Özgür Bolat – Beni Ödülle Cezalandırma (2016)

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır sözündeki gibi, çocuk eğitimi konusunda da her anne-babanın kendince yöntemleri var.

Fakat çocuk yetiştirmek tümüyle bir deneme yanılma işi olmadığı için, kimi zaman ebeveynlerin çaresiz kalacağı da yüksek ihtimal.

İşte eğitim bilimci Dr. Özgür Polat da bu kitabında, çocuk eğitiminde en sık yaptığımız yanlışların neler olduğunu açıklıyor ve su sorunların nasıl üstesinden gelebileceğimiz konusunda bir alet edevat kutusu sunuyor.

Polat, ödülle cezalandırmanın en sık başvurulan çocuk terbiye yöntemlerinden biri olduğu halde, en kaçınılması gereken yöntem olduğunu belirtiyor.

Çünkü yazara göre ödül, daha en başta çocuğun motivasyonunu düşürmek gibi istenmeyen bir neticeyle sonuçlanmakta.

Bunun dışında ödülün yaratıcılığı olumsuz etkilediği, yapmacık sevgiye neden olduğu ve çocukların ileriki yaşları için ne gibi başka riskler barındırdığı, güncel bilimsel araştırmaların verilerini de barındıran kitapta irdelenen diğer konular.

Yazar bu sorunları saptamakla yetinmiyor, aynı zamanda bunları nasıl aşacağımız konusunda pratik yollar da öneriyor.

Mutlu ve başarılı çocuklar yetiştirmek isteyen her anne babanın kitaplığında bulunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Özgür Bolat – Beni Ödülle Cezalandırma, Doğan Kitap, eğitim, 248 sayfa

Ergin Yıldızoğlu – Laiklik Savunulmalıdır (2017)

Yıllar önce de, henüz iktidardaki AKP ile Fethullah Gülen’in arası bozulmadan çok önce, cemaatçi yapının devlet kurumlarında ve siyasette örgütlenmesinin ne denli tehlikeli olduğuna, bunun laikliğin ihlali anlamına geldiğine dair uyarılar yapılıyordu.

Fakat bu uyarılar, eski düzenden yana olanları tutucu refleksleri denip küçümsendi ve dikkate alınmadı.

Cemaatin neredeyse devleti tümüyle ele geçirdiği, artık herkesin malumu.

Bu gerçek, laikliğin neden taviz verilemez bir şekilde savunulması gerektiğinin güncel ve ne yazık ki trajik örneklerinden biri.

İşte Ergin Yıldızoğlu da bu kitabında, laikliğin neden önemli ve vazgeçilmez olduğunu gözler önüne seriyor.

Yazar, AKP’nin on dört yıllık iktidarını, tamı tamına bu bağlamda bir yeniden okumaya tabi tutuyor.

Kitap,

Siyasal İslamın laiklikle giriştiği savaşı,

AKP’nin AB, demokrasi ve bireysel özgürlükleri kendi çıkarına kullanarak iktidara yerleşmesi,

AKP’nin yükselişinde farklı tutumlar alan kişi ve kesimler,

Ve yaşanan son gelişmelerin laikliği neden önemli kıldığı gibi, pek çok konuyu tartışıyor.

Yıldızoğlu’nun çalışması, AKP iktidarının bir serencamı olarak okunabilir.

  • Künye: Ergin Yıldızoğlu – Laiklik Savunulmalıdır, Tekin Yayınevi, siyaset, 168 sayfa

Henri Troyat – Çehov (2016)

  • ÇEHOV, Henri Troyat, çeviren: Vedat Günyol, Alfa Yayınları, biyografi, 444 sayfa

Henüz 27 yaşındayken Goncourt Ödülü’nü kazanmış, önde gelen Rus yazarlarının nitelikli biyografilerinin yazarı olarak ünlenmiş Henri Troyat, bu biyografilerine Rusya’nın en büyük oyun ve kısa öykü yazarı Anton Çehov’u da ekliyor. Çehov’a ilgi duyan herkesin okuması gereken kitap, dedesi bir köle olan yazarın yaşamından pek çok bilinmeyeni aydınlatıyor. Çehov’un doğduğu çevre, aile çemberi, okul yılları ve kaçamakları, Moskova’da geçirdiği maceralı zamanlar, gazetecilik ve doktorluk dönemleri, yazarlık yolunda attığı ilk adımlar ve başarı yolunda hızla kat edilen mesafeler, edebiyat ve sanat dünyasından dostları, çok geç yaşta bulduğu büyük aşkı ve tüberküloz nedeniyle erken yaşlarda hayatını kaybedişi… Bu ve bunun gibi pek çok bilgi, burada okurun karşısına çıkıyor. Usta çevirmen ve eleştirmen Vedat Günyol’un usta işi çevirisi de kitabı cazip kılan önemli etkenlerden.

#henryrosovski – Üniversite: Bir Dekan Anlatıyor (2016)

  • ÜNİVERSİTE: BİR DEKAN ANLATIYOR, Henry Rosovsky, çeviren: Süreyya Ersoy, Say Yayınları, eğitim, 360 sayfa 2016

Ekonomi profesörü Henry Rosovsky, Harvard Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde 1973-1984 ile 1990-1991 yılları arasında dekan olarak görev yapmış, bu sürenin sonunda da kendi isteğiyle görevinden istifa etmiş. Rosovsky’nin bir nevi iç dökme metni olarak düşünülebilecek kitabı, öğrencilerden hocalara, akademik yaşamdan yönetici kadrolara üniversitelerin işleyişine dair önemli deneyimler ve değerlendirmeler barındırıyor. Öğrencilerin okul seçme saikleri nelerdir ve onları üniversitede neler bekler? Üniversitedeki temel kültür eğitiminin amaçları nedir? Harvard’ın çekirdek programı nasıl oluşmuştur? Akademik yaşam nasıl bir döngüyle işler? Üniversitelerde daimi kadro ne işe yarar? Bu ve bunun gibi birçok sorunun yanıtını veren Rosovsky, dekanlık görevini sürdürürken üniversite yönetiminin tepe noktasında yaşanan ilginç ve öğretici olayları da okurlarıyla paylaşıyor. Rosovsky, bölüm başkanının, dekanın, direktörün, rektörün ve rektör yardımcısının üniversite üzerinde mülkiyet hakkını iddia edemeyeceğini, üniversitenin bir okul olduğunu ve öğrenciler olmazsa burada bilimin zamanla tükenip gideceğini belirtiyor. Buna rağmen öğrencilerin de üniversitenin asıl sahibi olmadığını söyleyen yazar, öğrencisinden akademisyenine üniversiteyi bir bütün ve toplumun her kesiminden insanın mülkiyeti olarak okuyor.

Kevin Crossley-Holland – İskandinav Mitolojisi (2016)

Günümüzde İskandinav halkları pek uslu görünse de, kendileri Avrupa’nın en özgün ve ürkütücü, ayrıca gotik ve fantastik edebiyata en çok konu olmuş mitolojilerine sahip.

İskandinav mitolojisi alanına büyük katkılarda bulunmuş, 2005’te aramızdan ayrılan Kevin Crossley-Holland, tüm mitoloji tutkunlarının kitaplıklarında muhakkak bulunması gereken elimizdeki çalışmaya imza atmış.

Bu kitap, neredeyse 300 yıl boyunca Avrupa’daki ve Avrupa ötesindeki en heyecan verici ve etkili güç olmuş Vikinglerin mitlerinde vücut bulmuş Tanrılara, kahramanlara ve canavarlar gibi doğaüstü varlıklara daha yakından bakmak için şahane bir fırsat.

Crossley-Holland kitabına, Vikinglerin etkili olduğu dönemdeki İskandinav dünyasını, Viking kozmolojisini, Viking mitlerinin dayandığı kaynakları ve Viking mitlerinin edebi yapısını irdelediği kapsamlı bir girişle başlıyor.

Kitabın devamında da, Aesirlerden Vanirlere, Darağacı Lordu’ndan Rig’e, Loki’nin Çocukları’ndan İdun’un Elmaları’na, Njord ile Skadi’nin evlenmesinden Skirnir’in yolculuğuna ve Brisinglerin Kolyesi’ne bu sıra dışı mitolojiden harikulade örneklere yer veriyor.

  • Künye: Kevin Crossley-Holland – İskandinav Mitolojisi, çeviren: Simge Kaytan, Say Yayınları, mitoloji, 408 sayfa

Emily Brontë – Uğultulu Tepeler (2016)

  • UĞULTULU TEPELER, Emily Brontë, çeviren: Sibel Alaş, Büyülü Fener Yayınları, çocuk, 172 sayfa

Emily Brontë’nin dramatik yapıtı ‘Uğultulu Tepeler’, şu ana kadar müzikallere, tiyatro oyunlarına, filmlere, hatta baleye ve operaya dönüştürüldü. Elimizdeki baskı ise, bu klasik eserin çocuk ve genç okurlar için hazırlanmış sağlam bir özeti. Yorkshire tepelerinde geçen dramatik sahneleriyle nedeniyle, Victoria döneminin uslu romanlarının çoğundan farklı bir yere konumlanan ‘Uğultulu Tepeler’, yüksek ve çorak bir arazinin üstüne kurulmuş kasvetli bir çiftlik evinde yaşananları hikâye eder. Zengin Earnshaw ailesinin kızı Catherine ile ailenin evlatlığı Heathcliff arasındaki marazi aşkı dokunaklı bir üslupla tasvir eden roman, karanlık ve puslu atmosferiyle de gotik roman türünün sağlam örneklerinden. Aşkın hiç bitmeyecek bir nefrete ve ardından iflah olmaz bir intikam duygusuna evrilerek karakterlerini korkunç bir sona götürüşünün görkemli hikâyesi.

Christian Fuchs – Sosyal Medya: Eleştirel Bir Giriş (2016)

  • SOSYAL MEDYA: ELEŞTİREL BİR GİRİŞ, Christian Fuchs, çeviren: Diyar Saraçoğlu ve İlker Kalaycı, Nota Bene Yayınları, medya, 408 sayfa

sosyal-medya-elestirel-bir-giris

Facebook, Twitter ve Google gibi platformlar kapitalist birer şirket olarak bizi nasıl sömürüyor? Christian Fuchs elimizdeki ilgi çekici çalışmasında bu sorunun yanıtını eleştirel bir perspektifle yanıtlarken, sosyal medyanın etkileri ve gücü konusunda okurlarını aydınlatıyor. Sosyal medya şirketlerinde iktidar yapısı, bu platformların gizliliğimizi güvence altına alıp almadığı ve bunların ekonomik olarak nasıl ayakta kaldığı gibi birçok konuyu irdeleyen Fuchs, konuyu sosyolojik, Marksist ekonomi politik, katılım kültürü ve kamusal alan gibi tartışmalar bağlamında inceliyor. Fuchs bununla yetinmeyip, WikiLeaks ve Wikipedia gibi mecralar bağlamında, alternatif sosyal medya araçlarının nasıl olması gerektiği üzerine de düşünüyor.

Yalçın Bürkev – ODTÜ: Tarih Direniyor (2016)

  • ODTÜ: TARİH DİRENİYOR, Yalçın Bürkev, Nota Bene Yayınları, tarih, 615 sayfa

odtu-tarih-direniyor

Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde öncü rol üstlenmiş ODTÜ’nün akademik-bilimsel gelişiminin yanı sıra kültürel tarihini de ele alan sağlam bir çalışma. Kitap, ODTÜ’nün 60 yıllık tarihinde neden muhalif geleneğin nasıl ortaya çıktığı, THKO’nun neden başka üniversitelerde değil de ODTÜ’de doğduğu, ÖTK türü bir örgütlenmenin neden ODTÜ’de geliştiği, askeri darbe döneminde ODTÜ’nün sol muhalif ruhunun nasıl korunduğu ve AKP döneminde ODTÜ’de muhalefetin nasıl dönüşüm geçirdiği gibi pek çok ilgi çekici soruyu yanıtlıyor. Çalışma bu soruları yanıtlarken, Prof. Uğur Ersoy, Prof. Tosun Terzioğlu, Prof. Raşit Kaya, Ertuğrul Kürkçü, Nuran Ağırnaslı, Ali Artun, Yılmaz Aysan, Taner Akçam, Mehmet Ali Yılmaz, Doğan Tılıç, Metin Özuğurlu, Cengiz Bozkurt ve Hakan Gülseven gibi, yolu ODTÜ’den geçmiş önemli isimlerin tanıklık ve gözlemleriyle de zenginleşiyor.

Max Haiven – Hayali Sermaye (2016)

hayali-sermaye2

Finans sektörünün gündelik yaşama etkilerini zengin örnekler eşliğinde ortaya koyan bir kitap.

Finansal uygulamalar, anlatılar, ideolojiler ve kimliklerin sosyal dokunun her yerinde iç içe geçtiğini belirten Max Havien’e göre, finans sektörünün artan ekonomik ve maddi gücü, kültür dünyasındaki artan etkisiyle yakından bağlantılı.

  • Künye: Max Haiven – Hayali Sermaye, çeviren: Yasin Emre Kara, Koç Üniversitesi Yayınları, iktisat, 228 sayfa, 2016

Şahan Şahnur – Sessiz Ricat (2016)

  • SESSİZ RİCAT, Şahan Şahnur, çeviren: Maral Aktokmakyan ve Artun Gebenlioğlu, Aras Yayıncılık, roman

sessiz-ricat

İstanbul’dan Paris’e göç eden Ermenilerden Şahnur’un, 1915 ve sonraki yıllarda hayatta kalarak Batı ülkelerine savrulmuş Ermenilerin yaşadıkları derin travmayı çarpıcı ve yenilikçi tarzda işleyen romanı. Roman, Ermenilerin kimliğine yönelik eleştirileri ve dönemine göre cesur sayılabilecek erotizmiyle dikkat çekiyor.