Patrick McCabe – Kasap Çırağı (2008)

İrlandalı edebiyatçı Patrick McCabe’nin ‘Kasap Çırağı’, çocuk kahramanı Francie Brady’nin hüzünlü hikâyesini anlatıyor.

1960’ların başlarındaki İrlanda’da yetişen Brady, alışılageldik büyüme öykülerinden farklı olarak kurtlar sofrası kadar zalimane, şiddet dolu bir çocukluktan geçer.

Brady’nin yaşadığı kasaba, annesinin, “dünyanın başkalarını hayal kırıklığına uğratan insanlarla” dolu olduğunu söylediği, duyarlılıktan, incelikten ve merhametten yoksun bir kasabadır.

Bu kasaba ve insanları, on iki yaşındaki çocuğu suça bulaştıracak, hayatını zindana çevirecektir.

Roman, 1997 yılında sinemaya da aktarılmış ve filmde Sean Mcginley, Sinead O’connor, Eamonn Owens ve Peter Gowen gibi oyuncular rol almıştı.

  • Künye: Patrick McCabe – Kasap Çırağı, çeviren: Avi Pardo, İthaki Yayınları, roman, 236 sayfa

Marie Coupal – Rüyalar ve Sembolleri (2008)

Marie Coupal burada, rüyaların somut, psikolojik, psikanalitik, ezoterik ve mitolojik analizlerini yapıyor.

Uykunun evreleri,

Sembolik dil ve kişisel yansıtma,

Eril ve dişil semboller,

Rüyadaki olaylar,

Rüyalarla bağlantılı olarak gözlemlenmesi gereken olgular,

Rüya türleri,

Renkli ve siyah-beyaz rüyaların nedenleri,

Rüya analizinin neden önemli olduğu,

Ve meditasyon yoluyla rüyaların anlamını çözmek kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

Coupal, “Rüya düşüncelerimizin, günlük değerlendirmelerimizin, gözden geçirdiklerimizin yanıtıdır,” diyor.

  • Künye: Marie Coupal – Rüyalar ve Sembolleri, çeviren: Volkan Yalçıntoklu, Quintessa Yayınları, psikoloji, 523 sayfa

Kolektif – Dada Manifestoları (2008)

Dada akımı, savaş ve burjuva karşıtı bir sözcük olarak ilk telaffuz edildiği 1916 yılından bu yana, sanatsal ve düşünsel bir karşı tavrın adı ve işareti olarak varlığını ve etkisini değişik kılıklara bürünerek de olsa hâlâ sürdürüyor.

Bu rehber kitapta, manifestosu bulunan isimlerden olan Hugo Ball, 5 Şubat 1916’da Zürih’te ‘Cabaret Voltaire’ adını verdiği sanatçılar lokalini açtı.

Bu, Dada’nın kamuya açık en önemli kurumunun doğuşu anlamına geliyordu.

Bu sanatçılar topluluğu, burjuva ile savaş ve düşünce yoksulluğunu özdeşleştirmeleriyle dikkat çekiyordu.

İşte bu kitap da, dünya sanat tarihine büyük etkide bulunmuş Dada akımının on dört manifestosunu bir araya getiriyor.

Künye: Kolektif – Dada Manifestoları, çeviren: Melis Oflas, Altıkırkbeş Yayınları, sanat, 126 sayfa

Kolektif – Medya ve Çocuk Rehberi (2008)

İletişim konusunda kaynak eserlerden biri olabilecek ‘Medya ve Çocuk Rehberi’, iletişim bilimlerinin çocuk ve medya ilişkisini sorgulayan makalelerden oluşuyor.

Bu makaleler, medyada yer alan şiddetin, toplumsal yapının en kırılgan ve korunmasız kesimi çocuklar üzerindeki etkilerine odaklanıyor.

Çalışmaya makaleleri ile katılan isimler de şöyle: Nurdoğan Rigel, Ragıp Duran, Murat Özgen, Şengül Özerkan, Hülya Uğur Tanrıöver, Nalan Yetim, Ünsal Yetim, Yaşar Erjem, Metin Işık, Fatih Balcı, Nadir Gergin, Suat Sungur, Altan Kar, Halime Yücel, Yasemin Giritli İnceoğlu, Nurdan Akıner ve Nebahat Akgün Çomak.

  • Künye: Kolektif – Medya ve Çocuk Rehberi, editör: Yasemin Giritli İnceoğlu ve Nurdan Akıner, Eğitim Kitabevi Yayınları, psikoloji, 288 sayfa

Jack Sargent ve Stephanie Watson – Kayıp Otobanlar (2008)

Alt başlığı ‘Yol Filmlerinin Sıra Dışı Tarihi’ olan iki yazarlı ‘Kayıp Otobanlar’, yol filmi türünün tarihçesine yer veren yazılardan oluşuyor.

Türün ‘The Wizard of Oz’, ‘Crash’, ‘Apocalypse Now’, ‘Vanishing Point’, ‘The Wild Bunch’, ‘Easy Rider’ ve daha birçok kilit filmine ve yönetmenine odaklanan yazılar, aynı zamanda, yol filmi ile western, kara film, korku ve bilimkurgu gibi türler arasındaki ilişkiye de kafa yoruyor.

Sargent ve Watson’ın kitabı, yol filmlerine meraklı okurlar için tam bir kılavuz.

  • Künye: Jack Sargent ve Stephanie Watson – Kayıp Otobanlar, çeviren: Pelin Özdoğru, Altıkırkbeş Yayınları, sinema, 312 sayfa

E. Fuat Keyman – Türkiye’nin İyi Yönetimi (2008)

E. Fuat Keyman ‘Türkiye’nin İyi Yönetimi’ başlıklı bu çalışmasında, 2004-2008 yılları arasında Türkiye’nin içinden geçtiği değişim ve dönüşümü eleştirel bir gözle değerlendiriyor.

Kitap, yukarıdaki zaman aralığında, Türkiye’nin giderek, yazarın “Ilımlı İslam-Tepkici Milliyetçilik” olarak tanımladığı eksene indirgendiğini ve bu temelde yaşanan değişim ve dönüşümün nasıl toplumsal kızgınlık, öfke ve kutuplaşmaya doğru götürüldüğünü anlatıyor.

Keyman bu duruma karşı, özgürlükçü ve demokratik bir sol alternatifin önemini vurguluyor.

  • Künye: E. Fuat Keyman – Türkiye’nin İyi Yönetimi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 440 sayfa

Mahmud Talat Bey – Plevne Müdafaası (2008)

Rus Çarlığı ve Osmanlı İmparatorluğu arasında gerçekleşen Plevne savaşı, Osmanlı’nın Balkanlar’daki en büyük hezimetlerinden biriydi.

Bu kitap da, o büyük savaşa ve savaşın birçok çarpışmasına bizzat taburuyla katılmış Mahmud Talat Bey’in anılarından oluşuyor.

Savaş esnasında yaşadıklarını her gün not eden Mahmud Talat Bey, savaş sonrasında esir düşmüş, bu esaret döneminde de, Rus subaylardan savaşla ilgili bilgiler edinmiş ve nihayet, savaş sonrasında Avrupalı yazarlarca kaleme alınmış eserleri de inceledikten sonra kitabını yazmaya başlamış.

Kitabın dikkat çeken yönü, Mahmud Talat Bey’in gerçekleri saklama gayreti içine girmeden, yaşananları olduğu gibi verme kaygısı taşımasıdır denebilir.

Yazarın, gerçeklere bağlı kalmak kaygısıyla bir askeri tarih kaleme almak çabası, kitabı gerçekçi kılan unsurların başında geliyor.

  • Künye: Mahmud Talat Bey – Plevne Müdafaası, yayına hazırlayan: Eyüp Kul, Babıali Kültür Yayınları, tarih, 222 sayfa

Ahmet İnam – Deneyen Felsefe (2008)

Ahmet İnam’ın, yaklaşık yirmi yıllık bir süreyi kapsayan, felsefeye dair arayışlarını yansıtan yazıları: ‘Deneyen Felsefe’

İnam’ın “gönül felsefesi” dediği yazılar, bir yönüyle de, hayata ve hayatın içindeki insanın duruşuna odaklanan akademik denemeler bütünü niteliğinde.

“Çağımızın felsefecisi memurlaşmış, felsefe aşkını yitirmiştir. Aşktır felsefe, bu unutuluyor. Arama, düşünme, bulma, bulamama, sorgulama aşkı. Elbette içinde bulunduğu çağda dünya görüşlerinden etkilenecektir. Çünkü insanlar hakkındadır. Onların bilgisi, bilimi, düşüncesi, yaşayışı üstünedir. İnançları barındıracaktır içinde,” diyen İnam’ın kitabı, Türkiye’de felsefenin içinde bulunduğu zorluklar ile genel olarak insan olmanın beraberinde getirdiği farklı durumlara, sıkıntılara ve sorumluluklara dair.

Kitap, İnam’ın felsefi anlayışını özetleyen yazılardan oluşmasıyla önemli.

  • Künye: Ahmet İnam – Deneyen Felsefe, Yeni İnsan Yayınevi, felsefe, 192 sayfa

Ayşe Emel ve Zeki Coşkun – Ben Duygu (2008)

Yakın bir zamanda aramızdan ayrılan Duygu Asena’nın anıları…

Kitap, Ayşe Emel ve Zeki Coşkun’un, Asena’nın sağlık sorunlarının baş gösterdiği Aralık 2003’ten Temmuz 2004’e dek, aralıklarla Asena’ya sordukları soruların cevaplarıyla oluşturuldu.

Kitapta, Asena’nın fotomodellikten Şirin takma adıyla köşe yazarlığına, aşk yüzünden işinden kovuluşundan meşhur Kadınca dergisinin doğuşuna, feminist çalışmalarından yazarlık serüvenine uzanan hayatından ayrıntılar sunuluyor.

“Kadınlar güçlü de olsalar acılarını severler; acılarını anlatırlar. Bende hiç böyle bir şey yoktur. Kedi koltukların altına kaçar; ben de öyleyim. Hiç kimseyle paylaşmam ve anlatmam. Hastalanırım ama grip oldum demekten bile hoşlanmam. Değil etrafa dert yanmak, sıkıntılarımı paylaşmaktan bile kaçınırım,” diyen Asena bu kitapta, kişisel dünyasından pek çok konuyu da okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Ayşe Emel ve Zeki Coşkun – Ben Duygu, Doğan Kitap, anı, 251 sayfa

 

Giovanna Borradori (haz.) – Terör Günlerinde Felsefe (2008)

Giovanna Borradori’nin Jürgen Habermas ve Jacques Derrida’yla ayrı ayrı yaptığı, ufuk açıcı söyleşiler.

Kitapta ilgi çeken ayrıntılardan biri, Habermas gibi ezeli bir modernite savunucu ile Derrida gibi ateşli bir modernite karşıtının, terör ve terörizme felsefi yaklaşım konusunda, oldukça benzer düşüncelere sahip olmaları, her ikisinin de Aydınlanma’ya bağlılıklarını sunmalarıdır.

Kitapta ayrıca, Borradori’nin söyleşinin temel argümanlarını özetleyip düşünürlerin yapıtlarıyla ilişkilendirdiği bir makalesi de yer alıyor.

  • Künye: Giovanna Borradori (haz.) – Terör Günlerinde Felsefe, çeviren: Emre Barca, Yapı Kredi Yayınları, söyleşi, 215 sayfa