Steven Lukes – Profesör Caritat’ın Şaşırtıcı Aydınlanması (2015)

‘Profesör Caritat’ın Şaşırtıcı Aydınlanması’, siyaset felsefesi alanındaki çalışmış Aydınlanma filozoflarının da dâhil olduğu, güzel bir siyasal yergi.

Steven Lukes imzalı roman, eşit, özgür ve sınıfsız toplum ütopyası sunmasıyla dikkat çekiyor.

Roman, aydınlanma değerlerine bağlı felsefe profesörü Caritat’ın Askeristan’da başlayıp Yararistan, Ortakistan ve Özgüristan’a uzanan keyifli ve öğretici yolculuğunu anlatıyor.

  • Künye: Steven Lukes – Profesör Caritat’ın Şaşırtıcı Aydınlanması, çeviren: Fisun M. Demir, Pharmakon Yayınları

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Öteki (2015)

Günün birinde uyanıp size tıpatıp benzeyen diğer parçanızla karşılaştığınızda ne hissedersiniz?

Dostoyevski’nin yayımlandığı dönem hakkı yenmiş ikinci romanı, bize 9. dereceden memur Golyadkin’in parçalanmış, yoldan çıkmış ruhundan sesleniyor.

Golyadkin’in adım adım delirişi, yozlaşmış toplumsal değerlere güçlü bir isyan niteliğinde.

  • Künye: Dostoyevski – Öteki, çeviren: Serdar Arıkan, İthaki Yayınları

Christopher Golden – Ağrı Dağı (2018)

Korku-gerilim türünde roman tutkunları, ödüllü ‘Ağrı Dağı’nı ziyadesiyle sevecektir.

Christopher Golden okurlarına, Nuh’un Gemisi efsanesi hakkında tüyler ürperten bir hikâye anlatıyor.

Ağrı’da büyük bir deprem olmuş ve depremin neden olduğu çığ sonucunda ortaya esrarengiz bir gemi çıkmıştır.

Kimilerine göre bu gemi, efsanede bahsedilen meşhur Nuh’un Gemisi’dir.

Kısa bir süre sonra bölgeye arkeologlar, akademisyenler, rehberler ve Türk hükümet görevlilerinden oluşan bir ekip ulaşır.

Ekip geminin bulunduğu bölgeye doğru zorlu bir yolculuğa çıkar ve bu esnada gizemli olduğu kadar korkunç bir durumla karşılaşır:

Bu, esrarengiz bir tabut ve içinde bulunan korkunç cesettir.

İşin asıl dehşet veren yanı ise, ekibin bir mağarada mahsur kaldıktan sonra peş peşe işlenen ürpertici cinayetlerdir.

Şimdi burada bulunan herkes, sonu gelmez bir kötülükle karşı karşıya bulunduğunu ve bu kötülüğün sadece kendilerini değil, tüm dünyayı tehdit edecek denli büyük olduğunu keşfedecektir.

Farklı olayları ilginç bir şekilde birbirine bağlaması ve yüksek temposuyla dikkat çeken ‘Ağrı Dağı’nın, 2018 Bram Stoker en iyi roman ödülünü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Christopher Golden – Ağrı Dağı, çeviren: Cihan Karamancı, İthaki Yayınları, 320 sayfa, 2018

Julia Kristeva ve Philippe Sollers – Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Evlilik (2018)

Julia Kristeva ile Philippe Sollers’in yolları 1966 yılında Paris’te kesişti.

İkili bir yıl sonra, 1967’de evlendi ve bu evlilik, bugün de devam ediyor.

İşte bu kitap da, hayatlarını sanat, edebiyat ve felsefeye adamış bu iki ismin bir anlamda sanat gibi icra ettikleri evliliklerinin hikâyesini anlatıyor.

İkili ile yapılan birebir görüşmelere dayanan kitap, evlilik konusunda düşünmek isteyen ve bu konuda kendinden emin olanlar kadar kafası karışık olanların da aydınlanacağı bir çalışma olarak önerilir.

Kristeva ve Sollers’in, “Aşkı nasıl tarif edersiniz?” sorusuna verdikleri yanıtlar şöyle:

Philippe Sollers: Bu kelimenin her türlü modern duygusal meta sosuna bulanmış öyle kafa karıştırıcı bir kullanımı var ki, insan utanarak ya da reddederek tepki verebiliyor, Céline’in şu tepkisi mesela: “Aşk dediğin şey, sonsuzluğun kanişlerin ulaşabileceği bir düzeye çekilmesidir.” Ama öte yandan bu ciddi bir soru ve cevabı hak ediyor. Sevmediğim bir kelime var, “çift” kelimesi: Hiçbir zaman dayanamamışımdır. Nefret ettiğim bir edebiyatı hatırlatıyor. Julia ile ben, biz evliyiz, tamam ama her birimizin kendi kişiliği, adı, etkinlikleri, özgürlüğü var. Aşk, ötekini bir öteki olarak tam anlamıyla kabul etmek demektir. Eğer bu öteki size çok yakınsa, ki durum budur, bana göre esas olan farklılıkta uyuma dayanmaktadır. Kadın ile erkek arasındaki fark yok edilemez, bir karışım mümkün değildir. O halde söz konusu olan, bir çelişkiyi sevmektir ve güzel olan da budur. Hölderlin’in şu sözlerini düşünüyorum: “Dünyadaki uyumsuzluklar sevgililerin kavgalarına benzer. Barışma çatışmanın ortasındadır ve ayrı olan her şey birbirine kavuşur. Kalpte damarlar birbirinden ayrılır ve yeniden buluşur ve her şey hayattır, tek, sonsuz, ateşli bir hayat.”

Julia Kristeva: Aşkta birbirinden ayrılmaz iki bileşen vardır: Kafa denkliği ve istikrar ihtiyacı ile arzunun insanı sadakatsizliğe götürebilen dramatik gerekliliği. Aşk ilişkisi sadakat ve sadakatsizliğin bu incelikli karışımıdır. Edebiyattaki aşk ilişkileri çok çeşitlilik gösterir: Kibar saray aşkları ve romantik bakış açısından modern dönemin fazla açık ve yoğun keşiflerine kadar. Cinsel ve duygusal düşünceleri bakımından uygarlığımızı tanımlayan her şeyin temelinde sadakat-sadakatsizlik ikilisi yatar.

Künye: Julia Kristeva ve Philippe Sollers – Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Evlilik, çeviren: Aysel Bora, Yapı Kredi Yayınları, anlatı, 104 sayfa, 2018

Gordon H. Orians – Yılanlar, Gündoğumları ve Shakespeare (2018)

Afrika’dan ayrıldıktan ve sıcak-soğuk iklimlere, yeni beslenme tarzlarına uyum sağladıktan sonra farklı beden biçim ve boyutlarına evrildik, cilt rengimiz ve bağışıklık tepkilerimiz değişti.

Fakat ne kadar değişsek de, neden atalarımızdan gelen mirasın önemli bir kısmını halen koruyoruz?

Şöyle bir örnekle bu durumu açıklayalım:

Madagaskar’daki hiçbir karayılanı insan hayatını tehdit etmez.

Adada insan yaşamının başladığı iki bin yıl öncesinden bugüne dek yılanlar hiçbir insanı ciddi bir şekilde yaralamamıştır.

Gelgelelim, Malgaşların çoğu neredeyse evrensel olan o yılan korkusunu yaşar.

Bunun gibi daha pek çok örnek verebiliriz.

Bu kitabın yazarı evrim biyoloğu Gordon Orians, bir davranış devam ediyorsa bunun nedeninin genetik mutasyonun ve genetik sürüklenmenin o davranışı saf dışı bırakmasına yetecek kadar zamanın geçmemiş olması şeklinde açıklıyor.

İşte bu güzel kitap da, atalarımızın bize bıraktığı mirası, en güncel araştırmaların verilerinden yola çıkarak ve ayrıca zengin örneklerle harmanlayarak bize adım adım anlatmasıyla, konu hakkında çok değerli bir kaynak.

Kitapta, atalarımızın ıslıkla bal aradığı günlerden, henüz Afrika savanlarında yaşadığımız günlerden gelen hayaletlere, öğrenmenin beraberinde getirdiği büyük maliyetten arazi ve çayırlarda hayatta kalmak için geliştirdiğimiz sıra dışı yöntemlere, yerleşmek ve yurt tutmanın evrim sürecindeki yerinden doğayı düzene sokmak için verilmiş amansız mücadeleye kadar birçok ilgi çekici konu burada irdeleniyor.

Kitaptan alıntı:

“Bir davranış devam ediyorsa bunun nedeni genetik mutasyonun ve genetik sürüklenmenin o davranışı saf dışı bırakmasına yetecek kadar zamanın geçmemiş olmasıdır veyahut genler uyumsal ve aktif olarak seçilen bir özelliği kodlamış da olabilirler. Son araştırmalar, doğal seçilimde elenmiş olsalar bile davranış modellerinin uzun süre devam edebileceğini gösteriyor.”

“Estetik konusunda evrimsel yaklaşım, güzellik ve çirkinliğin nesnelerin yapısal özellikleri olmadığını öne sürer. Buna göre güzellik ve çirkinlik, nesnelerin özellikleri ile insanın sinir sistemi arasındaki etkileşimden kaynaklanmıştır. Yani, güzel nesneler onlara olumlu tepki verdiğimizde hayatımızı iyileştiren -yani hayatta kalma, eş bulma ve yavrulama olasılığımızı artıran şeylerdir.”

  • Künye: Gordon H. Orians – Yılanlar, Gündoğumları ve Shakespeare: Evrim Beğenilerimizi ve Korkularımızı Nasıl Şekillendirir?, çeviren: Aysun Babacan, Metis Yayınları, bilim, 256 sayfa, 2018

Maylis de Kerangal – Yaşayanı Onarmak (2015)

İç burkucu olduğu kadar, büyük ümit de uyandıran, organ naklinin hayat verdiği insanların hikâyeleri.

Romanda karşımıza çıkan Simon Limbres, kendi organlarının başka insanlara nakledilmesiyle, adeta suyun yayıldığı bir kaynak gibi başka hayatlara can verir.

Sörf yaparken kaza geçiren, ardından komaya giren Limbres’in organları ailesi tarafından bağışlanır ve bu organlar sayesinde başka insanların eksik hayatları tamamlanır.

  • Künye: Maylis de Kerangal – Yaşayanı Onarmak, çeviren: Duygu Dalgakıran, Domingo Kitap

Armağan Ethemoğlu – Güneş Hanım veya Kar (2009)

Armağan Ethemoğlu’nun ilk romanı, 2004 yılında yayımlanan ‘Son Masal’dı.

Yazar, ilk eserindeki gibi, fantastik, masalsı yönleri ağır basan bu romanında ise, sürekli ad değiştirmek zorunda kalan bir karakterinin hüzünlü dünyasına odaklanıyor.

Dokuz kez adını değiştiren bu karakterin ilk adı Ayşe, son adı da Güneş Hanım’dır.

Fakat bu ad değiştirmelerin bir oyun icabı değil, zorunluluktan kaynaklanması, bu hikâyeyi trajik hale getirir.

Zira her isim değiştiğinde, dünyası da tümüyle değişen karakter, parçalı, hiçbir zaman bir bütün teşkil etmeyen dünyasında bocalar.

Roman, Güneş Hanım’ın acısını, güneş, bulut, biblolar ve hayvanların da rol aldığı, masalsı bir dünyanın içinden veriyor.

  • Künye: Armağan Ethemoğlu – Güneş Hanım Veya Kar, Remzi Kitabevi, roman, 254 sayfa

Mark Lynas – 6 Derece (2009)

Mark Lynas, ‘6 Derece’de, giderek ısınan dünyada, insanlığı nasıl bir geleceğin beklediğini, gerçekçi bir şekilde gözler önüne seriyor.

Yaşlı dünya için en büyük tehlikelerden biri olarak kabul edilen küresel ısınmaya odaklanan Lynas, her bir derece sıcaklık artışında kıyıların, kentlerin, ormanların, nehirlerin, ekili toprakların ve dağların ne hale geleceğini inceliyor ve küresel ısınmaya karşı nasıl tedbirler alınabileceğini irdeliyor.

Hangi doğru kararların verilmesiyle gezegenin ve dolayısıyla insanlığın kurtulabileceğini gösteren Lynas, küresel ısınmayı neden olan büyük devletleri de, çok geç kalmadan, sorumluluk almaya çağırıyor.

  • Künye: Mark Lynas – 6 Derece, çeviren: Duygu Akın, Kutlukhan Kutlu ve Aysun Yavuz, NTV Yayınları, ekoloji, 277 sayfa

İsmail Cem – Türkiye, Avrupa, Avrasya: Birinci Cilt (2009)

İsmail Cem ‘Türkiye, Avrupa, Avrasya’nın bu birinci cildinde, Türkiye dış siyasetinin geçmişini, günümüzdeki durumunu ve geleceğini değerlendiriyor.

Dış siyaset stratejisi, Yunanistan ve Kıbrıs, bu cildin asıl çerçevesini oluşturuyor.

Türkiye dış siyasetini beş yıl yöneten Cem’in deneyimlerini, gözlemlerini örnekler yoluyla sunan kitap, dış siyaset üzerine düşünecek veya yazacak kişiler kadar, bunu meslek edinmiş olanlar için de kapsamlı ve bütünlüklü bir okuma sunuyor.

Dışişleri Bakanlığı yaptığı dönemde yenilikçi ve özgün bir politika yürüten Cem’in eseri, Türkiye’nin dış siyaset alanında nasıl yenileşmeye gidebileceğini detaylı bir biçimde irdeliyor.

  • Künye: İsmail Cem – Türkiye, Avrupa, Avrasya: Birinci Cilt, İş Kültür Yayınları, siyaset, 305 sayfa

Rémi Fournier Lanzoni – Başlangıcından Günümüze Fransız Sineması (2015)

Sinemanın keşfinden bu yana dünyanın en verimli ve yaratıcı sinemalarından olan Fransız sinemasının sistematik ve kapsamlı analizi.

Yaklaşık onar yıllık dönemler dâhilinde Fransız ulusal sinemasının içinde bulunduğu ekonomik, politik ve kültürel bağlam içinde ustaca değerlendirmesi, kitabın en önemli artısı.

  • Künye: Rémi Fournier Lanzoni – Başlangıcından Günümüze Fransız Sineması, çeviren: Ertan Yılmaz, Küre Yayınları