniyor; kendi edebi hazzına, çağdaşı yazarların eserleri ve kişilikleri üzerine düşüncelerine ışık tutuyor.

Yetenekli bir kalem, aydın bir zihin ve çok yönlü bir entelektüel olarak entelektüel kimliğinin savunmasını yapmış; Henry James’ten E. M. Forster’a bir dizi önemli yazara ilişkin görüşleri ve aktardığı dedikodularla, öğretici, yer yer eğlenceli ama son derece yalın denemeler kaleme almış Woolf.

Edebi zevki, yazma özgürlüğünü ve dönemin en büyük entelektüel sorunlarından biri olan temsilde cinsiyet eşitsizliğini konu edinen denemeleri, bugün bile tazeliğini, geçerliliğini koruyor…

  • Künye: Virginia Woolf – Yazınsal Ustalık: Yazmak, Yazma Özgürlüğü ve Edebi Cinsiyetçilik Üzerine Düşünceler, çeviren: Zuhal İnal Baycılı, Kanon Kitap, deneme, 176 sayfa, 2024

John Horgan – Terörizm Psikolojisi (2024)

  • İnsanlar terör örgütlerine neden ve nasıl katılır?
  • Terör eylemlerini hangi psikososyal süreçlerden geçerek gerçekleştirir?
  • İntihar saldırılarının failleri nasıl yaşantılar eşliğinde bu eylemleri yapmayı kabul eder?

John Horgan’ın kaleme aldığı bu kitap, terörizmin psikolojisine ilişkin mevcut bilgi ve anlayışımızın ötesine geçerek psikoloji biliminin kavramsal çerçevesi içinde terör davranışlarının eleştirel bir çözümlemesine girişiyor.

Terörizmi “patolojik” olarak nitelendiren pek çok araştırmaya rağmen ‘Terörizm Psikolojisi’, bu bireylerde tanımlanabilir herhangi bir psikopatolojinin bulunmadığını göstermekle kalmayıp terörist faaliyetlerde bulunanların neredeyse korkutucu derecede “normal” ve “sıradan” olduğuna dikkat çekiyor.

Horgan, farklı ülkelerde yapılmış araştırmalardan hareketle kitapta, bir teröristin yaşamına dair “İlişkilenme-Katılma-Ayrılma” modelini öne sürüyor ve bu yaklaşımı geliştiriyor.

El Kaide’den radikal solcu örgütlere geniş bir yelpazede çeşitli siyasal şiddet olaylarına karışmış farklı kişilerle yapılan görüşmelerden, eski teröristlerin yaşamöykülerinden ve yakın dönemde gerçekleşen terör saldırılarına dair çalışmalardan yararlanan ‘Terörizm Psikolojisi’, gerek ulusal/uluslararası güvenlik ve siyasal şiddetle mücadele üzerine çalışanlar, gerekse bu konuya merak duyan diğer okurlar için yetkin bir kaynak.

  • Künye: John Horgan – Terörizm Psikolojisi, çeviren: Hilal Akekmekçi Tunalı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 256 sayfa, 2024

Leonie Lutz, Anika Osthoff – Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik (2024)

  • “Çocuğum tableti elinden bırakmıyor.”
  • “İmdat, oğlum oyun bağımlısı oldu!”
  • “Ergen kızım kendi YouTube kanalını açmak istiyor, ne yapmalıyım?”

Bu ve benzer endişeler, bugün anne babaların başlıca dert ve sıkıntı kaynakları arasında.

Öte yandan dijital dünya artık geri dönüşsüz bir şekilde yerleşik ve vazgeçilmez bir olgu olarak hayatımızda.

O halde endişelerimizi nasıl yönetmeli ve çocuklarımızın dijital dünyayla ilişkisini nasıl ele almalıyız?

Çocuklar tıpkı hayatın diğer alanlarında olduğu gibi dijital alanda nasıl hareket edecekleri konusunda da desteğe ve rehberliğe ihtiyaç duyarlar.

Dolayısıyla aileler olarak kendimize şu soruları sormalı ve cevaplarını hep birlikte aramalıyız:

  • Çocuklarımızı gelecekte nasıl bir iş dünyası bekliyor?
  • Araştırma yetkinliği nedir ve çocuklara nasıl kazandırılır?
  • Medya okur yazarlığı eğitimi evde mi, okullarda mı verilmeli?
  • İnternet ne tür tehlikeler barındırır ve çocuklar bunlardan nasıl korunur?
  • Bilgisayar oyunları çocukları şiddete mi yönlendirir?
  • İnternet reklamları ve influencer’lar konusunda çocuklara nasıl farkındalık kazandırılır?
  • Çocuk arama motorları ve öğrenme uygulamaları seçerken nelere dikkat edilmeli?
  • Farklı yaşlar için ne kadar ekran süresi uygundur?
  • İlk cep telefonu için doğru yaş ne olmalıdır?
  • WhatsApp, Instagram, TikTok ve Snapchat gibi platformlarda çocuğun güvenliği nasıl sağlanır?
  • Siber zorbalık, siber uşaklaştırma ve sexting nedir, çocuklar bunlardan nasıl korunur?

Dijital eğitim uzmanları Leonie Lutz ve Anika Osthoff ‘Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik’te internet dünyasında ailece güvenli, yetkin ve yaratıcı bir şekilde var olmanın yollarını tartışıyorlar.

Doğru yönlendirmeyle hem beraber eğlenceli vakit geçirmenin hem de çocukları yarının dünyasına hazırlamanın mümkün olduğunu gösteriyorlar.

Çocuklarının ekran başında geçirdikleri süreden dolayı rahatsızlık duyan, bu nedenle aile yaşamlarının tehlikeye düştüğünü düşünen tüm ebeveynler için ilham verici bir başucu kitabı.

  • Künye: Leonie Lutz, Anika Osthoff – Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik (#yasaklamayönlendir), çeviren: Atilla Dirim, İletişim Yayınları, psikoloji, 239 sayfa, 2024

Rebecca Solnit – Orwell’in Gülleri (2024)

Rebecca Solnit, Orwell’in 1936’da diktiği güllerin hikâyesinden yola çıkarak onun hayatının gözden kaçan yönlerini irdeliyor.

Orwell’in yeryüzünden, havadan, nergislerden, kirpilerden, güllerden ve bahçıvanlıktan büyük keyif alabildiğini ve bu keyfin onun siyasi vizyonuna içkin olduğunu gösteriyor.

Solnit şaşırtıcı ve ezber bozan bağlantılar kurma konusundaki becerisiyle Orwell’i anlatırken, İngiltere’nin kömür madenlerinden İspanya İç Savaşı’na, Kolombiya’nın gül fabrikalarından yalanlar ve otoriteryanizm arasındaki ilişkileri analiz etmeye uzanan bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.

Kitaptan bir alıntı:

“Yazarın biri 1936 baharında gül dikmişti … Bu güllerle ilgili yazıyı okuyalı otuz yıldan fazla olmuştu ama üzerine pek düşünmemiştim. Hepsi birer güldü, o kadar. Halbuki şimdi, uzun süre önce kabullendiğim, o bilinen Orwell ile ilgili yargılarımı ortadan kaldırıyor, daha derine ineyim diye aklımı çeliyorlardı. Orwell kimdi, biz kimdik, ölçülebilir somut bir sonucu olmayan keyif, güzellik ve zaman kavramları; adalet, hakikat, insan hakları ve dünyayı değiştirmek gibi meseleleri önemseyen birinin veya belki de herkesin hayatında nasıl da aynı şekilde yer ediyordu, bunları sorgulatıyorlardı.”

  • Künye: Rebecca Solnit – Orwell’in Gülleri, çeviren: S. Melis Baysal, Minotor Kitap, deneme, 320 sayfa, 2024

Serdar Korucu – Cumartesi Anneleri (2024)

1000 hafta…

Bir başka deyişle yaklaşık 10 milyon 80 bin dakika.

168 bin saat.

7 bin gün.

229 ay.

19 yıl…

Türkiye’nin tartışmasız en uzun soluklu ve hâlâ devam eden eylemi olan Cumartesi Anneleri, 1000. haftasını geride bırakıyor.

Bu çalışma, sesini duyurmak için kendini Galatasaray Meydanı’nda bulanları, bulmak zorunda kalanları konu alıyor.

Ve elbette eylem yapmalarının nedeni olan kayıplarını…

Kitapta Hasan Ocak’tan Rıdvan Kırbayır’a, Hüseyin Taşkaya’dan Rıdvan Karakoç’a pek çok ismin nasıl katledildiği ailelerinin tanıklığıyla anlatılıyor.

  • Künye: Serdar Korucu – Cumartesi Anneleri: Galatasaray Meydanı’nda 1000 Hafta, Doğan Kitap, belgesel, 352 sayfa, 2024

Joseph LeDoux – Bilincin Tarihi (2024)

Bilincimiz bizi diğer canlılardan ne şekilde farklı kılıyor?

Alanında öncü bir nörobilim profesörü olan Joseph LeDoux, tek hücreli organizmalardan başlayıp kompleks canlılara ve insanlara kadar gelerek beynin nasıl evrimleştiğini adım adım anlatıyor.

Milyonlarca yıl önceki atalarımızla aramızdaki benzerliklere yeni bir perspektiften bakan LeDoux canlılığın tarihini başlangıcından bu yana önümüze seriyor ve hayvanlardaki sinir sistemlerinin nasıl oluştuğu, beynin nasıl geliştiği ve insan olmanın ne anlama geldiği gibi sorulara yanıtlar veriyor.

‘Bilincin Tarihi’nde LeDoux, insan davranışlarını anlayabilmenin yolunun, yeryüzündeki ilk organizmaların evrimine bakmaktan geçeceğini öne sürüyor ve evrimsel bir zaman cetvelini takip ederek, var olan ilk tek hücreli canlıların şaşırtıcı bir biçimde bugünkü hücrelerimizin, yani bizim davranışlarımızla aynı düzlemde hareket ettiğini, aynı problemleri çözerek hayatta kaldığını gösteriyor.

Tüm bu bilgiler ışığında, kitap boyunca insan türü olarak doğadaki yerimizle, sinir sistemlerinin evriminin, organizmaların hayatta kalma becerisini geliştirmesiyle ve bilinç diye adlandırdığımız kapasite sayesinde tür olarak nasıl büyük başarılar elde ettiğimizle ilgili bilgiler ediniyoruz.

  • Künye: Joseph LeDoux – Bilincin Tarihi: İnsan Beyninin Gelişiminin 4 Milyar Yıllık Hikayesi, çeviren: Gökhan Güvener, Pegasus Yayınları, bilim, 488 sayfa, 2024

Claire Marin – Kopuş(lar) (2024)

‘Kopuş(lar)’, insan deneyiminin en asli unsurlarından biri olan “kopuş” olgusu ve fikri üzerine kaleme alınmış muhteşem denemelerden oluşan bir kitap.

Felsefeci Claire Marin, yayınlandığı yıl Fransa’da büyük bir yankı uyandıran kitabında bir “kopuş çağı”nda yaşadığımızı ve aşk, ölüm, boşanma, yaşlılık, zorunlu/zorunsuz göç, aile içi şiddet, ağır hastalıklarla mücadele gibi temel insani “sorunların” doğasını doğru anlayabilmek için acilen bir “kopuş pedagojisi” üzerine düşünmeye başlamamız gerektiğini savunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“İster kendimiz seçelim ister maruz kalalım, kopuş bizi dayanılmaz bir psişik ve fiziksel burulmaya tâbi tutar; kimliğimizin, varoluşumuzun biçimini kaybetmesine katlanmamız gerekir. Bu biçimsizleşme sırasında korkunç varlıklara dönüşürüz. İstesek de istemesek de. Mutsuzluk, reddedilmenin utancı, sevgisizliğin şiddetinin getirdiği bir biçim kaybı. Bazen de zalim varlıklara dönüşürüz: karısını ve çocuklarını terk ederek; ebeveynlerini, kökenlerini inkâr ederek; yasayı, değerleri, dini ayaklar altına alarak geri dönmemek üzere çekip giden zalim varlıklara. Çok özel bir ‘omurga’ları olduğu için deformasyona tahammül edebilenler, eğilip bükülmeye en elverişli olanlar bunu atlatır. Bazı yapılar aynı anda hem sağlam hem esnektir… İster biz tercih etmiş ister maruz kalmış olalım, kopuşlar bize aittir. Aileden, arkadaşlardan, sevgiliden, ortamından kopmak; meslek, ülke, dil değiştirmek; belki de bağlardan çok kopuşlar bizi inşa eder.”

  • Künye: Claire Marin – Kopuş(lar), çeviren: Yağmur Ceylan Uslu, İnka Kitap, felsefe, 148 sayfa, 2024

Kolektif – Mazoşizm (2024)

Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2023 “Mazoşizm” başlığını taşıyor.

Yıllığın 15. sayısı, Freud’dan günümüze mazoşizm kavramında ortaya çıkan kuramsal farklılıkları ve bunların kliniğe yansımalarına dair çağdaş makaleleri içeriyor.

Seçkide ayrıca tekrarlama ve çöküş kavramlarına dair bir Freud-Winnicott karşılaştırması, Vamık Volkan’ın “neden savaş” sorusuna büyük grup psikolojisi odaklı yanıtı, Baranger’lerin psikanalize katkıları, analistin bastırılmamış bilinçdışına yaklaşma uğraşının birincil aracı olarak sezgi kavramı ve ebeveyn-bebek terapisinden esinlenen erişkin analizinde analistin metafor nitelikli işlevine üzerine metinler de yer alıyor.

Psikanaliz alanının bugün dünya çapında en köklü ve en kapsamlı hakemli bilimsel dergisi olan The International Journal of Psychoanalysis (IJP) 1920’de Sigmund Freud’un teşvikiyle Ernest Jones tarafından kuruldu.

IJP’nin geçmiş bir yıl içinde çıkmış makalelerinden derlenen Uluslararası Psikanaliz Yıllığı uluslararası psikanaliz camiasında yürütülen güncel tartışmaları, çağdaş klinik deneyimi, kuramsal ve teknik birikimi okurlara Türkçe olarak ulaştırıyor.

Uluslararası Psikanaliz Yıllığı, psikanalist Melis Tanık Sivri editörlüğünde, Psike İstanbul üyesi psikanalistlerden oluşan yayın kurulu tarafından hazırlanıyor.

  • Künye: Avner Bergstein, Bjorn Salomonsson, Catalina Bronstein, Claudia Frank, Denys Ribas, Dominique Bourdin, Jack Novick, Johannes Picht, Jorge Luis Maldonado, Kerry Kelly Novick, Melis Tanık Sivri, Vamık D. Volkan – Mazoşizm (Uluslararası Psikanaliz Yıllığı 2023), çeviren: Aslı Day, Aslı Kuruoğlu, Aylin Erbahar, Bella Habip, Cemile Serin Gürdal, Dicle Gençer Eren, Ebru Salman, Gizem Köksal, Melis Tanık Sivri, Nilgün Taşkıntuna, Şeyda Postacı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 272 sayfa, 2024

Christina Morina – Marksizmin İcadı (2024)

Christina Morina, 19. yüzyıl / 20. yüzyıl dönümünde Marksizmin bir öğreti, bir siyasal hareket, bir ahlâki angajman olarak kurumlaşma evresini; dokuz öncü figürün üzerinden anlatıyor.

‘Marksizmin İcadı’, Fransa, Almanya, Avusturya ve Rusya’daki bu dokuz kahramanın nasıl sosyalleştiğini, Marksizmle nasıl buluştuğunu, sosyalist harekete nasıl angaje olduğunu, “Toplumsal Sorun”la ve emekçilerle somut ilişkisini irdeliyor.

Hepsinin yaşarken tanıklık ettiği 1905 Rus Devrimi’ni nasıl karşıladıklarını mukayese ediyor.

Saha araştırmacısı, kitap- kurdu ve maceraperest tipolojileriyle tasnif ettiği kahramanlarının yol ayrımlarını ve ayrılıkları içindeki ortak noktalarını inceliyor.

Özel bir kuşağın serencamı ile bir siyasal akımın oluşumunun iç içe geçtiği, zengin bir hikâye…

Kitaptan bir alıntı:

“Karl Kautsky, Eduard Bernstein, Rosa Luxemburg, Victor Adler, Jean Jaurès, Jules Guesde, Georgi Plehanov, Vladimir I. Lenin ve Peter B. Struve. Bunların her biri Marksizmin entelektüel kurucu neslinin mensubudur. (…) Onlar kendi ülkelerinde Marksist sosyalizmin önde gelen teorisyen ve pratisyenleri oldular, dolayısıyla ‘Marksizm’in ‘Altın Çağı’nı şekillendirdiler.”

  • Künye: Christina Morina – Marksizmin İcadı: Bir Fikir Dünyayı Nasıl Fethetti, çeviren: Emre Adıyaman, İletişim Yayınları, siyaset, 448 sayfa, 2024

Slavoj Žižek – Hıristiyan Ateizm (2024)

“Ya gerçek ateistler olmak istiyorsak dini bir yapıyla hareket etmeye başlayıp onu içeriden zayıflatmak zorundaysak?”

Slavoj Žižek uzun zamandan beri Hıristiyan teolojisi üzerine yaptığı dikkate değer yorum ve eleştirileri bu çalışmasında derleyip topluyor.

Politik gündemin ve bilimsel tartışmaların en güncel olgularının içinden geçerek yürüttüğü tartışmada, kendisiyle tutarlı materyalist bir ateizmin dolaylı yolunu gösterebilmek için Kutsal Kitapların -tabir-i caizse- altını üstüne getiriyor.

Žižek için ateizmin sorunu basitçe Tanrının varlığı ya da yokluğu problemi değildir.

Bunun yerine inanmama deneyiminin kendisini sorgulamak gerekir: Gerçek bir ateist ancak dinin dolayımından geçtikten sonra hakiki bir inançsızlık deneyimi yaşayabilir.

Çünkü ilahi varlığa müsaade edildiğinde Tanrı zaten kendisini tablodan silecektir.

Hıristiyanlığı eşsiz kılan deneyim insanları Tanrıdan ayıran boşluğun bizzat Tanrının kendisinde bulunmasıdır.

Budist düşünce, diyalektik materyalizm, politik öznellik, Yahudi karşıtlığı, MeToo hareketleri, Siyah mücadelesi, toplumsal cinsiyet tartışmaları etrafındaki gerilimler ve kuantum fiziği, yapay zekâ etrafında dönen tartışmalar gibi geniş bir yelpazeden ilerleyen bu kitap, Žižek’in bugüne kadar teoloji ve din üzerine en kapsamlı çalışması.

‘Hıristiyan Ateizm’ çağdaş spiritüelliğin önde gelen kaynaklarından birisi olan Budist düşüncenin varyantlarını incelikli şekilde çözümlediği gibi, pek çok kafası karışık New Age zırvasının istismarına konu olan kuantum fiziği etrafındaki yorum kargaşasına hakkını vererek geniş bir yer ayırıyor.

Ve birbiriyle bağdaşmaz görünen tüm bu tartışmaların arkasında Žižek’in diyalektiği yanına alan birleştirici kahkahasını duymak mümkün: Savunmamız gereken dini yapının kendi kendisini yok ettiği materyalist prosedürdür; “tanrının kötü veya aptal olduğunu iddia etmek … içindeki ilahi düşüncenin kendisini yok ettiğinden tanrı yoktur diyen iddiadan bile daha rahatsız edicidir.”

  • Künye: Slavoj Žižek – Hıristiyan Ateizm: Nasıl Gerçek Bir Materyalist Olunur, çeviren: Akın Emre Pilgir, Livera Yayınevi, felsefe, 408 sayfa, 2024