Kiara Brinkman – Ağaçların Tepesinde Yükseklerde (2008)

Kiara Brinkman’ın Avrupa’da övgüyle karşılanan ‘Ağaçların Tepesinde Yükseklerde’ isimli bu romanı, sekiz yaşındaki otistik karakteri Sebby’nin yaşadıklarını hikâye ediyor.

Annesini bir trafik kazasında kaybeden Sebby, bu ölümle baş etmeye çalışırken dünyayı algılamaya, yorumlamaya ve öğrenmeye de devam etmelidir.

Brinkman, Sebby’nin yaşadıklarını hikâye ederken, otistik çocukların gerçek hayatta karşı karşıya kaldığı sıkıntıları anlatıyor.

Roman, özellikle Küçük Prens’e yaptığı göndermelerle de zenginlik kazanıyor.

Sebby’nin hikâyesini gerçekçi kılan en önemli unsurlardan biri de, Kiara Brinkman’ın uzun yıllar otistik çocuklarla çalışmış bir uzman olması.

  • Künye: Kiara Brinkman – Ağaçların Tepesinde Yükseklerde, çeviren: İrem Mirzai, Siren Yayınları, roman, 325 sayfa

Stuart Hill – Ateş Kılıcı (2008)

Stuart Hill asıl ününü, ‘Buzlar Ülkesinin Çığlığı’nın yazarı olarak yaptı.

Bu roman, babası savaş alanında ölünce, minik ülkesi Icemark’ın yönetimini eline alan on dört yaşındaki Kraliçe Thirrin’in, fantastik maceralarını anlatıyordu.

Romanın devamı olan ‘Ateş Kılıcı’nda da okuyucunun karşısına çıkacak Kraliçe Thirrin ve küçük ülkesi, yine yirmi yıl önceki gibi, Scipio Bellorum ve kendisinden daha gaddar iki oğlunun ülkelerini istila etmesi tehdidiyle karşı karşıyadır.

Ülkenin tek gücü ise Kraliçe Thirrin, Cadı Baba Oskan ve beş çocuklarıdır.

Fakat çocuklardan bazılarının güçlerini kötüye kullanmaları nedeniyle, aile kötü günler beklemektedir.

  • Künye: Stuart Hill – Ateş Kılıcı, çeviren: Zeliha İyidoğan Babayiğit, Altın Kitaplar, roman, 479 sayfa

Nihat Behram – Tanımlar (2008)

Türkiye sol edebiyatının önemli isimlerinden Nihat Behram’ın ‘Tanımlar’ı, kendisinin son dönem şiirleri ile kırk yıllık serüveninden derlenmiş, kırk şiirini bir araya getiriyor.

Coşkulu, politik, duyarlı, sevinçli ve kimi zaman öfkeli olan bu şiirlerden, ‘İnsana Tanım’ isimli olanından bir alıntı:

“Hiçbir şey heyecanlandırmadı beni

Ayaklanıp

acısının hesabını soran

halktan daha fazla;

bir roman ya da bir filmin

arasında bile ansızın

çıkıverse karşıma

böylesine bir başkaldırı sahnesi:

ne hekimlik kaygılar, ne hakimin yargısı,

Che’nin sesi bilenir ıslığımda,

ince mi ince, derin mi derin, insan mı insan

adları kardeşlerimin:

Spartakus, Rosa Luxemburg, Lenin… (…)”

  • Künye: Nihat Behram – Tanımlar, Everest Yayınları, şiir, 172 sayfa

Berat Beran – Henek (2008)

Berat Beran, Kürtçede şaka anlamına gelen ‘Henek’te, Diyarbakır’ın zengin kültürünü, gülmece tarzında anlatıyor.

Diyarbakır’ın, hem Kürtçe hem de Türkçe kelimelerle harmanlanmış yerel diliyle kaleme alınan ve kullanılan Kürtçe kelimelerin Türkçe açıklamalarının da yer aldığı kitap, anlatılan fıkraların felsefi derinliklerini ve Diyarbakır halk kültüründeki gülmece anlayışını çok iyi bir şekilde yansıtıyor.

Berat Beran 1968 kuşağından bir isim ve yazarın bu yönü de kitabın anlatım biçimini olumlu yönde etkiliyor.

Zira kitap, yarım asır öncesinin Diyarbakır’ını gülmeceyi merkeze alarak anlatırken, aynı zamanda bu dönemin nitelikli bir sosyo-ekonmik ve politik bir panoramasını da çiziyor.

  • Künye: Berat Beran – Henek, İletişim Yayınları, anı, 192 sayfa

Bruce A. Bolt – Depremler (2008)

Bruce A. Bolt’un ‘Depremler’ isimli bu çalışması, sismoloji alanında hem akademik çevrelere hem de konu hakkında bilgilenmek isteyen okuyuculara hitap ediyor.

Bolt çalışmasında,

  • Depremlerin önceden kestirilip kestirilemeyeceği,
  • Depremlerin nasıl ölçüldüğü,
  • Depremlerin tehlikelerinden nasıl sakınılabileceği gibi birçok konuyu aydınlatıyor.

Kitapta ayrıca, okurun konuyu daha derinlemesine araştırabileceğini sağlayacak internet kaynakları da yer alıyor.

Bolt’un, okuru fiziksel ve matematiksel ayrıntılara boğmadığı bu kitabının ilk baskısı 1978 yılında yapıldı ve aradan geçen otuz yıllık süre içerisinde güncellenip dünyanın birçok diline çevrildi.

Çalışma halen, deprem konusundaki en önemli kitaplardan biri.

  • Künye: Bruce A. Bolt – Depremler, çeviren: Ülkün Tansel, TÜBİTAK Yayınları, bilim, 485 sayfa

Harry Cleaver – Kapital’i Politik Olarak Okumak (2008)

Harry Cleaver, ‘Kapital’i Politik Olarak Okumak’ta, Karl Marx’ın ‘Kapital’ isimli eserinde yer alan “değer analizi”ni yeniden inceleyerek, bunun politik işlevini açığa çıkarmayı amaçlıyor.

Cleaver şu ana kadar, eksik bir biçimde, ‘Kapital’in bir ekonomi politik, bir ekonomi tarihi, bir sosyoloji veya bir felsefe çalışması olarak ele alındığını, bu durumun da eseri politik bir araçtan ziyade, akademik bir çalışmanın konusu haline getirdiğini söylüyor.

‘Kapital’in bu politik yönünün, kapitalizme karşı mücadele eden işçiler için bir silah olduğunu söyleyen Cleaver, eserin politik yönünü tekrar vurgulamaya ve onu güncellemeye çalışıyor.

  • Künye: Harry Cleaver – Kapital’i Politik Olarak Okumak, çeviren: Münevver Çelik, Otonom Yayıncılık, siyaset, 254 sayfa

Rose Tremain – Müzik ve Sessizlik (2008)

Rose Tremain, ‘Müzik ve Sessizlik’ isimli bu tarihi romanında, 17. yüzyıl Avrupa’sında yaşayan müzisyen Peter Claire’in trajik hikâyesini anlatıyor.

Peter Claire, Danimarka kralı IV. Christian’ın saray müzisyeni olarak atanır.

İçinde bulunduğu orkestra sarayın altında çalarken, kral yukarıdaki odasında müziği dinlemektedir.

Genç müzisyen, kraliçenin eşini aldattığına tanık olur.

Bu esnada kahramanımız saraydaki hizmetçilerden Emilia’ya da âşık olur.

Roman bu aşkı, sarayda kıyasıya süren iyi ile kötünün savaşı çerçevesinden tasvir eder.

“Kralın meleği” genç müzisyenin, bu kirlenmişlik içinde ruhunu kurtarma çabası, aşkı ve hayalleri arasında gidip gelişleri, romanın en iyi bölümlerini oluşturuyor.

Bu başarılı hikâyenin, 1999 yılı Whitbread Ödülü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Rose Tremain – Müzik ve Sessizlik, çeviren: Emre Kuzuoğlu, Can Yayınları, roman, 507 sayfa

Yılmaz Aysan – ’68 Afişleri (2008)

Yılmaz Aysan, ’68 Afişleri’nde, ODTÜ Devrimci Afiş Atölyesi ile bu birimin dönemin siyasî havasını çok iyi işleyen afişlerinin öyküsünü anlatıyor.

ODTÜ’nün bu olağanüstü yaratıcı birimi, 1968-70 döneminde yeni bir afiş stili geliştirerek, o güne kadar profesyonel afiş tasarımcıları ve reklamcıların tasarım tekelinde olan ve ticari matbaalara bağımlı olan afiş sanatında güçlü bir kopuş yaratmıştı.

Aysan’ın, söz konusu atölyenin kuruluşunda ve gelişmesinde önemli roller oynamış, orada bizzat çalışmış Ahmet Sönmez, Ali Artun, Ertuğrul Kürkçü, Hasan Barutçu ve Sait Kozacıoğlu’nun tanıklıklarına yer veren bu çalışması, o dönem üretilen afişlerden şahane örnekler de barındırıyor.

  • Künye: Yılmaz Aysan – ’68 Afişleri, Metis Yayınları, sanat, 157 sayfa

Oscar Wilde – Yalancılık Sanatı (2008)

Oscar Wilde’ın diyalog şeklinde kaleme aldığı ‘Yalancılık Sanatı’, ağırlıklı olarak estetik konusunu işleyen felsefe yazılarından oluşuyor.

Esere adını veren yazının yanı sıra, ‘Sanatçı Olarak Eleştirmen’ başlıklı bir yazının da bulunduğu kitap, Wilde’ın yergi-mizah üslubunun da iyi örneklerinden.

Wilde, “Çağımız edebiyatının büyük çoğunluğuyla gülünç derecede sıradan kalmasının başlıca nedenlerinden birini, hiç kuşkusuz, bir sanat, bir bilim ve bir toplumsal zevk olarak yalancılığın gerilemesi oluşturuyor. Kadim tarihçiler lezzetli kurgularını bize olgu biçiminde sunmuşlardı, günümüz romancıları ise karşımıza kurgu kılığında sıkıcı olguları çıkarıyorlar.” diyor.

  • Künye: Oscar Wilde – Yalancılık Sanatı, çeviren: Ercüment Özkaya, Epos Yayınları, deneme, 139 sayfa

Henning Mankel – Ayazdan Önce (2008)

Birçok kitabı Türkçeye çevrilen Henning Mankel, ‘Ayazdan Önce’ isimli bu gerilim romanında, polisliğe henüz adım atmış Linda Wallander’ın bir yandan mesleğindeki zorlukların üstesinden gelmeye çalışırken, öte yandan bu esnada işlenen bir cinayeti çözme çabasını hikâye ediyor.

Babası da dedektif olan Linda Wallander, emniyet güçlerine katılmak amacıyla Ystad’a gelir.

Fakat Wallander’a babasından geçen bazı kötü özellikler, bu yeni görev yerinde bazı sıkıntılar yaşamasına neden olacaktır.

Tam bu esnada, Ystad’a yakın ormanlık alanda işlenen bir cinayet, hem Wallander’ın hem de emniyet güçlerinin teyakkuza geçirecektir.

Wallander, zorlu eğitiminin üstesinden gelmeli, ayrıca etkileri geçen zamanla daha bir artan bu cinayetin gizemini de çözmelidir.

  • Künye: Henning Mankel – Ayazdan Önce, çeviren: Fatoş Dilber, Altın Kitaplar, roman, 448 sayfa