Jim Rietmulder – Çocuklar Okulu Yönettiğinde (2023)

Demokratik eğitimin ve onun pratik uygulamalarının tüm yönleriyle ortaya koyan eşsiz bir eser.

Jim Rietmulder; kendi güzel, kişisel hikâyeleri eşliğinde çocuklara ve onların okul topluluklarına gerçekten güvenmenin, çocukta ve eğitimde nasıl mucizevi sonuçlar doğurduğunu gözler örüne seriyor.

Kitap, kendi kendini yöneten demokratik okullarımızda hayatın nasıl olduğunu canlı bir şekilde yansıtıyor; komik, tutkulu, son derece ciddi, muzip, şefkatli, adil, yoğun sohbetlerle dolu, çokça oylamalı ve sonsuz bir öğrenme içeriyor.

Her sabah sadece Türkiye’de 18 milyon öğrenci okula gidiyor.

Merkezi bütçenin %10’u eğitme ayrılıyor.

Okullarda görev yapan öğretmen sayısı 1 milyon 100 bin civarında.

Her öğretim yılı başında eğitim kurumları aracılığıyla 21. yüzyıl becerilerinin öğrencilere kazandırılacağı, eğitimde niteliğin yükseleceği söyleniyor.

Eğitim Bakanları değişiyor, öğretim programı değişiyor, ders kitapları yenileniyor ama öğretmeninden bürokratına, öğrencisinden velisine hiç kimse eğitimden beklediğini bulamıyor.

Eğitimde reformun nasıl yapılacağı konusunda çok fazla anlaşmazlık olmasına rağmen çoğu kişi; değişen değerlere, yaşam tarzlarına, akışkanlığa, demografiye, teknolojiye, ekonomiye ve küreselleşmeye dayalı reform ihtiyacı konusunda hemfikir.

Bilgi üretiminin inanılmaz boyutlara geldiği, neredeyse bilgi enflasyonunun olduğu ve giderek artan bunca bilgi arasında neyin nasıl öğretileceğinin birbirine karıştığı bu dönemde başka bir modele ihtiyaç var: Demokratik okullar.

Demokratik okullar, çocukların doğasının ham enerjisine hükmetmeden ya da onu yıkmadan öğrenmek için tasarlanmış bir yöntem. İlhamını günlük yaşamdan alan demokratik okullar, küçültülmüş gerçek bir dünyadır.

Hemen hemen tüm demokratik okullar, resmi okul sistemleri içinde değil, tabandan gelen çabalar ile kurulmuştur.

Demokratik okullar, günümüzün iktidar tarafından yönetilen, genellikle müfredata, sınıflara ve tahakküme dayalı okul sistemlerine pek uymaz.

Buna karşılık demokratik okulların işleyişi, demokratik toplumlar gibi tabandan köklenir.

Çeşitli demokratik okulların ortak noktası, öğrencilerinin örgün bir demokraside, demokratik bir toplumda, özgür ve sorumlu bir yurttaş deneyimi yaşamalarıdır.

En önemlisi de okulu öğrenciler yönetir.

1984’te açılan Circle Okulunun kurucusu Jim Rietmulder, 40 yıllık deneyimini ‘Çocuklar Okulu Yönettiğinde’ kitabında topladı.

Kendi iki çocuğunu da demokratik okullarda okutan yazarın deneyimi bu sayede çift yönlü oldu; öğretmen ve veli.

Bu kitapta, diğer demokratik okullarla karşılaştırmalar yaparak demokratik okullardaki eğitim yaklaşımından karar alma süreçlerine, okulda bir günün nasıl geçtiğinden okulun tüzüğüne kadar tüm deneyimini en ince detayına kadar aktarıyor.

Rietmulder, çocukları için eğitimde daha iyi bir yol arayan yeni nesil ebeveynlere, öğretmenlere ve öğrencilere, şu anda demokratik ya da alternatif bir okulda çalışan ve neler olup bittiğine dair anlayışlarını derinleştirmek isteyen eğitim emekçilerine ilham veriyor.

En önemlisi okulları dönüştürmeye yardımcı olabilecek umut verici gelişmelerin peşine düşmemiz için hepimize umut ve güç veriyor.

  • Künye: Jim Rietmulder – Çocuklar Okulu Yönettiğinde: Demokratik Eğitimin Gücü ve Vaadi, çeviren: Surya Eylem Eyigürbüz, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 2023

Paul Verhaeghe – Yalnızlık Zamanında Aşk (2023)

Üç büyüleyici deneme!

Aşka, cinselliğe ve ilişkilere dair derinlikli bir okuma yapmak isteyen bütün okurları cezbedecek bir kitap!

İlk deneme olan “İmkânsız Çift”, kadın ve erkek arasındaki çağdaş ilişkinin hem mizahi hem de keskin bir analizidir.

“Kaçışan Babalar” başlıklı ikinci denemede yazar, günümüzde Freudcu

Oidipus kompleksinin ortadan kalktığını ve bunun sonucunda klasik cinsiyet rollerinin yıkıldığını gösteriyor.

Postmodern ahlak, önceki ahlakla karşılaştırıldığında tuhaftır, çünkü zevk alma zorunluluğu getirmektedir.

Beklenen hazzın gelmediğini ve bunun yerine can sıkıntısı, mutsuzluk, yalnızlık, endişe ve öfkeyle karşı karşıya kaldığımızı gördüğümüzde işler daha da garipleşir.

Yazar, Eros ve Thanatos arasındaki karşıtlığı iki cinsel haz biçimi arasındaki karşıtlık olarak yeniden ele alıyor.

Bu karşıtlığın heteroseksüel aşkta her zaman mevcut olması, cinsiyet farklılaşmasının geçici kültürel biçimlerin ötesine geçtiğini gösteriyor.

Erişilebilir bir şekilde yazılmış ve kışkırtıcı bir tartışmayı içeren ‘Yalnızlık Zamanında Aşk’, günümüzün yüzeysel ilişki ve kadın-erkek tartışmalarının çok ötesine geçen bir polemik.

Yazar, sıradan düşünme yollarını terk ediyor ve bizi cinsellik ve aşkta neyin harekete geçirdiğini keşfediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Freud’a göre, her erkeğin hayatında üç kadın vardır: Ona bakan kadın, onu içine alan kadın ve onu yok eden kadın. Her üçü de anadır: Kendi anası, çocuğunun anası ve onu geri alacak olan toprak ana.”

  • Künye: Paul Verhaeghe – Yalnızlık Zamanında Aşk: Dürtü ve Arzu Üzerine Üç Deneme, çeviren: Pınar Garan, Axis Yayınları, psikanaliz, 2023

Rhoads Murphey ve Kristin Stapleton – Asya Tarihi (2023)

Alanın önde gelen isimlerinden biri olan Rhoads Murphey tarafından kaleme alınan ‘Asya Tarihi’, Muson Asyası olarak bilinen; Hindistan, Çin, Güneydoğu Asya, Kore ve Japonya’yı da içine alan bölgeyi kuşatıcı bir perspektiften ele alan tek metindir.

Metin kapsamlı analizleriyle, bu bölgenin karmaşık ve çeşitli siyasi, sosyal, entelektüel ve ekonomik tarihlerini ilgi çekici ve canlı bir üslupla bütünleştiriyor.

Kuşatıcılığı nedeniyle zaman içinde temel bir başvuru kaynağına dönüşen ‘Asya Tarihi’, kültürler arası karşılaştırmaları vurgulayan ve Güneydoğu Asya’yı genişletilmiş bir şekilde ele alan yegâne eserdir.

Ayrıca yazar, her bölüme bir zaman çizelgesi ve tartışma soruları da ekleyerek eseri başta öğrenciler ve akademisyenler olmak üzere, tüm ilgililer için çok daha cazip bir formata kavuşturmuş.

  • Künye: Rhoads Murphey ve Kristin Stapleton – Asya Tarihi, çeviren: Uğur Gezen, Albaraka Yayınları, tarih, 820 sayfa, 2023

Charles C. Ludington ve Matthew Morse Booker – Yemek Savaşları (2023)

“Ne yiyoruz? Yediğimiz yiyecekler nereden geliyor ya da nasıl üretiliyor?” gibi hayati sorulara yanıt veren ‘Yemek Savaşları’nda tarım teknolojisinin vaatlerinden lezzet politikasına dek birçok konuda bilgi ediniyoruz.

Günümüzde gıda araştırmaları alanında erişebileceğimiz kitaplar sayıca fazla olsa da bu kaynaklar yemekle ilgili popüler tartışmaların tarihsel arka planını ve sürekliliğini yansıtmaktan uzak.

‘Yemek Savaşları’ ise yiyecek ve yemekle ilgili tartışmalara tarihsel bir mercekten bakmayı hedefleyerek bu konudaki boşluğu dolduruyor.

Bu tarihsel anlayış sayesinde günümüzdeki sorunların çoğunun geçmişte iyi niyetle alınmış kararlarla uygulanmış çözümlerden kaynaklandığını ve geçmişin farkındalığının gelecekte daha iyi bir dünya için hepimize yardımcı olacağını fark ediyoruz.

Yemek Savaşları tarihin mevcut gıda sistemimizi nasıl şekillendirdiğine dikkat çekerek gıda araştırmalarına tarihsel bir bağlam kazandırıyor.

Ludington ve Booker’ın bu kitaplarında yer verilen bakış açılarının çeşitliliği mevcut gıda sistemini yorumlamamıza yardımcı oluyor.

  • Künye: Charles C. Ludington ve Matthew Morse Booker – Yemek Savaşları: Çağdaş Gıda Tartışmalarında Tarihin Önemi, çeviren: Çiğdem Köfüncü, The Kitap Yayınları, yemek, 400 sayfa, 2023

Kolektif – Şiddet ve Eleştirel Düşünce (2023)

Bu kitap, okuyucuyu şu sorular üzerine yoğunlaşacak bir düşünce serüvenine çıkarıyor:

  • Şiddet siyasal anlamda nasıl işler?
  • Meşru ve gayrimeşru şiddet biçimlerini birbirlerinden düzgünce ayırabilir miyiz?
  • Şiddet, iktidar ve güç arasında farklar var mıdır?
  • Şiddetsizlik ulaşılabilir bir siyasal amaç mıdır?
  • Şiddet herhangi bir şekilde haklılaştırılabilir mi?
  • Şiddet muhakkak fiziksel zararı mı gerektirir?
  • Yapısal eşitsizlikleri şiddet biçimleri olarak tanımlamalı mıyız?
  • Şiddet, baskı ve savaş arasında anlamlı ayrımlar yapılabilir mi?
  • Şiddet özellikle insani nitelikli bir sorun mudur?
  • Günümüzde çevreye yönelik yıkıcılık veya önlenebilir hastalıklardan dolayı yaşanan ölümler neden şiddet terimleriyle ifade edilmektedir?
  • Bugün varoluşun kıyısında, bitmek bilmez bir olağanüstülük ve kırılganlık durumunda yaşamak zorunda bırakılanlara nasıl daha iyi kulak kabartabiliriz?

Şiddet konusuyla ilgili eleştirel düşünceye anlaşılabilir bir giriş sunan ‘Şiddet ve Eleştirel Düşünce’, Hannah Arendt’ten Frantz Fanon’a, Michel Foucault’dan Slavoj Žižek’e kadar önde gelen düşünürlerin bu sorulara verdikleri yanıtları inceliyor.

‘Şiddet ve Eleştirel Düşünce’, çağdaş siyasi, felsefi, sosyolojik ve kültürel araştırmalar üzerindeki etkileri devam eden birçok ünlü düşünürün konuyla ilgili çalışmalarına nüfuz etmeyi sağlayan kolay anlaşılır bir rehber ve temel bir kaynak olma niteliğinde.

  • Künye: Kolektif – Şiddet ve Eleştirel Düşünce, derleyen: Brad Evans ve Terrell Carver, çeviren: Çiğdem Çidamlı, Dipnot Yayınları, siyaset, 2023

Philip J. Kain – Marx ve Etik (2023)

Marx’ın erken dönem yazılarından sonraki dönemde yazdıklarına uzanan bir çizgide onun etik üzerine düşüncelerini kapsamlı bir incelemeye tutan Philip J. Kain, Marx’ın etik anlayışının, etik kavramına yaklaşımının farklı dönemlerde geçirdiği çeşitli değişim ve dönüşümlerin izini sürüyor.’Marx ve Etik’, bir yandan Marx’ın kendi görüşlerini temellendirdiği Aristoteles, Kant, Hegel gibi isimleri, onlarla birleştiği ve ayrıldığı noktaları etraflı biçimde ele alırken bir yandan da Marx üzerine yazan çağdaş bazı düşünürlerin görüşlerini masaya yatırıyor, yaptığı değerlendirmelerle tartışmalara önemli bir katkı sunuyor; Marx’ın etik anlayışında değişmeler olduğu iddiasını ortaya koymanın, Marx’ın düşüncesinin farklı dönemlerinin daha dikkatli bir çözümlemesini olanaklı kılacağını ileri sürüyor.

Marx’ın entelektüel gelişimini takip açısından önemli olduğu kadar devlet, toplum, emek, yabancılaşma, özgürlük, ahlâk ve “öz” kavramlarına verdiği anlam gibi konularda da kapsamlı bir çalışma…

Kitap, Marx’ın etik düşüncesini anlamamıza kayda değer ve ufuk açıcı bir katkı.

Kitaptan bir alıntı:

“Marx’ın, düşüncesinin her döneminde sadık kaldığı tek bir etik kuramı olduğunu düşünmediğimden, bu kitaba Marx’ın Etiği değil de ‘Marx ve Etik’ adını verdim. (…) Benim Marx’la ilgili yorumum, Marx üzerine yazan çağdaş kimi düşünürlerinkinden çok keskin biçimde farklı.”

  • Künye: Philip J. Kain – Marx ve Etik, çeviren: Yavuz Kılıç, İletişim Yayınları, felsefe, 284 sayfa, 2023

Thor Hansen – Kasırga Kertenkelesi ve Plastik Kalamar (2023)

İklim değişikliği evrimi nasıl yönlendiriyor?

‘Kasırga Kertenkelesi ve Plastik Kalamar’da Thor Hanson, bitkilerin ve hayvanların iklime nasıl tepki verdiklerinin, değişen koşullar karşısında nasıl uyum sağladıklarının, evrim geçirdiklerinin ve bazen de nasıl yok olup gittiklerinin büyüleyici hikâyesini anlatıyor.

Anole kertenkelelerinin yaşadıkları bölgede sık sık gerçekleşen kasırgalara dayanabilmek için daha geniş ayak tabanları geliştirmeleri; ısınan sular yüzünden Humboldt kalamarlarında görülen büyük değişimlerin balıkçıları onları başka bir tür sanacakları kadar yanıltması ya da daha serin yuvalar bulabilmek için kahverengi pelikanların kuzeye, uzun dikenli denizkestanelerinin ise güneye göç etmeleri gibi çarpıcı örneklerle iklim değişikliğinin etkilerini gözler önüne seriyor.

Bu kitap, umut, dayanıklılık ve riskin hikâyesi; aynı zamanda hayatın karmaşasıyla iç içe haldeki iklim değişikliğinin ne kadar öngörülemez olabileceğinin de bir hatırlatıcısı.

Kitap, Dünya’nın bitki ve hayvan krallıklarına yapılan sürükleyici bir tur olarak okunabilir.

  • Künye: Thor Hansen – Kasırga Kertenkelesi ve Plastik Kalamar, çeviren: Şafak Tahmaz, Nova Kitap, bilim, 280 sayfa, 2023

Alain Péricard – Arı ve Kovanı (2023)

Bu kılavuz kitabın amacı, arıların dünyasını keşfetmek, hassasiyetlerini anlamak ve iyi arıcılık uygulamalarını paylaşmak.

Akranları ve meslektaşları tarafından saygı duyulan küçük bir arı kovanı (35-40 kovan) geliştiricisi olan Alain Péricard, arıcılığa başlamak veya geliştirmek isteyen herkese eşlik etmek için tecrübesinin ve bilgisinin meyvesini büyük bir cömertlikle paylaşıyor.

İster teorik ve teknik bilgi ister değerli fiziksel, manuel, görsel ve işitsel beceriler söz konusu olsun, bu kitap size şunları öğretecektir:

  • Arı biyolojisinin temelleri ve çevreyle etkileşimleri,
  • Kovanlarınızı doğru alanda kurmak için gerekli kaynaklar,
  • Arıcılık sezonu boyunca kovanları ziyaret ederken çeşitli görevleri yerine getirmek için gerekli ekipman ve araçlar,
  • Kovanlar için potansiyel teşkil eden hastalıkların, parazitlerin ve yırtıcıların nasıl tanımlanacağı, önleneceği ve kovanın nasıl korunacağı,
  • Sağlıklı kolonilerin nasıl devam ettirileceği,
  • Kraliçe ve genetik seçilimi içeren müdahalelere özgü teknikler,
  • Bal ve diğer arı ürünlerinin nasıl çıkarılacağı, kullanılacağı ve işleneceği,
  • Kritik kışlama döneminin sonunda güçlü kolonilerin nasıl desteklenmesi gerektiği…

Hayatımızı borçlu olduğumuz yaşamı ve canlılığı sevip ona sahip çıkmak isteyenler, arıcılık ve yaşam üzerine aydınlanma yaşamak isteyenler kaçırmasın.

  • Künye: Alain Péricard – Arı ve Kovanı, resimleyen: Cécile Liénaux, çeviren: Duygu Belkıs Tankut, Yeni İnsan Yayınevi, rehber, 320 sayfa, 2023

Seyla Benhabib – Sürgün, Vatansızlık ve Göç (2023)

Seyla Benhabib, ‘Göç, Sürgün ve Vatansızlık’ adlı kitabında, çağdaş düşüncenin sınırlarının muğlaklaştığı ama yine de ülkelerin sınırlarının giderek daha da belirgin ve kapalı hale geldiği günümüz dünyasına yeni bir yorum getiriyor; bu dünyanın düşünsel kategorileri ile toplumsal varoluşun sınırlarının dışına itilme ve yadsınma anlamına gelen göç, sürgün, vatansızlık, soykırım, ötekileştirme ve kimliksizleştirme gibi olgu veya kavramlarla insanlık tarihinin unutulamayan olaylarının düşünsel izini sürüyor.

Özellikle bu sınır dışı edilme durumuna en ağır biçimde maruz bırakılmış olan Yahudi halkının kendi varoluşunu belirleme çabasını, hem onun kendi tarihselliğinde, hem de o tarihsellik içinden çıkmış Yahudi düşünürlerin bu sınırları bozup yeni sınırlar çizme yolundaki teorik çabaları ile ortaya koyan Benhabib, çoğunlukla aynı amaç peşinde koşar gibi görünen bu düşünürlerin Yahudilik kimliği ile evrensel birer düşünür olma arasındaki gerilimli ve tarihsel açıdan “yüklü” ilişkiyi ortaklıklar ve farklılıklar üzerinden çeşitli konumlanmaları karşı karşıya getirerek gözler önüne seriyor.

Böylelikle bir düşünürün düşüncesi ile onun hayatı arasındaki ilişkinin ne kadar güçlü ve iç içe olduğu bir kez daha bizlere gösteriliyor.

  • Künye: Seyla Benhabib – Sürgün, Vatansızlık ve Göç, çeviren: Erkin Şen ve Enver Utku Batur, Livera Yayınevi, siyaset, 290 sayfa, 2023

Geert Lovink – İnternetimizi Geri Almanın Yolu (2023)

Sosyal medya diye bildiğimiz platformlar milyarlarca insanın gündelik rutininin büyük bir kısmını işgal ediyor.

Bunu da adı üzerinde bir “ağ” gibi gündelik pek çok işlevi birbirine bağlayarak, denetleyerek, teşvik ederek ve hep daha fazlasını talep ederek yapıyor.

Bu dijital ağ kültürünün hayatı kolaylaştırdığını ve hızlandırdığını iddia edenler kadar platformların arkasındaki iktisadi mantığa, reklam endüstrisine ve tüketim kültürünün yeniden üretimine dikkat çekip toplumsal yaşamı daraltan etkilerini eleştirenler de var.

Uzun yıllardır ağ kültürü ve medya hakkında önemli yayınlar yapan Geert Lovink, ‘İnternetimizi Geri Almanın Yolu: Platformdan Kaçış’ta interneti yeniden “bizim” kılmak için platformların tekelleşmiş kültüründen bir kaçış öneriyor ve “başka bir ağ kültürü” mümkün diyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Ağ nostaljisine kapılmak istemiyorsak ve uyumlu, kimliği esas alan topluluk inançlarını methetmeyi reddediyorsak, platform mantığından nasıl uzaklaşabilir, beş milyar kullanıcıya ev sahipliği yapan bir medyaya uygun yeni tekno-sosyalliğin biçimlerini nasıl yaratabiliriz? O aşamaya gelebilmemiz için Platform Meselesini siyasallaştırıp deneylere başlamamız gerekir. Düzenleyici rejimlerin on yıllardır zayıf düştüğü, siyaset erbabının da bir sonraki seçimler için platformlara muhtaç olduğu düşünülürse, mesele daha umutsuz olmasa da daha acil bir hal alıyor. ‘İnternet mimarisi’ küresel gündemde hiç yer aldı mı, bilmiyoruz ama şu anda gündemde olmadığı kesin. Benim tezim ise şu: Platform sosyalizmi platformu kucaklamamalı, lağvetmelidir.”

  • Künye: Geert Lovink – İnternetimizi Geri Almanın Yolu: Platformdan Kaçış, çeviren: Mehmet Ratip, İletişim Yayınları, medya, 240 sayfa, 2023