Michael Löwy – Demir Kafes (2018)

Michael Löwy’nin Max Weber’e ilgisi, uzun yıllar öncesine dayanır.

Löwy’nin 1969’da yazdığı ‘Weberoloji’ adlı denemesi, Weber’in temel kitabı ‘Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu’na ilişkin yöntem tartışmasıydı.

Löwy şimdi de, Weber’in Karl Marx’la ilişkisini, kendi deyimiyle “Weberci Marksizm” olarak tanımladığı durumu tartışıyor.

Löwy, Weber’in kültürel karamsarlığına, yani bürokratik kapitalist uygarlığa ilişkin, “çelik gibi sert” benzetmesiyle ortaya koyduğu teşhisi ve Weber’in gözünden kapitalizmin bizim için hazırladığı geleceği zengin bir perspektifle yorumluyor.

  • Künye: Michael Löwy – Demir Kafes: Max Weber ve Weberci Marksizm, çeviren: Nihan Çetinkaya, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 176 sayfa, 2018

Jenny Erpenbeck – Gidiyor, Gitti, Gitmiş (2018)

Avrupa’ya göçmen olarak gitmiş on Afrikalı, Almanya’da kendi küçük dünyasında, küçücük dertleriyle boğuşan bir adamın hayatını dönüştürür.

Sıcak bir yaz günü, on Afrikalı göçmen, Berlin’de Kırmızı Belediye Binası’nın önünde toplanarak açlık grevi yapacaklarını açıklar.

Göçmenlerin tek bir talebi vardır: İnsan yerine konmak.

O esnada emekli profesör Richard da, kendi hayatıyla ilgili yanıtlarını bir türlü bulamadığı sorularla boğuşmaktadır.

Profesörün yolu, işgal eylemi yapan bu Afrikalı mültecilerle kesişir.

Richard, kısa süren bir bocalamanın ardından bu göçmenlerin arasına katılmaya karar verir.

Yaşlı profesörün hayatında bu deneyim, ilk kez kozasının dışına çıktığı ve başka dünyalara, başka hakikatlere adım atacağı bir sürece dönüşecektir.

Jenny Erpenbeck’in güzel romanı, bu karşılaşmanın nasıl büyük dönüşümlere gebe olduğunu anlatırken Avrupa toplumunun göçmenlik konusundaki ikiyüzlü tutumunu da çarpıcı bir biçimde tasvir ediyor.

  • Künye: Jenny Erpenbeck – Gidiyor, Gitti, Gitmiş, çeviren: İlknur İgan, Can Yayınları, roman, 328 sayfa, 2018

Melik Saraçoğlu – Hastane Defteri (2015)

Göz ameliyatından sonra 80 gün yüzüstü yatmış yönetmen Melik Saraçoğlu, bu yıkıcı süreci kara mizahla örülü Gözümün Nuru filminde anlatmıştı.

Bu kitap ise, ne zamandır hastanede yattığı ve daha ne kadar burada kalacağı belli olmayan bir karakterin, doktorundan hastabakıcısına ve refakatçisine, bu dehşetli yapıya dair trajikomik tanıklığını sunuyor.

Künye: Melik Saraçoğlu – Hastane Defteri, Everest Yayınları

Kolektif – Kadın Sesleri (2015)

Kadına yönelik onca şiddete, tacize, tecavüze ve cinayete karşı yükselerek adeta bir çığlığa dönüşen kadın sesleri.

Kitaba katılan otuz iki kadın, kadınların öfkelerini, erkek aklın egemen olduğu topluma yönelik eleştirilerini ve daha adil, mutlu, özgür, barışçı yarınlara duydukları umudu ve özlemi dile getirmekte.

  • Künye: Kolektif – Kadın Sesleri, editör: Halil Gökhan, Kafe Kültür Yayıncılık

Kolektif – Coen Kardeşler (2015)

Sinemaya kendi renklerini vermiş Coen Kardeşler’in bugüne kadar çektikleri filmleri ele alan, geçtiğimiz yirmi yıl içinde yapılmış en kapsamlı röportajları bir araya getiren bu derleme, Coen Kardeşler’in o kendine has dünyasının ana hatlarını görünür kılıyor.

İkilinin tarzını kare kare izlemek, onların sinema kaynaklarına dair bilgilenmek isteyenlere önerilir.

  • Künye: Kolektif – Coen Kardeşler, derleyen: William Rodney Allen, çeviren: Deniz Koç, Agora Kitaplığı

David Hoffman – Vatandaşlar Ayaklanıyor (2015)

Bağımsız haber kuruluşu Internews’in kurucusu David Hoffman, despotların başlıca silahı olan cehalet ve korku hükümranlığını yıkmada medyanın rolünü yeniden tanımlıyor.

Türkiye gibi gazeteciliğin can çekiştiği ülkelerde ilaç niyetine okunabilecek kitap, medyanın evrimini ve dijital teknolojilerin imkânlarını tartışıyor.

  • Künye: David Hoffman – Vatandaşlar Ayaklanıyor, çeviren: Füsun Özlen, Paloma Yayınevi

Dionysios Stathakopoulos – Bizans İmparatorluğu’nun Kısa Tarihi (2018)

Bizans üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Dionysios Stathakopoulos’tan, fiziksel dünyasının oluşumundan çöküşüne, Bizans’ı kronolojik ve coğrafi bağlamına yerleştiren özenli bir inceleme.

Kitabın en iyi yanı, Bizans hakkındaki temel bilgileri bir araya getirmesi, dürüst ve ciddi bir anlatımla stereotiplere meydan okuması ve Bizans’ı sağlam bir şekilde hem Avrupa, hem de Ortadoğu Ortaçağ’ı bağlamına yerleştirmesidir diyebiliriz.

Bizans hakkında hem güvenilir hem de derli toplu bir kaynak arayanların kaçırmaması gereken bir çalışma.

  • Künye: Dionysios Stathakopoulos – Bizans İmparatorluğu’nun Kısa Tarihi, çeviren: Cumhur Atay, İletişim Yayınları, tarih, 260 sayfa, 2018

Vladimir Nabokov – Vladimir Nabokov’la Konuşmalar (2018)

En büyük ününü ‘Lolita’ romanıyla kazanmış Vladimir Nabokov, hem kişiliği hem tavrı hem de edebiyatıyla şu ana kadar pek az yazara nasip olacak şekilde tartışılmış isimlerden.

Bu kitap da, Nabokov’la yapılmış en iyi söyleşileri bir araya getiriyor.

Robert Golla tarafından derlenen kitapta Nabokov, hem bir yazar olarak beslendiği kaynakları hem edebiyata ve okura bakışını hem de yazarlık üzerine düşüncelerini bizimle paylaşıyor.

Kitap, Nabokov’un dünyasına daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

Nabokov’un burada paylaştığı düşüncelerinden birkaçı:

“Bir yazarın, bir sanatçının en üstün değeri, başkalarının içinde heyecan uyandırmakta yatar.”

“Benim sağlamak istediğim, hakikaten sanatçı-okurun belkemiğinde hissedeceği o küçük ürperiş.”

“İyi okur da kendi uzaklığından keyif alır, ama iliğine dek titremekten ve gözyaşı dökmekten de heyecanlanır. Çoğu romanda bu ancak yeniden okumayla gerçekleşir. İlk okumada okur öğrenir ve kavrar, ikinci okumada romanın keyfini çıkartır.”

“Yaratıcı sanatçı kendi çalışma odasında, kendi yatak odasında, lambasının ışığının etrafında dolanan bir sürgündür. Orada tamamen yalnızdır. Bir yalnız kurttur. O yüzden birinci sınıf bir kurmaca eserde gerçek çatışma, karakterler arasında değil, yazar ile dünya arasındadır.”

“Zaten yazarlıkta tek kategori olabilir: özgünlük ve yetenek. Bunlar dışında ne bir ekole inanırım, ne bir akıma. Benim toplumsal bir amacım yok, ahlâki bir mesaj vermeye kalkışmam. Ben dille değil, imgelerle düşünür; zevk için, kendime zorluk çıkarmak adına yazarım. Yazarın sanatının, onun gerçek pasaportu olduğuna inanırım…”

  • Künye: Vladimir Nabokov – Vladimir Nabokov’la Konuşmalar, derleyen: Robert Golla, çeviren: Osman Akınhay, Agora Kitaplığı, söyleşi, 320 sayfa, 2018

Rıza Zelyut – Türk Aleviliği (2009)

Araştırmacı Rıza Zelyut ‘Türk Aleviliği’ isimli bu kitabında, Anadolu Aleviliğinin kültürel kökenlerine inmeye çalışıyor.

Klasik Aleviliğin ne olduğu, Alevi sözcüğünün etimolojisi, Alevi ve Sünnilerin ortak kavramları, Kuran ve Alevilik, Alevilik felsefesi, Alevilik ve kadın, 12 İmamlar, Ehlibeyt ve mezhepler, Nusayri Aleviliği, Cem töreni, Alevilerin etnik kimliği ve Kürtler, Osmanlı döneminde Alevi başkaldırıları ve Alevilerin Kutsal yerleri, Zelyut’un ele aldığı konulardan birkaçı.

Çalışmanın, “Anadolu Aleviliğinin Türk kültürünün en eski temelleriyle şekillendiği” iddiası başta olmak üzere, birçok tartışmalı konuya uzandığını da ayrıca belirtmekte fayda var.

  • Künye: Rıza Zelyut – Türk Aleviliği, Kripto Kitaplar, tarih, 493 sayfa

Brad Geagley – Sırtlanların Yılı (2009)

Brad Geagley imzalı ‘Sırtlanların Yılı’, eski Mısır’da geçen bir polisiye roman.

Romanın başkahramanı dedektif Semerket, yetkililer tarafından, bir Teb rahibesinin cinayetini çözmesi için görevlendirilir.

İlk başlarda önemsiz görünen bu cinayet, Semerket’in becerikli çalışmasıyla, III. Ramses’in iktidarına kadar uzanır. Semerket, hırs ve açgözlülükle III. Ramses’i hedef alan bir komployu ortaya çıkarmaya çalışırken, eski eşi Naia’nın da Ramses’in krallığını yıkmak isteyenlerin tarafında olduğunu görecektir.

Asilerin tarafına geçtiği an Ramses’in katledileceğinden emin olan Semerket, kendisi, eşi ya da Ramses’in hayatını kurtarmak arasında seçim yapmak zorunda kalacaktır.

  • Künye: Brad Geagley – Sırtlanların Yılı, çeviren: Petek Tozan, Abis Yayıncılık, roman, 337 sayfa