Diren Çakmak – Forum Dergisi (2010)

Yakın zamanda, Soğuk Savaş yılları gerginliğinin yoğun bir biçimde hissedildiği bir dönemde yayın hayatına başlayan Forum Dergisi’ne dair bir çalışmaya bu sayfada yer vermiştik.

Diren Çakmak imzalı elimizdeki eser de, Doğu-Batı kutuplaşmasında Türkiye’nin yerinin Batı bloğu içinde olduğunu savunan, farklı görüşlerden aydınları bir araya getiren Forum Dergisi’ni inceliyor.

Derginin kuruluşu ve genel yapısıyla çalışmasına başlayan Çakmak, ardından, derginin birey-toplum, ulus-temsil, devlet-iktidar, iktidarın denetlenmesi, ekonomi politikaları ve dış politika gibi konularda ne gibi fikirler öne sürdüğünü, dönemin siyasî ve toplumsal şartlarını gözeterek ortaya koyuyor.

  • Künye: Diren Çakmak – Forum Dergisi: 1954-1960, Libra Kitap, inceleme, 623 sayfa

Lorrie Moore – Boşlukta Bir Kapı (2010)

Amerikalı yazar Lorrie Moore ‘Boşlukta Bir Kapı’ adlı son romanında, üniversiteyi okumak için şehre gelen ve burada çocuk bakıcılığı yapan bir gencin yaşadığı olayları hikâye ediyor.

Üniversite öğrencisi Tassie Keltjin’in, okumak için geldiği büyük şehirde bulduğu tek iş çocuk bakıcılığıdır.

O, yeni evlat edinilen bir çocuğun bakımından sorumludur.

Fakat Keltjin, çocuğu evlat edinen, iyi eğitimli ve kariyer sahibi çiftin hayatının içine girdikçe olayların bildiğinden farklı olduğunu keşfedecek, tam bu esnada 11 Eylül olayları da patlak verecektir.

Moore’un, öğrencilik halini merkeze aldığı romanı, taşra-kent çelişkisini konu etmesiyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Lorrie Moore – Boşlukta Bir Kapı, çeviren: Figen Bingül, Sel Yayıncılık, roman, 302 sayfa

Karl Olsberg – Sistem (2010)

Karl Olsberg, gerilim romanı ‘Sistem’de, yarattığı yapay zekânın başına umulmadık belalar açtığı Marc’ın yaşadıklarını hikâye ediyor.

Marc, Google’a rakip olacak bir arama motoru geliştirmiştir.

Yapay zekâyla oluşturulan Pandora adlı bu program, internet teknolojilerinde devrim yaratacak niteliktedir.

Fakat kısa bir süre sonra, yazılımın hazırlanmasında çalışan iki programcı esrarengiz bir şekilde öldürülür.

Yeni nesil bir bilgisayar virüsüne dönüşmüş olan Pandora, dünyadaki internet ağına hızla yayılarak her yerde kaos yaratmıştır.

İşlenen iki cinayetin zanlısı olarak aranmaya başlayan Marc, suçsuzluğunu ispat etmek ve daha da önemlisi hayatını kurtarmak için mücadele edecektir.

  • Künye: Karl Olsberg – Sistem, çeviren: Ömürnaz Kurt, Can Yayınları, roman, 375 sayfa

Kolektif – Bizans’tan Günümüze İstanbul Şiirleri (2010)

Enver Ercan tarafından hazırlanan ‘Bizans’tan Günümüze İstanbul Şiirleri’, yerleşim tarihi 300 bin, kentsel tarihi 3 bin yıla uzanan İstanbul üzerine yazılmış şiirleri bir araya getiren kapsamlı bir antoloji.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında hazırlanan antolojide, 154 şairin şiirleri yer alıyor.

İÖ 300 yılında Moiro ve İmparator Iulianus’un İstanbul için kaleme aldıkları şiirlerle başlayan antoloji, Mehtap Meral ve Fırat Demir’in şiirleriyle son buluyor.

Okurlarını tarihte bir şiir yolculuğuna çıkaran eser, İstanbul’un yüzlerce yıllık serüveninin yanı sıra, şiirin gelişim çizgisini de ortaya koyuyor.

  • Künye: Kolektif – Bizans’tan Günümüze İstanbul Şiirleri, hazırlayan: Enver Ercan, Yasakmeyve Yayınları, antoloji, 351 sayfa

Mehmet Sağnak – Amca Size Gazeteci Diyebilir miyim? (2010)

Gazeteci-akademisyen Mehmet Sağnak ‘Amca Size Gazeteci Diyebilir miyim?’de, Türk sinemasında gazeteci figürünü, yönetmen ve senaristlerin gazetecileri nasıl algıladıklarını ve yansıttıklarını inceliyor.

Çalışmayı nitelikli kılan husus, başlangıcından günümüze iyi ya da kötü örnekleriyle, Türk sinemasının, muhabirinden foto muhabirine, kameramanından televizyon sunucusuna, şef ve yöneticilerinden patronlara varan bir çerçevede, nasıl bir gazeteci figürü çizdiğini ortaya koymasıdır diyebiliriz.

Ayrıca çalışma boyunca, daktilodan bilgisayara, not defterinden teybe, PTT kulübesinden cep telefonuna, Babıâli’nin geçirdiği teknolojik evrenin gelişimi de izlenebiliyor.

  • Künye: Mehmet Sağnak – Amca Size Gazeteci Diyebilir miyim?: Türk Sinemasında Gazeteci Figürü, TB Yayıncılık, medya, 444 sayfa

Metin Atamer – Memleketim Üzerine (2010)

Metin Atamer, bilindiği gibi Türkiye’de yenilenebilir enerjinin yılmaz savunucularından biri.

Atamer, daha önce yayımlanan ‘Hem Nalına Hem Mıhına’ başlıklı eserinde, bu konudaki deneyimlerini ve görüşlerini okurlarıyla paylaşmıştı.

‘Memleketim Üzerine’ başlıklı kitap ise, Atamer’in söz konusu çalışmasının devamı niteliğinde.

Yazar burada, Türkiye mozaiğinin kendine has yönlerini, eleştirel ve eğlenceli bir üslupla kaleme getiriyor.

Atamer, yenilenebilir enerji konusundaki mücadelelerinin verdiği deneyimle, Türkiye’de ilkleri yapmanın zorluklarını, pek çok kimseyi karşısına almak zorunda kalışını ve önüne çıkarılan akla hayale gelmeyecek engelleri anlatıyor.

  • Künye: Metin Atamer – Memleketim Üzerine, Yeni İnsan Yayınevi, deneme, 154 sayfa

Hans Bender – İlya’nın Güvercinleri (2010)

‘Gondol’da’, Hans Bender’in Türkçede yayımlanmış ilk eseri. Alman edebiyatının önemli yazarlarından biri olan ve savaş sonrasında yazmaya başlayan Bender’in Rusya’daki dört yıllık tutsaklık dönemi, onun hayatı ve eserleri üzerinde etkide bulunmuş.

Bender, bu deneyiminden hareketle, eserlerinde savaşın acılarını ve yaşadığı çevrenin gerçeğini romanlarında ve öykülerinde tasvir etti. İşte elimizdeki eser, Bender’in on altı öyküsünü bir araya getiriyor.

Yazar, kitaba adını veren ‘İlya’nın Güvercinleri’nde, Rusya Sivastopol’da, Alman kuvvetleri için savaşan bir teğmen ve onun emir eri ile evlerinde bulundukları aile arasındaki gerilimli ilişkiyi hikâye ediyor.

  • Künye: Hans Bender – İlya’nın Güvercinleri, çeviren: Kâmuran Şipal, Gürer Yayınları, öykü, 221 sayfa

Yüksel Akkaya – Cumhuriyet’in Hamalları: İşçiler (2010)

 

Yüksel Akkaya ‘Cumhuriyet’in Hamalları’nda, Türkiye emekçilerinin dününe ve bugününe odaklanıyor.

On dokuzuncu yüzyıl sonunda Çukurova’da ve Selanik’te sanayileşme ve ücretli emek; kuruluş yıllarında Türkiye’de işçi sınıfı ve grevler; Demokrat Parti döneminde grevler; Türkiye’de 1946-1960 zaman aralığındaki erken dönem sendikal basın hareketi; 1923’ten 1980’e, cumhuriyet döneminde belediyelerde işçi hareketleri, Akkaya’nın bu nitelikli çalışmasında karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

İşçi sınıfının sınıf kimliğine kavuşma sürecinin önemli göstergelerinden olan DİSK’in evrimine odaklanan bir yazının da bulunduğu kitap, Cumhuriyet’in hamallarının yaşadıklarını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Yüksel Akkaya – Cumhuriyet’in Hamalları: İşçiler, Yordam Kitap, siyaset, 240 sayfa

Jan Devletoğlu – İngiliz Arşivlerinde 12 Eylül’ün Ayak Sesleri (2010)

Jan Devletoğlu’nun, bir gazetede yazı dizisi olarak başlayan ‘İngiliz Arşivlerinde 12 Eylül’ün Ayak Sesleri’ adlı çalışması, Türkiye’nin darbeli yıllarını Birleşik Krallık Devlet Arşivleri’nde kendine nasıl yer bulduğunu izliyor.

Kitap, İngiliz devlet arşivlerinde bulunan belgelerdeki darbe olasılığıyla ilgili ilginç gözlem ve yorumları sunmasıyla dikkat çekiyor.

Kitapta yer alan ve Devletoğlu’nun “12 Eylül’ün arşivlerdeki ayak sesleri” dediği belgeler, Cumhuriyet tarihinin son açık darbesinin 1975 yılından başlayarak ağır ağır nasıl yaklaştığını, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Jan Devletoğlu – İngiliz Arşivlerinde 12 Eylül’ün Ayak Sesleri, Doğan Kitap, inceleme, 306 sayfa

Kolektif – Tarih Nasıl Öğretilir? (2010)

Ele aldığı konuyla olduğu kadar kapsamıyla da dikkat çeken ‘Tarih Nasıl Öğretilir?’, tarih öğretmenleri için özel öğretim yöntemleri barındırıyor.

Türkiye’nin geçmişle, dolayısıyla tarihle kurduğu sıkıntılı ilişki, bilindiği gibi, en çok tarih eğitiminde kendini gösteriyor.

Tarih alanında birçok ismin katkılarıyla oluşan elimizdeki kitap, tarihin ne olduğundan, tarih öğretiminin amaçlarına kadar geniş bir yelpazede teorik tartışmaları ele alırken, aynı zamanda tarihin nasıl öğretileceği, öğretmenin kurduğu mikro iktidarın etkisinin azaltılarak doğrudan demokrasinin sınıf ortamında nasıl yaratılacağı gibi uygulamaya yönelik bakış açıları da geliştiriyor.

  • Künye: Kolektif – Tarih Nasıl Öğretilir?, editör: Mustafa Safran, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 384 sayfa