Matthew Kahn ve Siqi Zheng – Pekin’de Mavi Bir Gökyüzü (2018)

Çin ekonomisi, dünyanın en büyüklerinden.

Fakat bu büyümenin çevre üzerindeki bedelleri de ağır.

Zira Çin, ağır sanayi üretimi nedeniyle dünyada en çok sera gazı üreten ülkelerden biri.

Aynı zamanda dünyadaki en kirli şehirlerin çoğu da Çin’de bulunuyor.

İşte Matthew Kahn ve Siqi Zheng bu önemli çalışmalarında, Çin’deki kentsel gelişmenin yerel ve küresel düzeyde çevre üzerindeki etkileri hakkında dört dörtlük bir inceleme.

Çin’de şehirlerin bugün içinde bulunduğu vahim durumu hem üst ve orta sınıfın hem de yoksulların gözünden izleyen çalışma, gelecek yıllarda Çin’in çevresel ilerleme konusunda ne gibi süreçlerden geçebileceğini de irdeliyor.

Kitabın bir diğer önemi de, Çin’deki verili durumu, Amerikan şehirlerinin tarihsel evrimiyle karşılaştırarak izlemesi.

Kitap, daha temiz bir Çin’in, yalnızca kendisi için değil, asıl olarak küresel anlamda ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Matthew Kahn ve Siqi Zheng – Pekin’de Mavi Bir Gökyüzü: Çin’in Büyüyen Ekonomisi ve Çevre Sorunları, çeviren: Burcu Uğuz, Koç Üniversitesi Yayınları, ekoloji, 248 sayfa, 2018

Dag Solstad – Mahcubiyet ve Haysiyet (2018)

Bir dersin ortasında beklenmedik bir tesadüfün neticesinde aydınlanan, edebiyat öğretmeni Elias Rukla’nın geçirdiği dönüşümün hikâyesi.

Kuzey Avrupa edebiyatının önde gelen yazarlarından, Türkçeye ilk kez çevrilen Dag Solstad ‘Mahcubiyet ve Haysiyet’te, güçlü bir hikâyeyle karşımızda.

Ellili yaşlarını sürmekte olan edebiyat öğretmeni Elias Rukla, lisedeki öğrencilerine hep yaptığı gibi, en sevdiği eser olan Henrik Ibsen’in ‘Yaban Ördeği’ni yorumlamaktadır.

Bu esnada yaşanan küçük bir olay, Rukla’nın ruhunda çöreklenmiş belli belirsiz bir krizi tetikleyecektir.

Rukla şimdi, hayatında büyük iz bırakmış bir dostluğun yeniden hatırlamaya başlayacaktır.

Fakat olaylar bununla da sınırlı kalmayacaktır.

Rukla aynı zamanda evliliğini ve içinde yaşadığı toplumu da sorgulamaya başlayacak ve bu durum, kendisi için hayatının gerçekleriyle yüzleştiği bir sürece dönüşecektir.

  • Künye: Dag Solstad – Mahcubiyet ve Haysiyet, çeviren: Banu Gürsaler Syvertsen, Yapı Kredi Yayınları, roman, 108 sayfa, 2018

Zygmunt Bauman – Iskarta Hayatlar (2018)

Ekonomik ve teknolojik ilerlemenin büyük bedelleri oldu.

Örneğin Sanayi Devrimi’nden itibaren yeni üretim yöntemlerinin bulunuşundan günümüze, geleneksel mesleklerin çoğu geriledi.

Bu durum, ihtiyaç fazlası, gereksiz, ıskartaya çıkarılmış insanların çoğalmasına neden oldu.

Özellikle küreselleşme ve teknolojideki gelişmeler atık insan sorunun sadece belli ülkelerin değil, tüm dünyanın meselesi haline getirdi.

İşte Zygmunt Bauman ‘Iskarta Hayatlar’da, sürekli büyüyen “atık insan” ve “insan atığı” sorununun geldiği vahim boyutu gözler önüne seriyor.

“Atık insanların” neden ortaya çıktığı, bu insanların günümüzde büyük bir sorun haline gelmesinin ekonomik ve siyasi nedenleri, ülkelerinde yaşama seçenekleri azaldığı için göç eden insanların başka ülkelerin siyasetçileri tarafından nasıl vatandaşlarının güvenlik endişelerini depreştirmek amacıyla kullanıldıkları, kitabın odaklandığı kimi konular.

Bauman, yalnızca bu büyük sorunun dinamiklerini çok yönlü bir bakışla ortaya koymakla yetinmiyor, aynı zamanda insan atıklarının siyasete, kültüre, hayatımıza ve hatta ilişkilerimize etkilerini de tartışıyor.

  • Künye: Zygmunt Bauman – Iskarta Hayatlar: Modernite ve Safraları, çeviren: Osman Yener, Can Yayınları, sosyoloji, 168 sayfa, 2018

 

Axel Honneth – Bizdeki Ben (2018)

Axel Honneth, daha önce yayınlanmış ‘Tanınma Uğruna Mücadele’de, felsefe dünyasında büyük yankı yaratan “tanınma teorisini” ortaya koymuştu.

Honneth ‘Bizdeki Ben’de ise, söz konusu kitabında ortaya koyduğu teoriyi geliştirmeye devam ediyor.

Honneth, bir yandan teorisine yapılan eleştiri ve itirazlara yanıt veriyor, diğer yandan da teorisini farklı alanları da kapsayacak şekilde genişletiyor.

Bunu yaparken Alman felsefesi, İngiliz psikanalizi ve Fransız sosyolojisinden yararlanan Honneth, düşünsel açıdan oldukça zengin bir metne imza atmış.

Felsefe, siyaset bilimi, sosyoloji ve sosyal bilimlerde zengin bir okuma isteyenler bu kitabı muhakkak edinmeli.

  • Künye: Axel Honneth – Bizdeki Ben: Tanınma Teorisi Üzerine İncelemeler, çeviren: Özgür Aktok, İthaki Yayınları, felsefe, 344 sayfa, 2018

Anil Ananthaswamy – Ya Ben Yoksam? (2018)

Benlik nedir?

Zihin bedeni nasıl etkiler ve ona nasıl yön verir?

Benlik algımız nedir ve nasıl oluşur?

Anil Ananthaswamy, bu ilgi çekici kitabında, sinirbilim alanındaki en güncel araştırmaların sonuçlarından yola çıkarak şizofreni, otizm, Alzheimer, epilepsi, Cotard sendromu ve huysuz bacak sendromu gibi çeşitli zihinsel ve nörobiyolojik hastalıkların insan algısı üzerindeki muazzam etkilerini açıklığa kavuşturuyor.

Pek çok vaka örneğiyle zenginleşen çalışma, yukarıdaki sorulara ufuk açıcı yanıtlar verdiği gibi, bizi benliğin dehlizlerinde hem ürpertici hem de aydınlatıcı bir yolculuğa davet ediyor.

  • Künye: Anil Ananthaswamy – Ya Ben Yoksam?: Benliğin Labirentlerinde Bir Gezinti, çeviren: Duygu Akın, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 252 sayfa, 2018

John Cheever – Falconer Hapishanesi (2018)

Yakın zamanda bizde ‘Bullet Park’ı yayımlanan büyük Amerikan öykücülerinden John Cheever’dan bir başyapıt daha.

Romanın başkahramanı, uyuşturucu bağımlısı olan Profesör Ezekiel Farragut, kardeşini öldürmekten on yıl hapse mahkûm olmuştur.

Cheever’ın, romanlarında önemli yer tutan banliyöden ayrıldığı ‘Falconer Hapishanesi’, Farragut’un yaşadığı varoluşsal krizi adım adım izleyerek muazzam bir insanlık durumu hikâyesine uzanıyor.

Bir yandan eşinin acı veren ziyaretleri, öte yandan hapishane yaşamının tekdüzeliği, beri yandan acımasız hafızası, Farragut’u çıldırmanın eşiğine getirir.

Bu ağır yükün altında kahramanımız, insanlığını korumak ve cezasının çekmek için olağanüstü çaba sarf edecektir.

‘Falconer Hapishanesi’, insanın özgürlük özlemi hakkında görkemli bir tragedya.

  • Künye: John Cheever – Falconer Hapishanesi, çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, Can Yayınları, roman, 192 sayfa, 2018

 

Kolektif – Kısa Filmin Öyküsü (2018)

Bu kitap, kısa film çekme hedefi olan yönetmen adaylarına altın değerinde ipuçları sunuyor.

Çalışma, festivallere katılmış, ödüller almış yerli kısa filmlerin nasıl üretildikleri konusunda önemli bilgiler sunuyor.

Ödül almış filmlerin yönetmenleri, filmlerinin bir fikir olarak kafalarında nasıl uyanmaya başladığından filmlerinin festivallere katılmasına, film çekmek için parayı nereden bulduklarından oyuncuları nasıl ikna ettiklerine süreci başından sonuna kadar okurlarıyla paylaşıyor.

Türkiye’de her yıl ortalama 500 kısa film çekilse de, bunların yalnızca elli kadarı festivallere katılabiliyor.

Bu kitabı ise, başarılı kısa filmler nasıl tasarlanıp üretiliyor konusunda aydınlanmak isteyenlerin muhakkak edinmesi gerekiyor.

  • Künye: Kolektif – Kısa Filmin Öyküsü, derleyen: Sidar Serdar Karakaş ve Yelda Başaran, Es Yayınları, sinema, 204 sayfa, 2018

 

Feryal Saygılıgil – Bir Kadın Grevi (2018)

Novamed’li kadınların efsanevi direnişinin derinlikli analizi, bu kitapta.

2006’da, Petrol-İş Sendikası’na üye 83 kadın, düşük ücret verilmesi, hamileliğin takvime bağlanarak sıraya konulması, tuvalete girmenin yasaklanması ve ardından dakikalara bağlanması ve hatta kadınların aybaşı dönemlerinin dahi sorun olması gibi nedenlerle FMC’ye bağlı Novamed’te greve çıktı.

448 gün süren bu grev, kadınların zaferiyle sonuçlanıp sendikalı işçilerin direniş ve örgütlenme tarihine altın harflerle yazıldı.

Feryal Saygılıgil de, bu muazzam deneyimi inceliyor ve gelecek kuşaklara aktarıyor.

Saygılıgil bu grevi başından sonuna izlerken, aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadın işçilerin durumunu, Türkiye’de kadının işgücü piyasasındaki konumunu ve kadın işçilerin sendikal hareket içindeki yerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

‘Bir Kadın Direnişi’, kadınların örgütlenme deneyimleri ve direniş stratejilerine daha yakından bakmak için çok önemli bir çalışma.

  • Künye: Feryal Saygılıgil – Bir Kadın Grevi: Serbest Bölgede Kadın Olmak, Güldünya Yayınları, siyaset, 243 sayfa, 2018

Philip E. Auerswald – Kod Ekonomisi (2018)

İnsanlık tarihini meydana getiren ana unsurun kodun gelişimi olduğu, Philip Auerswald’in bu dikkat çekici çalışmasının ana tezi.

Auerswald bizi, neolitik dönemin basitliğinden modern zamanların karmaşıklığına doğru bir yolculuğa çıkararak, başta birbirinden apayrı görünen üç deneyimin, Taş Devri’nde kullanılan baltanın, Julia Child’ın mayonez tarifinin ve Burning Man festivalinin ortak yönünün kodun işleyişi olduğunu gösteriyor.

Kodun, insan medeniyetinin DNA’sı olduğunu belirten Auerswald, yüzyıllar içinde kodun nasıl geliştiğini ve bunun toplumsal ve ekonomik yapıda nasıl köklü kırılma ve dönüşümler yarattığını anlatıyor.

Kitabın irdelediği bir diğer önemli konu da, kodun gelişimi üzerinden bir gelecek okuması yapması, geleceğin ekonomisinin nasıl şekilleneceğine dair özgün öngörülerde bulunması.

  • Künye: Philip E. Auerswald – Kod Ekonomisi: Kırk Bin Yıllık Bir Tarih, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, bilim, 278 sayfa, 2018

Philip T. Hoffman – Avrupa Neden Dünyayı Fethetti? (2018)

Dünya tarihine alternatif bir gözle bakan özgün bir eser.

1492 ile 1914 arasında, Avrupalılar dünyanın yüzde 84’ünü keşfetti.

Peki, bunun asıl nedeni genel olarak savunulduğu gibi coğrafya, bulaşıcı hastalıklar ve sanayi devrimi miydi?

Bu kitabın yazarı Philip Hoffman, söz konusu nedenlerin bunu tam olarak karşılayamadığını söyleyerek önemli bir tartışma başlatıyor.

Ekonomik ve siyasal tarihin bu süreçte çok önemli bir rol oynadığını savunan Hoffman, tarihte tanık olduğumuz bazı değişkenlerin farklı olması halinde tarihin nasıl bir seyir izleyebileceğini anlatıyor.

Hoffman, bu değişkenlerin farklı olması halinde Avrupa’nın elinin kolunun bağlanacağını ve başka bir gücün dünyaya egemen olacağını belirtiyor.

Kitap, bu durumu incelerken, iki bin yıllık tarih diliminde Avrupa devletlerinin askeri rekabette başarıya ulaştıran ekonomik, siyasal ve tarihsel değişimleri ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Hoffmann’a göre, Avrupalılar sonradan öğrendikleri ateşli silah teknolojisinde diğer uygarlıkların önüne geçmiş ve bu durum da Avrupa’nın üzerinde dünya egemenliği kuracağı bir temel atma fırsatı verdi.

  • Künye: Philip T. Hoffman – Avrupa Neden Dünyayı Fethetti?, çeviren: Mihriban Doğan, Say Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2018