Jenny Diski – Trendeki Yabancı (2025)

Jenny Diski’nin ‘Trendeki Yabancı: Amerika’yı Katederken Kesintilerle Hayal Kurup Sigara İçmek’ (‘Stranger On A Train: Daydreaming and Smoking Around America’) adlı eseri, yazarın Amerika Birleşik Devletleri’ni trenle yaptığı yolculuğu ve bu yolculuk sırasında yaşadığı deneyimleri anlatıyor. Diski, yolculuk boyunca tren kompartımanında geçirdiği zamanı düşünmek, hayal kurmak ve sigara içmekle geçiriyor. Bu süreçte, Amerika’nın farklı bölgelerinden insanlarla tanışıyor, onların hikayelerini dinliyor ve kendi iç dünyasına doğru bir yolculuk yapıyor.

Kitap, Diski’nin kişisel deneyimleri üzerinden Amerika’nın toplumsal ve kültürel yapısına dair gözlemlerini içeriyor. Yazar, yolculuk boyunca karşılaştığı insanların yaşam tarzlarını, değerlerini ve inançlarını kendi perspektifinden yorumluyor. Bu yorumlar, zaman zaman ironik, zaman zaman eleştirel bir üslupla okuyucuya sunuluyor.

Diski’nin anlatımı, tren yolculuğunun monotonluğu ve dinginliğiyle uyumlu bir şekilde ilerliyor. Yazar, düşüncelerini ve gözlemlerini akıcı bir dille ifade ederken, okuyucuyu da kendi iç dünyasına davet ediyor. Kitap, sadece bir seyahatname değil, aynı zamanda yazarın kişisel düşüncelerini, duygularını ve deneyimlerini yansıtan bir otobiyografik eser olarak da değerlendirilebilir.

Sonuç olarak, kitap, Jenny Diski’nin Amerika’yı trenle yaptığı yolculuk sırasında yaşadığı deneyimleri ve bu deneyimler üzerinden yaptığı gözlemleri anlatan samimi ve içten bir eser. Kitap, seyahat, kişisel gelişim ve kültürel gözlem konularına ilgi duyan okuyucular için keyifli bir okuma deneyimi sunuyor.

  • Künye: Jenny Diski – Trendeki Yabancı: Amerika’yı Katederken Kesintilerle Hayal Kurup Sigara İçmek, çeviren: Nurhayat Çalışkan, Everest Yayınları, gezi, 336 sayfa, 2025

Bruno Bettelheim – Freud ve İnsan Ruhu (2025)

Bruno Bettelheim’ın ‘Freud ve İnsan Ruhu’ (‘Freud and Man’s Soul’) adlı kitabı, Freud’un psikanalitik teorisini yeniden yorumlayarak, onun düşüncelerinin temelindeki insani ve kültürel öğeleri ortaya çıkarıyor. Bettelheim, Freud’un çalışmalarının genellikle bilimsel ve nesnel bir yaklaşımla ele alındığını, ancak Freud’un kendi kültürel bağlamının ve insani deneyimlerinin de göz ardı edildiğini savunur. Bu kitapta, Freud’un dilinin ve kavramlarının, aslında Yahudi geleneği ve kültürüyle nasıl iç içe olduğunu gösterir.

Bettelheim, Freud’un “ruh” kavramına odaklanarak, onun aslında insanın iç dünyasına, duygusal ve spiritüel deneyimlerine yaptığı vurguyu yeniden canlandırır. Freud’un “id”, “ego” ve “süperego” gibi kavramlarının, aslında insanın temel dürtüleri, bilinçli düşünce süreçleri ve toplumsal değerler arasındaki etkileşimi anlamak için bir çerçeve sunduğunu öne sürer. Ancak, bu kavramların sadece mekanik ve yapısal olarak ele alınmasının, insanın karmaşık ve çok boyutlu doğasını anlamak için yeterli olmadığını savunur.

Bettelheim, Freud’un psikanalitik teorisinin, insanın anlam arayışını, değerlerini ve ilişkilerini nasıl etkilediğini derinlemesine inceler. Ona göre, Freud’un düşünceleri, insanın kendi iç dünyasını keşfetmesine, kendi duygusal deneyimlerini anlamasına ve kendi yaşamına anlam vermesine yardımcı olabilir. Ancak, bu sürecin, sadece bilimsel bir analizle değil, aynı zamanda insanın kendi kültürel ve toplumsal bağlamını da dikkate alarak mümkün olduğunu vurgular.

Sonuç olarak, Bettelheim’ın kitabı, Freud’un psikanalitik teorisine yeni bir bakış açısı getirerek, onun düşüncelerinin insani ve kültürel boyutlarını yeniden keşfetmemizi sağlar. Kitap, Freud’un çalışmalarının sadece bilimsel bir analizle değil, aynı zamanda insanın kendi iç dünyasını ve yaşamını anlamak için nasıl bir araç olabileceğini gösterir.

  • Künye: Bruno Bettelheim – Freud ve İnsan Ruhu, çeviren: Elif Okan Gezmiş, Sfenks Kitap, psikanaliz, 102 sayfa, 2025

Edhem Eldem – Mitler, Gerçekler ve Yöntem (2025)

Edhem Eldem’in ‘Mitler, Gerçekler ve Yöntem’ adlı eseri, bir Osmanlı tarihçisinin merakının ve titizliğinin bir ürünü olarak, farklı dönemlere ve konulara ışık tutan makalelerden oluşuyor. Bu kitap, Eldem’in bir resme dair genel kanıları sorguladığı, bir Osmanlı bürokratının hayat hikayesindeki tercihlerini incelediği, yeniçerilerin mezarlarının akıbetini araştırdığı ve 19. yüzyılın başındaki bir intihal olayını mercek altına aldığı geniş bir yelpazede, Osmanlı tarihine ilişkin bir dizi miti sorguluyor.

Eldem’in bu eseri, sadece Osmanlı tarihinin yazımına dair genel ve özel yöntem önerileri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda tarihçinin bakış açısının günümüze kadar uzandığını da gösteriyor. Yazar, Osmanlı tarihinin farklı dönemlerine ve konularına dair derinlemesine bir analiz sunarken, tarihçinin rolünü ve sorumluluğunu da vurguluyor. Kitap, tarihçinin sadece geçmişi değil, bugünü de anlamak için nasıl bir bakış açısına sahip olması gerektiğini gözler önüne seriyor. Ayrıca, okuyuculara yazarın Collège de France’a uzanan tarihçilik kariyeri hakkında kapsamlı bir söyleşi de sunuluyor. Bu söyleşi, Eldem’in akademik yolculuğunu ve tarihçiliğe bakış açısını daha yakından tanımamızı sağlıyor. ‘Mitler, Gerçekler ve Yöntem’, Osmanlı tarihine ilgi duyan herkes için okunması gereken bir eser.

  • Künye: Edhem Eldem – Mitler, Gerçekler ve Yöntem: Osmanlı Tarihinde Aklıma Takılanlar, Alfa Yayınları, tarih, 384 sayfa, 2025

Gülhan Balsoy – Osmanlı’da Avare Kadınlar (2025)

On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı toplumunda, “çoklu kriz” olarak adlandırılan bir dönemde, kadınlar yalnızlığın farklı biçimleriyle yüzleşmek zorunda kalmışlardır. Kimileri eşlerini kaybetmiş, kimileri terk edilmiş, kimileri ise başka nedenlerle yalnızlığa itilmiştir. Bu kadınlar, sadece ekonomik zorluklarla değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal yargılarla da mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Dönemin orta sınıf ahlak anlayışı, bu kadınları büyük bir tehdit olarak görmüştür. Onlar ya başıboş, toplumsal düzeni tehdit eden “kurtlar” gibi algılanmış ya da korunmaya muhtaç, yozlaşmaya açık “kuzular” olarak etiketlenmişlerdir.

Gülhan Balsoy’un bu eseri, Osmanlı toplumunda kadınların yalnızlığının nasıl algılandığını, sosyal yardım kuruluşlarının bu kadınlara nasıl yaklaştığını ve terk edilen kadınların nasıl damgalandığını derinlemesine inceliyor. Kitap, evlilik dışı ilişkiler, gayrimeşru çocuklar ve toplumun gözünde “düşmüş kadın” imgesi etrafında şekillenen bir anlatı sunarak, bireysel trajedilerle toplumsal kaygıların nasıl iç içe geçtiğini gözler önüne seriyor. Arşiv belgelerinin yanı sıra, 20. yüzyılın başlarında yazılan ‘Refet’ ve ‘Gayya Kuyusu’ romanlarından da yararlanan Balsoy, “avare kadınların” devlet ve toplum arasında nasıl hayatta kalma mücadelesi verdiklerini incelikli bir yaklaşımla ortaya koyuyor. Bu kitap, Osmanlı toplumunun kadınlara yönelik bakış açısını ve yalnız kadınların yaşadığı zorlukları anlamak için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Gülhan Balsoy – Osmanlı’da Avare Kadınlar: 19. Yüzyıl Aile Krizi ve Kadın Yoksulluğu, Fol Kitap, tarih, 200 sayfa, 2025

Michael Denis Higgins – Antik Dünyanın Yedi Harikası (2025)

Michael Denis Higgins’in ‘Antik Dünyanın Yedi Harikası: Bilim, Mühendislik ve Teknoloji’ (‘The Seven Wonders of the Ancient World – Science, Engineering and Technology’ adlı kitabı, antik dünyanın yedi harikası olarak bilinen yapıların ardındaki bilimsel, mühendislik ve teknolojik başarıları detaylı bir şekilde inceliyor. Higgins, bu yapıların inşasında kullanılan yöntemleri, karşılaşılan zorlukları ve bu zorlukların nasıl aşıldığını, dönemin bilimsel ve teknolojik bilgisi ışığında ele alıyor.

Kitap, sadece yapıların tarihi ve mimari özelliklerine değil, aynı zamanda bu yapıları inşa eden toplumların sosyal, ekonomik ve kültürel yapılarına da ışık tutuyor. Piramitlerin inşasındaki iş gücü organizasyonu, sulama sistemlerinin ve ticari yolların geliştirilmesi, dönemin teknolojik yeteneklerinin bir yansıması olarak ele alınıyor.

Higgins, her bir yapıyı ayrıntılı bir şekilde inceleyerek, o dönemin mühendislik dehasını ve teknik bilgisini gözler önüne seriyor. Örneğin, Mısır piramitlerinin inşasındaki taş blokların nasıl taşındığı, devasa heykellerin nasıl yapıldığı, İskenderiye Feneri’nin nasıl inşa edildiği gibi konular, kitabın temel odak noktalarını oluşturuyor.

Kitap, antik dünyanın yedi harikasının sadece birer anıt olmadığını, aynı zamanda o dönemin bilimsel ve teknolojik yeteneklerinin birer kanıtı olduğunu vurguluyor. Higgins, bu yapıları incelerken modern bilimsel ve mühendislik yöntemlerini kullanarak, o dönemin insanlarının ne kadar ileri görüşlü ve yetenekli olduğunu ortaya koyuyor.

Sonuç olarak bu eser, antik dünyanın yedi harikasına farklı bir bakış açısı getirerek, bu yapıların arkasındaki bilimsel ve teknolojik başarıları anlamamızı sağlıyor. Kitap, tarih, mühendislik ve arkeolojiye ilgi duyan herkes için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Michael Denis Higgins – Antik Dünyanın Yedi Harikası: Bilim, Mühendislik ve Teknoloji, çeviren: Ilgın Yağmur Eker, Kronik Kitap, tarih, 320 sayfa, 2025

 

Murat Beşer – Nesrin Sipahi (2025)

Murat Beşer’in kaleme aldığı “Nesrin Sipahi: Sahnelerin, Radyoların, Plakların Hanımefendisi’, Türk müziğinin zarif ve unutulmaz sesi Nesrin Sipahi’nin sadece müzikal yolculuğunu değil, aynı zamanda bir dönemin kültürel dokusunu da aydınlatan bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Yeşilköy’ün sakin sokaklarından başlayıp, radyoların büyülü dünyasına, plak kayıtlarının ölümsüz seslerine, görkemli turnelere ve ışıltılı gazinolara uzanan bu muazzam başarı öyküsü, Sipahi’nin hayatının sadece bilinen yönlerini değil, aynı zamanda onun derin ve çoğu zaman gizli kalmış yönlerini de gün yüzüne çıkarıyor.

Kitap, sanatçının kariyerinin zirvelerinden, kurduğu samimi dostluklara, sıkı sıkıya bağlı olduğu aile ilişkilerinden, hayatının renkli ve unutulmaz anılarına kadar geniş bir yelpazede detaylar sunarak, okuyucuyu adeta bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Bu yolculuk, sadece Nesrin Sipahi’nin hayatının bir portresini çizmekle kalmıyor, aynı zamanda bir dönemin kültürel portresini de gözler önüne seriyor.

Burhan Felek’in “müziğimizin yüz akı” olarak tanımladığı Nesrin Sipahi’yi yakından tanıyanlar için bu kitap, nostaljik bir zevk sunarken, yeni nesiller için de ilham verici bir müzikal yolculuk vaat ediyor. Sipahi’nin hayatı, sadece müzikle değil, aynı zamanda bir dönemin sosyal ve kültürel yaşamıyla da iç içe geçmiş bir hikâye olarak okuyucunun karşısına çıkıyor. Bu kitap, Nesrin Sipahi’nin sadece bir sanatçı olarak değil, aynı zamanda bir insan olarak da ne kadar özel ve değerli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Kitaptan bir alıntı:
“Nesrin Sipahi, hem radyoda, hem plak dünyasında, hem de sahnelerde gerçek bir yıldızdı. (…) Tüm yeteneğine rağmen son derece mütevazı ve sakin bir karaktere sahipti. Ekolünün yegâne temsilcisi ve bir daha benzeri gelmeyecek biriydi o.”

  • Künye: Murat Beşer – Nesrin Sipahi: Sahnelerin, Radyoların, Plakların Hanımefendisi, İletişim Yayınları, biyografi, 184 sayfa, 2025

Neville Symington – Akıl Sağlığının Örüntüsü (2025)

Neville Symington’ın ‘Akıl Sağlığının Örüntüsü’ (‘A Pattern of Madness’) adlı eseri, deliliğin doğasını ve insan ruhundaki yerini inceleyen derinlemesine bir çalışma. Symington, deliliği sadece bir hastalık veya bozukluk olarak değil, aynı zamanda insan deneyiminin temel bir yönü olarak ele alır. Ona göre delilik, insan ruhunun derinliklerinde var olan ve yaratıcılık, tutku ve özgünlük gibi olumlu niteliklerle de bağlantılı olabilen bir potansiyeldir.

Kitap, deliliğin farklı biçimlerini ve bu biçimlerin insan yaşamındaki anlamlarını inceliyor. Symington, deliliğin sadece bireysel bir deneyim olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir olgu olduğunu da vurguluyor. Ona göre, delilik, toplumun normlarına meydan okuyan ve statükoyu sorgulayan bir güç olarak da işlev görebilir.

Symington, deliliğin insan ruhundaki yerini anlamak için psikanaliz, felsefe, edebiyat ve mitoloji gibi farklı disiplinlerden yararlanıyor. Kitap, deliliğin sadece bir hastalık olmadığını, aynı zamanda insan deneyiminin temel bir yönü olduğunu savunuyor. Symington, deliliğin insan ruhundaki potansiyelini anlamak için, onunla yüzleşmek ve onu kucaklamak gerektiğini ve deliliğin insan ruhundaki potansiyelini anlamak için, onunla yüzleşmek, onu kucaklamak gerektiğini öne sürüyor.

  • Künye: Neville Symington – Akıl Sağlığının Örüntüsü, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 304 sayfa, 2025

John Alexander Armstrong – Milliyetçilikten Önce Milletler (2025)

John Alexander Armstrong’un ‘Milliyetçilikten Önce Milletler’ (‘Nations Before Nationalism’) adlı eseri, modern milliyetçilik kavramının ortaya çıkışından önceki dönemlerde var olan etnik ve kültürel toplulukların nasıl şekillendiğini ve nasıl işlediğini inceleyen çığır açıcı bir çalışmadır. Armstrong, yaygın kabul görenin aksine, milletlerin modern bir olgu olmadığını, aksine milliyetçilikten çok önce var olduğunu savunuyor.

Kitap, etnik kimliklerin ve toplulukların oluşumunda dinin, dilin, coğrafyanın ve siyasi yapıların oynadığı rolleri detaylı bir şekilde ele alıyor. Armstrong, farklı tarihsel dönemlerde ve coğrafyalarda var olan etnik toplulukları karşılaştırarak, onların ortak özelliklerini ve farklılıklarını ortaya koyuyor. Kitapta, Ortaçağ Avrupa’sından Bizans İmparatorluğu’na, Rusya’dan Osmanlı İmparatorluğu’na kadar geniş bir coğrafyada var olan etnik toplulukların incelenmesi yer alıyor.

Armstrong, etnik toplulukların oluşumunda mitlerin, sembollerin ve ritüellerin önemini vurguluyor. Ona göre, bu unsurlar, etnik kimliğin inşasında ve sürdürülmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Kitap, etnik toplulukların sadece kültürel bir olgu olmadığını, aynı zamanda siyasi ve ekonomik güç ilişkileriyle de yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Armstrong, etnik toplulukların nasıl siyasi aktörler haline geldiğini ve nasıl devletlerle etkileşimde bulunduğunu analiz ediyor.

  • Künye: John Alexander Armstrong – Milliyetçilikten Önce Milletler, çeviren: S. Erdem Türközü, Nika Yayınevi, siyaset, 2025

Ross King – Floransa Kitapçısı (2025)

Ross King’in ‘Floransa Kitapçısı’ adlı eseri, Rönesans İtalya’sında yaşayan bir kitapçının hayat hikayesini ve bu süreçte İtalya’da kitapçılığın ve matbaacılığın gelişimini detaylı bir şekilde anlatıyor. Kitap, 15. yüzyılda Floransa’da yaşayan Vespasiano da Bisticci adlı bir kitapçının hayatını merkez alıyor. Vespasiano, sadece kitap satmakla kalmıyor, aynı zamanda dönemin önemli düşünürleri, sanatçıları ve hükümdarlarıyla yakın ilişkiler kuruyor. Kitap, Vespasiano’nun hayatı aracılığıyla Rönesans İtalya’sında kitapların üretimi, dağıtımı ve okunması gibi konularda önemli bilgiler sunuyor.

Kitapta ele alınan başlıca konular:

  • Vespasiano da Bisticci’nin hayatı
  • Rönesans İtalya’sında kitap kültürü
  • Matbaanın icadı ve etkileri
  • Floransa’nın kültürel ve sosyal hayatı
  • Dönemin önemli düşünür ve sanatçıları

‘Floransa Kitapçısı’, Rönesans İtalya’sında kitapların ve bilginin yayılması konusunda önemli bir boşluğu dolduruyor. Kitap, sadece bir kitapçının hayat hikayesini anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda Rönesans dönemi İtalya’sının kültürel ve sosyal hayatına dair de önemli bilgiler sunuyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nda ise durum farklıydı. Arapça, Kuran’ı Kerim’in kutsal dili olduğundan, Osmanlı yetkilileri onun mekanik basımını yasaklamış, yazıcılar ve tezhipçiler de güçlü loncalarıyla matbaaya karşı çıkmışlardı…

  • Künye: Ross King – Floransa Kitapçısı: Rönesans’ı Aydınlatan Elyazmalarının Hikâyesi, çeviren: Belkıs Dişbudak Çorakçı, E Yayınevi, tarih, 496 sayfa, 2025

Armin Hermann – Werner Heisenberg (2025)

Armin Hermann’ın ‘Werner Heisenberg’ adlı biyografisi, 20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden biri olan Werner Heisenberg’in hayatını ve bilimsel çalışmalarını detaylı bir şekilde ele alıyor. Kitap, kuantum fiziğinin temel taşlarından biri olan belirsizlik ilkesini ortaya atan Heisenberg’in hem kişisel hayatına hem de bilimsel kariyerine derinlemesine bir bakış sunuyor.

Hermann, Heisenberg’in çocukluğundan başlayarak, Göttingen ve Kopenhag’daki akademik kariyerine, II. Dünya Savaşı sırasında Almanya’daki nükleer fizik araştırmalarına ve savaş sonrası dönemdeki bilimsel ve siyasi faaliyetlerine kadar geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Heisenberg’in, kuantum fiziği üzerine yaptığı çalışmalarla fizik dünyasında yarattığı devrim ve bu çalışmaların felsefi ve etik boyutları üzerine de önemli tespitlerde bulunuyor.

Kitap, Heisenberg’in sadece bir bilim insanı olarak değil, aynı zamanda döneminin siyasi ve sosyal olaylarına duyarlı bir figür olarak da portresini çiziyor. Heisenberg’in Nazizm dönemindeki tutumu, savaş sonrası dönemdeki bilim insanı sorumluluğu ve atom bombası projesindeki rolü gibi konulara da yer veriliyor.

Hermann’ın biyografisi, kuantum fiziğinin gelişimini ve bu alandaki önemli bilim insanlarından birinin hayatını anlamak için önemli bir kaynak. Kitap, Heisenberg’in sadece bilimsel başarılarını değil, aynı zamanda yaşadığı dönemin zorluklarını ve kişisel mücadelelerini de gözler önüne seriyor. Heisenberg’in belirsizlik ilkesi gibi çığır açan kavramlarını, kuantum mekaniğinin temellerini ve bu teorinin felsefi sonuçlarını merak edenler için bu kitap, derinlemesine bir inceleme sunuyor.

  • Künye: Armin Hermann – Werner Heisenberg 1901-1976: Kuantum Kuramının Kurucularından Heisenberg’in Yaşamı, çeviren: Zekeriya Aydın, Alfa Yayınları, biyografi, 200 sayfa, 2025