Ulufer Oğuzcan – Yitik Renkler Parkı (2007)

  • YİTİK RENKLER PARKI, Ulufer Oğuzcan, Everest Yayınları, şiir, 208 sayfa

yitik-renkler

Öyküleri, denemeleri ve çocuk kitapları dışında, ‘Bir Yerlerde Bir Kadın’, ‘Çığlık Çığlığa’, ‘Bir Ceylan Soluk Soluğa’ ve ‘Bir Dünyamız Vardı Bizim’, Nilüfer Oğuzcan’ın yayınlanmış şiir kitapları. Sekiz bölümden oluşan ‘Yitik Renkler Parkı’ da, uzun zamandır şiir yayınlamayan Oğuzcan’ın son ürünlerinden oluşuyor. Kitapta yer alan ‘Ölümsüz Aşk’ isimli şiirden bir alıntı: “Tarih öncesi miydi, tarih sonrası mı / Zaman erimişti zamansızlıkta / Ağır mı ağırdı hava, sıcak mı sıcak / Çekilmişti kıyılardan sular / Susmuştu börtü böcek… // Ve kayalar / Çıplak, yalın, gizemli / Taştan birer heykeldiler sanki / Tanrılar mı, taşa döndürmüştü onları / Yoksa bir zamanlar onlar mı, Tanrılardı (…)”

Seneca – Phaedra (2007)

  • PHAEDRA, Seneca, çeviren: Çiğdem Dürüşken, İş Kültür Yayınları, oyun, 72 sayfa

phaedra

‘Phaedra’, Roma uygarlığının söylev ustası Seneca’nın ‘Medea’dan sonraki şaheseri. Seneca’nın önemi, kuşkusuz, Antik Yunan tiyatrosunun öncü temalarına kendi damgasını vurarak, bunları kendinden sonra gelen Shakespeare’e kadar ulaştırmasıdır. Yazarın en önemli oyunlarından ‘Phaedra’, tutku ve ümitsizlik arasında sıkışan bir ruhu hikâye ediyor. Vahşi doğa ile insan doğasının karşıt tutkuları bu oyunda kıyasıya savaşır, aşk ve nefret birbirinin içine geçmiş halde verilir. Fakat tüm bunların ötesinde, Seneca’nın insana yaklaşımı her zaman olduğu gibi iyimserdir. Çünkü oyunun temel aldığı aşk, her türlü toplumsal ilke ve yasaya karşı çıkarak, insani yaratının en mükemmel hali olacaktır.

Shelley Freydont – Sudoku Cinayeti (2007)

  • SUDOKU CİNAYETİ, Shelley Freydont, çeviren: Deniz Başkaya, Doğan Kitap, roman, 289 sayfa

sudoku-cinayeti

Shelley Freydont asıl ününü, Broadway gösterileri ve televizyon alanında yapmış bir isim. Daha önce yayınlanan ‘Lindy Haggerty’ dizisi ile kariyerine yazarlığı da eklemişti. Romanın başkahramanı Katie McDonald, Washington’da hükümetin oluşturduğu analiz grubunda görevli bir matematikçi ve bulmaca uzmanıdır. Bir gün McDonald, Bulmaca Müzesi Müdürü P. T. Avondale’den bir mektup alır. Kasabaya yapılacak bir alışveriş merkezi yüzünden müze binası yıkılacaktır ve buna karşı çıkan Avondale de, sürekli tehdit edilmektedir. Mektuptan kısa bir süre sonra Avondale, öldürülmüş halde bulunacak, masasının üzerinde yarısı çözülmüş bir sudoku bulmacasından katilin izini sürmek de McDonald’a düşecektir.

Nesrin Akça Akoğul – Zaman Zaman (2007)

  • ZAMAN ZAMAN, Nesrin Akça Akoğul, Karakutu Yayınları, fotoğraf, 48 sayfa

zaman-zaman

Nesrin Akça Akoğul, hâlen bir hastanede Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapıyor. Doktorluğunun yanı sıra fotoğrafçılık deneyimi de bulunan Akoğul, 1992 yılından beri fotoğraf çekiyor. Çalışmaları daha önce muhtelif ödüller kazanmış olan Akoğul’un ilk sergisi de bu yılın ocak ayında gerçekleşmişti. Sanatçının bu albümdeki fotoğrafları Viyana, Graz gibi şehirler ile Türkiye’nin kimi şehirlerinden kareleri kapsıyor. Kalabalıkları kapsamayan, çoğunlukla en fazla ikili gruplar halindeki insanlar ile mimari perspektiflere odaklanan fotoğraflarda, çocuk unsuru da oldukça yaygın.

Jerome Groopman – Doktorlar Nasıl Düşünür? (2007)

  • DOKTORLAR NASIL DÜŞÜNÜR?, Jerome Groopman, çeviren: Serhat Ataman, Mikado Yayınları, sağlık, 267 sayfa

doktorlar-nasil-dusunur

Jerome Groopman, yaklaşık otuz yıllık klinik deneyimi bulunan bir doktor. Groopman, modern tıbbın birçok gelişme kaydetmesine rağmen, hâlâ en önemli unsurun hastayla doktor arasındaki iletişim, kendisinin deyimiyle “sohbet” olduğunu söylüyor. Dolayısıyla yazarın bu kitabı da, bir doktorun bir hastayı tedavi ederken aklından neler geçebileceği konusuna odaklanıyor. Groopman’in çalışmasının asıl özgünlüğü, hastaların, doktorların doğru yolu bulabilmesi için, sorabilecekleri doğru soruları anlatması.

Thomas Mann – Doyuran Yusuf (2007)

  • DOYURAN YUSUF, Thomas Mann, çeviren: Zeki Cemil Arda, Hece Yayınları, roman, 568 sayfa

doyuran-yusuf

Thomas Mann’in ‘Doyuran Yusuf’u, ‘Yusuf ve Kardeşleri’nin dördüncü cildini oluşturuyor. Roman, yazarın eskiçağ tarihi ve dilbilimine, mitolojik konulara ilgi duymasının ürünü olarak düşünülebilir. Mann bu romanında, din tarihinin önemli figürlerinden Hz. Yusuf’u hikâye ediyor. Kurguda, Hz. Yusuf’un hayatı ve dönemi, babası Yakup Peygamber’den başlayarak anlatılır. Fakat kurgu bunun da ötesine geçerek, bir tarih, uygarlık ve kültür serüvenine dönüşüyor. Mann’in 1926-1942 yılları arasında tamamladığı dizi, dünya edebiyatının bu büyük ustasından kaçırılmayacak bir eser.

Oğuz Adanır – İşitsel ve Görsel Anlam Üretimi (2007)

  • İŞİTSEL VE GÖRSEL ANLAM ÜRETİMİ, Oğuz Adanır, +1 Kitap, sinema, 122 sayfa

isitsel-ve-gorsel

Oğuz Adanır’ın ‘İşitsel ve Görsel Anlam Üretimi’ndeki metinleri, ilk kez 1986 yılında derlenmişti. Konu hakkında yeter derecede kaynağın bulunmadığı o dönemlerde kaleme alınan bu yazılar, daha sonraki özgün çalışmalar için de önemli bir başlangıç oluşturmuştu. İşte yeniden yayınlanan bu söyleşiler, aslında aradan geçen zaman zarfında, yazıların kalitelerinden bir şey kaybetmediklerini, hâlâ konu hakkındaki başlıca kaynaklardan biri olduklarını da gösteriyor. İşitsel ve görsel anlam üretimi ve estetiğine odaklanan Adanır, bu üretimi ve estetiği, esas olarak Türkiye özelinde inceleyerek, daha sonraki çalışmalar için önemli bir çabaya girişmiş oluyordu. Bunun yanında, kendisinin Jean Mitry, Christian Metz, Julia Kristeva ve Herbert Schiller gibi, alanın otorite isimleriyle yaptığı söyleşiler de, kitabın özgünlüğünü sağlayan önemli bir ayrıntı.

Heinrich Mann – Mavi Melek (2007)

  • MAVİ MELEK, Heinrich Mann, çeviren: İlknur Özdemir, İthaki Yayınları, roman, 241 sayfa

mavi-melek

Bir adı da ‘Profesör Unrat’ olan ‘Mavi Melek’, beyaz perdeye uyarlamasında Marlene Dietrich’e uluslararası ün getirmişti. Romanın iki başkahramanı var. Bunlardan biri, otoriter, ezik, sosyal ilişkilerinde beceriksiz bir öğretmen olan Profesör Unrat; diğeri de, Rosa Frohlich adlı genç bir dansçıdır. Mann’in hikâyesi, Unrat’ın Rosa’ya âşık olması ve beraberinde gelişen olaylardır. Fakat romanın olağanüstülüğü, tam da bu aşkın, Unrat’ın dünyasında yaratacağı değişimleri, yıkımları anlatması. Çünkü Rosa’ya âşık olan Profesör, toplumdaki itibarını ve işini kaybetmesi bir yana, peşinden savrulduğu bu aşkın kendisini taşıyacağı bilinmezlere doğru da yol alacaktır. Bu yol alışta, toplumsal tahammülsüzlüklere karşı cephe alan Unrat, kendisiyle de hesaplaşmak zorunda kalacaktır. Mann’in bu eşsiz trajik kurgusunda, aslında kazanan ne toplum ne de birey olacaktır.

 

André Clot – Harun Reşid ve Abbasiler Dönemi (2007)

  • HARUN REŞİD VE ABBASİLER DÖNEMİ, André Clot, çeviren: Nedim Demirtaş, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 285 sayfa

harun-resid

André Clot, tarihçi ve gazeteci. Kendisi uzun yıllar Ortadoğu’daki Müslüman ülkelerde çalıştı ve şu ana kadar İslam uygarlığı hakkında pek çok kitap yazdı. Clot’un bizi ilgilendiren başka bir yönüyse, Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman’ın biyografilerini kaleme almış olması. Yazarın bu son kitabı da, İslam medeniyetinin altın çağını yaşadığı Abbasilere, özellikle de bu devletin oluşumundaki büyük katkısı her tarihçi tarafından teslim edilen Harun Reşid zamanına odaklanıyor. Harun Reşid dönemi ve izleyen iki yüzyıl Arap biliminin altın çağı olarak kabul edilir. Clot, Avrupa medeniyetinin gelişimine de katkıda bulunan bu altın çağın izini sürerek, şimdi savaş alanına dönmüş Ortadoğu’nun, bir zamanlar nasıl bir medeniyetler coğrafyası olduğuna dikkat çekiyor. Clot’un özenli anlatımında, Abbasilere dair önemli ayrıntılar da yer alıyor.

Nergis Canefe – Anavatandan Yavruvatana Miliyetçilik, Bellek ve Aidiyet (2007)

  • ANAVATANDAN YAVRUVATANA MİLLİYETÇİLİK, BELLEK VE AİDİYET, Nergis Canefe, çeviren: Deniz Boyraz, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 451 sayfa

anavatandan-yavruvatana

Nergis Canefe’nin asıl olarak, milliyetçilik sorunu üzerine kaleme aldığı ‘Anavatandan Yavruvatana Milliyetçilik, Bellek ve Aidiyet’, Türk milliyetçiliğinin doğasından Kıbrıslılığın aldığı farklı biçimlere; zorunlu göçlerin, işgallerin, hukuksal düzenlemelerin şekillendirdiği kimlik algılarından azınlıkların durumuna kadar geniş bir yelpazede dolaşıyor. Kitap asıl olarak, Canefe’nin egemenlik, milliyetçilik, ulus-devlet ve kimlik inşası, vatandaşlık, azınlık sorunu gibi, günümüz siyasetini oldukça etkileyen konular üzerine yazdığı yazılarından yapılan bir derlemeden oluşturuldu. Yazarın konuya eleştirel yaklaşması ise, kitabı dikkat çekici kılan başlıca unsur. Milliyetçilik son iki yüzyıldır dünyayı etkileyen önemli bir sorun. Canefe’nin derli toplu çalışması, konu hakkında bilgilenmek isteyenlere önerilir.