İlhan Başgöz – Gemerek Nire Bloomington Nire: Hayat Hikâyem (2017)

İlhan Başgöz, folklor alanında yaptığı sayısız çalışmayla yalnızca Türkiye’de değil, dünya çapında beğeni kazanmış isimlerden.

Amerikan Folklor Derneği’nin onur üyelerinden olan ve halen Bloomington Üniversitesi’nde çalışmalarını yürüten Başgöz otobiyografisinde, Sivas Gemerek’te başlayıp Ankara’ya, Tokat’a Londra ve Amerika’ya uzanan maceralı hayatından önemli detayları bizimle paylaşıyor.

Başgöz kitabında:

  • Doğup büyüdüğü Gemerek’i,
  • Ali çevresini,
  • Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki öğrencilik yıllarını,
  • Pertev Naili Boratav ve Wolfram Eberhard’ın öğrencisi oluşunu,
  • Fakülte yıllarında tanıştığı Enver Gökçe ile Gökçe’nin ölümüne değin süren sıkı dostluğunu,
  • Halk Edebiyatı Kürsüsü’ndeyken siyasi nedenlerle Tokat Lisesi’ne sürülüşünü,
  • Edebiyat öğretmeni olarak görev yaptığı Tokat Lisesi’nde yaptığı çalışmalarla şehrin kültürel ortamına yaptığı katkıları,
  • Ülkenin sıkıntılı döneminde sürekli iktidarların hedefi haline gelişini ve Sansaryan Han’da sorguya çekildiği zamanları,
  • Siyasi baskılar nedeniyle 1960 yılında Londra’ya göç edişini,
  • Londra’da Can Yücel ile aralarında başlayan dostluğu,
  • Amerika’da California ve Berkeley üniversitelerinde görev aldığı dönemi,
  • Ve burada ünlü dilbilimci Andreas Tietze ile yaptıkları çalışmaları anlatıyor…

Hocası Pertev Naili Boratav’ın “Hayatımın ilk övünülecek ve güvenilecek meyvesi” dediği Başgöz’ün kitabı, yukarıdaki isimlerin yanı sıra, Yaşar Kemal, Sabit Müdami, Fikret Otyam, Kemal Tahir ve Aziz Nesin gibi birçok önemli kişiye dair anlatımlar da yer alıyor.

Cumhuriyetle yaşıt Başgöz’ün anıları, kendisinin kişiliğine ve çalışmalarına daha yakından bakmamıza fırsat verdiği gibi, ülkenin yakın tarihinin dönüm noktalarını adım adım izleyebilmemize de rehberlik ediyor.

  • Künye: İlhan Başgöz – Gemerek Nire Bloomington Nire: Hayat Hikâyem, İş Kültür Yayınları, otobiyografi, 480 sayfa

Ersin Onay – Topraktan Sahneye (2017)

Bilindiği gibi piyanist Prof. Ersin Onay, Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nin kurucusu.

Uluslararası düzeyde sanat eğitimi veren ve bundan 30 yıl önce Ankara’nın bozkırında beş öğrenciyle kurulan bu fakülte, müzik ve sahne sanatları bölümlerinden yüzlerce sanatçı yetiştirdi.

İşte Onay’ın bu deneyimini paylaştığı ‘Topraktan Sahneye’, fakültenin kuruluş sürecini, düzenlediği etkinlikleri anlatması ve bölüm üyelerinin Anadolu’da verdikleri konserlerin halkta ne denli güçlü karşılık bulduğunu ortaya koymasıyla önemli.

Bu süreçte katkı sunmuş 120 sanatçının yazılarıyla desteklenen kitap, bu örnek kurumun nasıl tasarlanıp kurulduğunun ve geliştiğinin öyküsünü anlattığı gibi, Anadolu’ya yönelen sanat çalışmalarının önemini ve bunların daha aydınlık, daha çağdaş kuşaklar yetiştirmek için ne kadar elzem olduğunu gözler önüne seriyor.

Hem uluslararası normlarda bir sanat eğitimi düzeninin nasıl kurulacağının ve her aşamada toplumla birlikte olmanın, toplumsal projeler üretip uygulamanın nasıl başarılabileceğinin muhteşem bir örneğini görmek için bu kitabı muhakkak okumak gerek.

  • Künye: Ersin Onay – Topraktan Sahneye, Sun Yayınevi, müzik, 348 sayfa

Zygmunt Bauman ve Keith Tester – Zygmunt Bauman ile Söyleşiler (2017)

Yirminci yüzyılın en önemli sosyolog ve düşünürlerinden Zygmunt Bauman ile yapılmış aydınlatıcı bir söyleşi.

Söyleşinin en büyük katkısı, Bauman’ın hem bir insan hem de düşünür olarak nitelikli bir portresini sunması.

Burada, Bauman entelektüel rehberliği eşliğinde, edebiyattan sosyolojiye ve felsefeye uzanan farklı disiplinlerle, ayrıca Gramsci’den Borges’e, Calvino’dan Marx’a, Castoriadis’ten Levinas’a pek çok yazar ve düşünürle karşılaşıyoruz.

Bauman söyleşisinde, modernlik, postmodern durum, akışkan dünya, öteki, ahlak, antisemitizm ve allosemitizm gibi pek çok kavram üzerine yeniden düşünüyor.

Kitap, Bauman’ın kişiliğine ve düşünce sistemine dair bizi aydınlatmakla kalmıyor, aynı zamanda çağdaş düşüncenin 20. yüzyıldan 21. yüzyıla kat ettiği seyrin derli toplu bir sunumunu da izleyebiliyoruz.

  • Künye: Zygmunt Bauman ve Keith Tester – Zygmunt Bauman ile Söyleşiler, çeviren: Mesut Hazır, Heretik Yayıncılık, söyleşi, 192 Sayfa

Vamık D. Volkan – Göçmenler ve Mülteciler (2017)

Göçmen ve mülteci konusu, birçoğumuza bugünün bir sorunu olarak görünse de, gelecekte daha da içinden çıkılmaz bir hal alması bekleniyor.

Kendisi de bir göçmen olan Vamık D. Volkan, kişisel deneyimleri ve klinik gözlemleri ile psikanalitik kuramların ışığında, göçmen ve mülteci sorununa odaklanıyor.

Yalnızca göçmenlerin değil, onların gittiği yerlerin sakinlerinin psikolojilerine de odaklanmasıyla önem kazanan kitap, siyasetin bu konuda yaşadığı çözümsüzlüklerin aşılması için kimi çıkış yolları da sunuyor.

Göçmen ve mültecilerin yaşadıkları ve bizim farkında olamadığımız psikolojik travmaları ortaya koyan kitap, kapsamı ve zenginliğiyle hem bu alanda çalışanlara hem de mülteci olmanın ne anlama geldiğini, bunun ruhumuzda yarattığı yarılmayı merak eden her okura hitap edecek nitelikte.

  • Künye: Vamık D. Volkan – Göçmenler ve Mülteciler, Pusula Yayınevi, siyaset, 151 sayfa

Mümtaz Fırat – Kaybolan İzler: Güneydoğu’da Geleneksel Dövme ya da Dek ve Dak (2017)

1991’de Avusturya-İtalya sınırındaki Ötztal alplerinde, yaklaşık 5300 yıl önce yaşamış bir adam keşfedildi.

Bilim insanlarının Buz Adamı Ötzi olarak adlandırdığı bu adam, Cilalı Taş ile Bronz Çağı arasındaki bir dönemde yaşamıştı.

Yaşadığı dönem hakkında çok önemli bilgiler veren Ötzi’nin elimizdeki kitap bağlamında bizi asıl ilgilendiren yönü, dövmeleriydi.

Ötzi’nin vücudunun çeşitli yerlerinde toplam 57 dövme bulunuyordu.

Ötzi’nin keşfi, dövmenin insanoğlunun hayatında çok uzun zamandır yer ettiğinin en önemli bilgisiydi.

İşte elimizdeki kitap da, Güneydoğu’da halk arasında dek, dak, dövün, döğün, veşm ya da vesm olarak bilinen dövmeyi ele alıyor.

Halkbilimci Mümtaz Fırat, bölgede kadim bir gelenek olan, fakat günümüzde eski etkisini kaybetmiş “dek”in tarihini, hangi toplumsal ilişkilere karşılık verdiğini, bunlarda yer alan simge, işaret ve figürlerin ne anlama geldiğini ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Kültür tarihimiz için önemli bir çalışma.

  • Künye: Mümtaz Fırat – Kaybolan İzler: Güneydoğu’da Geleneksel Dövme ya da Dek ve Dak, Yapı Kredi Yayınları, kültür, 168 sayfa

Fatma Çeki – Kıbrıs’ın Mücahit Hemşireleri (2017)

Savaş denen korkunçlukta insana yaşamak adına ümit veren biricik şey hemşirelerin varlığı.

Bir asker, savaştığı cephede hırsla ve acımasızca bir diğer askeri yok etmeye çabalar, hemşireler ise olağanüstü fedakârlıklarıyla yok edilmeye çalışılan hayatı gayretle savunur.

İşte bu kitap, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs savaşında gönüllü olarak hizmet vermiş 28 hemşirenin sıra dışı deneyimlerine yer veriyor.

Kitaba katılan hemşireler, savaş koşullarında yaşadıklarını bizimle paylaşırken, savaşların merkezinde yer alırken neler hissettiklerini, bu deneyimlerinin daha sonraki yıllarını nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor.

Kitap, bu anlatımlardan yola çıkarak Kıbrıs’ta yaşanan savaşın nitelikli bir sözlü tarihini sunduğu gibi, Kıbrıs’ta hemşirelik mesleğinin gelişimini de ortaya koyuyor.

  • Künye: Fatma Çeki – Kıbrıs’ın Mücahit Hemşireleri, editör: Fatma Sevgi Hatipoğlu, Kalkedon Yayınları, anı, 200 sayfa

Derya Sazak – İtirazım Var (2017)

1983 yılında muhabir olarak Milliyet gazetesine giren ve burada 30 yıl boyunca çeşitli görevler alan ve en son gazetenin genel yayın yönetmenliğini sürdürürken İmralı Zabıtları ve Gezi Direnişi haberleri nedeniyle gazeteden ayrılan Derya Sazak’ın bu sürece dair deneyim ve anıları.

  • 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde neler yaşandı?
  • Öcalan’ın “paralel devlet” uyarısı ne anlama geliyordu?
  • Meclis darbe komisyonundan çıkan sonuçlar bize ne söylüyor?
  • Brüksel kaynaklı 15 Temmuz istihbarat raporunda ne diyordu?
  • Sabancı cinayetinde gizemini koruyan noktalar ne?
  • MİT Müsteşarı Koman “İçinizden birileri öldürülecek” sözünü kimlere söyledi?
  • Ahmet Altan’ın “Atakürt” başlıklı yazısına kimler ne tepki verdi?
  • Siyasetçiler ile gazetecilerin 28 Şubat muhtırasına karşı tavrı nasıldı?
  • Çiller zamanında örtülü ödenekten 500 milyar nereye gitti?
  • Aydın Doğan iktidarla nasıl barıştı?
  • Orhan Pamuk’un “Hayır” dediği röportajının Hürriyet’te yayımlanmama sürecinde neler yaşandı?
  • Hürriyet’in Sabiha Gökçen manşeti nasıl korkunç sonuçlar doğurdu?

Derya Sazak’ın kitabında bu ve bunun gibi pek çok sorunun yanıtı aranıyor.

Kitap, yalnızca medyada uzun yıllar çalışmış bir gazetecinin anıları olarak değil, yakın dönem Türkiye’sinde siyasetin ve medyanın asıl amacından nasıl uzaklaştığını ve aralarında bulunması gereken mesafeyi ne denli ihlal ettiklerini açıkça görmek için de okunmalı.

  • Künye: Derya Sazak – İtirazım Var, İletişim Yayınları, medya, siyaset, 312 sayfa

Uğur Tanyeli – Yıkarak Yapmak: Anarşist Bir Mimarlık Kuramı İçin Altlık (2017)

Uğur Tanyeli, mimarlık kuramına önemli katkılar sunan yeni kitabında, mimarlık bilgi alanındaki egemen iktidar yapılarını, yani mimarlık söylemlerini, önyargılarını, stereotiplerini ve inançlarını sorunsallaştırıyor.

Tanyeli’nin burada hesaplaştığı ikinci husus ise, mimarlık söylemlerindeki gizli totalitarizm.

Yazara göre, mimarlık düşüncesinin çoğu metninde, dünyanın kişisel bir beceriyle cennet kılınabileceği gibi totaliteryen bir beklentiden söz edilir.

Mimara fırsat verilirse, tüm sorunlarımızı rasyonel mesleki kavrayışıyla çözeceği inancının beyhude olduğunu düşünen Tanyeli, böyle bir inancın, örtük bir biçimde siyasal iktidarların diktatoryel tutumuna su taşıdığını söylüyor. Çünkü mimarın tasarımsal iktidarı ile siyasal yöneticinin toplum mühendisliği yapma iktidarı arasındaki mesafe çok kısadır ve her ikisi de toplumsallık üzerinde kurulması amaçlanan bir diktaya işaret etmektedir.

Kitabın öne çıkan kimi konularını şöyle özetleyebiliriz:

  • Mimarlık düşüncesinin altmetni olarak totalitarizm,
  • Yenilik, icat, yaratıcılık ve diğer mimarlık mucizeleri,
  • Mimarlıktaki kutsallık illüzyonları,
  • Anarşist mimarlığın imkânları…

Künye: Uğur Tanyeli – Yıkarak Yapmak: Anarşist Bir Mimarlık Kuramı İçin Altlık, Metis Yayınları, mimari, 376 sayfa

Eren Kaya – Uyku Kitabı (2017)

Uyku, bebek ve çocukların gelişiminde vazgeçilmez bir öneme sahip.

Fakat ne yazık ki, bu konuda yeterince bilgi sahibi değiliz ve bu da kulaktan dolma bilgilerle hareket etmemizin başlıca nedeni.

Amerika’da bebek-çocuk bakımı konularında pek çok araştırmaya katılmış Eren Kaya da ‘Uyku Kitabı’nda, uykuyla ilgili sıklıkla yapılan yanlışların neler olduğunu ve sağlıklı bir uyku için olmazsa olmazları anlatıyor.

Kitabı önemli kılan hususların başında, uyku konusunda ebeveynlerden gelen birçok sorunun yanıtını barındırması.

Çalışma, bebeklere ve çocuklara sağlıklı uyku eğitimi verilmesi konusunda ebeveynlere önemli bilgiler ve ipuçları sunuyor.

  • Uykunun evreleri nelerdir?
  • Uykunun büyüme ve gelişimle nasıl bir ilişkisi var?
  • Bebek ve çocuklarda farklı yaşlarda karşılaşılan belli başlı uyku sorunları nelerdir ve bunlar nasıl çözülebilir?
  • Bebekler ve çocuklar hangi yaşlarda ne kadar uyumalı?
  • Erken uyanmaya nasıl çözüm bulunur?
  • İkizler aynı odada uyumalı mı?

Kitapta bu ve bunun gibi pek çok soru yanıtlanıyor, ayrıca uyku eğitimlerinde yapılan doğru ve yanlışlara örnek olması açısından kimi ebeveynlerin gerçek hikâyelerine yer veriliyor.

  • Künye: Eren Kaya – Uyku Kitabı, Ağaçkakan Yayınları, sağlık, 184 sayfa

Geronimo Stilton – Dinozorlarla Buluşma (2017)

Geronimo Stilton’un ‘Zamanda Yolculuk’ serisi, dünyada 140 milyon adetten fazla satan bir çocuk kitabı.

‘Dinozorlarla Buluşma’ ise, Stilton’un bu diziden Türkçeye çevrilen ilk kitabı.

Profesör Amper Volt, zaman makinesini icat etmiştir.

Böyle bir fırsatı kim kaçırabilir ki!

Nitekim Geronimo Stilton ve akrabaları da zaman makinesiyle, en çok merak ettikleri dinozorlar çağına gider.

Geziye katılanlar birbirinden eğlenceli maceralar yaşar. Fakat gezi, Geronimo’nun ipe sapa gelmez korkuları nedeniyle komik bir hal de alır.

Arkadaşlığın ve dayanışmanın her şeyin üstesinden gelebileceğini, dinozorlar çağına dair aydınlatıcı bilgilerle harmanlayarak sunan sıcak ve keyifli bir hikâye.

  • Künye: Geronimo Stilton – Dinozorlarla Buluşma, çeviren: Filiz Özdem, Yapı Kredi Yayınları, çocuk, 128 sayfa