Erhan Berat Fındıklı – Mare Nostrum (2018)

Erhan Berat Fındıklı bu önemli çalışmasında, Benito Mussolini İtalya’sı zamanında Türkiye’ye gelmiş mimarlar, arkeologlar ve seyyahların Türkiye’nin o zamanlardaki dönüşümüne ne gibi katkılar sunduğunu inceleyerek çok değerli bir incelemeye imza atıyor.

Faşizmin İtalya’da iktidarda olduğu 1922-1943 yılları, Türkiye’de Kemalist devrimlerle ve tek parti rejimiyle (1925-1946) ifadesini bulan, Erken Cumhuriyet dönemine tekabül ediyor.

Türkiye’de bu dönemde, en öne çıkan söylemlerden biri, mimarlık ve altyapı yatırımlarıyla bütün ülkenin yeniden inşasıdır.

Farklı coğrafyalarda endüstrilerine yeni pazarlar arayan İtalyanlar için de, Türkiye’nin yeniden inşasında rol almak oldukça önemliydi.

Dahası, İtalyan arkeolog ve seyyahların da büyük dönüşümler geçirmekte olan Türkiye’ye büyük bir ilgisi bulunmaktaydı.

Dönemin Türk-İtalyan ilişkileri açısından önemli bir kaynak olan çalışmasında Fındıklı, bu ilişkiyi mimariden sosyolojiye tarihten kolonyal çalışmalara uzanan geniş bir perspektifle irdeliyor.

Bu dönemde Türkiye’ye gelmiş farklı meslek gruplarından İtalyanların benlik ve öteki kurgularını; kent, mekân, toplum, tarih ve mimarlık algılarını ve profesyonel, ideolojik, bireysel ve toplumsal duruşlarını daha iyi kavramak için çok iyi bir kaynak.

  • Künye: Erhan Berat Fındıklı – Mare Nostrum: Mussolini Dönemi’nde Türkiye’de İtalyan Mimarlar, Arkeologlar ve Seyyahlar (1922-1943), Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 380 sayfa, 2018

Tristram Hunt – Fraklı Komünist: Friedrich Engels’in Devrimci Hayatı (2018)

Friedrich Engels, bir tekstil devi ve tilki avcısı, Manchester Kraliyet Borsası üyesi ve şehirdeki Schiller Enstitüsü’nün başkanıydı.

Öte yandan, Karl Marx’a kırk yıl boyunca maddi destek sağlayan, onun çocuklarına bakan, öfkesini dindiren ve tarihin en ünlü ideolojik ortaklığının yarısına vücut veren, komünizmin baş mimarlarından biri de yine Engels’ti.

O, ‘Komünist Manifesto’nun eş yazarı ve Marksizm adı verilecek olan hareketin eş kurucusuydu. Başkan Mao’nun Çin’inden Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin Stasi devletine, Afrika’daki anti-emperyalist mücadeleden Sovyetler Birliği’nin ta kendisine, bu çarpıcı felsefenin envai çeşit tezahürü 20. yüzyıl boyunca insanlığın tamı tamına üçte birini tesiri altına alacaktı.

İşte Tristam Hunt’ın bu nitelikli çalışması, bu önemli tarihi kişiliğin, çocukluğundan yetişkinliğine uzanan hayatının kapsamlı bir biyografisini sunuyor.

Hunt bunu yaparken, kendi tarihini yapmış ve bizlerin tarihini şekillendirmeye devam eden Engels’in hayatının dönüm noktalarını saptamakla kalmıyor, O’nun tutkularını ve arzularını, kişisel nefretlerini ve bireysel kaprislerini, hatta itici güçlerini ve onların tarihsel nedenlerini çözüyor.

  • Künye: Tristram Hunt – Fraklı Komünist: Friedrich Engels’in Devrimci Hayatı, çeviren: Mehmet Ratip ve Işın Eliçin, İletişim Yayınları, biyografi, 390 sayfa, 2018

Mustafa Duman – Resimli Taşbaskısı Nasreddin Hoca Kitapları (2018)

Taşbaskı (Litografi) tekniğiyle basılmış Nasreddin Hoca kitapları, koleksiyoncuların en çok aradığı çalışmalardandır.

Mustafa Duman’ın elimizdeki önemli çalışması ise, 1850-1924 yılları arasında yayınlanmış olan taşbaskısı 55 Nasreddin Hoca kitabını karşılaştırmalı bir bakışla inceleyerek bize sunuyor.

Söz konusu taşbaskısı kitapların en meşhurlarından olan ve 128 fıkra içeren ‘Hoca Nasreddin Letâifi’nin çevriyazısını da tam metin olarak barındıran kitap, devamında da söz konusu süreçte yazılmış taşbaskısı kitaplara yer veriyor.

Duman’ın çalışmasında, Nasreddin Hoca fıkraları için çoğu isimsiz halk sanatçıları tarafından çizilmiş, kimisi ustalıklarıyla göz dolduran bazı resimlere de yer verilmiş.

Kitabın, yalnızca Nasreddin Hoca bağlamında halk kültürüne ve mizahına ilgi duyanlara değil, taşbaskı koleksiyoncularına ve meraklılarına da hitap edeceğini söyleyebiliriz.

  • Künye: Mustafa Duman – Resimli Taşbaskısı Nasreddin Hoca Kitapları: “Bilinler Bilmeyenlere Öğretsin…”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, mizah, 296 sayfa, 2018

Hüseyin Yurtdaş – Genç Yazarın Notları (2018)

Hüseyin Yurtdaş, daha önce yayınlanan iki kitabı, ‘İhsan’ ve ‘Çöreklenen’ ile kendi okur kitlesini oluşturmuş yazarlardan.

Yurtdaş’ın yeni romanı ‘Genç Yazarın Notları’ ise, yaratmak ve hayatla yoğun bir kriz yaşayan karakterinin edebiyat ve yazma eylemini hikâye ediyor.

Bu genç yazar adayı, bir yandan kendi yaratı evrenini inşa etmeye koyulurken, aynı zamanda hayatla, edebiyatla ve yazmayla yoğun ve öfkeli bir hesaplaşmaya girer.

Bu sıra dışı karakterin dünyasında olup bitenleri hikâye eden roman, Kafka, Nietzsche, Dostoyevski ve Fante gibi yazar ve filozoflara göndermelerle ilerliyor.

  • Künye: Hüseyin Yurtdaş – Genç Yazarın Notları, Encore Yayınları, roman, 110 sayfa, 2018

Nicolas Presl – Oryantalizm (2018)

Tek kelime etmeden, Türkiye’nin Doğudan Batıya, Kuzeyden Güneye bir fotoğrafı çekilsin dense, ilk önereceğim bu kitap olur.

Nicolas Presl’in ‘Oryantalizm’i, yalnızca ve yalnızca çizimler kullanarak okurunu ilginç bir Türkiye gezisine çıkaran usta işi bir grafik roman.

Presl, çizgileri kadar “yazısız” anlatımındaki ustalığıyla da bilinen bir Fransız çizgi romancı.

Özellikle Picasso’yu andıran çizgileriyle dikkat çeken Presl’in ‘Oryantalizm’i de, ilk kez 2014 yılında yayınlandı.

  • Künye: Nicolas Presl – Oryantalizm, İletişim Yayınları, çizgiroman, 184 sayfa, 2018

Erwin Bartmann – Vatan ve Führer İçin (2018)

Hitler’in seçkin Muhafız Birliği’nde yer almış Erwin Bartmann’ın anıları, Nazi Almanya’sında yaşananlara içerden tanıklık etmesiyle çok önemli bir tarihi belge.

Bartmann anılarında,

  • Henüz genç bir okul çocuğuyken Nazilerin propagandalarından nasıl etkilendiğini,
  • Alman ırkının üstünlüğü safsatasının halk arasında akıl almaz biçimde nasıl karşılık bulduğunu,
  • 17 yaşındayken Berlin’deki Lichterfelde kışlasına gönüllü olarak adım atışını,
  • 1941 yazının sonlarında Sovyet Cephesi’nde savaşmaya gidişini,
  • Kursk-Prohorovka Muharebesi sırasında yaralanarak geri hizmete çekilmesini,
  • Daha sonra Almanya’da Eğitim ve İkmal taburunda makineli tüfek eğitmeni olarak görevlendirilmesini,
  • Kızıl Ordu saldırıları karşısında Alman mevzilerinin bir bir çöküşünü,
  • Ve Hitler Almanya’sının sonunun hızla gelişini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Bartmann’ın kitabı, yalnızca bu tarihi olaylara dair tanıklığıyla değil, aynı zamanda harika bir dönem tasviri yapmasıyla da benzeri hatıratlardan ayrılıyor.

Politika ve askeri stratejiye boğulmamasıyla öne çıkan kitap; açlık, yorgunluk, çamur ve yağan mermilerle boğuşan askerlerin, kimi yerde roman tadı veren gerçekçi hikâyelerini sunmasıyla oldukça ilginç.

  • Künye: Erwin Bartmann – Vatan ve Führer İçin: 1. SS Panter Tümeni’nden Bir Askerin Anıları, çeviren: Selçuk Uygur, Kronik Kitap, anı, 320 sayfa, 2018

Soner Tuna ve Turgay Fişekçi – Çizgilerle Nâzım Hikmet (2018)

Nâzım Hikmet, hem şiirleri hem hakikate ve halka duyduğu sorumluluk duygusu ve hem de duruşuyla iz bırakmış müstesna bir kişiliktir.

Bu kitap da, çok güzel hazırlanmış bir Nâzım Hikmet çizgili biyografisi.

Metinlerini şair Turgay Fişekçi’nin çizimlerini ise Soner Tuna’nın yaptığı çalışma, babası Hikmet Bey ve annesi Celile Hanım’dan başlayarak, Nâzım Hikmet’in doğumundan ölümüne uzanan hayatının baştan sona hikâyesini sunuyor.

Kitap, Otobiyografi adlı şiirinde “1902’de doğdum

doğduğum şehre dönmedim bir daha

geriye dönmeyi sevmem,” demiş Hikmet’in Selanik’te doğumundan Bahriye Mektebi yıllarına, İstiklal mücadelesine katılmak için gittiği İnebolu’da sosyalist fikirlerle tanışmasından Mustafa Kemal’le kesişen yollarına, dönemin Türk şiiriyle giriştiği hesaplaşmadan kendi şiir anlayışını kuruşuna ve cezaevi yıllarından sürgün yıllarına uzanan hayatını adım adım izliyor.

Nâzım Hikmet en az şiirleri kadar etkileyici bir hayat yaşadı.

Nâzım Hikmet’in kimi şiirleriyle de zenginleşen bu kitap, şairin bu sıra dışı hayatının dönüm noktalarını aydınlatmasıyla bir başucu kitabı olmaya aday.

  • Künye: Soner Tuna (Çizgiler) ve Turgay Fişekçi (Metinler) – Çizgilerle Nâzım Hikmet, Yordam Kitap, biyografi, 327 sayfa, 2018

Bell Hooks – Değişme İsteği (2018)

Erkekler değişmekten ölesiye korkar.

Çünkü ataerki, onların en küçük hücrelerine dahi sinmiştir.

Çünkü hükmetme hırsı, onların bütün duyularını adeta felce uğratmıştır.

Fakat ataerkinin erkeği nasıl şekillendirdiğini ve erkeğin hayatı aracılığıyla iktidarını nasıl inşa ettiğini kavradığımız an, bunu aşabilmek konusunda ilk adımı attığımız andır.

İşte feminizm alanında önemli çalışmalar yapmış olan Bell Hooks’un bu kitabı, ataerkinin erkek üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyması ve bunu aşmanın yollarını duru bir şekilde anlatmasıyla çok önemli.

“Kültürümüz, erkekleri savaşı kucaklamaya hazırlarken öldürmenin ve öldürmeyi sevmenin erkeklerin doğalarında olduğunu söyleyen ataerkil düşüncenin de daha fazla aşılanması gerekir. Eril şiddet haberleri bombardımanı altındayken erkekler ve sevgi hakkında hiç haber duymayız.” diyen Hooks, erkeklerin sevmeyi nasıl öğrenebileceğini ve gerçek anlamda özgürleşmek için ataerkiye karşı nasıl mücadele edeceğini tartışıyor.

  • Künye: Bell Hooks – Değişme İsteği: Erkekler, Erkeklik ve Sevgi, çeviren: Zeynep Kutluata, Bgst Yayınları, feminizm, 194 sayfa, 2018

 

Mcleod Kardeşler – Parlak Fikirler Kitabı (2018)

Pablo Picasso bir zamanlar, “Her zaman yapamadığım şeyleri yapıyorum ki nasıl yapılacağını öğreneyim.” demişti.

Myles ve Greg McLeod kardeşler, çok sayıda aktivite barındıran bu kitaplarında okurlarının okurlarını zengin aktiviteler içinde gezdirerek yaratıcılıklarını geliştirmelerine yardımcı oluyor.

Burada bir romanın ilk satırlarını yazmaktan moda üzerine egzersizlere, eski kız/erkek arkadaşlara lakap uydurmaktan haiku yazmaya, resimde perspektif oluşturmaktan kendi totem direğini yapmaya ve çiçek yetiştirmeye çok sayıda pratik uygulama karşımıza çıkıyor.

Edebiyat, dans, resim gibi alanlarda yaratıcılıklarını nasıl ortaya koyacakları konusunda fikirleri olmayan, uzun zamandır bunu ortaya koyacakları bir çıkış yolu veya ışık arayanlar bu kitaba bakmalı.

  • Künye: Mcleod Kardeşler – Parlak Fikirler Kitabı, çeviren: Selin Saraçoğlu, Maya Kitap, kişisel gelişim, 191 sayfa

Irwin D. Yalom ve Ginny Elkin – Her Gün Biraz Daha Yakın (2018)

Bir psikoterapiyi hem terapistin hem de hastanın gözünden izlemek ilginç bir deneyim.

Her ikisinin de bu sürece dair tespit ve değerlendirmelerinin birbirinden farklı oluşu, bunun ilginç oluşundaki başlıca etken.

Irwin D. Yalom, 1970 yılının sonbaharında yardımcı terapistiyle birlikte yürüttükleri grup terapisine Ginny Elkin’in devam etmesinin artık faydalı olmayacağına karar verdi.

Yalom’un bu aşamada önerdiği fikir, bireysel terapidir.

Yalom da Elkin de, her hafta yaptıkları görüşmelere dair raporlarını kendileri yazacak, fakat bu raporlar da üzerinden altı ay geçmeden hiç kimse tarafından okunmayacaktır.

Bundan sonraki iki yıl boyunca doktor ve hastası, birlikte paylaştıkları saatleri kendi görüş açılarına göre kaydettiler ve terapi sırasında konuşulmayan, sonradan akla gelen fikirleri, yorumları, duyguları ve çağrışımları sık sık yazılarına eklediler.

İşte bu görüşmelerin neticesi olan elimizdeki kitap, hem bir psikoterapi sürecinin nasıl ilerlediğine adım adım tanık olmamızı hem de psikiyatr ve hastanın birbirleri hakkındaki düşüncelerine aynı anda şahit olmamızı sağlıyor.

Kitabın, bilhassa psikoterapi seansları hakkında bilgilenmek ve bu sürecin izlediği seyri kavramak isteyenlere fazlasıyla hitap ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Irwin D. Yalom ve Ginny Elkin – Her Gün Biraz Daha Yakın, çeviren: Zeliha Babayiğit, Pegasus Yayınları, psikoterapi, 300 sayfa, 2018