Devrim Burcu Eğilmez – Osmanlı İmparatorluğu’nda Hoşgörü Söylemi (2017)

Özellikle AKP’nin iktidarda olduğu şu son on beş yıl içinde, Osmanlı’nın ne denli hoşgörülü olduğu sıklıkla ifade edilen söylemlerden biri.

Devrim Burcu Eğilmez de, başvurduğu zengin kaynaklar ve sağlam teorik çerçevesiyle öne çıkan bu çalışmasında, şu meşhur Osmanlı hoşgörüsü mitinin peşine düşüyor.

Yazar bunu yaparken de, Osmanlı’nın vasat ya da zayıf olduğu bir dönemi değil, en parlak dönemi olduğu söylenen, Kanuni Sultan Süleyman ile Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’nin hükümranlığının sürdüğü 1545-1566 yıllarını merkeze alıyor.

Yazar tarih, felsefe ve siyaset arasında kurduğu diyalog aracılığıyla, Osmanlı’ya özgü akıl yürütme biçimlerini açıklıyor ve Osmanlı hoşgörüsü/hoşgörüsüzlüğünün tam olarak ne anlama geldiğini tartışıyor.

Sağlam bir alternatif tarih okuması.

  • Künye: Devrim Burcu Eğilmez – Osmanlı İmparatorluğu’nda Hoşgörü Söylemi (1545-1566), İletişim Yayınları, tarih, 245 sayfa

Upton Sinclair – Şikago Mezbahaları (2017)

Amerika rüyasının tamı tamına bir Amerikan kâbusu olduğunu çarpıcı insan hikâyeleriyle harmanlayarak resmeden bir modern klasik.

Bilindiği gibi Sinclair, romanını yazmak için kimliğini gizleyerek Chicago’nun mezbaha bölgesine girmiş ve buradaki tanıklıklarından hareketle bu romanı yazmıştı.

Romanın merkezinde yer alan Rudkus ailesi, 19. yüzyılın sonlarında Litvanya’dan Amerika’ya büyük umutlarla göç etmiştir.

Her göçmen gibi, aile üyelerinin de hayali, o meşhur Amerikan rüyasını gerçekleştirmektir.

Fakat burası, insan öğüten bir canavardır.

Zira Jurgis, Antanas, Ona, Teta Elzbieta, Jonas ve Marija’dan oluşan Rudkus ailesi, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelecek, burada adeta bir ölüm kalım savaşı verecektir.

Sinclair’in bu en ünlü romanı, ABD’deki emekçi sınıfların durumunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Upton Sinclair – Şikago Mezbahaları, çeviren: Kıvanç Güney, Sel Yayıncılık, roman, 400 sayfa

James M. Jasper – Protesto (2017)

Politika, ahlak ve kültür konuları üzerine çalışan James Jasper, Wall Street’i İşgal Et eylemlerinden Mısır’daki devrime ve Hindistan’daki Dalit hareketine, farklı yer ve farklı zamanlarda ortaya çıkmış toplumsal hareketleri izleyerek bir protestonun ortaya çıkışı ve gelişiminin altındaki etkenleri aydınlatıyor.

  • Protestolar hangi şartlarda ortaya çıkar?
  • Üyelerini nasıl kazanır?
  • Örgütlenme aşamasında hangi sıkıntılarla boğuşur?
  • Medya ve siyasi aktörlerle nasıl ilişkiler kurar?
  • Bireylerin bu eylemlerde bulunmalarını sağlayan temel etkenler neler?
  • Bireylerin psikolojik durumları ve dürtüleriyle siyasi tavırları arasında her zaman doğru bir orantı vardır mıdır?

Bu ve bunun gibi pek çok sorunun yanıtını veren Jasper, hiçbir protesto hareketinin ve onlara katılan bireylerin tek bir kategoriye indirgenemeyeceğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: James M. Jasper – Protesto, çeviren: Aslı Önal, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 256 sayfa

Jessie Hartland – Steve Jobs: Muhteşem Deha (2017)

Teknoloji dünyasında çığır açmış Steve Jobs’un şu ana kadar pek çok biyografisi yayımlandı ve bunların önemli bir kısmı da Türkçeye kazandırıldı.

Jessie Hartland’ın bu çalışması ise, Jobs’un hayatının belli başlı duraklarını çizgilerin gücüyle ortaya koymasıyla diğer biyografi çalışmalarından ayrılıyor.

Jobs’un doğduğu aile ortamı,

Yetiştiği çevre,

Eğitim yılları,

Steve Wozniak ile tanışması ve beraber yaptıkları çalışmalar,

Hindistan dönemi,

Apple’ın ilk tohumlarının atılışı,

1984’te, daha sonra kült olacak Mac’ın ortaya çıkışı,

Apple’dan ayrılma süreci,

NeXT yılları,

Pixar animasyonun kuruluşu,

Yeniden Apple’a geri dönüş ve büyük beğeniyle karşılanacak iMac’in ortaya çıkışı,

2001’de Apple mağazalarının açılışı,

Ve sırasıyla iPod, iPhone ve iPad’in üretimi…

Kitap, Jobs’un yaptığı çalışmaların izini sürerken, aynı zamanda onun kişisel hayatında yaşadığı dönüşümleri ve sıra dışı düşünme kabiliyetini de gözler önüne seriyor.

Nitelikli bir çizgili biyografi…

  • Künye: Jessie Hartland – Steve Jobs: Muhteşem Deha, çeviren: Pelin Candaş, Akılçelen Kitaplar, çizgiroman, 222 sayfa

Mary Papenfuss – Katil Babalar (2017)

Bir babayı çocuğunu öldürmeye iten çarpık dürtüler nelerdir?

Her cinayet dehşet vericidir ve affedilemezdir, ama dünyanın en korkunç olayı, anne veya babaları tarafından bir çocuğun öldürülmesidir.

Bu ürpertici kitap, yaşanmış gerçek olaylardan yola çıkarak bu korkunçluğun izini sürüyor.

Burada anlatılan hikâyeler o denli akıl almaz ki, bizim insan davranışları hakkındaki düşüncelerimizi sarsıp yıkıyor.

Kimi gerçek vakaların peşine düşen gazeteci Mary Papenfuss, bu cinayetlerin mağdurlarının arkadaşları ve aileleriyle görüşerek kitabını yazmış.

Yazar bu amaçla polis dosyalarını inceliyor ve burada ortaya konan “katil baba” profillerini bizimle paylaşıyor.

Kitap, hem bu tür aşırı suçların modern toplumda neden ortaya çıktığına yanıt veriyor hem de bu konuda ne gibi önlemler alabileceğimizi anlatıyor.

  • Künye: Mary Papenfuss – Katil Babalar, çeviren: Kumru Acaroğlu, Paloma Yayınevi, psikoloji, 276 sayfa

Alfred Adler – Eşcinsellik Üzerine (2017)

Eşcinsellik, uzun bir mücadele tarihinin sonucu olarak, artık günümüzde bir cinsel sapkınlıktan ziyade, bir cinsel yönelim olarak kabul ediliyor.

Uzun bir mücadele tarihinden bahsediyoruz, zira bundan önce eşcinsellik bir suç, sapkınlık ve günah olarak algılanıyordu.

Psikoloji ve psikanalize getirdiği muazzam katkılarıyla bildiğimiz Alfred Adler’in eşcinselliğe dair tavrı da, pek çok çağdaşının yaklaşımından farklıydı.

Adler, eşcinselliği bir sapkınlık, ahlaksızlık veya günah olarak tanımlayacak denli ileri gitmez, fakat onun doğuştan gelen bir yönelimden ziyade edinilen, takınılan bir tavır olduğunu savunur.

Yazar, eşcinselliğin hayata dair cesaret kaybı olduğu, başka bir deyişle cinsellik rolünün hakkıyla üstlenilememesinden kaynaklandığı iddiasında.

Yine Adler’e göre sadizm, mazoşizm, fetişizm ve eksibisyonizm birer cinsel sapıklıktır ve bunlar tedavi edilmeleri gereken birer sorundur.

  • Künye: Alfred Adler – Eşcinsellik Üzerine, çeviren: Kâmuran Şipal, Say Yayınları, psikoloji, 152 sayfa

Juan Carlos Ortega – Ulises İçin Evren (2017)

Çocuklar ile genç okurlara bilim dünyasında devrim yaratan gelişmeleri anlatmak, biraz meşakkatli bir konu.

Zira merak ve ilgilerini sürekli diri tutmak gerekir.

Oysa bilimsel keşiflerin kendileri birer mucizedir ve galiba asıl yapılması gereken de, buna uygun bir üslubun yakalanması.

Bu kitapta, Juan Carlos Ortega’nın yaptığı gibi örneğin.

Çocuk ve genç okurları hedefleyen kitabında Ortega, bilim tarihinin keyifle okunacak bir resmini çiziyor.

Yıldızlar,

Galaksiler,

Kara delikler,

Ve evrenin oluşumu, gibi bilimin evrene dair keşiflerini anlatan kitap, aynı zamanda bu keşifleri gerçekleştirmiş bilim insanlarına dair önemli bilgiler de sunuyor.

Cesaretiyle öncü olan Abderalı Demokritos,

Newton’ın ışık ve yerçekimine dair düşünceleri,

Einstein ve genel görelilik kuramı,

Rutherford ve Bohr’un atom modelleri,

“Büyük patlama” fikrini ilk ortaya atan din adamı Lemaitre…

Kitapta bu ve bunun gibi, çocukların aydınlanacağı pek çok bilimsel keşfin hikâyesi aydınlatılıyor.

  • Künye: Juan Carlos Ortega – Ulises İçin Evren, çeviren: Saliha Nilüfer, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 416 sayfa

Vüs’at O. Bener – Canım Tavşancığım (2017)

Vüs’at O. Bener: Türkiye edebiyatının güzel abisi…

O bize, ‘Bay Muannit Sahtegi’nin Notları’, ‘Buzul Çağının Virüsü’,  ‘Dost – Yaşamasız’, ‘Ihlamur’ ve ‘Kapan’ gibi, birbirinden güzel eserler armağan etti.

Murat Yalçın’ın büyük emeğiyle karşımıza çıkan bu kitap da, Bener’in, eşi Ayşe Ilıcalı Bener’e gönderdiği 87 mektuptan oluşuyor.

1969-1987 yılları arasında yazılan bu mektuplar, Bener’in bir yazar ve bir insan olarak bir portresini sunuyor.

Bu mektuplarda, Bener’in Ayşe Hanım’a yönelen duygu ve tutkuları kadar, ülkenin siyasi, ekonomik ve toplumsal krizlerine yönelik tavrını görmek de mümkün.

Mektuplarda, yazarın ülkesine dair endişeleriyle, yazmaya dair kaygıları izlenebiliyor.

Bir mektubunda, “Hadi can, susayım gayrı. TV. de varsa, bir Western seyreder, akşam İnegöl Köftecisi’nde zıkkımlanır, erkence yatağa girerim!” diyen Bener’in bu mektupları, hem kendisinin kişisel dünyasına hem de Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutmalarıyla önemli.

  • Künye: Vüs’at O. Bener – Canım Tavşancığım, editör: Murat Yalçın, Yapı Kredi Yayınları, mektup, 252 sayfa

Karen Foxlee – Gece Mavisi Elbise (2017)

İki genç kızın arayış ve büyüme hikâyesini, polisiye tadında bir kurguyla tasvir eden, ödüllü bir gençlik romanı.

Babasıyla birlikte karavanlarıyla oradan oraya savrulan Rose, günün birinde geleceği, tropik ormanın kıyısındaki cennet misali Leonora kasabasına vurulur.

Rose burada, kasabanın en güzel kızlarından Pearl Kelly ile arkadaş olur.

Şimdi kasabanın gençleri, geleneksel Hasat Geçidi festivaline katılmak için son hazırlıklarını yapmaktadır.

Rose da bu festivale katılmak ister ve bu amaçla kendisine, muhteşem güzellikte gece mavisi bir kıyafet diktirir.

Oysa her şey, bu kıyafette düğümlenecektir.

Zira kıyafet hem Rose ile Pearl’ün hem de kasabanın geleceği üzerinde inanılmaz bir etki yaratacaktır.

Karen Foxlee’nin, büyülü anlatımı ve atmosferiyle dikkat çeken romanı, 2014 Davitt Ödülleri En İyi Gençlik Romanı Ödülü’nü kazanmıştı.

  • Künye: Karen Foxlee – Gece Mavisi Elbise, çeviren: Mine Kazmaoğlu, ON8 Kitap, gençlik romanı, 312 sayfa

Kemal Varol – Sahiden Hikâye (2017)

‘Jar’ ve ‘Haw’ romanlarında hayali Arkanya’da yaşayan sağlam karakterleriyle bizi tanıştıran Kemal Varol, şimdi de bizi öyküleriyle tanıştırıyor.

Yazarın bu ilk öykü kitabı da, bizi bir kez daha Arkanya’ya, bu taşra şehri insanlarının dünyasına götürüyor.

Burada, küçük hayatlar yaşayanından hayalleri sınır tanımayanına; yolları aşka, ölüme, kaybedişe, hiçliğe, dayanışmaya ve isyana açılan birçok karakterle tanışıyoruz.

Kimileri Varol’un edebiyatını, 90’lı yılların edebiyata yansımasının iyi örneklerinden biri olarak kabul eder.

Bu öyküler de, yalnızca söz konusu dönemin ruhunu iyi kavradıkları için değil, aynı zamanda özgün karakterleri, dili kullanmadaki maharetleri ve yarattıkları atmosferle de iyi bir okuma vaat etmekte.

Öykülerin, Rewhat Arslan’ın çizimleriyle zenginleştiğini de belirtelim.

  • Künye: Kemal Varol – Sahiden Hikâye, İletişim Yayınları, öykü, 169 sayfa