Ali Satan – Atatürk’e Suikast ve Sadakat (2023)

1935 yılı Ağustos ayında Türk hükümeti gelen bir ihbarla alarma geçer.

İhbarı yapanlara göre birkaç kişilik bir ekip Beyrut’tan vapura binerek Atatürk’e suikast düzenleme maksadıyla yola çıkmıştır.

Aldığı duyum üzerine hemen harekete geçen hükûmet bir dizi tedbir alır, Cumhurbaşkanı’nın güvenliğini sağladıktan sonra başarıya ulaşamayan bu suikast planının arkasında kimin olduğunu aydınlatmaya çalışır.

Soruşturma esnasında bazı devlet adamlarının adının olaya karışması skandalın daha çok büyümesine sebep olur.

Yazılı basının bu haberi manşetlere taşımasıyla birlikte, söz konusu girişim halkın da tepkisini çeker.

Bütün bu sürecin belki en ilginç yanı ise suikast ihbarını yapan makamın İngiliz Büyükelçiliği olmasıdır.

‘1935 Meçhul Bir Suikastın Kronolojisi: Atatürk’e Suikast ve Sadakat’, diğer teşebbüslerin gölgesinde kaldığı için pek bilinmeyen bir suikast girişiminin tüm detaylarını arşiv belgelerinin ışığında gün yüzüne çıkarıyor.

İhbarın yapıldığı ilk andan mahkeme safhasının sonuna kadar süreci bütünüyle ele alıyor.

Ali Satan’ın İngiliz ve Türk arşivlerini tarayarak, kuyumcu titizliğiyle üzerinde çalıştığı bu eser yalnızca söz konusu suikast teşebbüsünü değil, daha büyük çerçevede Atatürk dönemi Türkiye’sini, özellikle bürokrasinin işleyiş biçimini anlama olanağı sunuyor.

Cumhuriyetin 100. yıl dönümüne yaklaştığımız şu günlerde bunu kavramak her zamankinden daha çok önem arz ediyor zira bu suikast gerçekleşseydi yeni kurulmuş cumhuriyetin kaderi bambaşka bir yöne doğru seyredecekti.

  • Künye: Ali Satan – Atatürk’e Suikast ve Sadakat, Timaş Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2023

Kolektif – Kadına Karşı Ayrımcılık (2023)

“Kadınlara karşı ayrımcılık” çok geniş kapsamlı ve disiplinlerarası bir kavram.

Bu kitapta yer alan katkılar bu gerçeğin ışığında, kadına karşı ayrımcılık sorununa odaklanan incelemelerden oluşuyor.

Ve bu yaklaşım, kadının insan haklarına ilişkin uluslararası temel normatif bir düzenleme olan Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (kısa adıyla CEDAW) bağlamında derinlemesine inceleniyor.

Kadınlara karşı ayrımcılığın önlenmesine yönelik Sözleşme ile kurulan bu koruma rejiminin geliştirilerek inşa edilmesi, birkaç yıl sonra yarım yüzyıla varacak, iç devinimi çok yüksek olan bir süreci kapsıyor.

Bu devinimin başlıca aktörleri elbette kadınlar, yerel ve uluslararası kadın hakları hareketi ve uluslararası örgütler bünyesinde gerçekleştirilen mücadele.

Bu hakların korunması rejiminin ürettiği ve diğer disiplinler alanındaki gelişmeleri dikkate alarak geliştirdiği, kavramsal ve uygulamaya dair önemli bir hak standartları birikimi oluştu.

Bu önemli gelişim, bu kitaba katkıda bulunan, uluslararası ve yerel kadın hakları çalışmaları ve hareketi alanında yetkin araştırmacıların farklı başlıklar altında, geniş bir çerçeveye yayılan çalışmalarıyla irdeleniyor.

CEDAW hak koruma rejimi, CEDAW Komitesi’nin Genel Tavsiyeleri, Nihai Gözlem Raporları, Komite nezdinde bireysel şikâyet başvurusu ve soruşturma usulleri, bireysel başvurulara ilişkin Komite kararları; özen yükümlülüğü kavramı; geçici özel önlemler ve özel önlemler; toplumsal cinsiyet eşitliği; toplumsal cinsiyete dayalı şiddet; kesişimsellik; Türkiye ve CEDAW bağlarının kurulması ve gelişimi, Türkiye hukukunda CEDAW’a uyma yükümlülüğünün yapıtaşlarının eleştirel olarak değerlendirilmesi kitabın omurgasını oluşturan konular.

Kitap, cinsiyete dayalı ayrımcılık konusunda, CEDAW deneyimini değerlendirme bağlamında, Türkçe literatüre önemli bir katkı sağlayacaktır.

Bu kitap, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde, uzman araştırmacılar Gökçeçiçek Ayata ve Sevinç Eryılmaz tarafından yürütülen, Federal Almanya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu tarafından desteklenen “Hukukçular için CEDAW Okuryazarlığı” başlıklı proje kapsamında hazırlandı.

  • Künye: Kolektif – Kadına Karşı Ayrımcılık: Hukuk Toplum Devlet ve CEDAW, derleyen: Sevinç Eryılmaz, Gökçeçiçek Ayata ve Pınar Çağlı, Zoe Kitap, hukuk, 408 sayfa, 2023

Tonio Hölscher – Yunan Sanatı (2023)

Antik Yunan kültürü, çoğunlukla imgelerden etkilenerek gelişmiş ve görsele dayalı sanat eserleri, yaşamın her alanına dâhil edilmiştir.

Bu sanat dünyası, o dönemde yaşayan insanların hayatlarının da merkezinde yer alıyordu.

Ortaya konulan eserler mabetlerde ve tapınaklarda, meydanlarda ve mezarlarda, evlerde kullanılan kapların ve eşyaların üzerinde yer alıyordu.

Özellikle mitolojik kahramanlar ve tanrılar, resimlerde ya da heykellerde tasvir ediliyor ve tüm toplum tarafından coşkuyla benimsenerek kullanılıyordu.

Polis kültürü ve poliste yaşayan insanların hayatında bu görsel sanatların öneminin; agoralar, tapınaklar ve mezarlıklar gibi önemli yerlerde ne suretle bu görsellerden faydalanıldığının izini süren Tonio Hölscher, kaleme aldığı bu kitapta, Yunan kent kültürünün ortaya çıkışından Hellenistik döneme kadar Yunan sanatının gelişimini ele alıyor.

Bunu yaparken de resim sanatının çeşitli konu ve biçimlerinin Yunan kültüründe oynadığı rolü gösteriyor.

  • Künye: Tonio Hölscher – Yunan Sanatı, çeviren: Ömer İpek, Runik Kitap, sanat, 140 sayfa, 2023

Kolektif – Yapay Zekâ (2023)

Yapay zekâ her geçen gün gelişiyor, hayatımızın her köşesine nüfuz ediyor.

Özellikle akıllı telefonların kullanımı ile birlikte yapay zekâ uygulamaları da yaygınlaştı, öncesinde yapay zekâ ile hiç tanışmamış sıradan insanların bile yaşamlarında kendine yer buldu.

Örneğin, sadece bir kez girdiği reklam duyurusunun içeriğini oluşturan ürün ile ilgili birçok duyuruyu yine isteği dışında peşi sıra almaya başlayınca önceleri “Nereden biliyor?” diye şaşıran insanın bu işlemin ardındaki nedeni merak etmemesi elbette mümkün değil.

Hayatın bu kadar içine girmiş bir teknolojiye duyulan merakın her geçen gün artması, bu farkındalığın artık bireysel olmaktan çıkartılarak topluma mâl etme zamanının geldiğini gösteriyor.

İşte bu kitap tam da bu amacı temel alarak hazırlandı.

Kitap, içerdiği konuların temelden başlanarak ele alınması ve yapay zekâ ile ilgili tartışmaları sadece teknik alanlar ile sınırlandırmayarak herkesin anlayabileceği şekilde sektör uzmanları ve akademisyenler tarafından hazırlanması ile yapay zekâ literatüründe öncü eserlerden biri olmaya aday.

Kitap ayrıca Endüstri 4.0’ın odak noktası haline gelen yapay zekâyı, uygulama alanlarında görmek ve gerçek dünyada nasıl çalıştığını anlamak isteyenlerle birlikte yapay zekâyı kendi uygulama alanlarına dâhil etmek isteyenlerin de faydalanabilecekleri bir eser.

Yapay zekânın ortaya çıkışının, bugüne kadarki gelişiminin ve günümüz örneklerinin anlatıldığı bu kitapta ayrıca, ele alınan alanlar açısından yapay zekânın mevcut ve potansiyel etkileri ile birlikte gelecekte bu alanları nasıl şekillendirebileceği üzerinde de duruluyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Halise Şerefoğlu Henkoğlu, Türkay Henkoğlu, Muhammet Emin Gedikli, Mehmet Oytun Cibaroğlu, Serkan Yıldırım, Oğuzhan Serin, Bahattin Yalçınkaya, Nilüfer Alimen, Senem Öner Bulut, Ayşe Banu Karadağ, Canan Ergün, Tolga Çakmak, Şahika Eroğlu, Mehmet Torunlar, Mehmet Altay Ünal ve Fahrettin Özdemirci.

  • Künye: Kolektif – Yapay Zekâ: Disiplinlerarası Yaklaşımlar, editör: Berrin Küçükcan ve Banu Fulya Yıldırım, Vakıfbank Kültür Yayınları, inceleme, 312 sayfa, 2023

Jenn Granneman, Andre Sólo – Duyarlı (2023)

Çevrenizden sıklıkla “aşırı hassas davranıyorsun” ya da “fazla tepki veriyorsun” gibi cümleler mi işitiyorsunuz?

İnsanları iyi okuyor, duygudurumlarından kolayca etkileniyor, hatta duygularını sünger gibi çekiyor musunuz?

Ya da öfke, endişe gibi yoğun duygular hissettiğinizde etkisinden çıkmanız vakit mi alıyor?

Endişelenmeyin, yalnız değilsiniz.

Sadece gürültülü, hızlı ve sürekli üstümüze gelen bu dünyada yadsınamaz bir güce sahipsiniz ve dönüştürücü bir yetenekle kuşatılmışsınız.

Herkesin duyarlı bir tarafı var, ancak dünyada yaklaşık her üç kişiden biri hem fiziksel hem de duygusal anlamda başkalarından daha duyarlı olma eğilimine sahip.

Bu kişiler detaylarla yakından ilgileniyor, çoğunluğun gözden kaçırdığı bağlantıları kuruyorlar.

Zeki, cömert ve yaratıcılar.

Duyarlı bireylerin iç dünyalarına odaklanan bu kitap, bugüne kadar yeterince değer verilmeyen bu özelliğin potansiyelini nasıl ortaya çıkaracağınızı ve hayatın her alanına nasıl entegre edeceğinizi anlatıyor; uygulanabilir alıştırmaları, anekdotları ve güncel bilimsel araştırmaları bir araya getirerek derin bir içgörü sunuyor.

Duyarlı insanlara yönelik dünyadaki en kapsamlı internet sitesi Sensitive Refuge’un kurucuları olan Jenn Granneman ve Andre Soló, duyarlılık kavramını tüm yönleriyle masaya yatırarak yavaşlamanın, derinden bağlanmanın ve sıradan yaşamlarımızda anlam yaratmanın kıymetini hatırlatan bu özelliği kucaklamak gerektiğinin altını çiziyorlar.

‘Duyarlı’, gittikçe daha gürültülü hâle gelen dünyada hassas bireyin gücünü ortaya koyuyor.

  • Künye: Jenn Granneman, Andre Sólo – Duyarlı: Gürültülü, Hızlı ve Sürekli Üstümüze Gelen Dünyada Aşırı Hassas Olmanın Saklı Gücü, çeviren: Sena Bayraktar, Timaş Yayınları, psikoloji, 320 sayfa, 2023

Mahir Özkan – Hamşentsnag – Hemşince (2023)

Ülkemizde ne yazık ki genellikle siyasi pozisyonların gölgesinde tartışılan Hemşince gerçeğinin türlü yönleriyle objektif olarak ortaya çıkmasını sağlayacak bir çalışma.

Kitap, tehlike altındaki bir dili yaşatmak için gösterilen çabalara da bir katkı.

Hamşentsnag/Hemşince, Hemşincenin Ermenice ile ilişkisini göstermek için Batı Ermenice ile karşılaştırmalı olarak hazırlanmış.

Başta Karadeniz olmak üzere Türkiye’nin farklı yörelerinde ve yurtdışında yaşayan Hemşinli toplulukların aralarında konuştuğu dil üzerine uzun yıllardır hararetli bir tartışma yürütülüyor.

Çoğu zaman siyasi tercihlerin gölgesinde ve yeterli bilgiye dayanmaksızın yaşanan bu tartışma, özellikle de Hemşincenin Ermeniceyle arasındaki ilişki etrafında dönüyor.

Alanın önde gelen araştırmacılardan Mahir Özkan’ın çalışması ise konuyla ilgili toz bulutunu dağıtarak tartışmayı bilimsel bir zemine oturtmayı hedefliyor.

Yüzyıllardır konuşulan bu dilin gramerini, temellerini, birikimini, günümüzde sahip olduğu imkânları ve karşı karşıya kaldığı zorlukları, bir diyalekti olduğu Batı Ermenice ile karşılaştırmalı olarak etraflı bir şekilde ortaya koyarken, dilin yaşamasına da katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Hamşentsnag, Hamşenahayeren, Hamşetsmo adlarıyla da anılan Hemşinceyi öğrenmek ve üzerinde yükseldiği güçlü mirası kavrayabilmek için büyük önem taşıyan, titizce hazırlanmış çalışma, bu alandaki boşluğu telafi edebilecek nitelikte.

  • Künye: Mahir Özkan – Hamşentsnag – Hemşince, Aras Yayıncılık, dil, 256 sayfa, 2023

Sungur Savran – Bir İhtilal Olarak Milli Mücadele (2023)

Cumhuriyetin kuruluşunun yüzüncü yıldönümünü yaşıyoruz.

Bu yolu açan, 1918-1923 arası dönemde verilen Millî Mücadele’dir.

Gerek cumhuriyet gerekse onu hazırlayan bu tarihî mücadele, daima tek bir bireyin, Mustafa Kemal’in zihninde şekillenmiş bir fikrin uygulanması olarak indirgemeci biçimde ele alınmıştır.

‘Bir İhtilal Olarak Millî Mücadele’, her şeyden önce Millî Mücadele’yi farklı bir pencereden, Marksist bir analiz temelinde anlama çabasıdır.

Sungur Savran, bu tarihî olayın Marksist anlayışa göre gerçek bir devrim olduğunu savunuyor.

Sonuçta bir burjuva devrimi olarak biçimlenmiştir ama özellikle 1918’den 1921 başına kadar başta köylülük ve işçi sınıfı olmak üzere emekçi sınıflar da kendi örgütleri ile bu mücadeleye katılmışlardır.

Millî Mücadele bu kitapta her şeyden önce bir toplumun kriz çağında yaşadığı sınıf mücadeleleri açısından ele alınıyor.

Savran bu kitapta epey bir putu kırmaya yöneliyor. Millî Mücadele’nin 19 Mayıs 1919’dan önce zaten başlamış olduğunu vurguluyor.

Kuvayı Milliye olarak bilinen güçlerle Ankara hükümetinin askerî güçlerini özdeşleştirmenin yanlışlığını kanıtlarıyla gösteriyor.

Mustafa Kemal’in ta Sakarya Meydan Muharebesi’ne (Ağustos-Eylül 1921) kadar Millî Mücadele’nin tartışılmaz lideri haline gelmediğinin altını çiziyor.

En önemlisi, Sovyet Rusya’nın mücadelenin kazanılmasındaki rolünün vazgeçilmez olduğunu ortaya koyuyor.

Başta Mustafa Suphi olmak üzere Türkiye Komünist Fırkası’nın önderlerinin, Ocak 1921’de katledilmesinin gerçek faili hep belirsizlik taşımıştır.

Savran bu kitapta aynı zamanda bu cinayetin failini tarihî bir belge temelinde açıklıyor.

  • Künye: Sungur Savran – Bir İhtilal Olarak Milli Mücadele, Yordam Kitap, tarih, 432 sayfa, 2023

Jeff Sharlet – The Family (2023)

Amerikan Hıristiyanlığının bir kesiminin nasıl tehlikeli bir yola girdiğini gözler önüne seren çok iyi bir çalışma.

Aynı isimli Netflix belgeseline kaynaklık eden Jeff Sharlet’in ‘The Family’ kitabı, Hıristiyan köktendinci, gizli bir topluluğun izini sürüyor.

Amerikan iktidarının kalbinde ve dünyanın pek çok noktasında ruhani bir savaş sürdüren söz konusu Aile’yi ifşa eden Sharlet, kongre üyelerinden generallere, seçilmişlerden bürokratlara büyük bir ağın varlığını ispatlıyor.

Gizli hücrelerde bir araya gelerek “Tanrı önderliğindeki liderlik” için dua eden ve “sessiz diplomasi” ile kazanılacak stratejiler geliştiren Aile, “Mesih” harici tüm toplumsal tesirleri yok etmeyi amaçlıyor.

Jeff Sharlet ise Arlington, Virginia’da Potomac Nehri’ne bakan bir malikânenin içinden Aile’nin faaliyetlerini gazeteci gözüyle aktarıyor.

Basit bir arkadaş grubu olduklarını iddia etse de, bu grup vergiden muaf şirketler aracılığıyla milyonlarca doları yönetiyor.

Siyaseti küçümsemelerine rağmen Cumhuriyetçiler ve Demokratlar’a mensup kongre üyeleri tarafından Washington’daki en etkili dini topluluk olarak tanınıyor.

Sharlet, Aile’nin izini, 1935 yılında Avrupa faşizmine sempati duyan bir iş adamı grubunu örgütleyen göçmen bir vaiz olan Abraham Vereide’ye kadar sürdürüyor.

“İncil kapitalizmi”ni, askerî gücü ve Amerikan imparatorluğunu müjdeleyen bu topluluk, Hitler, Lenin ve Mao’nun liderlik modelini örnek alıyor.

Sharlet “Fundamentalistler ne istiyor?” sorusunun değil, “Fundamentalistler şu ana kadar neler yaptı?” sorusunun sorulması gerektiğini savunuyor.

Bu sorudan hareketle, Amerikan köktendinciliğinin Amerikan gücüyle nasıl iç içe geçtiğini inceliyor.

Daha önce hiçbir araştırma Aile’nin gerçek yüzünü ve faaliyetlerinin kapsamını böyle bir çalışmayla ortaya koymadı.

Amerikan Anayasa Mahkemesi’nin dokuz üyesinden altısının nasıl olup da muhafazakâr Katolik olduğunu merak ediyorsanız cevap bu kitapta.

  • Künye: Jeff Sharlet – The Family: Amerikan İktidarının Kalbindeki Gizli Fundamentalizm, çeviren: Zeynep Şüheda Başaran, Runik Kitap, inceleme, 444 sayfa, 2023

Kolektif – Bu Çağda Aile? (2023)

Aile, son yıllarda küresel-yerel düzeylerde gündemde yer alan ve çok tartışılan bir konu olarak öne çıkıyor.

Feminist aktivist ve araştırmacılar, aile kurumuna toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden köklü eleştiriler yöneltirken LGBTİ+ hareketi de “seçilmiş aile” benzeri kavramlaştırmalarla yaygın, geleneksel ve dayatılan aile model ve anlayışlarına alternatifler geliştirmeye çalışıyor.

Birçok gelişmiş ülkede de çekirdek aile dahi artık kendini sürdürmekte zorlanırken boşanma oranları yükseliyor; tek başına yaşayanlar, tekil ebeveynler giderek artıyor.

Aile son derece değişik ve karmaşık biçimler alabiliyor.

Öte yandan, bu gelişmelerle eş zamanlı olarak günümüzde yükselen sağ, muhafazakâr, otoriter dalga ile birlikte aile çok daha önemli bir yere oturtuluyor.

Türkiye ve Macaristan’ın tipik iki örneğini oluşturduğu popülist ve sağ iktidarların söylem ve uygulamalarında, bir kurum olarak aileyi yücelten ve kadını aile içine hapseden yeni-muhafazakâr görüşlerin yükseldiğine de tanıklık ediyoruz.

Bunun kadın ve toplum üzerinde yıkıcı etkileri her geçen gün daha fazla görülüyor.

Ataerki yükseldikçe kadına yönelik şiddet tırmanıyor, cinsel ayrımcılık artıyor. Bunun sonuçlarından bir tanesi de son 3 yıldır bütün dünyayı kasıp kavuran Covid 19 pandemisi sürecinde ortaya çıktı.

“Bakım” meselesi, devletin sosyal sorumluluk alanından alınıp aileye yüklendi ve bu sorun pek çok insanın gündelik yaşamına yakıcı bir biçimde girmiş oldu.

Kitap böylesi zorlu, çetrefil ve çok boyutlu bir konuya el atarken birbirine karşıt bütün bu gelişmelerin iç içe yaşandığı bir dönemde, aileyi çeşitli boyutlarıyla ve disiplinlerarası bir perspektifle ele alarak sorunun içeriği, neden ve sonuçları ile olası çözüm önerilerini tartışmayı hedefliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Neşe Şahin Taşğın, Yasemin Ahi, Sevgi Usta, Gülriz Uygur, Taylan Acar, Umut Güner, Ece Öztan, Hülya Osmanağaoğlu, Nüket Örnek Büken, Kıvılcım Ceren Büken ve Feyza Akınerdem.

  • Künye: Kolektif – Bu Çağda Aile?: Güncel Tartışmalardan Bir Kesit, derleyen: Yasemin Ahi ve Neşe Şahin Taşğın, NotaBene Yayınları, inceleme, 192 sayfa, 2023

Jeremy D. Popkin – Haiti Devrimi’nin Kısa Tarihi (2023)

Haiti Devrimi’nin hikayesi, özgürlük ve eşitlik hakkındaki modern fikirlerin kaynağı olarak Batı Avrupa uygarlığını görmek isteyenler için çarpıcı bir hatırlatmadır.

ABD’de ve Fransa’da özgürlük ve eşitlik fikirlerini etkili bir dille formüle eden devrimci liderler, Atlantik dünyasında siyahların köleleştirilmesini sürdürmek için ölümüne savaşmaya hazırlardı.

“Bu topraklarda köle olamayacağını; köleliğin bu topraklarda sonsuza dek kaldırıldığını” ilan eden ilk anayasa ABD’nin ve devrim Fransası’nın anayasaları değil Toussaint L’Ouverture’ün 1801 Anayasasıydı.

Tüm insanların eşit değerde olduğunun tanınması, dünya için gerçekten evrensel bir değerler dizisinin temeli olacaksa, bu ilkenin Fransız Saint-Domingue kolonisindeki Afrika kökenli insanların mücadelelerinin bir sonucu olarak ilk defa açıkça ifade edildiğini teslim etmeliyiz.

Jeremy Popkin bu usta işi çalışmasında, Haiti Devrimi’ni ve onun efsanevi lideri L’Ouverture’e yakından bakıyor.

  • Künye: Jeremy D. Popkin – Haiti Devrimi’nin Kısa Tarihi, çeviren: Gülcan Ergün, Zoe Kitap, tarih, 216 sayfa, 2023