Sedef Kabaş – Soru Sorma Sanatı (2009)

Sedef Kabaş ‘Soru Sorma Sanatı’nda, dünyada ve Türkiye’deki röportaj ve söyleşi geleneğini, siyaset bilimi, iletişim, hukuk, halkla ilişkiler ve psikoloji gibi farklı disiplinler aracılığıyla inceliyor.

Röportaj ve söyleşi arasındaki fark; röportajın tarihsel gelişimi; röportajın haber dünyası içindeki önemi; röportaj yapılırken dikkate alınması gereken noktalar; televizyon, radyo ve gazetede söyleşinin aldığı biçim ve içerik değişikliği, Kabaş’ın irdelediği konulardan birkaçı.

Yazarın ayrıca, Türkiye basınında söyleşi yapan gazetecilerin bilgi, tecrübe ve görüşlerinden de yararlanarak, konuya dair nitelikli, rehber bir çalışmaya imza attığını söylemeliyiz.

  • Künye: Sedef Kabaş – Soru Sorma Sanatı, Doğan Kitap, inceleme, 351 sayfa

İlyas Kemaloğlu – Altın Orda ve Rusya (2009)

İlyas Kemaloğlu ‘Altın Orda ve Rusya’ başlıklı çalışmasında, Altın Orda devletinin Rusya üzerindeki etkilerini inceliyor.

Kemaloğlu, kitabında ilk olarak, Altın Orda öncesi ve sonrasındaki iki farklı Rus devletinin analizini yapıyor; ardından da, Altın Orda’nın siyasî, idari ve sosyo-kültürel yapısının bu iki farklı Rus devletiyle etkileşimlerine odaklanıyor.

Altın Orda devletiyle ilgili Rus kronikleri, Arap ve Fars kaynakları ile seyahatnameler dışında kaynak bulunmadığı gerçeği düşünüldüğünde, çalışmanın önemli bir boşluğu doldurduğu açık.

Kitap ayrıca, konuyu tarih, hukuk, askerlik, din, ekonomi, işletme, mimari, sanat, dil ve edebiyat gibi farklı perspektiflerden işliyor.

  • Künye: İlyas Kemaloğlu– Altın Orda ve Rusya, Ötüken Yayınları, tarih, 376 sayfa

Süleyman Özerol – Dirençli Eğitimci-Örgütçü ve Araştırmacı Hasan Nedim Şahhüseyinoğlu (2009)

Yirmi altı yıl çeşitli yerlerde öğretmenlik yapmış Hasan Nedim Şahhüseyinoğlu’nun şu ana kadar gazete ve dergilerde 500’e yakın yazısı ve on yedi kitabı yayımlanmış.

Öğretmenlik yılları boyunca, demokrat ve özgürlükçü duruşundan taviz vermeyen Şahhüseyinoğlu, birçok muhalif örgütün üst düzey yönetiminde görev almış; sayısız soruşturma geçirmiş ve 12 Mart darbesinden sonra tutuklu kalmış bir isim.

İşte Süleyman Özerol’un, Şahhüseyinoğlu hakkında yazılanlar ve söylenenlerle de desteklediği elimizdeki kitap, Şahhüseyinoğlu’nun yaşamından kesitleri, Türkiye yakın tarihinin önemli olayları ekseninde okuyucuya sunuyor.

  • Künye: Süleyman Özerol – Dirençli Eğitimci-Örgütçü ve Araştırmacı Hasan Nedim Şahhüseyinoğlu, Ürün Yayınları, biyografi, 347 sayfa

Halit Ziya Uşaklıgil – Nesl-i Ahîr (2009)

Halit Ziya Uşaklıgil’in son romanı olan ‘Nesl-i Ahîr’, 7 Eylül 1908-5 Mart 1909 tarihleri arasında tefrika edilmişti.

Yazar, 2. Meşrutiyet sonrasının heyecanı ile kaleme aldığı bu dönem eserinde, 2. Abdülhamid dönemini kıyasıya eleştiriyor.

Uşaklıgil, II. Abdülhamid’in izlediği iç politikayı, istibdad yönetimini, istihbarat teşkilatıyla insanların büyük bir baskı altına alınmasını, bozulan devlet dairelerini, memuriyette kayırmanın ve kollamanın esas olmasını şiddetle eleştiriyor ve böyle bir idare altında bozulan sosyal ve siyasî hayatı gözler önüne seriyor.

Romanın başkahramanı Süleyman Nüzhet, Paris’te eğitimini tamamladıktan sonra, Hariciye’de görev alarak mesleğinde yükselmiştir.

Uşaklıgil, Nüzhet’in “Nesl-i Ahîr” olarak tanımladığı yenilikçi gençlerle tanışmasını ve bu gençlerin 2. Abdülhamid yönetimine karşı mücadelesini hikâye ediyor.

  • Künye: Halit Ziya Uşaklıgil – Nesl-i Ahîr, yayına hazırlayan: Alev Sınar Uğurlu, Özgür Yayınları, roman, 618 sayfa

Paul Ricoeur – Tarih ve Anlatı (2009)

‘Tarih ve Anlatı’, Fransız felsefecisi ve yorumbilimcisi Paul Ricoeur’ün anlatı yorumbilimi alanındaki başyapıtı olarak nitelendirilen ‘Zaman ve Anlatı’nın ikinci cildi.

Hatırlanacağı gibi, yazarın kuramsal görüşlerini temellendirdiği ilk cilt ‘Zaman-Olaygörüsü-Üçlü Mimesis’ 2007’de yayımlanmıştı.

İkinci ciltte Ricoeur, zaman ve anlatı ilişkisini yorumlarken, öykülemeye karşı çıkan tarih yazarları ile öykülemeye ağırlık veren tarih yazarlarının görüşlerini tartışıyor; tarihi açıklama ile tarihi anlama arasındaki karşıtlığın belirgin özelliklerini gösteriyor ve tarihyazımındaki olay tarihçiliği ile uzun süre tarihçiliğini çözümlüyor.

Ricoeur, tarihsel anlatıya yönelik bu araştırmayı geliştirirken, kendine özgü yorumbilimsel kazı işlemini, tarihyazımının ve tarih felsefesinin önde gelen isimlerinin temel yapıtlarına uyguluyor.

  • Künye: Paul Ricoeur – Tarih ve Anlatı: Zaman ve Anlatı 2, çeviren: Mehmet Rifat, Yapı Kredi Yayınları, felsefe, 235 sayfa

Volker Dehs – Jules Verne (2009)

Volker Dehs bu kitabında, Türkiyeli okurların yapıtlarıyla tanışması oldukça eskiye dayanan Jules Verne’in eleştirel bir biyografisini sunuyor.

Dehs’in yirmi yıllık yoğun bir araştırmanın ürünü olan eser, edebiyatın bu büyük kaleminin kişisel dünyasına ve yazarlığına ışık tutuyor.

Verne’in, gelecekte yalnızca eserleriyle değerlendirilmek kaygısıyla, bütün yazışmalarını ve okur mektuplarını yok ettiği söylenir.

Dolayısıyla ona dair yapılacak bir biyografi çalışması da, bu zorlukların üstesinden gelmek zorundaydı.

İşte Dehs’in, Verne’in daha sonra ortaya çıkan yazışmaları ve çok sayıda eserinden hareketle kaleme aldığı eser, “Paris’e hiç gitmem, köyümde yaşarım ve insanoğlunun en meçhulüyüm” diyen Verne’in insan ve yazar olarak portresini sunuyor; hakkındaki birçok söylentiyi ve yazarın bunlara gösterdiği tepkiyi okurla paylaşıyor.

  • Künye: Volker Dehs – Jules Verne: Eleştirel Bir Biyografi, çeviren: Sevinç Altınçekiç, İthaki Yayınları, biyografi, 454 sayfa

Milena Doytcheva – Çokkültürlülük (2009)

Milena Doytcheva ‘Çokkültürlülük’ isimli kitabında, çokkültürlülüğün sorunlarına ve kazanımlarına odaklanıyor.

Çokkültürlülüğün kapsayıcı bir tanımıyla çalışmasına başlayan Doytcheva, çokkültürlülüğün milli birlik sorunsalının özel bir biçimi olarak ortaya çıkmasından, daha sonra kamu felsefesi ve siyaset kuramının alanına girişine kadar, geniş bir perspektifle inceliyor.

Yazar, çokkültürlülük tartışmalarına dair dillendirilen “Bütün kültürler ve kültürel pratikler eşit derecede saygıdeğer midir?”, “Toplumun sonsuza dek bölünmesi yani kaybıyla sonuçlanmadan tüm kolektif oluşum biçimlerinin tanınması mümkün müdür?” sorularının da yanıtlarını arıyor.

  • Künye: Milena Doytcheva – Çokkültürlülük, çeviren: Tuba Akıncılar Onmuş, İletişim Yayınları, siyaset, 141 sayfa

Safa Önal – Ne Kadar Gamlı Bu Akşam Vakti: “Safa Önal Kitabı” (2009)

Safa Önal, Türkiye sinemasının altın çağını yaşadığı dönemin simge isimlerinden.

Önal, hatırlanacağı gibi, dünyada en çok senaryosu filme çekilen senarist olarak Guiness Rekorlar Kitabı’na girmişti.

İşte Yasemin Arpa’nın, kendisiyle yaptığı uzun soluklu bir söyleşiden oluşan elimizdeki kitap, okuyucuyu, 400’ü aşkın senaryosuyla sinemaya damgasını vuran Önal’ın ilginç hayatına davet ediyor.

Kitap, Önal’ın kişisel dünyası kadar, Türkiye sinemasının önde gelen isimlerine dair anılar ve o dönem Türkiye sinemasına dair önemli detaylar sunmasıyla da ilgi çekiyor. Kitabın sonuna, Safa Önal’ın fotoğraflarından oluşan bir albüm de eklenmiş.

  • Künye: Safa Önal – Ne Kadar Gamlı Bu Akşam Vakti: “Safa Önal Kitabı”, söyleşi: Yasemin Arpa, İş Kültür Yayınları, söyleşi, 476 sayfa

İlker Belek – Sağlığın Politik Ekonomisi (2009)

İlker Belek ‘Sağlığın Politik Ekonomisi’nde, kapitalist ekonomik sistemle, sağlık sistemleri arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor ve sağlık sistemlerindeki değişimi, kapitalizmin politik ekonomisi zemininde inceliyor.

Belek buradan hareketle, toplum sağlığıyla, sağlık sistemlerinde eşitlikçi bir yapılanma için sosyal, siyasal ve ekonomik koşulların neler olduğunu belirliyor.

Batılı ülkelerde son zamanlarda sağlık sistemlerinin liberalizasyonu ve özelleştirilmesine gidildiğini ve böylece sermayeye yeni yatırım alanları yaratılmaya çalışıldığını söyleyen Belek, bu müdahelelere karşı nasıl bir mücadele yürütülebileceğini anlatıyor.

Kitap, bu alanda yapılmış en iyi çalışmalardan biri.

  • Künye: İlker Belek – Sağlığın Politik Ekonomisi: Sosyal Devletin Çöküşü, Yazılama Yayınları, siyaset, 496 sayfa

Otto Günsche ve Heinz Linge – Hitler Kitabı (2009)

Sovyet arşivlerinden günışığına çıkarılan ‘Hitler Kitabı’, iki SS subayı Otto Günsche ve Heinz Linge’nin anılarından oluşuyor.

Sovyetlere esir düştükten sonra İçişleri Halk Komiserliği (NKVD) tarafından yıllarca sorgulanan Günsche ve Linge, Hitler’in politikaları ve savaş yönetimi hakkında bilinmeyenleri ve Hitler’in yakın çevresini detaylı bir biçimde anlatmış.

Hitler’in 1933’ten 1945’e kadarki yaşamına dair kapsamlı bir rapor olan elimizdeki eser, 29 Aralık 1949’da Stalin’e verilmişti. Diktatörün yaşamına yıllarca en yakından tanıklık etmiş iki ismin anıları, ona dair bilinmeyenleri aydınlığa kavuşturmasıyla, önemli bir tarihi kaynak.

  • Künye: Otto Günsche ve Heinz Linge – Hitler Kitabı, editör: Henrik Eberle ve Matthias Uhl, çeviren: Mustafa Tüzel, NTV Yayınları, tarih, 478 sayfa